Yüce dinimiz İslam, Müslümanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı gerçekleştirerek huzurlu bir toplum oluşturmayı hedeflemektedir. Dinimizde toplumun zayıf, düşkün, kimsesiz ve yoksul kesimlerinin ihtiyaçlarının giderilmesi amacına yönelik olarak çeşitli iyilik ve yardım yolları bulunmaktadır. Bunların en başta gelenleri zekât, sadaka, infak vb. ibadetlerdir. Bu malî ibadetlerin özü ise cömertliktir.
               
Cömertlik; insanın sahip olduğu imkânlarla başkalarına yardımda bulunması, iyilik ve ihsanda bulunması demektir. Cömertlik; kısaca “gönül zenginliği, el açıklığı ve iyilikseverlik” diye ifade edilen üstün bir ahlâkî meziyettir. Buna göre cömert insan; eli açık, iyiliksever, ihsan ve ikram sahibi kimse demektir. Farsça cevân-merd sözcüğünden dilimize geçmiş olan cömertlik, genellikle sehâ, sehâvet ve cûd kavramlarıyla ifade edilmektedir.
 
Cömertlik Allahu Teâlâ’nın sıfatlarındandır. Kur’an’da, Allah’ın bir isminin de cömert anlamına gelen “Kerîm” olduğu (İnfitâr, 82/6) ve O’nun kerem sahibi olduğu (Rahmân, 55/27, 78; Alak, 96/3) bildirilmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de bir hadis-i şerifte, “Şüphesiz Allah Kerîm’dir keremi sever, cömerttir cömertliği sever” buyurmuştur. (Tirmizî, Edeb, 41)
 
Cömertlikte kemal sahibi olan Yüce Allah, kullarından da cömert olmalarını ve kendilerine ihsanda bulunduğu imkanlarla başkalarına iyilik yapmalarını istemektedir. Kur’an’da, insana verilen mal ve servetin bir imtihan vesilesi olduğu bildirilmiş, ardından da bu imtihanı başarıyla geçmek için insanın sahip olduğu serveti iyilik yapmak için harcaması gerektiği ve ancak nefsinin cimriliğinden korunarak cömertçe Allah yolunda harcayanların kurtuluşa erecekleri haber verilmiştir. (Tegâbun, 64/15-16)
 
Bir ayette ise şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın.” (Bakara, 2/254)
 
Kur’an mü’minleri bu şekilde cömertliğe teşvik ederken cimrilikten de sakındırmaktadır. “Kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona fayda vermez.” (Leyl, 92/8-11) ayetlerinde cimriliğin helak sebebi olduğu açık bir şekilde vurgulanmaktadır.
 
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de, “Yarım hurma ile de olsa cehennemden korunun!” (Buharî, Zekât, 9; Müslim, Zekât, 66-68) buyurarak, az-çok demeden hayır ve hasenat yapmamızı tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) başka bir hadisinde ise, malını cömertçe hayır için harcayanları övmüş ve şöyle buyurmuştur: “Ancak iki kişiye gıbta edilir: Allah’ın verdiği malı hak yolunda harcamayı başaran kimse. Yine Allah’ın kendisine verdiği ilim ve hikmet ile yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.” (Buharî, İlim, 15, Zekât, 5; Müslim, Müsâfirîn, 268)
 
Dikkat edilirse burada Hz. Peygamber (s.a.s.) özenilmesi gereken şeyin mal-mülk sahibi olmak değil, sahip olunan servetin Allah yolunda harcanması olduğuna işaret etmektedir. Çünkü malı yerli yerince harcamak, ona sahip olmaktan daha zor bir iştir. Bu nedenle hadis-i şerifte, bu zor işi başarabilenlerin gıpta edilmeye layık kimseler olduğu belirtilmiştir.
 
Cömertlik, hem ferdî hem toplumsal, hem dünyevî hem de uhrevî pek çok fayda sağlayan faziletli bir davranıştır. Allahu Teâlâ cömert kullarını sever, diğer kullarına da sevdirir. Cömertlik kıyamet günü insanı türlü sıkıntılardan kurtarır, onu cehennemden uzaklaştırıp, cennete yakınlaştırır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:  “Cömert kişi Allah’a yakın, insanlara yakın ve cehennem ateşinden uzaktır. Cimri ise Allah’tan uzak, insanlardan uzak, cennetten uzak ve cehennem ateşine yakındır. Cömert cahil, ibadet eden cimriden Allah’a daha sevimlidir.” (Tirmizî, Birr, 40)
 
Yüce Allah, mallarını cömertçe harcayanların dünya ve ahirette kazançlı çıkacaklarına dair mü’minlere teminat vermektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, Allah için yapılmak şartıyla her türlü hayır ve iyiliğin karşılığının tam olarak ödeneceği (Bakara, 2/272); hayra harcanan şeylerin yerine başkalarının verileceği (Sebe’, 34/39); hatta iyilik yapan kimselere on katı karşılık verileceği (En‘âm, 6/160) bildirilmektedir. İşte bu gibi müjdelerle mü’minler kerem sahibi olmaya ve cömertliğe teşvik edilmektedir.
 
Cömertlikte asıl olan yapılan iyiliğin Allah rızası için, gösterişten uzak ve herhangi bir menfaat beklemeden isteyerek ve severek yapılmasıdır. Yoksa çıkar amaçlı ve gösteriş olsun diye gönülsüz olarak iyilik ve yardımda bulunmak kişiyi cömert yapmaz.
                                                                                                                     
 
 
Cömertlik, dünya ve ahirette insan için mutluluk ve huzur vesilesidir. Muhtaçların imdadına koşan cömert kimse yaptığı iyiliğin karşılığında aldığı hayır dualar vesilesiyle daima huzurlu ve mutlu olur. Kalbinde sevinç ve ferahlık hiç eksik olmaz. Ahirette de zaten iyiliklerinin karşılığı kendisine fazlasıyla verilecektir.
 
