23 Nisan’ı bırak Kutlu Doğum'a bak!
Bu zevatı cahilelere göre Mustafa Kemal düşman işgali altında iken bile 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı kutlayarak “hakimiyet ve milliyete” olan düşkünlüğünü göstermiş.

Hem de bu palavrayı çoook araştırmacı gazetecimiz Uğur Dündar bu günkü köşesine taşıyarak, “Mustafa Kemal bir ilke imza atarak, vatan toprakları emperyalistlerce işgal edilmişken, Yunan ordusu Polatlı önlerine gelmişken ve ülke yabancı kışkırtmasıyla başlayan iç ayaklanmalarla kaynı-yorken 1921’de 23 Nisan’ı kutlamıştı.


Hem de Hakimiyet-i Milliye ve Çocuk Bayramı olarak!” şeklinde bir yalan habere imza attı. 
Oysa gerçekler hiç de Kemalist-Solcuların iddia ettiği gibi değil…




Tarihçi Mustafa Armağan’ın verdiği bilgilere göre 23 Nisan 1927'de Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından kimsesiz çocukları mutlu etmek adına düzenlenen bir etkinlik olarak başladı. 


Bu etkinliklere birkaç kez Mustafa Kemal’de davet edilir.

Yani 23 Nisan’ın Atatürk tarafından çocuklara emanet edilen bir bayram olduğu haberi tamamen Kemalistlerin uydurmasıdır. 


Mustafa Armağan, “Küller altında yakın tarih” adlı kitabında 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın ilk kutlanışını şu satırlarla dile getirir: “...ilk  23 Nisan'ın, 23 Nisan 1921'de 'bayram' olarak değil, 'tezahürat' olarak kutlandığını öğreniyoruz; ama o sırada çocuk bayramı değildir henüz. 23 Nisan'ın çocuk bayramı olarak kutlanması için 1929 yılını beklemek gerekecektir; yani TBMM'nin 9. yıldönümünü..."

"Himaye-i Etfal Cemiyeti (sonradan Çocuk Esirgeme Kurumu), 1929 yılında esas olarak gazi ve şehit çocuklarının bakımını üstlenmek amacıyla kurulmuş devlet destekli hayır kurumlarından biridir. 1929 yılına kadar sadece Hakimiyet-i Milliye Bayramı olarak kutlanan 23 Nisan'ın çocuk bayramı haline gelmesi, işte bu Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin bir genelgesiyle gerçekleşmiştir. Kendi örgütüne yolladığı bir genelge ile 23-29 Nisan günlerini 'Çocuk Haftası', 23 Nisan'ı da Hakimiyet-i Milliye Bayramı'na paralel olarak 'Çocuk Bayramı' ilan etmiştir cemiyet yönetimi. 

Ne var ki, kısa sürede asıl amacından sapmakta gecikmeyecektir 23 Nisan kutlamaları. Şehit ve gazi çocuklarının daha iyi şartlarda eğitilmesi, bakılması ve yetiştirilmesi amacıyla ihdas edilen çocuk bayramları valilerin, müdürlerin, esnafın kendi çocuklarını süsleyip püsleyerek kortejlere katmaları, 'renkli ve göz alıcı balolara' götürmeleri, en güzel kimin ( sonraları hangi okulun) çocuğunun giyindiği yarışmaları gibi çarpık uygulamalara sahne olmaya başlayan 23 Nisan kutlamalarına ilk tepki hemen ertesi yıl sol eğilimli Resimli Ay dergisinden gelmiştir.

Dergide Sabiha Zekeriya (Sertel) imzasıyla çıkan bir yazı, memlekette bunca yoksulluk varken, bu kadar kimsesiz, yetim, öksüz, hastalıklı, okula gidemeyen, ağır ve sağlıksız işlerde karın tokluğuna çalıştırılan çocuklar mevcutken böylesine bir 'eğlence' nin yersizliğini ve amacından saptırılmış niteliğini sert bir dille eleştirmektedir:

'23 Nisan çocukları eğlendirmek günü değildir. Himaye-i Etfal'in yaptığı programı yanlış tatbik edenler, bunu bir eğlence günü kabul ettiler... 23 Nisan açların, hastaların, işte çalışan çocukların günüdür. Onların dertlerin konuşulacağı gündür.'

Sabiha Zekeriya, bugünkü 'stadyum kutlamaları'nı görse acaba ne derdi? Hiç şüphesiz, şehit ve gazi çocuklarının bu kutlamaların neresinde yer aldığını sorar ve 23 Nisan'ların yeniden asli amacına uygun olarak kutlanmasını isterdi. 


İlk ciddi Çocuk Bayramı kutlamaları ise Uğur Dündar’ın iddia ettiği gibi 1921’de değil 1929’da gerçekleşiyor. 
Hem de ilk kutlamalara tepki verenlerde o günün solcu yayını olan Resimli Ay dergisinden geliyor. 

 Birinci Meclis 23 Nisan 1920 ile 16 Nisan 1923 arasında hem Milli Mücadeleyi yönetiyor hem de Cumhuriyetin kuruluş sürecini biçimlendirirken sözde araştırmacı gazeteci Uğur Dündar’ın iddia ettiği gibi bayramlarla falan uğraşma imkanı olmadığı gibi savaş halinde olan bir devlette bu tür etkinliklerde bulunmak da aklen mümkün değildi. 

Araştırmacı Uğur Dündar, sucuk bastırma yapılan eşekler ile araştırmacı kimliği kazanmıştı.

Bu günlerde boyundan büyük işlere kalkışan Uğur Dündar’ı bir komünist merakıdır sardı. 

Nihayetinde Komünistlerin kendini kamufle ettiği Kemalizm, aklın ve bilimin düşmanı olarak tarihin çöplüğünde yer alacağı son demlerini yaşıyor. 

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol