Kutlu doğum haftasını idrak etmenin sevincini yaşamaktayız. Bu hafta vesilesiyle O yüce peygamberi farklı yönleriyle gündemimize taşıma, anlama, anlatma ve hayatımızı kendisi ile anlamlandırmaya gayret edeceğiz. Şair “Ben sözlerimle Hz. Muhammed’i övmüyorum, O’nunla sözlerime değer katıyorum, sözlerimi onunla anlamlandırıyorum” der.

Tefsir usulünde bir söz vardır. Kur’an-ı Kerim’i en iyi Kur’an-ı Kerim’in kendisi tefsir eder. Hz. peygamberi de en iyi kendi hayatı, sünneti anlatır. Kur’an’ın ve sünnetin anlattığı peygamber tam bir ahlak peygamberidir. Kur’an’ın ve sünnetin anlattığı peygamber tam bir rahmet peygamberi, merhamet peygamberidir.
Her peygamberin nev-i şahsına münhasır baskın bir sıfatı vardır. O sıfatı zikrettiğimizde hemen aklımıza o peygamber gelir. Sabır dediğimizde Hz. Eyüp’ü,  cömertlik dediğimizde Hz. İbrahim’i,  yiğitlik dediğimizde Hz. Davud’u, huy ve fiziki güzellik dediğimizde Hz. Yusuf’u, adalet dediğimizde Hz. Musa’yı, sevgi ve hoşgörü dediğimizde Hz. İsa’yı hatırlarız.

Kendisinden önceki bütün peygamberlerin bu güzel vasıflarını şahsında cem eden peygamberimizin en bariz vasfı ise merhametidir, O’nun rahmet sıfatıdır.

Kur’an-ı Kerim O’nu bu yönüyle bizlere takdim etmektedir. “Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik.” [1] “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” [2] O’nun insanlar, canlılar ve eşya ile ilişkilerine baktığımızda bu rahmet sıfatının tecellisini görürüz.

Kendisini taşlayarak mübarek vücudunu yaralayanlara  “Allah’ım onlar bilmiyorlar,  onları affet[3] diyecek kadar rahmeti gazabının önünde olan bir peygamber. Nitekim O rahmet yönünü ifade sadedinde “Ben bir rahmet ve hidayet peygamberiyim ben lanetçi olarak değil alemlere rahmet olarak gönderildim” [4] buyurmuştur. Dolayısıyla onun her davranışında merhamet vardır, her sözüyle merhamete, şefkate dikkatimizi çekmiştir.

Himar isimli bir kişi çok içki içerdi. Bir gün sarhoş olduğu halde Allah Rasulü’nün olduğu bir meclise gelir konuşmaya başlar. Orada bulunanlardan biri “Lanetli herif ağzındaki içki kokusuna bakmıyor, birde Resulullah’ın yanında konuşuyor” deyince Rahmet elçisi “öyle demeyin” der. Ona lanet yerine “Allah’ım ona merhamet et, kusurlarını affet” deyin. “Zira o Allah ve Rasûlünü çok seviyor.” buyurmuştur. Görüldüğü üzere serhoş bir insanın dahi hoş olmayan ifadelerle rencide edilmesine O’nun gönlü razı olmamıştır.

İnsanların bölük bölük İslama girmelerinin ve O yüce peygamberin etrafında pervane kesilmelerinin temelinde onun, insanları rahmet ve şefkatle kucaklaması ve onlara hoşgörü ile yaklaşması vardır.

Bu husus Kur’an-ı Kerim de şöyle ifade edilmektedir. “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli olsaydın onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi artık sen onları affet onlar için Allah’tan bağışlanma dile iş konusunda onlarla müşavere et.[5]

Kendisini öldürmeye gelenler bile onunla hayat bulmuşlardır. Bir sefer dönüşü bir ağacın altında istirahat ediyorlardı. Bir müşrik elinde kılıç sessizce efendimize yaklaşır, tam vuracağı sırada efendimiz gözlerini açar. Müşrik “ Seni benim elimden kim kurtaracak?”  der. Peygamberimiz gayet sakin bir şekilde “Allah” der. Müşrik o sırada birden heyecanlanır ve kılıç elinden düşer. Peygamberimiz kılıcı eline alır “ Şimdi seni kim kurtaracak” deyince Müşrik “Hiç kimse” der.      

Peygamberimizin “Haydi seni affettim, şimdi gidebilirsin” demesi üzerine Allah resulünü öldürmeye gelen bu kişi Müslüman olur.

Şüphesiz onun engin merhametinden kadınlar ve çocuklar da nasiplenmiştir. “Kadınlarınızın sizin üzerinizde, sizin kadınlarınızın üzerinde hakları vardır.” [6] ifadeleriyle kadın hakları kavramı onunla hukuk literatürüne girmiştir. “Sizin en hayırlınız eşlerine güzel davrananınızdır.” [7] ifadelerinde ve eşlerine davranışlarında hep onun kadınlara şefkat ve merhametini görürüz.

Bir defasında annesiyle sabah namazına gelen bir çocuğun namazda ağladığını işitince çocuğun daha fazla ağlamasına gönlü razı olmadığı için kıraatını kısa tutmuştur.

Efendisinin bir şeyler almak üzere verdiği iki dinarı kaybeden hizmetçi kızın ağladığını görünce ona 2 dinar verir, bu defa da eve geç kaldığı için efendisinin kendisini döveceğini söyleyen kızcağızı alır evine kadar götürür. Kızın efendisi peygamberimizin bu davranışından etkilenerek hizmetçi kızı azat eder.     

Hidayet elçisinin merhameti kızcağızı sadece dövülmekten kurtarmamış, özgürlüğüne kavuşmasına da vesile olmuştur. (10)

Kalbinin katılığından şikayet eden bedeviye yetim bir çocuğun başını okşamasını tavsiye eden Rahmet pınarından hayvanlar da nasibini almıştır. Bir savaştan dönerken askerlerin geçiş güzergahında bulunan köpek yavrularının rahatsız olmamaları için yol güzergahının değiştirilmesini istemişti.

“Sizler yeryüzündekilere merhamet edin ki gökyüzündekiler de size merhamet etsin” [8] buyuran rahmet peygamberi hayatı boyunca yaşadığı iki şehri harem, milli park ilan etmiş, ağaçların kesilmemesini, bitki örtüsünün tahrip edilmemesini, hayvanların öldürülmemesine tembih etmiştir.

Sözün özü Onun inşa ettiği medeniyet öldürmeyi değil, yaşatmayı esas alan bir medeniyettir. Her şeyin maddeye indirgendiği, vicdanların köreldiği, kalplerin çoraklaştığı, mazlumların ahının zalimlerin kahkahaları arasında kaybolduğu bir dünyada onun rahmet sağanağına ne kadar da muhtacız.



[1] Enbiya 21/107
[2] Tevbe 9/128
[3] İbn-i Mace
[4] Müslim, Birr 87
[5] Al-i İmran 3/159
[6]  Bakara 2/228
[7] Müslim, Radâ 62
[8] Ebû Dâvûd, Edeb, 58

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol