Dağların zirvesinde sis, kar, esinti hatta fırtına hiç eksik olmaz. Devletin zirvesi de böyledir. Devlet;  gücü, otoriteyi, hükümranlığı ifade eder. Ulusal ve uluslar arası düzeyde bir güç elde etmek isteyenler kah meşru yollardan, kah entrika ve darbe ile devleti ele geçirmeye çalışmışlar, ele geçirenler de bir daha bırakmak istememişlerdir. Çok sayıda güç odağı devletin gücüne talip olduğunda ise çatışma kaçınılmaz olmuş, iktidar savaşlarında onbinler ve milyonlar feda ve heba edilmiştir. İnsanlığın son icadı en az kusurlu –ama mükemmel değil- yönetim belirleme metodu olan demokrasi, kanlı iktidar mücadelelerini demokrasiyi benimsemiş olan ülkelerde önlemiştir. Türkiye de yönetimini demokrasi ile belirleyen medeni ülkelerden biridir.
           
Osmanlı devleti zamanında şehzadeler, idari tecrübe kazanması ve devlet adamlığı liyakati elde etmesi için tecrübeli lalalar nezaretinde Anadolu’nun belli başlı vilayetlerine (Bursa, Edirne, Manisa, Amasya, Trabzon) vali olarak gönderilirdi. Padişahın ölüm haberini duyan şehzadelerden saraya en erken ulaşan ve saray bürokrasisinin onayını alan şehzade padişah olur, daha sonra gelenler ise boğdurulurdu. (Şehzade boğdurma uygulamasının dini, hukuki, ve vicdani yönüne girmiyorum). Bunun için “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” deyimi şeyhzadelerin durumunu anlatmak için kullanılmıştır. Ya devletin başına geçersin, ya da ölürsün. Bu deyim günümüzde şeyhzadelerin değil milletin geleceği hakkında bize fikir veriyor.
           
Beş yıldır Suriye’de devam eden iç savaşa Rusya dahil oldu. İran da kara harekatı için bahane ve fırsat kolluyor. Bu duruma Türkiye ve Suudi Arabistan hiç razı değil. Bölgenin daha da karışacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Türkiye’deki iktidar mücadelesini bölgesel ve uluslar arası konjonktürden bağımsız düşünmek mümkün değil. Bölgeyi dizayn etmek isteyen güçler, Türkiye’de de kendileri ile işbirliği yapacak bir iktidarın gelmesi için elinden geleni yapacaktır.
           
Türkiye’de 13 yıldır devam eden Ak Parti hükümeti, istikrarın, büyümenin, gelişmenin en güzel örneklerini ortaya koydu. İçeride ve dışarıda ezilen, çare arayan kimselerin, az gelişmiş ülkelerin ve halkların da umudu ve referansı oldu. Bu durum Türkiye’nin bir türlü bitmeyen ekonomik krizlerinden nemalanan faiz lobisinin çıkarına ters düştü. Çözüm süreci, uluslar arası silah tüccarlarının keyfini kaçırdı. Türk halkının ve gençliğinin dindarlaşması,  uyuşturucu baronlarının hesaplarını bozdu. Uluslar arası menfaat şebekesinin, Ak Parti hükümetini iş başından uzaklaştırmak için geliştirdiği dolaylı darbe girişimleri (17-25 Aralık Darbe Girişimi, Gezi Eylemleri vd) Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan’nın dirayeti sayesinde işlevsiz kaldı.  Bu kadar başarılı olan bir kadroyu, daha önce yaptıkları gibi  irticacı diyerek yıpratamazlardı. Herkesin kolaylıkla ikna olacağı bir yafta, bir suçlama bulmaları gerekiyordu. İşte bunun için “hırsız” dediler. Bu iddialarını kanıtlamak için çeşitli kumpaslar kurdular.  Kumpasçılar, en iyi bildikleri, mahir oldukları bir şeyle rakiplerini suçladılar. Bu böyledir. Çoğunlukla insanlar karşısındakini kendisi gibi zannederler. Halkımızın çoğunluğu bu tür suçlamalara inanmasa da “acaba?” diyerek tereddüt edenlerin çekimser tutumu yada bu defa bir başkasını deneyelim diyenlerin yönelişi, bir hükümet krizinin yaşanması ve seçimlerin yenilenmesi sonucunu doğurdu.
           
