Medreselerin işlevini bilmeyen bir baş yazar
Sözcü Gazetesi'nin tarihi gerçekliklerden uzak yazarı Rahmi Turan, "Türkiye ve karanlık çağ" isimli yazısında İmam Hatiplere dil uzattı. 


Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Ali Erbaş'ın “500 imam hatipten 3 bin 500 imam hatibe çıkmışız. İlahiyat Fakültesi sayısı 17'den 100'e çıktı. İmam hatip öğrenci sayımız ise 60 binden 1,5 milyona yaklaşmış durumda” diye övünüp ekliyor: “İmam hatipli olmak bir ayrıcalık ve imtiyazdır.”
Acaba öyle mi? Eğitimin dini temeller üzerine oturtulması ne dereceye kadar doğrudur?” sözlerini hatırlatan Rahmi Turan her satırı facia bir yazı kaleme aldı.

İmam Hatipleri medreselerle aynı kefeye koyan Rahmi Turan, “Dünyada din eğitimi veren medreselerle çağı yakalamış bir tek ülke var mıdır? Batı ülkelerinin, dini devlet işlerinden ayırdıktan sonra bugünkü gelişmiş duruma gelip dünyaya hâkim olması bir tesadüf müdür?” diye sordu. 


Rahmi Turan, İmam Hatip okullarında normal lisedeki derslerin tamamının yanında fazladan mesleki dersler aldığını bilmiyor olmalı ki bu okulları medreselerle aynı kategoride ele alma bahtsızlığını gösterdi.


Aldığı bir mektupla yazısını güçlendirmek ve inandırıcı olmak için çabalayan Turan, “Sayın Turan… Dünyada din okulları ile gelişen, çağı yakalayan tek bir ülke yoktur. Pakistan'da 24 bin medrese olduğunu biliyorum. O ülkenin hâli malûm…” satırlarına yer verirken "Osmanlı’da medreselerin bu günkü üniversitelerin dengi olduğu ve pozitif bilimlerle dünyaya ışık saçtığını, Endülüs medreselerinde yetişen Avrupalı bilim adamlarının daha sonra Rönesans hareketlerini başlattıklarını, haçlı seferleri sonrası Avrupa’ya dönen bazı papazların dinde reform hareketlerine giriştiklerini..." dikkate almadığı gibi Osmanlı’nın medseleriyle birlikte 600 yıl adaletle 72 milleti bir arada huzur içinde yaşattığını ise adeta inkardan geldi. 

Pakistan'daki medreselerin oradaki halkın sosyo ekonomik yapısıyla alakalı oduğunu, din ve mezhepler bağlamında en saygılı vatandaşların medreselerden mezun olduğunu bilmezden gelen Rahmi Turan coğrafi şartları göz önüne almadan medrese verileriyle ülkenin gelişmişlik düzeyi arasında bağlantı kurarak facia bir yaklaşım sergiledi. 

Oysa Rahmi Turan'ın din ve siyaseti birbirinden ayırmakla güçlendiğini iddia ettiği Avrupa'nın zenginliğinin laiklikten ziyade "faizle semizleyen burjuva sınıfı ve sömürü çarkı" olduğu biliniyor. 

Rahmi Turan görmezden gelse de 85 yıldır üçüncü dünya ülkesi konumundaki Türkiye'yi, birinci dünya ekonomi ligine çıkaran Cumhurbaşkanı Erdoğan da nihayetinde bir İmam Hatipli...



Rahmi Turan'ın yanıldığı nokta şu idi ki, Osmanlı'da orta ve yüksek öğrenim kurumu olarak görev yapan Medreselerin Tanzimat dönemi’nde Meslek Okullarının açılması üzerine din eğitimi verilen kurumlara dönüştüğünden habersiz olmasıydı. 

Tarihi 1919'dan sonra başlatan Turan'ın kastettiği anlamdaki medreseler, Meslek okullarının açılması sonrası bu günün Kur’an Kursları veya yerel cemaatlerin faaliyetlerin yapıldığı kurumlara (Tekke) dönüşmüşlerdi.







Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol