Psikolojik Manipülasyon
    
“Düşünmeden karar veren insanların seçimlerini etkilemek adına yapılan çalışmalar bütünü” diye tanımlanıyor bu kavram.
 
Hizbullah ile hizbüşşeytan (Allah’ın askerleriyle şeytanın askerleri) arasındaki mücadeleyi seyreden veya bizzat içinde bulunan kitlelerdir bu operasyonun hedefi. İnsanların zihnindeki algıyı yıkıp, onun yerine kendi istedikleri algıyı, izlenimi koyma eylemidir algı operasyonu. Bir zamanlar dünyamız, karada, denizde, havada sıcak ve soğuk savaş dönemlerini yaşadı. Şimdilerde ise, “algı operasyonu faaliyetleri” oldukça yoğunlukta. Bu operasyon, Psikosiber savaşın bir parçası oldu artık bu devirde. Psikosiber savaşçılar, bu gün bir dakikada üç milyar telefonu dinliyor ve yol haritasını çiziyor.. 
 
Bu operasyona tabi olan kitleler, sanki Posthipnotik Telkine tabi tutulmuş gibi oluyorlar. Yani, hipnoz anında bazı telkinlerde bulunulan süje, hipnoz sonrasında bu telkinleri aynen kabullenmeye ve uygulamaya başlıyor ve bunun telkin yoluyla olduğuna da inanmıyor.      
     
Evet, II. Cihan harbinde, adına “Kâğıt Mermi” denilen iletişim araçlarıyla ilk kez psikolojik savaş uygulanmış ve uygulama bu savaşta büyük bir önem kazanmış.
Gel gelelim, savaştan bu güne kadar köprünün altından çook sular geçti ve bu kavram1960’lı yıllara kadar kullanıldı. Şimdilerde o kavrama kadife bir elbise giydirildi: “Algı Operasyonu giysisi.” Onunla, kitlelerin gönül ve zihinlerinin çelinmesi amaçlanmaktadır. Meselâ mı?
    
Meselâ, onunla, barış ve kardeşlik dini olan İslâm, terörün, kan ve gözyaşının kaynağı olarak gösterilebildiği gibi, Off-shore şubeleri kanalıyla gelen milyarlarca dolarlık uyuşturucu paralarını bankaları aracılığı ile karalıktan çıkarıp aklayan bir ülke de, çikolata ve saat üreticisi, barışın ve kardeşliğin merkezi bir ülke olarak tanıtılabiliyor.
 
Zavallı bir kuş, günlerce TV. ekranlarında teşhir edilerek Saddam’ın zalimliği daha da şiddetlendirilip, ülkesine yapılan işgal ve bombardımanlar haklı gösterilebiliyor.
   
İnsanlar böylesi bir dünyada, sağduyulu, akıllı ve basiretli olmak zorundadır. Aksi takdirde her birey, koyun sürüsüne katılmak mecburiyetiyle karşı karşıya kalacaktır….

Operasyonun Enstrümanları Ve Paranın Devleri.
Gerek hak ve hakikatin tebliği için, gerekse algı operasyonları için bu çağda televizyon, radyo, gazete, dergi, sinema gibi yazılı, görsel ve işitsel medya organları, semboller çok önemlidir kuşkusuz. Bu gün dünyayı yönetmek isteyenler, bu sahayı da ihmal etmiyorlar tabiatıyla. Çünkü dünyayı yönetebilmek için yedi milyar insanın algı dünyası da çok önemlidir.

Bu bağlamda paranın devleri ile ilgili birkaç örnek verelim mi?

Mesela, 2013 yılında Forbes Israel dergisi, İsrail’in en zengin Yahudilerinden bazılarının isimlerini şöyle sıralamış:
 
Larry Ellison’un serveti 36 milyar dolar.

Kumarhaneler kralı Sheldon Adelson’ununki 24,9 milyar dolar.
New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg 22 milyar dolar.
Gorge Soros 20 milyar dolar.
Sergey Brin 18,7 milyar dolar
Larry Page 18,7 milyar dolar.
İşte dünya servetini elinde tutanlar, medyayı da ihmal etmiyorlar. Meselâ, çoklarımızın bildiği bir isim var; Bay Rupert Murdoch.

1931 yılında Avustralya’nın Melbourne şehrinde dünyaya gelen Murdoch için babasının bıraktığı iki gazete maya olmuş. Bu gün o, dergileri, kitapları, basımevleri, kablo ve uydu sistemleri, TV kanalları, film stüdyoları ile dev bir medya baronu oluvermiş. 100’e yakın TV kanallarıyla, 200’e yakın gazetesiyle milyonlarca insana hitap ediyor.    
  
Ve  Asya’da, Pasifik’te, İngiltere, Amerika, Avustralya ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde insanlar onun penceresinden seyrediyor ve takip ediyor dünyayı.
  
