İmamların 28 Şubat'ı devam mı ediyor?
28 Şubat’ta imamlık yapan birçok kişi irticai faaliyetten gözaltına alınmış ve işine son verilmişti. 28 Şubat post modern darbe döneminde irtica suçlamasıyla işlerinden atılan imamlar, mağduriyetleri hala devam ettiğini belirterek haksız yere ellerinden alınan görevlerinin tekrar iade edilmesini istiyor.
 
İLKHA’da yer alan habere göre akıl almaz suçlamalarla tutuklanıp görevlerinden alındığını belirten İmam Kadir Üstündağ, 28 Şubat post modern darbe döneminde Cami imamlarının itikadı bozuk iddiasıyla görevlerinden alındığını, bu şekilde trajikomik bir suçlamadan dolayı ellerinden alınan görevlerinin tekrar iade edilmesini istedi.
 
Diyanetin faaliyetleri suç gibi gösterildi
 
28 Şubat mağduru olarak kamuoyunda bilinen o dönemde din görevlileri mağdurları olarak yaşadıkları mağduriyetleri dile getiren Üstündağ, “1990 yılında Diyanet teşkilatına girdim. 28 Şubat post modern darbesinden sonra Türkiye genelinde birçok kesime yönelik operasyonlar yapıldı. Bu darbede maalesef birçok memur gibi Diyanet çalışanları olarak biz de bundan nasibimizi aldık. Devletin bir kurumu olan Diyanetin bizden istediği faaliyetler devlet tarafından suç olarak algılandı ve bir gece yarısı gözaltına alındık ve en ağır işkencelere maruz kaldık. Mahkeme süreci devam ederken diyanet işlerinden gelen bir yazı ile sorgusuz sualsiz bir şekilde görevden alındık.” dedi.
 
“Biz Diyanet çalışanlarına yönelik her hangi bir gelişme olmadı”
 
2012 döneminden sonra 28 Şubat döneminde haksız yere görevlerinden alınan ve farklı kurumlarda görev yapanların tekrar görevlerine döndüğünü ancak Diyanet çalışanlarının hala mağduriyetlerinin giderilmediğini belirten Üstündağ, “Diğer kurumlarda örneğin Milli Eğitim'de öğretmenler tekrar görevlerine dönerken maalesef biz Diyanet çalışanlarına yönelik her hangi bir gelişme olmadı. Biz görevimize dönmek için bu durumu önce idare mahkemesine bildirdik ve yerel mahkeme ise Diyanetin takdir hakkı olduğunu belirtti. Bu takdir hakkının kanunla belirlenemeyeceğini belirterek talebemiz reddedildi. Biz de bunun üzerine Yargıtay’a gönderdik. Yargıtay da aynı şekilde her kurumun takdir hakkının olduğunu söyleyerek, yerel mahkeme üzerinden bize tekrar gönderdi.” ifadelerini kullandı.
 
Diyanet'in bu mağduriyetimizi gidermesini bekliyoruz
 
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in Bitlis ziyaretinde hukuk çerçevesinde mevzuat imkânları dâhilinde 28 Şubat döneminde herhangi bir haksızlığa uğrayanların haksızlıklarının devam etmesine izin vermeyeceklerini belirtmesi üzerine beklenti içerisine girdiklerini belirten Üstündağ, “Ama tek umudumuz 3-4 ay önce Diyanet İşleri Başkanımız bir demecinde, bazı arkadaşlarımızı tüzükten kaynaklı göreve alamadıklarını ifade etmişti. En kısa zamanda bunlar için de çalışılıp görevleri iade edileceğini belirtmişti. Bu da bizi bir beklenti, bir umut içerisine itti. Ama ne yazık ki, üzerinden 4 ay geçmesine rağmen her hangi bir adım atılmadı. Ümit ediyoruz ki, Diyanet İşleri Başkanımızın bu çalışması en kısa zamanda sonuçlanır. 15 yıldır mağdur arkadaşlarımız tekrar görevlerine dönerler.” diye konuştu.
 