Küfür ve nifak gibi insanın kalbini karartan sebeplerden biri de aşırı mal sevgisi ve servete düşkünlüktür. Cömertlik sayesinde insan bu kötü hasletlerinden kurtulur.  Cömertliğin temelinde mal, mülk ve servetin gerçek sahibinin Allah olduğu; elde bulunan mal ve serveti asıl sahibinin rızası doğrultusunda kullanmak gerektiği inancı yatmaktadır. Bunun yanında cömert insan, “Rızkı verenin Allah olduğuna” (Zâriyât, 51/58) yürekten inanır ve fakirlik endişesine kapılmadan Cenâb-ı Hakk’ın kendisine ihsan ettiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerine cömertçe harcar.
 
Cömertlik bereket sebebidir. Allah için harcanan mal artar, çoğalır. Verene Allah daha fazlasıyla ikram ve ihsanda bulunur. Öyleyse malın azalacağını düşünerek cimri davranmaya hiç gerek yoktur. Zira cimrilik, dünya ve ahirette mahrumiyet sebebidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Her sabah iki melek iner. Biri: ‘Ya Rabb! İyilik edene malının karşılığını ver’ der. Diğeri de: ‘Ya Rabb! Cimrilik edenin malını telef et’ diye dua eder.” (Buharî, Zekât, 27; Müslim, Zekât, 57)
 
Cimrilik, olgun bir mü’minde asla bulunmaması gereken kötü bir huydur. Hz. Peygamber (s.a.s.), bir mü’minin kalbinde hem imanın hem de cimriliğin bulunamayacağını (Nesâî, Cihâd, 8) ve cimrinin cennete giremeyeceğini (Tirmizî, Birr, 41) bildirmiştir. Bundan dolayı her Müslüman cömert olmaya azami gayret göstermeli, manevî bir hastalık olan cimrilikten sakınmalıdır.
 
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) cimrilikten daima Allah’a sığınırdı ve şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilik ve yaşlılıktan sana sığınırım. Kabir azabından, hayat ve ölümün fitnesinden de sana sığınırım.” (Buharî, Cihad, 25; Müslim, Zikr, 52)
 
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Cömertliği
Her yönden mükemmel ve “en güzel örnek” olan Peygamber Efendimiz (s.a.s.), cömertlikte de zirve noktada idi. Öyle ki, Efendimiz yokluk ve fakirlik korkusu duymadan elindeki imkanları ihtiyaç sahiplerine cömertçe dağıtırdı. O’nun bu vasfını sahabeden Abdullah bin Abbas (r.a.) şöyle anlatıyor: “Allah Resûlü insanların en cömerdi idi. Ramazan ayında ise cömertliği daha da artardı. Çünkü Cebrail (a.s.), her sene Ramazan ayında gelir, ayın sonuna kadar Efendimiz ona Kur’an’ı arzederdi. İşte Allah Resûlü (s.a.s.) bu günlerde, esen rüzgârlardan daha cömert olurdu.” (Müslim, Fezâil, 50)
 
Cömertlikte emsalsiz bir mertebede olan Hz. Peygamber (s.a.s.), kendisinden bir şey istendiğinde asla “yok” “hayır” demez, kimseyi kapısından boş çevirmezdi. (Buharî, Edeb, 39) Şayet yanında verecek bir şey yoksa borçlanmak suretiyle isteyenin ihtiyacını karşılardı.
 
Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in cömertlik ve keremine dair bir pek çok örnek mevcuttur. Bir defasında yanına gelen Safvan İbni Ümeyye’ye iki dağ arasını dolduracak kadar bir koyun sürüsü verdi. Safvan, kabilesine dönünce halka şöyle seslendi: “Ey milletim! (Koşun) Müslüman olun. Çünkü Muhammed, fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunuyor.” (Müslim, Fezâil, 57-58)
 
            Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Veren el, alan elden üstündür” (Müslim, Zekât, 97) buyurmak suretiyle Müslümanları ihtiyaç sahiplerini görüp gözetmeye, sürekli iyilik ve yardımda bulunmaya teşvik etmiştir. Ashabını bu konuda gayretlendirmek için zaman zaman onları ikaz ederek cimrilikten sakındırmıştır. Bir keresinde baldızı Esmâ (r.anha)’ya hitaben şöyle buyurmuştur: “Kesenin ağzını sıkma! Allah da sana sıkarak verir!” (Buharî, Zekât, 21; Müslim, Zekât, 88)

Bir hadis-i şerifinde ise cimriliği zulüm ile birlikte zikrederek, cimriliğin tehlikeli sonuçlarına dikkat çekmiştir: “Zulüm yapmaktan sakının. Çünkü zulüm kıyamet gününde zalime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakının. Zira cimrilik sizden önce yaşayan insanları, birbirini boğazlamaya ve dokunulmaz haklarını çiğnemeye götürmek suretiyle perişan etmiştir.” (Müslim, Birr, 56)
 
Bütün bunlardan sonra diyebiliriz ki; Müslümana yakışan cimrilik değil,  Sevgili Peygamberimizin yolu olan cömertliktir. Öyleyse bize yakışan şekilde davranmalı, Yüce Rabbimizin bizlere ihsan ettiği maddî-manevî her türlü imkanımızı insanlara iyilik ve yardım yapmak için cömertçe harcamalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.