Tövbe, işlediği günahlardan dolayı pişman olup bir daha o günahları işlemeyeceğine dair Allah’a yemin mesabesinde söz vermektir.

Allah’ın isimlerinden biri de Tevvab’dır. Tevvab; Allah’ın, kuluna tövbe kapısını açarak, ona af ve mağfiretle muamele etmesi demektir.

"Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler." (4.Nisa-27)

Allah, bize verdiği akıl, vicdani değerler ve peygamberleri aracılığıyla gönderdiği vahiy ile doğru olana yönelmemizi ister. Nefs-i emaremiz, şeytan ve şeytanlaşan insanlar ise yoldan çıkmamız için gayret gösterirler.

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir." (49.Hucurat-12)

Allah bu ayet ile zan, tecessüs ve gıybeti yasaklayarak, bu tür günahları işleme konusunda kendisinden korkmamızı emretmektedir. O halde bu güne kadar işlediğimiz her türlü günahtan kesin bir şekilde tövbe edip Allah’ın mağfiretine sığınmalıyız.

"O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir." (42.Şura-25)

Tövbe kapısı herkes için açıktır. Allah, yaptığımız her şeyi bilmektedir. Kul hakkı ile ilgili konularda sahih bir şekilde tövbe etmek için, üzerimizde hakkı bulunanlarla helalleşmemiz gerekir.

Gerçek anlamda tövbe etmiş olmak için şu şartlara uymak gerekir:

*İşlenen günahtan dolayı pişman olup, o günahı terk etmek.

*Aynı günahı bir daha işlememe hususunda kararlı olmak.

*Namaz, oruç gibi geçmişte yerine getirilmeyen dini emirleri kaza etmek.

*Başkasının üstünde kalan maddi haklarını iade edip özür dilemek.

*Başkasına iftira atan kişinin, işin doğrusunu açıklayarak, iftira attığı kişiden özür dilemesi.

Yazının bu bölümünde Allah’ın, tövbe ile ilgili olarak Kur’an’da verdiği bilgilerden bir kısmını on sekiz başlık altında inceleyelim:

1-Allah, Tövbe Etmemizi Emretmektedir:

Tövbe etmek, Allah’ın mü’min kullarına kesin emridir:

 "Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. … " (66.Tahrim-8)

Mealde “içtenlikle” diye verilen kelime, Ayette “Nasuh” olarak geçmektedir. Nasuh Tövbe, yapılan günahtan gerçek anlamda pişman olup bir daha işlememe hususunda kararlı olmak demektir.

"Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tövbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sever." (11.Hud-90)

Kim hangi sapkın durumda ise, başına bir bela gelmeden, hemen pişmanlık duyup, Allah’tan bağışlanma dileyerek tövbe etmelidir.

2-Allah Çok Tövbe Edenleri Sevdiğini Bildirmektedir:

"... Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever." (2.Bakara-222)

O halde çok tövbe ederek ve çok temizlenerek Allah’ın sevdiği kullar olamaya çalışmalıyız.

Şüphe yok ki Allah insanlık gereği meydana gelebilecek kusurlardan dolayı çok çok tövbe edenleri sever. Ve tertemiz olmaya çalışanları, terbiye ve ahlaka aykırı davranışlardan ve pisliklerden sıyrılıp pampak olanları sever. O halde siz de Allah’ın sevdiği gibi olun ve Allah’ın sevdiklerini sevin. (Hak Dini Kur’an Dili, Elmalılı Hamdi Yazır, C:2, S: 99)

3-Allah, Bilmeden kötülük Yapanların Tövbelerini Kabul Etmeyi Taahhüt Etmektedir:

"Allah'ın kabul edeceği tövbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tövbe edenlerin tövbesidir; işte Allah bunların tövbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir." (4.Nisa-17)

Allah’ın “kabul edeceğim” diye söz verdiği tövbe, bilmeyerek bir masiyet işleyip de bunun çirkinliğini ve sonucunun kötülüğünü anladıktan sonra pişman olan ve ölmeden çabucak tövbe eden kimselerin tövbesidir. (Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C: 1, S: 501)

 "Âyetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (6.En'am-54)

Bilmeyerek günah işleyen kişi, tövbe edip günah işlediği hususlarda nefsini ıslah etmelidir.