İmdi, akl-ı selimle düşünüp karar verme vaktidir.
Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.
Ya ülkemizde geçen yıllarda olduğu gibi istikrar sağlanacak, ya da her gün yeni bir krizle bir kaos ortamı ile mücadele edeceğiz.

Beni yada yakınımı aday göstermediler, beni terfi ettirmediler, çocuğumu işe almadılar, filan ihaleyi bana vermediler vb menfaat kaybı sebebiyle oy vermeyecek olanlar kendi çıkarı uğruna ülkenin çıkarlarını tehlikeye atacak kadar basiretsiz  davranmış olurlar.

Suriye’de yaşanan trajedi, bütün uslulara ve tarihe ders olmalıdır. Bir milletin milli birlik ve beraberliği kaybolunca neler yaşandığını hep birlikte gördük. Koskoca bir milleti, başka ülkelerde dilenci yaptılar. Yüzbinlerin ölümüne sebep oldular. Uluslar arası güç odakları Suriye’de oynanan oyunların daha fazlarını Türkiye’de de oynamak için avuçlarını ovuşturuyorlar.

Zaman birlik olma zamanıdır.

Bütün egoları, kişisel çıkar beklentilerini bir tarafa bırakarak güçleri birleştirme zamanıdır. Şu an itibarı ile Ak Parti’den başka milli birliği sağlayabilecek bir çekim merkezi görünmüyor. Her şeye hayır diyen bir MHP’den ne hayır gelebilir Allah aşkına?  Gün geçtikçe aşırı solun daha çok etkisine giren HDP ile dirsek teması kuran bir CHP’yi kurusu olan Atatürk bile gelse kurtaramaz içine düştüğü badireden. HDP ise sırtını yasladığı Kandil ve YPG’den aldığı cesaretle havlayıp duruyor. 

7 Haziran seçimlerinde SP+BBP’si ittifakına verilen oyların kimin işine yaradığını akl-ı selimle düşünen herkes sorguluyor zaten. Bazı SP’li kadim dostlarımın ülke kötüye gidiyor bu defa Ak Parti’ye vereceğim dediklerini memnuniyetle müşahede ediyorum.
 
1 Kasım’da neler olur?
İtiraf edeyim ki 7 Haziran seçimlerini tahminde yanıldım. Bu defa yanılmamayı umarım. Kamoyu şirketlerinin verilerine bakılırsa kıl payı Ak Parti’nin iktidar olacağı anlaşılıyor. Seçimlere bir aydan az bir zaman var. Zemin kaygan, her an her şey olabilir. HDP’nin beklenenin üzerinde oy almasında 5 Haziran’da Diyabakır’da patlayan bombaların etkisini göz ardı etmemek gerekir. Birkaç bomba, ölümler ve şehit cenazeleri maalesef tercihlerde dalgalanmalara yol açabiliyor.
 
Aziz milletim,
Ben Ak Parti’den aday değilim, Ak Parti’ye üye bile değilim. Sadece sıradan bir seçmenim. İhale alan işadamı da eğilim.

Ak Parti’den, ülkeye sağladığı genel yarar dışında hiçbir kişisel kazancım ve beklentim yoktur. Beni bir partili gibi Ak Parti’yi savunmaya iten etken ülkeme, milletime olan sevgim ve ülkemin yarınlarının bu günden daha iyi olmasını arzulamamdır.

Eğer başka partiye oy vermeyi düşünüyorsan ve objektif olarak bir kez daha düşünürsen bana hak vereceksin. Ülke yararına olmayan siyasi tercihinde ısrar ve inat edersen yapabilecek başka bir şey yok, kendi düşen ağlamaz diyeceğim. Koalisyon hükümeti ile neler olabileceğinin emarelerini an itibarı ile müşahede ediyoruz zaten. Ülkemizin daha fazla zaman kaybına tahammülü yoktur.

Ülkemiz için en hayırlı sonucu görme dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.