"Ashabım yıldızlar gibidir..." sözü hadis midir? Sıhhat derecesi nedir?
DİNİHABERLER.COM / ANALİZ

Mahmut DENİZ - Cahiller, Allah Resulü'nden rivayet edildiği yönünde duyduğu her söze hadis deyip sarılırken alimler, sözün gerçekten Allah Resulü'ne ait olup olmadığını düşünüp onu kılı kırk yararcasına araştırmışlardır. Alimlerin bu hali, ne hadisleri inkar etmek ve ne de hafifsemektir.

Alimlerin bu refleksi, nizaya yol açmamak ve karşı grubu dövmek gibi nefsi saplantılar olmaksızın Allah Resulü'ne olan saygı ve hürmetten kaynaklanan bir hassasiyettir.


Soru: "Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayete erersiniz." Sözü hadis midir, sıhhat derecesi nedir?


 "Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayete erersiniz." (Beyhakî, el-Medhal, s.164, Kenzu’l-ummal, h. no: 1002, İbni Abdu'l-Berr, Cami'u Beyan'il-İlmi ve Fazlihi, 2/90-91; İbn Hazm, el-İhkam, 6/82; Abd ibni Humeyd, Müsned; İbni Adi, Kamil; Suyuti, Menahil el-Safa, 193; #1027; Suyuti, Cami el-Sağir, #4603);

 "Ashabımın misali yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayete erersiniz." (el-Kuda'i, Müsned el-Şihab, 109/2);

 "Hakikaten ashabım yıldızlar gibidir, bundan dolayı eğer onlardan işittiğiniz herhangi bir sözü kabul ederseniz, hidayete erersiniz." (İbni Abdu'l-Berr, Cami'u Beyan'il-İlmi ve Fazlihi, 2/90-91; İbni Hazm, el-İhkam, 6/82; Abd ibni Humeyd, el-Muntehab min el-Müsned, 86/1; Darakutni, Feza'il el-Sahabe)

Bu rivâyet/rivayetler sayıları yaklaşık 30’a ulaşan âlim zayıf, itibarsız ve/veya uydurma olduğunu söylemiştir (1-30). Diğer bazı âlimler ise, rivayette yer alan sözlerin manasının doğru olduğunu ve çok sayıda zayıf rivayetin birbirini destekleyip hasen derecesine ulaştıracağını söylemişlerdir.

Diğer taraftan bu rivayetler bildiğimiz kadarıyla altı sahabîden nakledilmiştir:

*Abdullah İbn-i Ömer:

Bu rivâyet Abdullah İbn-i Ömer’den iki senedle nakledilmiştir; bu iki senedin birisinde ezcümle şu iki râvînin isimleri göze çarpmaktadır:



1- Abdurrahim b. Zeyd:

Buhâri’nin ve Nesâî’nin “Ez-Zuafâ” (Zayıf Râvîler) isimli kitaplarında, İbn-i Ebi Hâtem’in “El-İlel” kitabında, İbn-i Cevzî’nin “El-Mevzuât” ve “El-İlel-ül Mütenâhiye” kitaplarında, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl”, “El-Kâşif” ve “El-Muğnî” kitaplarında, Hazrecî’nin “Hulâsat-u Tezhib-i Tehzib-il Kemâl” kitabında ve diğer çoğu ricâl kitaplarında bu râvî, “Hiçbir değeri yoktur”, “Çok yalancıdır”, “Çok yalancı bir habistir” gibi tabirlerle tanıtılmıştır.

2- Zeyd-ül Ammi:

Bu adam yukarıda bahsettiğimiz Abdurrahim’in babasıdır. Şevkânî Şöyle diyor: “O ikisi son derece zayıftırlar.” İbn-i Sa’d “Zeyd hadiste zayıftır demiştir. İbn-i Adiy ise onun hakkında “Onun bütün rivâyetleri ve ondan rivâyet eden bütün râvîler zayıftır” tespitinde bulunmuştur.(31), Diğer senede gelince onda da ezcümle “Hamzat-ül Cezri” (Hamza b. Ebî Hamza en-Nasibi)’yi görmekteyiz. Onun hakkında ise ricâl âlimleri şu tabirleri kullanmışlardır: “Hadisi münkerdir”, “Hadisi terkedilmiştir”, “Hadisi atılmıştır”, “Bir şeye yaramaz”, “Hadis uyduran birisidir”, “Bir para etmez.” (32)

*Halife Ömer b. Hattab:

Halif’e Ömer’e dayandırılan rivâyette ise şu râvilerin ismi geçmektedir:

1- Naim b. Hammad:

İbn-i Cevzî onun hakkında şu tespitte bulunmuştur: “Naim (ricâl âlimleri tarafından) cerhedilmiştir.”