4-Allah, İki Çeşit İnsanın Tövbelerini Kabul Etmeyeceğini Bildirmektedir:

Allah İki tür insanın tövbesini kabul etmeyeceğini bildirmektedir:

1-"İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler. (3.Al-i İmran-90)

Önce inanıp sonra dinden dönerek yeniden kafir olanlar, yeni konumları sebebiyle küfürlerini daha da arttırmış olurlar. Yahudiler ise önce Hz. İsa’ya daha sonra da Hz. Muhammed (s.a.v.)’e inanmayıp küfürlerini daha da arttırmışlardır. Küfürde ileri gidenlere tövbe etmek nasip olmaz; gelip geçici pişmanlıkları ise tövbe yerine geçmez.

2-"Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca «Ben şimdi tövbe ettim» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır." (4.Nisa-18)

İmanı kıymetli yapan, görmeden inanmak, tövbeyi kıymetli yapan ise ceza ile karşılaşmadan ve o günahı yeniden işleme fırsatı varken tövbe etmektir.

5-Arşı Yüklenen ve Arşın Çevresindeki Melekler, Tövbe Edenler İçin Dua Ederler:

"Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tespih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler)." (40.Mü'min-7)

İnsan, özgür iadeye sahip olması nedeniyle, günah işleyebilen bir varlık olduğu için, tövbe, istiğfar ve duaya çokça muhtaçtır. Allah’ın arşı taşımak gibi çok önemli görevler verdiği melekler, tövbe eden mü’minler için dua ettiklerine göre, tövbe eden mü’minler olmamız gerektiğini unutmamalıyız. Duaya başlayacağımız zaman, meleklerin yaptığı gibi, Allah’ı tespih edip, Onun rahmet ve ilminin her şeyi kuşattığını ifade etmemiz de yerinde olur.

6-Allah’ın, Tövbemizi Kabul Etmesi İçin Dua Etmeliyiz:

Hz. İbrahim ile Hz. İsmail, Allah’ın emriyle Kâbe’yi inşa edince şöyle dua etmişlerdi:

"Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et; zira, tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin" (2.Bakara-128)

Bizler de bu şekilde dua tövbemizin de kabul edilmesi için Allah’a yalvarmalıyız.

7-Allah’ın Yardım ve Zaferine Nail Olduğumuzda, (Tövbe Edip) Allah’tan Mağfiret Dilemeliyiz:

"Allah'ın yardımı ve zaferi geldiği, Ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit , Rabbine hamd ederek O'nu tespih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir." (Nasr: 1-3)

Bir başarı elde ettiğimizde, bu başarının Allah’ın yardımı ile olduğunu bilerek, Allah’a hamd edip, onu tespih ederek mağfiret dilemeliyiz.

Allah, günahlardan koruduğu Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bile bağışlanma dilemesini emrettiğine göre, onun ümmetinin birer ferdi olarak bizler daha çok tövbe istiğfarda bulunmalıyız.

Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah'tan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.” (Buhari, Daavât-3)  

8-Allah’ın Kabul Ettiği İlk Tövbe, Hz. Adem (a.s.)’in Tövbesidir:

"Derken, Adem (vahiy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rab’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır." (2.Bakara-37)

Hz. Adem ile Hz. Havva, Allah’ın kendilerine öğrettiği şu ifadelerle, pişmanlıklarını dile getirip, dua etmişlerdir:

"(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz." (A'raf-23)

Bu duadan sonra tövbeleri kabul edilmiştir.

9-Kur’an’da Allah Tarafından Kabul Edildiği Bildirilen Tövbeler:

*"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tövbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar." (2.Bakara-187)

Ramazan orucu farz kılındığında, Müslümanların bir ay boyunca hanımlarına yaklaşmaları yasaklanmıştı. Ancak bazı mü’minler, gece vakitlerinde bu yasağı ihlal edip ardından da pişmanlık duyarak tövbe ettiler. Allah, bu ayetle hem onların tövbelerini kabul ettiğini, hem de gece vaktinde hanımlara yaklaşma yasağının kaldırıldığını bildirdi.

