Balkanların müezzini Nadi ERSOY
Adnan Zeki Bıyık / Dinihaberler.com

5-6 ay önce facebook üstünden bana arkadaşlık isteği göndermişti.  Profil resmi de oldukça ilginçti. Kabul ettim, kendisini incelemeye başladım. Takriben 40 yıl Edirne Selimiye Camii Müezzinliğini yapmış bir din emekçisiydi hocamız…İyi ama Okan Bayülgen’in kendisi ile olan röportajda dediği gibi Nadi Hoca’nın müezzin olduğunu bilmeyenler onu siyah gözlükleri uzun saçları, bembeyaz takım elbisesi ile altında tarihi bisikletiyle gördüklerinde bu adam, ya ecnebi bir rock yıldızı veya yine yabancı bir müzisyendir  dememeleri mümkün değildi. Belki de Nadi Hocayı sıra dışı yapan bu özellikleri idi.
 
Efendim, şuan kendisi 75 yaşında, bugün Selimiye Camii'nin şimdiki müezzini Erdal Bayraktar ile birlikte beni ziyarete geldi. Hoş bir gün geçirdik. Nadi Hoca yaşadığı birçok hatırayı anlattı. Çok orijinal dua paylaşımında bulunda, hepsinden de öte uzun yıllardır fahri olarak verdiği bir hizmet daha dikkat çekiciydi. Selimiye Camiine olan aşkı Onu bu camiyi gelen insanlara tanıtma işine yöneltti. Çok nefis anlatımı ile Türkiye’nin her köşesinden gelen insanımıza o muhteşem mabedi tanıtıyor. Tabiri caizse Fahri Selimiye Camii rehberliği yapıyor. Hocamızın sesi güzel yıllarca okuduğu ezanlarla kulaklara ezan ziyafeti çekmiş ama onu en çok popüler eden bu rehberliği ve sıra dışı kişiliği…

 

 
Bana da kamuoyunda sıradışı, aykırı, gibi sıfatlarla tesmiyede bulunurlar ama ben Nadi Hoca'yı tanıyınca bu sıfatların onun için de kullanılmasını hiç yadırgamadım. Çok doğru gerçekten sıradışı bir din adamı kendisi…
 
Sıradışılığı nereden ileri geliyor? Sayın Hoca, mevsime göre giyiniyor, işinden evine yıllarca bisikletle gitmiş, yaşı 75 olmasına rağmen hala bisiklete biniyor, bisikleti 18 yıldır aynı bisiklet, o bisikletini banyoda yıkıyor, cantlarına varıncaya kadar her tarafını bir insanı yıkar gibi yıkıyor, sonra onu kuruluyor, hanımı kızsa da o titizliğinden ödün vermiyor. Uzun saçları siyah gözlükleri, beyaz giysileri, çok şık bir bastonu, renkli mendilleri ile ve enfes artikülasyonu (sesleri çok iyi telaffuz etmesiyle)çok ilgi çekiyor.  Tüm bunların hepsinden de öte hocamız ayakkabı bağlarını ütülüyor, ayakkabı kemer ve giydiği elbise arasındaki kombinasyon tartışmasız büyük bir mütenâsibiyet (uyugunluk) arzediyor . Tüm bu ahval ve şerait,  Hocanın çok farklı, marjinal bir insan olduğunu tebarüz ettiriyor.(ortaya koyuyor)
 
Hocamızın babasından tevârüsen Said Nursi’ye karşı çok ilgisi var. Said Nursi’nin kitaplarını uzun yıllar okuduğundan Osmanlıca terkibleri çok muntazam kullanıyor.
 
Nadi Hoca, Selimiyeyi vatandaşlarımıza nefisçe anlatmaya halâ devam ediyor. Bu hizmetini devlet büyüklerine de yapmış, şu anki Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL başta olmak üzere birçok üst düzey yöneticiler Hocamızı büyük bir dikkatle ve zevkle dinlemişler. En dikkat çekici olanı da zamanın başbakanlarından Tansu Çiller’i ezanı ile ve nefis anlatımı ile duygulandırması…Bu kısmı Nadi Hocanın kendi ifadelerinden okuyalım…
 
Başbakanlardan Tansu Hanım Edirne'ye gelmişti. Baktım yabancı polisler getirmişler başka illerden, Selimiye'nin dış bahçesine beni almıyorlar. Tanımıyorlardı, bir tanesi oradan baktı "bir dakika o buranın görevlisi girsin, bırakın onu" dedi. "Vali Koru Engin Bey gönderdi beni buraya" deyince aldılar beni içeriye.
 