2- Abdürrahim b. Zeyd: Durumu açıklandı.

3- Zeyd-ül Ammî: Durumu açıklandı.

*Câbir b. Abdullah-il Ensârî:
Câbir’e dayandırılan rivâyet de iki senetle nakledilmiştir. Bu senetlerin birisinde rivâyet ta Mâlik b. Enes’e ondan da ta Câbire kadar uzanıyor; ancak Mâlik’ten aşağıya bütün râvîler meçhul ve tanınmayan kimselerdir. Bunu İbn-i Hacer Askalânî “Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf” isimli eserinde açıkça beyan etmiştir.(33)

Diğer sened de ise şu râvîlerin ismini görmekteyiz:

1- Ebu Süfyân:

İbn-i Hazm “Ebu Süfyân zayıftır” demiştir.(34)

2- Selâm b. Selim:

Yine İbn-i Hazm Bu râvî hakkında ricâl alimlerinden şu görüşleri nakletmiştir: İbn-i Hacer: “Selam zayıftır.” İbn-i Harâş: “O çok yalancıdır.” İbn-i Hıbbân: “O bir çok uydurma hadis rivâyet etmiştir.” Ardından da “Bu adamın zayıflığında icma edilmiştir” tespitini eklemiştir İbn-i Hazm.(35)

3- Hâris b. Gasîn:

İbn-i Abd-il Birr rivâyeti bu senedle naklettikten sonra Şöyle demiştir: “Bu sened hüccet olamaz; zira senette yer alan “Hâris b. Gasîn” meçhuldür ve durumu belli değildir. Yine Ebu Amr ve Zeynüddin-il İrâkî de onun hakkında aynı şeyi söylemişlerdir.(36)

*Abdullah İbn-i Abbâs:
Abdullah İbn-i Abbâs’a dayandırılan rivâyetin senedinde ezcümle şu râvîlerin ismi geçmektedir:
1- Süleyman İbn-iEbî Kerîme:
Ebu Hâtem Râzî, Celâlüddin Suyûtî ve Muhammed b. Tâhir onun zayıf olduğunu söylemişlerdir. İbn-i Adiy ise “Onun bütün hadisleri münkerdir” demiştir. Zehebî’nin tespiti ise şöyledir: “O, itibarsız ve bir çok münker (hadisin sahibidir.(37)
2- Cüveybır b.Said:
Bu râvî zayıflığı hakkında ricâl âlimlerinin söylediklerinden bazısı şöyledir: Nesâî ve Dârekutnî: “Hadisi terkedilmiştir.” Buhari Ali b. Yahya’dan Şöyle nakletmektedir: “Cuveybır’ın iki hadis naklettiğini biliyorum.” Ardından ikisini de naklederek onların zayıf olduğunu ortaya koymuştur. İbn-i Cevzî: “Cuveybır’a gelince, onun zayıf olduğunda icma etmişlerdir.” Ahmed b. Hanbel: “Onun hadisiyle iştigal edilmez.” İbn-i Muin: “Hiçbir şeye değmez.” Cevzecânî: “Onunla iştigal edilmez.” Ve benzeri bir çok tabir..(38)
3- Ez-Zahhâk b. Müzâhim:
Bu râvî hakkında da şu tabirler kullanılmıştır: “Bu adamdan hadis nakledilmezdi.” “Hadis hususunda zayıftır.” “Âlimler tarafından cerhedilmiştir.” Şu’be ve bir çok âlim ise onun İbn-i Abbas’ı görmediğini iddia etmişlerdir.(39)

