“… Allah’ı çokça zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz.” (Cuma Suresi, 10)

Mümin, varlığını ve hayatını Rabbine adar. Beklentisi sadece O’nun rızasına, rahmetine ve cennetine kavuşmaktır. Dünya hayatında yine  ‘Rabbi için sabreder’, O’na güvenip dayanır. Bilir ki; gökten yere her işi düzenleyip kontrolü altında tutan, gizlinin gizlisini ve içindekini görüp bilen Yüce Allah’tır. Her işinde, izlediği her görüntüde Allah’ın üstün aklını, hayranlık uyandıran benzersiz yaratma sanatını ve sonsuz gücünü görüp, üzerinde derin düşünür. İnsan için tüm bunları görebilmek, tefekkür etmek, dile getirmek de büyük bir nimet ve ibadettir. Allah’ı anmak, insanı tüm kötülüklerden arındıran, kalbe güven duygusu ve huzur indiren, ebedî hayatta da –Allah’ın dilemesiyle-insanın kurtuluşa ulaşmasına vesile olacak olan en önemli yollardan biridir.

Çünkü; "... Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür..."(Ankebut Suresi, 45)
İnsanı, ‘Allah’la dost’ kılacak önemli ibadettir Allah’ı zikretmek. Allah’ın nimetini ve rahmetini hatırlayıp O’na yöneldikçe, sürekli ibadet durumunda olur, Allah’a daha yakınlaşırız. Olaylar karşısında paniğe kapılmaz, öfkelenmez, üzülmeyiz. O’ndan gelen her şeyi sabırla ve nezaketle karşılarız. Gafillerden olmamak için Kur’an’ın, “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. (Araf Suresi, 205) emrine itaat ederiz.

Yapılan her işin hikmeti, onun, Allah rızası amaçlanarak yapılması iledir. Müminler bu ahlâkı korumaya çalışırlar.  “(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'…” (Nur Suresi, 37)

İnsan, hayat boyunca mutluluğu yakalamak amacıyla birçok yönteme başvurur. Tatil yapar, eğlenir, arkadaşlarıyla buluşur, güzel mekânlarda lezzetli yemekler tadar.… Kendisini bunlarla oyalar ama huzur ve mutluluğa kavuşamaz. Dünyevî, nefsanî yollar insanı suni mutluluklara götürür. O mutluluk da geçicidir, sonludur; insan ruhu bundan lezzet almaz aksine daralır. Ruh ancak Allah aşkıyla can bulur. O zaman beden de canlanır, dirilir.

İnsanın Kur’an dışı davranışlarının altındaki sebep, Allah'ı zikretmede gösterdiği gevşekliktir. Allah'ın emirlerine karşı titiz olmayan kişi, zaman zaman öyle hatalar yapar ki, bir süre sonra kendisi bile nasıl yaptığına hayret eder. Bu olmadık hatalar, kişinin o an Allah’ı unuttuğunun işaretleridir. Allah'ı anma konusundaki gafletin boyutları, iman için büyük tehlikedir.  

Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir.” (Haşr Suresi, 19)

Kulluğunun bilincinde olan insanın zikri de gönüldendir, derindir. Allah'ı sürekli hatırında tutmak, O'nun ayetlerini tefekkür etmek insanın aklını ve şuurunu açık tutar.

Allah’ı anmadığımız an zayıf düşeriz. O’nu anmak kalbimize hoş gelir, ruhumuzu açar.  Allah’ın zikri insanın beyin hücrelerine işler; huzur ve bereket gelir.

“Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!” (Ebû Dâvûd, Vitir 26-Nesâî, Sehv 60)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.