“Her kurumun takdir hakkı var yardımcı olamayız”
 
Görevden alınmaların trajikomik bir gerekçe ile olduğunu belirten Üstündağ, “2004’te Diyanet İşleri Başkanlığı'na görevimizin iadesi için başvurduk. İdare mahkemesi ve Yargıtay süreci 1,5 yıl sürdü. Ama ondan sonra biz Başbakana, Cumhurbaşkanına, İç İşleri Bakanlığına ve Adalet Bakanlığı ile Diyanet-Sen, Memur-Sen’e dilekçeler ile başvurduk. Sadece bana Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğinden dönüldü. Her kurumun takdir hakkı olduğunu belirterek yardımcı olamayacaklarını bildirdiler. Daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı sağ olsun kendisiyle uzun uzun konuştuk. Olaya olumlu bir şekilde yaklaştı. Mağduriyetimizin bir süreçte haksız yere tutuklandığımızı ve görevden alındığımızı hatta görevden alınma maddemizin en ağır madde olduğunu söyledik.” şeklinde konuştu.
 
“İtikadımız ile ilgili kim bizi imtihan etti de bozuk olduğuna karar verdi”
 
Diyanet İşleri Başkanlığı personeli olarak din görevlisi olduğu halde itikadı bozuk denilerek uyduruk gerekçelerle tutuklanıp mağdur olduklarını belirten Üstündağ, “Çünkü ortak özellik vasfını kaybettiğinden bahsediliyor ki, ortak özellik vasfımız dediğimiz konuda, bir Diyanet çalışanının itikadı, ahlaki ve ameli İslami yapıya göre uygundur. Ortak vasfını kaybettiğinden dolayı görevden uzaklaştırılmıştır, ifadeleri yer almaktadır. Ben de Sayın Diyanet İşleri Başkanımıza sordum, 'Kim geldi de bizden itikadımızı ile ilgili her hangi bir soruşturma yaptı ve imtihan etti de itikadımızın bozuk olduğuna karar verdi.' Hukuki sürece devam etmemizi istedi. Ama dediğim gibi bir yıldan fazla BİMER’e başvurdum. Her hangi bir cevap gelmedi. Sayın Diyanet İşleri Başkanımızın vermiş olduğu o demeçten umutluyuz umarım bu mağduriyetimiz giderilir.” temennisinde bulundu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
imam 2 yıl önce

sendikalar birbirlerine saldıracağına birde bu işe el atsınlar da hayra girsinler

Avatar
Yusuf Hoca 2 yıl önce

İmamlık görevini hakkıyla yerine getiren, gece-gündüz demeyip karşılık beklemeden genç ve çocuklara tüm yıl boyunca Kur'an eğitimi ve veren halkın sorunlarına islami çözüm bulan bir çok değerli imam 28 şubat ve sonrası özellikle Doğu ve G.Doğu bölgesinde görevinden alındı. Meydan pkk ve türevlerine kaldı. En acı olan ise pkk imamlarına dokunan olmadı. Sanırım şimdi sorunun neden bu kadar çetrefilli hale geldiği daha iyi anlaşılıyor.
İnşallah yine bu imam arkadaşlarımız görevlerine iade edilirler.

Avatar
imam 2 yıl önce

malasef ki bu konuda en pasif en duyarsız kurum diyanet kurumu çıktı. oysa ki en başta diyanetin bu konuya çözüm bulması gerekirdi. Bilmiyorum ki neden ısrarlar 28 şubat mağdurları görmezlikten geliniyor. belki de bu camianın içerisinde kök tutmuş ülkücüler dediğimiz guruhun işidir. Ama ne olursa olsun bu iş çözülmeli..

Avatar
soğan kabuğu 2 yıl önce

Sevgili kardeşim! Bütün Türkiyenin 28 şubatı devam ediyor. Bakmayın göz boyamalara. Mesele şu: Türkiyede soğanın cücüğünü yemeye alışmış bir kesim var. Sana-bana soğanın kabuğu layık görülüyor. Kişi başı milli gelirden bize ayrılan yüzdeyi her kim ki bir puan artırmaya kalksa rahmetli Erbakanın akıbetine uğrar. Hiç bir parti "ücretlilerin milli gelirden aldığı payı yükselteceğim" diyor mu? demiyor, demez, diyemez. Bütün verilen tavizler bunu örtbas etmek amaçlıdır.