Bir Başkası 
 
İngiltere'de yayınlanan ve tüm dünya ile ilgilenen bir dergi var. Adı, The Economist.
Hani şu, 7 Haziran seçiminden önce ülkemiz için karanlık tablolar çizen bir dergi. 
Bu derginin yüzde 50'lik hissesi, İtalyan Agnelli ailesine ait imiş. Otomotiv devi FIAT'ın sahibi olan Angelli ailesi “Derin İtalya” diye de anılıyormuş.
 
Dün de Vardı
Algı operasyonu, gerçeği çarpıtma faaliyetleri, bu çağa özgü bir uygulama değil aslında. O, Âdemoğullarının bu dünyada var olduğu her devirde, “ben buradayım” demiştir. Peygamberler (selam olsun onlara), bu illüzyonistlerle mücadele etmiştir hep. Kur’an bunun çarpıcı örneklerini anlatır bize. Algı Operasyonunu da, “IVEC” kavramıyla ifade eder ve şöyle buyurur:
   
“Onlar, dünya hayatını biricik sevgi nesnesi olarak seçip onu ahiret (düşüncesine bütünüyle) yeğ tutarlar; başkalarını Allah'ın yolundan çevirip onu eğri ve dolambaçlı göstermeye (IVEC yapmaya) çalışırlar. İşte çok derin, onulmaz bir sapıklık içinde olan, böyleleridir.
(İbrahim,14/3)
       
Hz. Peygamber (s.a.s)’in karşısında bir sürü IVECçi vardı. Mekke’nin ileri gelenleri; Ebu Lehep, Ebu Cehil, Ebu Süfyanlar, bir gün toplandılar: “Muhammed hakkında ortak bir dil kullanalım, ama hangi dili kullanalım,” sorusunu tartıştılar. “Şair diyelim” teklifi, onun sözleri şairlerinkine benzemiyor gerekçesiyle reddedildi. “Kâhin diyelim” teklifi de: “Kâhin bazen doğru, bazen de yalan yanlış atan kişidir. Oysa biz ona ta çocukluğundan beri “Muhammed’ül-Emin (güvenilir Muhammed) lakabını takmadık mı?” diyerek reddedildi. “Delidir” diyelim, teklifi ise bir başka gerekçeyle kabul görmedi. Ve sonunda Velid b. Muğire’nin teklifi kabul gördü. Hep birlikte halkın huzuruna çıkıp bağırdılar:

 “Ey İnsanlar! Biliniz ki Muhammed bir sihirbazdır.” Bu algı operasyonunun gerekçesini de şöyle açıkladılar: “Muhammed, baba ile oğulun, karı ile kocanın, kardeş ile kardeşin arasını açıyor. Yapsa yapsa bunu ancak bir sihirbaz yapabilir…”
  
Evet, tıpkı Hz. Peygamberde olduğu gibi tüm peygamberlerin karşısına bu “ıvec”çiler çıkmıştır. Hz. Musa’nın karşısında, Firavun ve avanesi vardı; Karunlar parasıyla; Hâmânlar, sanatıyla ona destek veriyorlardı. Hz. İbrahim’in karşısında, Nemrut ve avanesi vardı. Hz. İsa’nın karşısında din ticareti yapan, saltanatını din sayesinde sağlayan sözde din adamları ve avaneleri vardı. O, Galile’de ve Erden civarında hak dini tebliğ ederken, kitleleri peşinden sürüklerken, Ferisiler hop oturup hop kalkıyorlar ve onun mucizelerini “apaçık bir büyü” olarak nitelendirerek kitlelerin zihinlerini çelmeye çalışıyorlardı. Kaynaklar IVECçilerin şu sloganlarla onu nasıl topluma tanıttıklarını yazıyor: “Nasıralı İsa büyü ile uğraşan birisidir.” (Talmut) (Sanhadrin,107b)
İsa Bir büyücü ve akılsızdır. Annesi Meryem de zinakârın tekiydi..” (Talmud,sahabbath 104b) (1)
        
Velhasıl
1960 yılında, dünyadaki en zenginlerin % 20’sinin geliri, en fakirlerinin %20’sinin 30 katı idi. Bu fark, 1995 yılında 82 kata; 1997’de 225 kata yükseldi.
 
En zengin 225 kişinin geliri, dünyanın % 47 sine, bir başka ifade ile 2.5 milyar insanın gelirine eşitken; 2014 yılında 85 kişinin serveti, üç buçuk milyar insanın servetine denk haline dönüştü…
  
Böyle bir dünyada yaşadığımızın bilincinde olmak gerekiyor. Servetlerini ve rantlarını kaybetmek istemeyenlerin her türlü enstrümanı kullanarak algı operasyonlarını uyguladıklarını unutmamak gerekiyor. Sokrat’ın diliyle ifade edersek, bu operasyonların, her şeyden haberdar olduğunu zannedenleri hem ukala, hem de unutkan yapmamasıdır temennimiz.

Ve dedem Ziya Paşa’nın şu dizelerini unutmayalım:
         
“Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamât.
 Bin türlü teseyyüp (pislik) bulunur hanelerinde.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.