Diyanet İşleri Başkanlığı, halkımızın çoğunun güvenini kazanmış saygın bir kurumdur. Bu sitede yazan bir arkadaşın iddiasının aksine Diyanet’in halk arasında güvenilirliği 2010 yılında bir üniversiteye yaptırılan ankete göre % 70 civarındadır. Bir kurum itibarını ve güvenini, adilane uygulanan mevzuatı, hizmet kalitesi, çözüm odaklı hizmet politikası ve dinamizmi sayesinde elde eder.
 
Bir kurumun başarısı, uyum içinde çalışan yönetici ekibine bağlıdır. Her başkan yada genel müdürün, kendi performansına ayak uyduracak ekibini oluşturma  hakkı vardır ancak bu tercih, sadece yakın çalışma arkadaşları için geçerli olmalıdır.
 
Halkın Diyanet’e olan güven oranı ile Diyanet personelinin kendi kurumuna olan güveni arasında maalesef ters bir orantı olduğu görülüyor.  Bu güvensizliğinin temelinde ise atama ve nakillerde kurum amirlerinin kullandığı takdir hakkının tatmin edici bulunmaması ve siyasi manipülasyona açık olması yatıyor. Bildiğim kadarı ile imam, müezzin ve Kuran Kursu öğreticisi atamaları illerde, il müftüsünün başkanlığında ilçe müftülerinin de katıldığı bir komisyon tarafından yapılan mülakata göre yapılmaktadır. Mülakatlarda herkesi tatmin edecek bir sistemin oluşturulması mümkün değildir, gerçekçi de değildir. Henüz ilahiyat fakültesi öğrencisi iken Diyanet İşleri Başkanı olmayı hayal eden biri, sınavı kazanarak büyük bir camide imam olsa bile bu konuma, yükselişin ilk basamağı olarak gördüğü için bir süre sabreder. Diyanet’in üst düzey yetkilileri, taşrada neler olduğunu her zaman  bilemezler, ancak il ve ilçe müftülüklerine atayacağı dirayetli, ilkeli, bilgili müftüleri sayesinde duruma hakim olabilir. İmam ve müezzin atamalarını konusunu başka bir yazıya bırakarak bu yazımda müftü atamalarını ele almak istiyorum:
 
İlçe müftüleri nakil talebini Mart ayında sistem üzerinden yapıyorlar. Diyanet’in atama yerleştirme komisyonu(AYK) da Haziran ayı sonunda verdiği kararı açıklıyormuş. Mayıs ayında da muhtemelen, AYK toplanarak nakil taleplerini değerlendiriyor. İlahiyat Fakültesinden arkadaşım olan birçok müftü sayesinde kurum içi sorunlara da kısmen vakıf sayılırım. Kendini Diyanet’e çok yakın hisseden bir vatandaş olarak yapıcı katkı sunma adına AYK’ya bir takım öneriler sunmak istiyorum:
 
 İlçe Müftüleri için her yıl kaymakam ve il müftüleri tarafından performans değerlendirme formu dolduruluyor. Bu forma AYK, resmi ve güvenilir bir belge olduğu için itibar etmek durumundadır. Ayrıca nakil talebinde bulunan ilçe müftülerinden faaliyet raporu isteniyor. Bu rapordaki bilgilerin doğruluğu da İKYS üzerinden teyit edilebilir ayrıca sondaj usulü sağlaması yapılabilir. Performans raporu, faaliyet raporu, sicil değerlendirme raporu bir arada değerlendirildiğinde hakkında değerlendirme yapılan kişinin mesleki başarısı da aşağı yukarı ortaya çıkar. Buna göre karar verilmesi halinde de atamalarda daha adil ve isabetli karar alma imkanı doğar. Belki de bu dediklerim yapılıyor, emin değilim. Benim bu önerilerim hariçten gazel okumak şeklide de değerlendirilebilir. Peki ben bunları neden yazma gereği duydum?
 
Geçenlerde bir arkadaş meclisinde bir müftü arkadaş, nakil için iktidar partisinin il başkanı ile görüştüğünü, ardından da meclise gideceğini söyledi. Buna neden gerek duyuyorsun, sizde atama ve nakillerde bir takım kriterler yok mu, dedim. Var ama biliyorsun burası Türkiye, dedi. Yine yakından tanıdığım saçı sakalı ağarmış, yaşı ellilerde, mesleğinde oldukça başarılı, Diyanet camiasının yakından tanıdığı bir müftüye bir başka müftü arkadaşı, “Hocam, soruşturma mı geçirdin, neden hala küçük bir ilçedesin? Oysa sen hepimizin tanıdığı ve saygı duyduğu bir şahsiyetsin.” demiş. O da “Hayır hiç soruşturma geçirmedim, son beş yılda iki takdir iki de başarı belgem var, bu ilçede bulunmamda da bir garabet yok, zira ben 8 yıllık bir müftüyüm, Atama ve nakil yönetmeliğine göre 1. ve 2. sınıf ilçelere atanmak için 9 yıl şartı var. Bu sene rotasyona tabiyim, iyi bir ilçeye atanacağımı umut ediyorum, Diyanet’in adaletine de güveniyorum.”demiş. Bu cevabı duyan meslektaşı ise “Hocam ne kadar iyi niyetlisiniz, inşallah sizin dediğiniz gibi olur.” demiş. Ben Kurumuna bu kadar güvenen arkadaşın akıbetini takip edeceğim. Bakalım kurumunun adaletine güvenen mi yoksa kuşku ile bakan mı haklı çıkacak?
 
Nakil için meclise gitmeyi düşündüğünü söyleyen arkadaşa, böyle bir şeye gerek var mı diye sorduğumda başka bir arkadaş söze karışarak, “Arkadaşım, o ilin vekilleri kendi seçim bölgesinde gecekondu yapılmasına asla izin vermezler” dedi. “Allah Allah” dedim, bir hayret ifadesi olarak. Demek bir kurumun hiçbir siyasi baskı altında kalmadan objektif kriterlere göre yapacağı atama, vekiller tarafından gecekondu yapma girişimi olarak değerlendiriliyor. Kısa adının ilk kelimesi Ak olan ve tam adında adalet kelimesi yer alan bir partinin vekillerine bunu hiç yakıştıramadım, belki de bu yaklaşım, o arkadaşın kendi öngörüsüdür, kimsenin günahını almamak gerekir, diye düşündüm. Eğer durum arkadaşın dediği gibiyse Diyanet’in AYK’sının da fazla yapacağı bir şey yok gibi görünüyor.

Emanetin ehline verilmesi Kur’an’ın emridir. Atamalarda ehliyet ve liyakatin gözetilmesi ise adaletin temel şartıdır. Ben, Diyanet’i geriden takip eden sıradan bir vatandaş olarak atamalarda adaletin tesisi için azami çabayı göstereceğine inanıyor, en azından temenni ediyorum. Zira, adalet Diyanet’in ve her kurumun omurgasıdır. Kimse bana, “Ya dostum sen de çok safmışsın, hangi ülkede yaşıyorsun?” demesin. Çünkü en zayıf güven bile hiç güvensizlikten iyidir. Ben, kendi il ve ilçesinde kimseye boyun eğmeden, vicdanının sesini dinleyerek karar veren kendi çapında kahraman müftüler tanıyorum. AYK’da görev alan üst düzey hocalar da helal süt emmiş şahsiyetlerdir. İstisnai durumlar dışında en isabetli kararı vermek için çaba harcayacaklarına inanıyorum. Haziran sonu inşallah beni hayal kırıklığına uğratmazlar. 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.