*Ebu Hureyre:
Ebu Hureyre’ye dayandırılan rivâyetin senedinde “Cafer b. Abd-ül Vahid-il Kâzî el-Hâşimî” isimli râvînin ismi de geçmektedir. Rical kitaplarında bu şahıs da “Hadis uyduran”, “Hadis çalan”, “Yalancı”, “Hadisi terk edilen” vb. tabirlerle tanıtılmıştır.(40)

*Enes b. Mâlik:
Enes b. Mâlik’e dayandırılan rivayetin senedinde ise “Bişr İbn-il Hüseyin” isimli bir râvînin ismini görmekteyiz ki rivâyeti Zübeyr b. Adiy kanalıyla Enes’ten nakletmektedir. Zehebî “El-Muğnî” kitabında, Dârekutnî’nin onun hakkında “Terk edilmiştir.” ve Ebu Hâtem’in ise “O Zübeyr’in diline yalan uydurmuştur.” dediğini nakletmektedir. Bu râvî hakkında diğer rical âlimlerinin yergilerini görmek için İbn-i Hacer Askalânî’nin “Lisân-ül Mizân” kitabına bakılabilir.(41)

"Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayete erersiniz." (Beyhakî, el-Medhal, s.164, Kenzu’l-ummal, h. no: 1002, İbni Abdu'l-Berr, Cami'u Beyan'il-İlmi ve Fazlihi, 2/90-91; İbn Hazm, el-İhkam, 6/82; Abd ibni Humeyd, Müsned; İbni Adi, Kamil; Suyuti, Menahil el-Safa, 193; #1027; Suyuti, Cami el-Sağir, #4603).

Bu rivayet için şunlar söylenmiştir: Sellam ibni Suleym, şöyle demiştir: el-Haris ibni Gusay bize Ameş'den o Ebu Süfyan'dan o da Cabir'den o da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den rivayet etmiştir.

İbni Abdu'l-Berr bu hüccetin kaim olmadığı bir senettir (yani bu senetle hüccet kaim olmaz). Çünkü senetteki Haris bin Gusay meçhuldur diyor. Aynı senetle gelen rivayet için İbni Hazm bu sağlam olmayan bir senettir. Ebu Süfyan zayıftır; bahsi geçen Haris bin Gusay, Ebu Vehb es-Segafi'dir ki meçhul biridir, Sellam bin Süleyman uydurma hadis rivayet eden biridir -hiç şüphe yok ki bu da onlardan biridir- demektedir. İbni Hibban ise Haris bin Gusay'dan es-Siga'da güvenilir raviler arasında bahsetmektedir.

Bu hadisi Sellam bin Süleym (aynı zamanda Sellam bin Süleyman olarak da bilinir) üzerinden kritiğe tabi tutmak daha da kolaydır. Çünkü bu kimse zayıf olduğu üzerinde icma olan hatta İbni Hiras'ın "halis yalancıdır" dediği, İbni Hibban'ın ise "uydurma hadisleri rivayet ederdi" dediği bir kimsedir. 

Ebu Süfyan ise İbni Hazm'a göre zayıftır, İbni Hacer et-Tagrib'de onun adil olduğunu belirtmiş, Müslim'de Sahih'inde ondan rivayet etmiştir.

İbni Hazm mevzu (uydurma) olduğunu söyler. (Usul el-Ahkam, #810) İbni Kudame, Ahmed bin Hanbel'in "Bu hadis sahih değildir" dediğini nakletmiştir. (İbni Kudame, el-Muntehab min el-İleli li'l-Hallal, 143) İbni Teymiyye bunu Kadı Ebu Yala'dan da nakleder. (İbni Teymiyye, Musevvede fı Usuli'l-Fıkh, 326)

İbni Abdu'l-Berr'in aktardığına göre Müzeni bu haber hakkında şöyle dedi: "Eğer bu haber Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den sahih olsaydı onun manası; sahabeler Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den naklettikleri hususlarda güvenilirdirler, anlamına gelirdi başka bir anlama gelmezdi. Sahabelerin kendi görüş ve fetvaları hadisin muhteviyatına dâhil olsaydı, onlar birbirlerini hatalı bulmaz, birbirini tenkit etmez ve bazıları kendi görüşünden arkadaşlarının görüşüne dönmezdi bu hususu iyice düşünesiniz..." (İbni Abdu'l-Berr, Cami'u Beyan'il-İlmi ve Fazlihi, 2/90)