*"Andolsun ki Allah, Müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tövbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir." (9.Tövbe-117)

Allah peygamberin,münafıklara gazadan geri kalmalarına izin vermesinden dolayı ettiği tövbesini kabul etti. Tebük gazasında Muhacirler ve Ensardan sadır olan bazı hatalardan dolayı, onların da ettiği tövbeyi kabul etti. (Sabuni-C: 2, S: 541)

10-Allah Tövbeyi Çok Kabul Eden ve Çok Esirgeyendir:

"Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tövbelerini kabul ederim. Ben tövbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim." (2.Bakara-160)

Allah, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliği hakkındaki bilgileri önce gizledikleri halde, sonra pişman olup anılan bilgileri açıklayanları bağışlayacağını bildirmiştir. Allah’ın bu tür tövbeleri bağışlaması, tövbeyi çokça kabul etmesinin bir sonucudur.

"Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (5.Maide-39)

Burada ifade edilen zulüm bir önceki ayette hırsızlık olarak ifade edilmektedir. Hanefiler hırsızın çaldığı malı yakalanmadan önce iade edip tövbe etmesinin haddi düşürdüğü görüşündedirler. Hanbeli zahiri ve bazı Şafiilere göre de hırsızın yakalanıp mahkemeye sevk edilmeden önce tövbe etmesi belli şartlarda cezayı düşürür. (DİBY Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:2, S: 269)

"Ancak, bundan sonra tövbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir." (3.Al-i İmran-89)

Allah, inkar edenler dahil, samimi bir şekilde pişman olup tövbe edenler bağışlayacağını bildirmektedir; ancak burada bağışlanma şartı olarak yola gelmek yani durumunu düzeltmek gerektiğini gözden kaçırmamak icap eder. Kişi, tövbe etmekle yetinmeyip, doğru olan ne ise onu yapmalıdır.

11-Allah, Kimlerin Tövbesini Kabul Etmek İçin İki Ay Peş Peşe Oruç Tutmalarını Emretmektedir?

"Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir." (4.Nisa-92)

Bir mü’mini herhangi bir kasıt olmasızın hata ile öldüren kişi için öncelikle iki sorumluluk vardır: 1) Bir köle azat etmek. Azat etmek için köle bulamayan kişi ara vermeksizin art arda iki ay oruç tutar. 2) Ölenin yakınlarına yüz deve tutarında diyet vermek. Ölenin yakınları, bu diyeti bağışlarlarsa sorumluluk düşer.

12-Allah, Bazı Zalim İnsanların Tövbelerini Ya Kabul Eder Ya da Onları Cezalandırır:

"Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder." (3.Al-i İmran-128)

Bu ayet-i kerime Uhud kıssası içerisinde bir ara konu olarak gelmiştir. Rasulullah (s.a.v.)in rabaiyye dişi kırılıp mübarek yüzleri yarılınca: “Peygamberlerinin yüzünü kana boyayan bir kavim nasıl kurtuluşa erer” buyurdu. Bunun üzerine, “bu işte senin yapacağın bir şey yoktur.” Ayeti nazil oldu. Yani, Ey Muhammed! Kulların yanlışlarını düzeltmek sana ait değildir. Onların işi Allah’a kalmıştır. Onların işlerinin sahibi Allah’tır. Allah onları ya helak eder veya hezimete uğratır. Veya Müslüman olurlarsa tövbelerini kabul eder, küfürde ısrar ederlerse azab eder. Çünkü onlar azaba müstahak olmuş zalimlerdir. Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C:1, S: 429)

"... Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir." (9.Tövbe-15)

Her şeyi bilen ve hikmet sahibi olan Allah, dilediğine imana gelip tövbe etmeyi nasip eder.

"(Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (9.Tövbe-106)

Bu ayette Tebük seferine katılmayan üç mü’minin durumuna işaret edilmektedir. Daha sonra buların tövbeleri kabul edilmiştir. (9.Tövbe-118)

13-Allah, Hayırlı Eşlerin Özellikleri arasında Tövbe Etmelerini de Sayıyor:

Tafsilatı Tahrim Suresi ile tefsirinde anlatılan sebeplerden Hz. Muhammed (s.a.v.), eşlerinden bir süre ayrı kaldıktan sonra şu ayet nazil olmuştur:

"Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir." (66.Tahrim-5)

Ayette geçen üstün özellikler:

1-Müslüman olmak.

2-Mü’min olmak.

3-Sebatla itaat etmek.

4-Tövbe etmek.

5-İbadet etmek.

6-Oruç tutmak.

O halde eşler bu niteliklere sahip olmaya çalışmalıdırlar.

