28 mağduru imam yaşadığı zor günleri unutamıyor!
28 Şubat sürecinde Bingöl'de imamlık yaparken irticai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle önce sürgüne gönderilen ve ardından tutuklanarak 5 yıl cezaevinde yatan imam hatip Zeki Dinç (45), yaşadığı o zor günleri unutamıyor.

Dinç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, imam hatip olarak Bingöl'ün Genç ilçesinde göreve başladıktan 5 yıl sonra 1994 yılında cami cemaatine ve Kur'an kursu öğrencilerine dini konularda ders vermek suretiyle irticai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alındığında 28 Şubat sürecinin kirli yüzüyle tanıştığını söyledi.

Camilerde ve Kur'an kurslarında ders vermemesi konusunda tehdit edildiğini, 26 günlük gözaltı sürecinde psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten Dinç, şunları kaydetti:

''Bu bir bezdirme, korkutma ve sindirmeydi ama ben her defasında 'Allah'tan başka kimseden korkmuyorum, Allah bana ömür verdiği sürece hizmetime devam edeceğim' diye tavrımı koymuştum. Onlar da 'madem böyle görüşeceğiz' demişlerdi.''

Bu süreçte Amasya'ya tayin edildiğini ve ailesinden uzakta 3 yıl burada görev yaptıktan sonra suçsuz yere sürgüne gönderildiği için 2000 yılında Amasya Bölge İdare Mahkemesine başvurduğunu aktaran Dinç, ancak hukuka aykırı bir şekilde bunun kabul edilmediğini, aynı yıl gözaltına alınarak mahkemeye çıkarıldığını kaydetti.

Dinç, şöyle konuştu:

''Diyarbakır DGM tarafından tutuklama kararım çıkarıldı. O zaman çocuklarım ilkokula gidiyordu, 4 çocuk babasıydım, mağdur edildim ve 5 yıl suçsuz yere cezaevinde yattım. Sırf o mahkemeye verdiğim insanlar kendilerini kurtarmak için bunu yaptılar. O süreçte derin devlet, Batı Çalışma Grubu ve özellikle bugün daha yeni ortaya çıkarılan FETÖ'nün bu konuda büyük bir gayreti oldu. Bizim üzerimizde büyük bir zulmü oldu. Buna ben kanıtım, şahidim.''

- 28 Şubat sürecinde en büyük acıyı imamlar tattı

28 Şubat sürecinde bütün camilerdeki imamların baskı altına alındığını ve bir çoğunun ya gözaltında ya da tutuklanarak cezaevlerinde anlatmaktan utanç duyduğu işkencelere maruz kaldıklarını savunan Dinç, yaşadıklarını anlatırken dahi o günlerin dehşetine kapıldığını anlattı.

''Kollarımız kırıldı, şehit edilen arkadaşlarımız oldu. Zindan sürecini yaşayan birçok arkadaşımız onların eliyle bu zulümleri tattı. Bunları çok iyi biliyoruz. Allah şahittir ki en ağır işkenceleri, zorlukları o gün din görevlileri yaşadı. Bütün Kur'an kurslarımız, medreselerimiz kapatıldı. Adeta bu bölgede İslam bitirilmeye, Kur'an yasaklanmaya çalışıldı'' diyen Dinç, cezaevine atılmaları ile geride kalan ailelerinin de büyük sıkıntılar yaşadığını ve çocuklarının çocukluk dönemlerinin cezaevi yollarında geçtiğine dikkati çekti. Dinç, şöyle devam etti:

''Ailelerimiz görüşe gelip gitmede birçok sıkıntılar, baskılar yaşadılar. Batman'dan ziyarete gelen yaşlılar vardı. Evlatlarını görmek için saatlerce yol gelmiş, bezmiş bir halde onları özellikle bekletiyor, görüşün bitmesine beş dakika kala içeri alıyorlardı. Birbirlerini göremeden 'görüş bitti' diyorlardı. Zaman zaman çocukların dahi sindirilmeye çalışıldığına şahit olduk. İlkokul 2. sınıfa giden ve babasını ziyarete gelen çocuğa tokat atacak kadar adileşen insanları gördük.''

- ''Kıyamet gününde onlardan davacı olacağız''

Bugün Türkiye'de gelinen noktada o zulmü yapanlara milletin ve devletin gereken dersi verdiğini ve vermeye devam ettiğini aktaran Dinç, ''Eğer yaptıklarından pişmanlık duymazlarsa, kurdukları kumpaslarla bizlere, çocuklarımıza, anne ve babalarımıza yaşattıklarını onlar bizlere anlatıp helallik istemezlerse kıyamet gününde onlardan davacı olacağız. Eğer bugün zelil olmuşlarsa, bu hale düşmüşlerse o gün ki mazlum Müslümanların ahıdır ve bu ah yerde kalmayacaktır'' diye konuştu.

- Görevlerinin iade edilmesini istiyorlar

Cezaevinden çıktıktan sonra ticarete atıldığını ve bugün geldiği noktada bir iş adamı olarak iyi bir konuma sahibi olduğunu aktaran Dinç, buna rağmen gönlünden geçenin mesleğine dönmek olduğunu anlattı.

Hükümetin, 28 Şubat mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında önemli adımlar attığını ve bu konuda imamlarında mağduriyetlerinin giderileceğine inandıklarını belirten Dinç, sözlerini şöyle tamamladı:

''Maddi olarak hiçbir şeye ihtiyacım yok ama caminin önünden, Kur'an kurslarının ve medreselerin önünden geçtiğim zaman gönlüm bana hep şunu haykırıyor. Rabbim bir gün bana nasip ederse tekrar bu hizmete dönersem sabahtan akşama kadar o talebelerin içinde Kur'an derslerini vermeye, iman hakikatleri noktasında hizmet etmeye devam edeceğim. Temennim, dileğim budur."

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
K k.ö 10 ay önce

İnşAllah hocam