Beyhakî’ el-Medhal adlı eserinde Ebu Abdullah el-Hafız Ebu Bekr Ahmed b. El-Hasen Ebu Abbas Muhammed b. Yakub, Bekr b. Sehl ed-Dimyâtî, Amr b. Hasim el-Beyrûtî, Süleyman b. Ebî Kerîme, Cuveybir b. Saîd el-Ezdî, Dahhâk b. Müzâhim, İbn Abbas rivayet zinciri ile naklettiği hadis şöyledir:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın Kitabı'ndan size ne verildiyse onunla amel gerekir. Onun terki konusunda hiçbiriniz için mazeret yoktur. Eğer Allah’ın Kitabında yoksa o zaman benim bir sünnetim geçmiştir. Şayet benim geçmiş bir sünnetim yoksa bu defa ashabımın dedikleri vardır. Çünkü ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine sarılsanız hidayete erersiniz. Ashabımın ihtilafı ise sizin için rahmettir.” (Beyhaki, el-Medhal, s. 162-3, no: 152. tah. M. Ziyaurrahman el-A’zami Daru’l-Hulefa-Kuveyt, t.y.)

Dahhâk b. Müzâhim (ö. 105): Çok irsal yapan, saduk bir ravidir. Yahya b. Main, Ebu Zur’a ve Ahmed b. Hanbel’e göre sika, Yahya b. Said’e göre zayıftır. Ancak o, İbn Abbas ile hiç buluşmamıştır. Tefsiriyle tanınmaktadır. İbn Abbas ve Ebu Hureyre’den naklettiği rivayetlerin hepsi tartışmaya açıktır. İbn Ebi Hatim, el-Cerh ve’t-Ta’dil, IV. 458-9; Zehebi, Mizan, II. 326.

Cuveybir b. Saîd el-Ezdî: Cidden zayıf olup, hadis imamları tarafından cerh edilmiştir.. Yahya b. Main onun hakkında “leyse bisey’in”, Cuzcani de “onunla meşgul olunmaz” derken, Nesai, Darekutni ve başkaları ise onu “metruku’l-hadis” olarak değerlendirmektedirler. Zehebi, Mizan, I. 427.

Süleyman b. Ebî Kerîme: Ebu Hatim onu zayıf görmüş, İbn Adiyy (ö. 365) ise bütün hadislerini munker kabul etmektedir. Cerh-tadil imamlarınca hadisleri zayıf görülmüştür. Zehebi, Mizan, II. 411-2. İbn Ebi Hatim, el-Cerh ve’t-Ta’dil, IV. 138;
Amr b. Hâsim el-Beyrûtî: Hata eden saduk bir ravidir. İbn Mace (ö. 273) kendisinden rivayette bulunmuştur. Evzai’den (ö.157) küçükken hadis yazmıştır. İbn Adiyy, onun hakkında “leyse bihi be’s” demiştir. Zayıf olduğunu söyleyenler vardır. Mizzi, Tehzibu’l-Kemal, XXII. 275-6; Zehebi, Mizan, IV. 210.

Bekr b. Sehl ed-Dimyâtî (ö. 289): Zehebi onun muhaddis ve müfessir olduğunu, insanların ondan hadisler naklettiklerini, durumunun “mukaribu’l-hal” olduğunu söylerken, Nesai ise onun zayıf olduğunu belirtir. Zehebi, Mizan, I. 345-6; Nubela, XIII. 425-6.

Ravilerinin mecruh olmaları sebebiyle bu rivayet zayıftır.

