Denizli'de bir imamın başına gelenler...
Kayalık Camisi’ndeki tuhaf olaylar zinciri bir yıl önce başladı. Müezzin ile dernek başkanı arasında elektrik faturalarının ve cami giderlerinin yüksek olmasından dolayı yaşanan tartışmanın ardından, Müezzin Hikmet Yuvacı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na şikayet dilekçesi yazıyor. Yuvacı, dilekçesinde, koruma altındaki tarihi caminin pencerelerine ve duvarlarına izinsiz olarak mermer döşendiğini, mahfile çıkan ahşap merdivenin altlarına sıva yapıldığını bildiriyor. Bu işlem izinsiz olduğu için suç teşkil ediyor.
 
Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu da, bu dilekçeyi değerlendirerek 30 gün içinde mermerlerin kırılması ve caminin eski haline getirilmesi kararını alıyor. Aksi taktirde sorumlular hakkında, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağı ihtarı yapılıyor.
 
Bunun üzerine caminin eski haline getirilmesi için mermer tabakaların kırılmasına başlanıyor. Bu çalışma da caminin altını üstüne getirmeye yetiyor.
 
Sorun bununla da kalmıyor. Müezzin’in şikayeti üzerine mermerlerin kırılmasına sinirlenen dernek başkanı Turan Doğan, cami girişinde bulunan hadis ve ayetlerin yazıldığı tahtaya, müezzini cemaate şikayet eden, bu yaşananlardan Hikmet Yuvacı’nın sorumlu olduğunu anlatan bir yazı yazıyor. Müezzin Yuvacı’nın yazıyı silmek istemesiyle ikisi arasındaki tartışma kavgaya dönüşüyor. Başından yaralanan müezzin 2 gün rapor alarak şikayetçi oluyor.
 
Bu olayların yaklaşık 15 gün sonrasında dün öğle vaktinde camiye giden cemaat içeri giremiyor. İmam kapıyı açmak istiyor ancak başaramıyor. Kapının Japon yapıştırıcısı ile yapıştırıldığı, kilit deliğine de yine Japon yapıştırıcısı sürüldüğü ortaya çıkıyor. Cemaat namazı bahçede kılmak zorunda kalıyor. Aynı durum, hem ikindi, hem de akşam namazında tekrarlanıyor.
 
VALİ VE MÜFTÜ EL KOYDU
 
Bu olayların ardından valilik idari soruşturma başlattı. İl Müftüsü Veysel Çakı da, camilerin sorumlularının müftülükler olduğunu, cami derneği yönetimlerinin izinsiz çalışma yaptırma yetkileri olmadığını belirtti. “Camilerin patronu benim” diyen Müftü Çakı, şunları söyledi:
 
“Herkesin toplumda bir görevi vardır. Ben, Denizli Müftüsü olarak Diyanet İşleri’ne bakarım. Ben gidip Milli Eğitime bağlı okullara tadilat yapsam ya da işlerine karışsam olur mu? 633 sayılı kanuna göre, camilerin yönetimi şehirlerde merkez müftülerine aittir. Camilerin bütün sorunları bana bizzat yazılı gelir, ben de bu konuda çalışma yapar ve çözüm üretirim. Kayalık Camisi’nde yaşanan olayda, Kayalık Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği’nin amacı şudur: Caminin boyası dökülmüşse ya da tavanı akıyorsa dernek bana yazı yazarak gelir. Ben de bizzat giderek yerinde incelerim. Boyanın renk tonunu ben seçerim, işçileri ben seçerim. Dernek yönetimi camiyi boyatamaz ya da kimseye sormadan caminin içinde iş yapamaz. Cami derneği başkanı, ‘yok efendim biz camiyi yeşile boyatacağız’ diyemez. Kayalık Camisi 100 yıllık tarihi bir camidir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ve dolayısıyla bana bağlıdır. Dernek başkanı caminin içinde herhangi bir iş yapamaz. Hegomanya dernek başkanında olamaz. Hegomanya önce bende, sonra cami imamındadır. Cami imamlarını da ben görevlendiririm.”
 
DERNEK BAŞKANI HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
 
Cami derneklerinin sivil toplum kuruluşu olduğunu ve gönüllülük esasına göre çalıştığını belirten Çakı, “Cami derneği başkalarının görev sahalarına müdahale edemez. Biz müftülük olarak dernek başkanından şikayetçiyiz. Savcılığa bildirdik. Denizli Valimiz idari ve adli soruşturma açtı. Valimizin özel talimatı var. Dernek başkanının hiçbir işe karışmasını istemiyor. Diyanet işlerinin vakfı var. Tadilat yapılacaksa biz karşılarız” diye konuştu.
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
hakkı 2 yıl önce

Hay Allah razı olsun. İşte budur. Kanun budur. Derneklerin camiye bir çivi çakmaları bile Diyanet İşleri Başkanlığı( onun adına müftü, onun adına da cami görevlisi)' iznine tabidir. Ama gel sen bunları eyyamcı müftülere anlat. Derneğin iyisi kötüsü olmaz. İyisi de kötüsü de camiyi yönetemez. Sadece lojistik sağlar. Yani yukarıdaki zincirleme sistemin sonucu imamın emrindedir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuyu sağlama bağlamıştır. Anayasa da, kanunlar da yetkiyi(Diyanet'e dolayısıyla müftüye dolayısıyla) cami görevlisine veriyor.

Avatar
Eski imam yeni öğretmen 2 yıl önce

Böyle kaliteli müftülerin artmasını dilerim. Vaziyeti idare edeyim diyerek görevlilerini ezen çok müftü gördüm. İyi insanlardı ama derneklerin karşısında kem küm edenler . Gerçi müftüyüde sürdürürüm falan yere söylerim diyince müftü ne yapsın ama insan üzülüyor.

Avatar
garip 2 yıl önce

Diyanet tüm ödemeleri yapsa şu dernek zulmüne de son verse personel de rahatlasa...

Avatar
imam 2 yıl önce

ne has ımam arada kalır dı ya demekkı bazen....

Avatar
vuslat 2 yıl önce

Bu konuşmayı ve uygulamayı istanbul Müftülugu de yapabilse Keşke. Camiler dunyevi rant peşinde koşan derneklerin den kurtulmaLi.

Avatar
A.GÖRGÜLÜ /MERSİN 2 yıl önce

Camilerin kuran kurslarının yapımı bakımı iaşe ve ibatesini karşılamak üzre kurulan bazı dernek ve vakıf yöneticilerinin başta din görevlilerinin ve kurum üzerinde baskı ve tehdit unsuru haline geldikleri, kendilerini cami çavuşu gibi gördükleri müşahede edilmektedir. Cami dernekleri iyi bir düzenlemeyle zaptı rap altına alınmalıdır. Duruma acilen çözüm bulmak için başkanlıkla görüşülmelidir. Cami dernekleriyle muhtarlarla zaman zaman toplantılar yapılarak yazılar gönderilerek görevleri hatırlatılmalıdır.Ne dernek başkanın ne mahalle ve köy muhtarının imamın amiri olmadığı özllikle hatırlatımalı.

Avatar
imam 2 yıl önce

İs bu noktaya gelinceye kadar müftü nerdeymis tabi valilik ise el atınca muftude imama sahip çıkmış kardeşim bunu bastan yapacaktı müftü tabi müftüler de derneklerden korkuyordu başının agrimasini istemiyorlar

Avatar
HİKMET Adıgüzel 2 yıl önce

Tarihi camilerde İl Müdürlüklerinin de herhangi bir tasarruf hakkı yoktur. İnsiyatif tamamen Vakıflar Genel Müdürlüğüne âittir.