3 Mart 1924 yıında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, ülkemizde insanları dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıran din olgusuyla alkalı her türlü hizmeti sunan bir kurumdur. Geçmişten günümüze kamu hizmeti olarak görülen din hizmetleri, kendini her dönemde yenileyerek, toplumda dine dair bütün öğelerin sağlıklı ve sağlam bir şekilde ulaşılmasını gaye edinmiştir. Bununla birlikte ibadet yerlerinin en iyi bir şekilde hizmet vermesini de sağlamıştır.

İslam dinin temel bilgi kaynaklarını ve metodolojisini güncel talep ve ihtiyaçları dikkate alarak dini konularda görüşülüp karar bildirmek üzere bünyesinde Din İşleri Yüksek Kurulunu  da bulundurmuştur.

Diyanet, bu ülkede insanların inançlarını, ritüellerini, resmi ideoloji adına kontrol edip manipüle etme amacı güden bir kurum olmayıp, insanların inanç ve ibadetlerini özgürce yaşayabileceği ortamlar sunabilen bir teşkilattır. Yüzde doksan dokuzu müslüman olan toplumumuzun İslami kaynaklara rahat ulaşmasını sağlamanın yanı sıra,  her türlü mezhep ve inanca da saygıyla yaklaşan bir müessesedir. Buna alevilik de dahildir.

Ne yazık ki; son günlerde bazı entellektüeller,  alevilik meselesini diyanet üzerinden sürekli sorun haline getirerek suni tartışmalar ve hayali senaryolar üretmektedirler. Toplumda infial uyandırmak isteyen bu kesimler, bu içi boş söylemleri ısıtıp ısıtıp gündeme zaman zaman getirmektedirler. Ve hatta bununla da kalmayıp, çözümü Diyanet kurumunun ortadan kaldırılması basiretsizliğine kadar getirebilmişlerdir. Bu olumsuz söylemler Diyanet nezdinde yalnız dinine diyanetine sahip çıkan  islami kesmi değil, yıllarca birlikte aynı coğrafyayı kardeşçe paylaşan, alevi vatandaşları da huzursuz etmektedir. Tarih boyunca, sunni ve alevilerin dışında Nusayriler’e, Yezidiler’e, Keldaniler’e, Süryaniler’e, Yahudiler’e, Melamiler’e ve ismini sayamadığımız onlarca inanç gruplarına ev sahipliği yapan bu coğrafada;  saygı ve hoşgörü çerçevesinde yaşayagelmişlerdir. Yıllarca emek verilen, tabiri caizse itina ile bir cam fanus içerisinde korunan, değerlerimiz bazı kişilece hunharca kırılmak ve parçalanmak istenmekte. Böylesi hassas konular, sağduyuyla yaklaşılıp, sağlıklı çözümler üretilmesi gereken konulardır. Herhangi bir teolojik statüsü olmayan, selahiyetsiz eller değil; işin ehillerince dikkatli bir dil ve uslüple, karşılıklı öz eleştiri yapılarak  çözüme kavuşturulabilir ancak.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in:  “ Dünyadaki bütün Müslümanların mezhep farkı olmaksızın yeni Kerbelaların yaşanmaması için ortak bir dil , kültür, düşünce geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.” Açıklaması da gösteriyor ki, herhangi bir kaos ortamına meydan vermemek için toplumun ortak bir dili, kültürü ve düşünce sisteminin olması gerekiyor.  Bu koşulları sağlayacak kavram hoşgörü, kurum ise Diyanettir.

Aksini düşünen günübirlik çıkarlar içine girenler ise hangi safta olurlarsa olsunlar, suyun içine atılan taş misali, bulunduğu noktayla kalmayıp geniş halkaları da bulandıracaktır. Zira bu ise toplumda derin yaralar açmaya kadirdir. Benim kaygım ise, gelecek nesillerin bu  olumsuzluklardan etkilenip bilinçaltı savunma mekanizmasıyla ötekileştirildiği düşüncesine kapılmasıdır. Ortak arzumuz ise; özenle büyütüp bu günlere getirdiğimiz değerlerimizi gelecek nesillere de tertemiz pırıl pırıl bir kardeşlik tepsisi içerisinde sunabilmektir. Ülkemizin bu tarz ideolojik sorunlardan kurtulması ortak bir kanonik ahlak anlayışıyla mümkün olacaktır.

Sonuç olarak yıllarca sorun yumağı haline getirilen teolojik inanç konularının konuşulmasını  tabu halinden çıkarıp özgür platformlarda konuşularak çözüme kavuşturulmasını, dinlerin özgürce yaşanılıp huzura erdirilmesini köprü  vazifesi gören  DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI yapacaktır. Zira bu topraklarda yaşayan; Yezidi’ye de, Nusayri’ye de, Yahudi’ye de, Bektaşi’ye de, Alevi’ye de, Sunni’ye de DİYANET sonuna kadar DİYANET...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.