"Ashabımın misali yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayete erersiniz." (el-Kuda'i, Müsned el-Şihab, 109/2)
Ca'fer İbni Abdu'l-Vahid dediki Vahab İbni Cerir İbni Hazm bize babasından oda el-Ameş'den oda Ebu Salih'den oda Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'dan oda Rasulullah (sallalahu aleyhi ve sellem)'den rivayet etti: Muhaddislerden biri, ya İbni el-Muhib yada Zehebi kitabında sayfa kenarındaki boş yere bu hadisle ilgili olarak şunu not aldı: "Bu hadis kesinlikle sahih değildir", uydurulmuştur, hadisdeki hata şudur: Darekutni burdaki Ca'fer hakkında "0 hadis uydururdu"; Ebu Zu'ra dediki "0 temelsiz hadis aktardı"; Zehebi aralarında bu hadisde olmak üzere onu aşağılayan birkaç hadis aktardı ve şöyle dedi "Bu onun afetlerinden biridir!" İbni Hacer de Ca'fer İbni Abdu'l-Vahid'in 'yalancı' olduğunu söyler.

İbni Abdu'l-Berr, İmam Bezzar'ın rivayetini zikrederek imamın şöyle dediğini naklediyor: "Avamın elindeki Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den rivayet olunan 'Ashabımın misali yıldızlar gibidir -veya- Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız, hidayete erersiniz' hadisini âlimlere sordum. Bana: 'Bu söz Rasullullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in sözü olarak sahih değildir.' dediler."

Bu sözü Abdu'r-Rahim bin Zeyd, babasından, o da Sa'id bin Müseyyeb'ten, o da İbni Ömer (radiyallahu anh)'dan o da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den rivayet etmiştir yada Abdu'r-Rahim bin Zeyd babasından o da İbni Ömer (radiyallahu anh)'dan rivayet etmiş olabilir.

Bu hadisin zayıflığı Abdu'r-Rahim bin Zeyd'in kendisinden gelmektedir. İlim ehli ondan hadis rivayet etmeyi terkettiler. Abdu'r-Rahim bin Zeyd'in bu haberini sahih kabul etsek bile, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den sahih olarak rivayet edilen: "Benim sünnetime ve benden sonra hidayete ermiş raşit halifelerin sünnetine sımsıkı tutunun!" (Ebu Davud; Tirmizi, 2676; İbni Mace; Ahmed, Müsned) hadisi bu hadisle muarızdır ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den onun sözü olarak münkerdir. Bir de bunun üstüne, haberin Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den sabit olmadığı düşünülürse, haberin hali (ve değeri) daha açık ortaya çıkar. Netice olarak haber sahih değildir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına kendinden sonra ihtilaf etmeyi mübah kılmamıştır.

"Hakikaten ashabım yıldızlar gibidir, bundan dolayı eğer onlardan işittiğiniz herhangi bir sözü kabul ederseniz, hidayete erersiniz."

İbni Abdu'l-Berr bu rivayeti muallak bir şekilde nakleder ve İbni Hazm da ondan aktarır; tamamlanmış hadis zinciri şöyledir: Ahmed İbni Yunus bana haber verdi: Ebu Şihab el-Hannat bize Hamza el-Cazre o da Nafıi'den oda İbni Ömer (radiyallahu anh)'dan oda Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den bize bildirdi. (Abd İbni Humeyd, el-Muntekab min el-Müsned, 86/1) Aynı zamanda İbni Batta, Ebu Şihab'dan baska bir rivayet zinciriyle rivayet etmiştir. (İbni Batta, el-İbane, 4/11/2) 

İbni Abdu'l-Ber dedi ki: "Bu isnat sahih değildir ve bu sözüne; Nafı'den sahihliği kabul edilir hiç kimsenin rivayet etmediğini delil olarak getirdi.

Bu Hamza İbni Ebi Hamza hakkında Darekutni "metruktur" dedi, İbni Adi "Onun rivayetleri çoğunlukla uydurmadır" dedi, İbni Hibban "O güvenilir şahıslar arasında uydurma hadisleri rivayet eden tek kişidir, öyleki sanki bunu bilinçli olarak yapmıştır; ondan rivayet etmeye izin verilmemiştir", der. Aralarında bu hadiste dâhil olmak üzere Zehebi onun tercümeyi halinde bazı uydurulmuş hadislerini zikretmiştir. (Zehebi, el-Mizan) .