14-Allah, Tövbe Etmeyenlerin Zalim Olduklarını Bildirmektedir:

"Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tövbe etmezse işte onlar zalimlerdir." (49.Hucurat-11)

Ayette, tövbe etmeyenler zalim olarak nitelendirilmişlerdir. Günah işleyip tövbe etmeyenler, cehenneme gitmeyi hak ederek, nefislerine karşı en büyük zulmü işlemiş olular.

15-Allah, Mü’minlere İşkence Edip Tövbe Etmeyenleri Cezalandıracağını Bildirmektedir:

"Şüphesiz inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tövbe de etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır." (85.Buruc-10)

Mekke döneminde, Mü’min olan kadınlarla erkeklere işkence edenler ile tarihin her döneminde bu işkencecilerle aynı özellikleri taşıyanlar, tövbe etmemişlerse, cehennemdeki yanma ile cezalandırılacaklardır.

16-Allah, Tövbe Etmenin Hayırlı Olduğunu Bildirmektedir:

“... Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır.. …” (9.Tövbe-3)

Bu ayetin nüzul sebebi, veda haccından sonra haram topraklarda bulunup küfürlerini devam ettirenlerdir.

Küfür ehli olanların, tövbe ederek küfrü bırakıp iman etmeleri hayırlıdır.

 “…Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” ( 9.Tövbe-74)

 Bu ayetin nüzul sebebi münafıklardır. Münafık durumunda olanlar, nifaktan vazgeçip tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur.

Kuşkusuz geniş anlamda, her türlü günah sahibinin günahlarını terk edip tövbe etmeleri hayırlı olur.

17-Allah, Tövbe Edenleri İyilerle birlikte Saymaktadır:

"Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar , rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele." (6.Tövbe-112)

Allah’ın razı olduğu ve cennetle müjdelediği kimselerin nitelikleri:

1-Tövbe edenler.

2-İbadet edenler.

3-Hamd edenler.

4-Oruç tutanlar.

5-Rüku ve secde edenler.

6- İyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar.

7-Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlar.(Allah’ın emir ve yasaklarına uyanlar)

18-Allah, Bazen Tövbe Etsinler Diye Kullarını Yoksulluk ve Darlıkla imtihan Eder:

"... Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık." (En'am-42)

Allah, geçmişte bazı inkarcılara, düşünüp pişman olsunlar diye yoksulluk ve darlık vermiştir. İnkar edenler, yoksulluk ve darlık yaşadıklarında kendilerini sorgulamalıdırlar.

"Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar." (6.Tövbe-126)

Bu ayette, halk içinde sık sık rezil olmalarına rağmen bundan bir ders almayan münafıkların durumuna dikkat çekilmektedir.

Bu konuda son olarak şu hususları ifade eldim:

Tövbeden bahseden ayetlerden ders almalıyız.

Allah’ın emrini yerine getirip tövbe etmeliyiz.

Allah’ın bizi sevmesini istiyorsak, tövbe etmeliyiz.

Arşı yüklenen meleklerin duasını kazanmak için tövbe etmeliyiz.

Allah’ın, tövbemizi kabul etmesi için tövbe etmeliyiz.

Bir başarı elde ettiğimizde bile tövbe etmeliyiz.

Allah’ın, tövbeleri çok kabul ettiğini unutmamalıyız.

Zulme sapmamak için tövbe etmeliyiz.

Kendimiz için hayırlı olanı itiyorsak tövbe etmeliyiz.

Günahlardan korunmuş olduğu halde, günde yetmiş kereden fazla tövbe eden Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmeti olmanın bilinci ile tövbe etmeliyiz.

Ve şu hadis-i şerifi unutmamalıyız:

Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Mü’min kul günah işlediğinde ablinde siyah bir nokta belirir. Eğer pişman olarak bağışlanmasını dilerse nokta silinip kalbi cilalanır. Günah işlemeye devam ederse siyahlık kalbini sarar.” (Müsned: II-297; Tirmizi: Tefsir-83/1)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
pirifani 2017-04-19 21:06:59

tarikatcilar bakin islam menkibesiz hurafesizde anlatilabiliyormus. oluyu konusturmaya, kabirleri dinlemeye, ruyalarda peygamber ve Allah gormeye, olums sahsiyetlerle mudanyada toplant yapmaya ihtiyac yokmus. eger varsa kuranin bir eksigi tamamlayin hurafelerinizle. bir sus esyasi bir teberruk vasitasi yaptiginiz Allahin kitabini birakip kendi yaninizdakilerle sevinip simariyorsaniz biliniz ki resul sizden mutagnidir.