Tansu Hanım Selimiye'yi gezdi ve mihrabın yanından döndüler. Teveccüh edip artık çıkış yapacaklardı. Bütün basın mensupları 50-60 kişi hepsi gittiler Selimiye'nin çıkış kapısına, oradan çıkarken görüntüleyecekler. Biz içeride 15-20 kişi kaldık.



 
Tansu Hanım tam çıkmak için teveccüh edecekleri sırada minberin yanında bir şeyler anlatılıyordu. Dursun Demir hocamız vardı. Sultanbeyli müftüsü şimdi, o zaman müftü muaviniydi. Dedi ki "Sayın başbakanım, vaktiniz müsait değil ama cami görevlimiz Nadi Bey, yanımızda, isterseniz buranın akustiği çok hoştur, kısa bir şey okusun veya anlatsın" dedi. Tansu Hanım "Buyursun" dedi. Yüksek yerde ezan okumak sünnettir. Ben o şuur içerisinde herhalde yüksekçe hemen yakın iki üç metre çıktım, kürsü sağımda kaldı orada. "Allahu ekber, Allahu ekber, Eşhedü en la ilahe illallah" dedim. Yahu kardeşim tam döneceğim bir baktım 40-50 kadar kameraman, muhabir ne oluyor diye bir bağırdılar ama o kameramanların beni yakalamak için çantalarını birbirine çarpanlar, müezzin mahfilinin o ahşaplarına kafayı vuranlar falan ortalık birden karıştı. Adamlar görüntü yakalamak için bize doğru geliyor. "Eşhedü en la ilahe illallah" dedim. Bu sefer "devam et" dediler mi bana. Ezanı sonuna kadar okudum. Üzerimde Küçük Dünyam kitabında çıkan resimdeki bordo renkli elbiselerim vardı.
 
Akşamüzeri haberlere bakıyorum. Ulusal televizyonlar haberi verdiler. Sadece ezanın baş tarafı vardı ve kısaca geçiştirdiler. Bir de bölgemizin televizyonu Trakya TV'ye baktım. Yemin ediyorum bunu herkes bilir herkes gördü Tansu Hanım'ın, "hayyales salah" derken gözünden amma da yaşlar akıyordu. Gözünün yaşları öyle bir akıyor ki böyle hem kendimi seyrettim hem onun ağlayışını seyrettim. Ulusal kanallar hiç buralarını göstermediler.
 
Şerif Ercan Bey Edirne'den milletvekili seçilmişti. Tansu Hanım'ın yanında idi. Çıkarken bana demiş ki "Hocaefendi'ye Allahaısmarladık diyelim" demiş. Müftü muavini Dursun Demir Bey vardı o sırada. Müftümüz yoktu her halde, bir yere gitti, ona vekâlet veriyor. Dursun Bey "Nadi hocam bir dakika sayın başbakanımız çağırıyor" dedi ve başbakanın yanına götürdü. Tansu Hanım elimi tuttu, tokalaştık. "Allah nefesinizi arttırsın, gelene gidene okuyun, Allah daim etsin" dedi. Böyle bir güzel dualar etti. Ve o akşam kendisini gözyaşları içinde gördüm televizyonda.
 
Ben Nadi ERSOY’u tanımakla çok şey kazandığımı düşünüyorum. Hayatımda gördüğüm en enteresan insanlardan biri gerçekten, kendisiyle alakalı unutamayacağım 3 şey var,,,
 
Birincisi o nefis Selimiye Camiini tanıtan anlatımı
 
İkincisi tertemiz beyaz kostümü ve müstesnâ kombinasyonu
 
Üçüncüsü de ayakkabılarının bağlarını ütülemesiydi…
 
Bu tip kendine çok iyi bakan titiz, giyimine kuşamına azami ölçüde özen gösteren erkeklere "metro" ile başlayan bir kelime ile hitap ediyorlar, hocamız kızabilir deyu kelimenin devamını söylemiyorum. Kötü anlamı yok, bakımlı erkekler için kullanılan bir kelime bu…
 
Ne diyeyim Allah sana uzun ömür versin benin tatlı ihtiyar delikanlım…Uzun ömür versin ki kutsal mekanlar olan Kabe, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksa’dan sonra  bence 4. Sıraya gelebilecek bu kutlu Cami Selimiyeyi  -Bu Allah evini- daha uzun yıllar insanlarımıza anlatabilsin…
 
Makalemi hulâsa edecek bir Kur’an hakikati ile yazıma hitam veriyorum.
 
“Elbiseni temizle Ya Muhammed!” (Müddessir)
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
süleyman 2 yıl önce

harikasın nadi abi...Müftü beye de teşekkür ederiz