İbni Abdu'l-Berr şöyle diyor: Ebu Şihabu'l-Hannat, Hamza el-Cezeri'den o da Nafı'den o da İbni Ömer (radiyallahu anh)'dan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Ashabım yıldızlar gibidir" dediğine dair nakledilen bu haber sahih değildir. Bu haberi Nafı'den sika ve hüccet kabul edilen biri rivayet etmemiştir.

İbni Ömer (radiyallahu anh)'dan Abd ibni Humeyd tarafından rivayet edilen bu nakil Suyuti tarafından da zayıf olarak değerlendirilmiştir. (Suyuti, Cami el-Sağir, #4603) .

İbni Hazm bu hadisin (2 nolu tüm versiyonlarıyla) Kur'an'daki bazı ayetlerlede (ör: en-Necm 53/3-4; en-Nisa 4/82; el-Enfal 8/46) çelişkili olduğu için şüphesiz yalan olduğunu bildirdikten sonra, dediki: "...bundan dolayı, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bizlere ashabının tüm görüşlerini takip etmemizi emretmesi muhaldir, Allah hepsinden razı olsun, ama aralarında bazılarına izin verdiğine bazılarını da yasaklamıştır: yukarıda bahsettiğimiz söz konusu olsaydı Semure İbni Cundub (radiyallahu anh)'a göre uyuşturucu alıp satmaya izin verilirdi, Ebu Talha (radiyallahu anh)'a göre oruçluyken kar yemeye izin verilirken yanındakiler yasaklamıştır, Ali (radiyallahu anh), Osman (radiyallahu anh), Talha (radiyallahu anh), Ebu Eyyub (radiyallahu anh) ve Ubeyy İbni Kab (radiyallahu anh)'ı takib eden için tamamlanmamış cinsel ilişkiden sonrada gusul etmemek zorunlu ama Ayşe (radiyallahu anha) ve İbni Ömer (radiyallahu anh)'ı takib eden için yasak olurdu; tüm bu örnekler bize sahih hadislerle ulaşmıştır." (İbni Hazm, el-İhkam, 6/83).

Bundan sonra uzun uzun Ashab tarafından Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşarken ve öldükten sonra sünnette yapılan yanlışlıklar hakkında dile gelen fıkirleri anlatmıştır. Ve dedi ki: "O halde körü koruna, hem yanlışlık yapanı hemde doğru yapanı takip etmeye nasıl izin verilir?!" (İbni Hazm, el-İhkam, 6/86).

Bundan önce "Ashabım yıldırzlar gibidir: onlardan hangisini takip edersen, doğru yola iletilmiş olursun" hadisini örnek olarak kullanarak 'Farklı Olmak Kınanmıştır' başlığı altında 'Anlaşmazlık lütuftur' diyenlerin yanılgısını hadisin birkaç sebepten dolayı yalan olduğunu aydınlatarak açıklamıştır:

(i) bu hadis zincirine bakılırsa sahih değildir;

(ii) dahası Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kendinin zaman zaman yanlış gördüğü birşeyi bizim yapmamız için emretmiş olamaz; mesela Ebu Bekir (radiyallahu anh)'ın rüya tabiri yaparken yaptığı bir yanlışı göstermiş, bir başka tabirde Ömer (radiyallahu anh)'ın yanlışını ve Ebu Sanabil (radiyallahu anh)'ın verdiği hükmün yanlış olduğunu belirtmiş; bundan dolayı, hata yapan birine uymamızı emretmiş olamaz.

(iii) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hiç yalan söylemedi; ağzından sadece doğru söz çıkardı: yıldızlara olan benzetme açıkça bir hatadır. Yani; mesela, eğer biri belirli bir yolu takip ederek yolculuk yapmak istese ve yapacağı yolculukta yıldızları takip etse, takip etmesi gereken yıldızlar oğlak burcu yıldızları olsa ama onun yerine yengeç burcu yıldızların' takip etse, doğru yola iletilmiş olmaz, üstelik doğru yoldan sapmış olur ve çok fazla yanılmış olur bundan dolayı besbelli ki yıldızları takip etmek insanı doğru yola iletir demek yanlış olur!. (İbni Hazm, el-İhkam, 5/64).

Ibni el-Mulakkin Ibni Hazm'ın sözlerini özetleyerek onayladı ve hadisle ilgili tartışmasına şu sekilde son verdi: "İbni Hazm dediki: Bu uydurma, düzmece aslı olmayan bir rivayettir, kesinlikle doğru degildir." (İbni Hazm, el-Hulasa, 2/175).
Beyhaki; Ömer (radiyallahu anh) ve İbni Abbas (radiyallahu anh)'tan naklettiği versiyonunun ardından 'Meşhur bir hadistir ancak sened zinciri zayıftır' notu düşmüştür. (Beyhaki, el-Medhal) Ayrıca Sizci (İbane) ve İbni Asakir de Ömer (radiyallahu anh)'dan nakletmiştir. Suyuti zayıf olduğunu söyler. (Suyuti, Cami el-Sağir, #4603).

Bezzar; Enes (radiyallahu anh)'dan nakledilen versiyonda, Abd ibni Humeyd'in rivayeti için 'Münkerdir ve sahih değildir' der. (İbni Hacer, Telhis el-Habir, 4/190-191 #2098).

Şevkani; bu rivayetin birçok farklı yoldan nakledildiğini ancak hiçbirinin sahih olmadığını ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in hadisi olarak sabit olmadığını ve delil olarak kullanılamayacağını söylemektedir. (el-Kavl el-Müfıd fı Edille el-İctihad ve't-Taklid, 9).

İbni Kesir; hadisin Ömer (radiyallahu anh)'dan gelen versiyonunu verdikten sonra, 'bu rivayeti kütübü sitte sahiplerinden hiçbirisi rivayet etmemiştir, zayıftır' der. Daha sonra diğer versiyonlarına değinerek 'bunların hiçbirisi sahih değildir' der ve bazı âlimlerin çok sayıda versiyonu olması sebebiyle ve mana yönüyle doğru olduğunu söyleyerek hasen saydıklarını yahut şahit olarak kullanılabileceğini söylediklerini aktarır. (İbni Kesir, Tuhfetu't-Talib, bi Marifeti Ahadis Muhtasar İbni Hacib, 165-169).

el-Muttaki el-Hindi, Beyhaki'nin Medhal, Ebu Nasr el-Siczi'nin İbane'de geçen versiyonu naklettikten sonra `garib' olduğunu belirtir ve el-Hatib, İbni Asakir, Deylemi tarafından da rivayet olunmuştur ve ilk ikisi zayıftır der. (Kenz el-Ummal, 1002) Bundan başka rivayetlere ayrıca İbni Arrak (Tenzih, 1/419) ve Acluni (Keşşaf, 1/132) yer verir.

İbni Asakir, İbnu'l-Cevzi, İbni Kayyım, Iraki, Sehavi gibi âlimler de rivayetin zayıf olduğunu söylerler. Ebu Hayyan el-Endulisi de, İbni Hazm gibi uydurma hükmü vermektedir.

Diğer bazı âlimler ise, rivayette yer alan sözlerin manasının doğru olduğunu ve çok sayıda zayıf rivayetin birbirini destekleyip hasen derecesine ulaştıracağını söylemişlerdir:

Berbehari; Şerh'us Sunne'de hadisi naklettiği gibi Osman bin Sa'id ed-Darimi de 'er-Reddu ale'l-Cehmiyye' isimli eserinde bu rivayete yer verir. Kadı İyad'da Şifa'da bu rivayete yer verir ve Iraki, bundan dolayı Kadı İyad'ı eleştirir. İbni Hacer de rivayet hakkında geniş izahatlar yapmış ve rivayet yollarının çokluğu sebebiyle hasen derecesine ulaştığını belirtmiştir. (Hafız İbni Hacer, eI-Kafı eş-Şef fı Tahrici Ahadisi'l-Keşşaf) İbni Hacer'in talebesi Zeynu'd-din Kasım Kutluboğa da, birçok versiyonuna değindikten sonra, 'bunların isnadlarında problem vardır lakin birbirlerini güçlendirmektedirler' der. (Hulasatu'I-Efkar Şerh Muhtasari'l-Menar).

Beyhaki; bu rivayete yer verdikten sonra, Müslim de geçen Ebu Musa (radiyallahu anh) hadisinin bu rivayeti güçlendirdiğini söyler. Ebu Musa (radiyallahu anh)'ın naklettiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Ben de sahabelerin emniyetiyim... sahabelerim de ümmetimin enmiyetidir." (Beyhaki, eI-İ'tikad, 160).
İbni Hacer, Beyhaki'nin sözleri hakkında şöyle der: Beyhaki doğru söylemektedir. (Ebu Musa hadisi) genel manada sahabelerin yıldızlara benzemesi hususunun doğruluğunu gösterir lakin (sahabelerden herhangi birini) izleme meselesinde bu husus Ebu Musa (radiyallahu anh) hadisinde açık değildir. (İbni Hacer, Telhisu'I-Habir, 4/351).
Imam Ebu'I-Hattab el-Kelvezani el-Hanbeli şoyle der: "Burada kastedilen Müslümanın onlardan dilediğini taklit etmesinin caiz olduğu yahut da 'benden rivayet ettiğinde hangisini izlerseniz hidayet erişirsiniz' demektir." (et-Temhid fi Usuli'I-Fikh, 4/331).

ibni Teymiyye de şoyle der: "el-Kadi (Ebu Ya'la), sahabenin iki görüşünden biri üzerinde icma etmesi hususunda dedi ki: (Bununla) ihtilaf aradan kalkmaz (...) cunkü Acurri kitabinda ibni Omer (radiyallahu anh)'dan şoyle dedigini rivayet etmi§tir: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) dedi ki: "Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz hidayete erersiniz." Bunun üzerine ona denildi ki: Bu hadisi ne icin delil olarak getiriyorsun? Oysa Ismail bin Sa'id §oyle der: (Imam) Ahmed'den Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in "Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz hidayete erersiniz." sozlerini delil getiren kimse hakkında sordum ve şöyle cevap verdi: Bu hadis sahih değildir! Ona şöyle cevap veririz: (Imam) Ahmed sahabelerin fazileti hususunda bunu delil getirir ye buna (bu hususta) itimad eder. Ebu Bekir el-Hallal, es-Sünne isimli kitabinda şoyle der: Ubeydullah bin Hanbel bin Ishak bin Hanbel bize bildirdi, babam bana dedi ki, Ebu Abdullah (Ahmed ibni Hanbel)'i şöyle darken işittim: Haddi aşmak Muhammed (sallalalhu aleyhi ve sellem)'in ashabini (şer üzere) anmaktir. cunkü Rasulullah (sallalalhu aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki: "Sahabelerim (hakkinda size) Allah'', Allah'i (hatirlatirim), onlari (haklarinda kotu sozler soylemek suretiyle) hedef etmeyin."

Yine (Rasulullah) şöyle de demiştir: "Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayete erersiniz." (Kadı Ebu Ya'la) şöyle dedi: Bu lafzı delil getirmiştir, böylelikle bu, (hadisin) ona göre sahih olduğunu gösterir." (Musevvede fı Usuli'l-Fıkh, 326).

Hadisin mana olarak doğru olduğunu söyleyenlerden birisi de Aliyyul Kari'dir. 0 Şifa şerhinde Kadı İyad'ın bu rivayete yer vermesi üzerine şu yorumlarda bulunur: Belki Kadı İyad bir senede ulaştığından ya da çok sayıda zayıf rivayetin birbirini güçlendirmek suretiyle hasen derecesine ulaştığını düşündüğünden, kendisince rivayeti güzel bulduğundan (yahut da) mevzu bahis etmeye dahi gerek duyulmayan, zayıf hadislerin amellerin faziletleriyle alakalı kullanılabileceği (ilkesi)nden dolayı bu rivayete yer vermiş olabilir. (Şerhu Şifa 2/91) Aliyyul Kari bir başka yerde de hadisin manasının "Bilmiyorsanız zikir ehline sorun!" (en¬Nahl 16/43) ayetiyle uyum içerisinde olduğunu belirtir. (el-Esrar, 372).

Günümüz hoca ve âlimlerinin araştırma ve görüşlerini de zikrederek mevzuumuzu nihayetlendireceğiz inşaAllah.
Prof. Dr. Zekeriya GÜLER (42):

Görebildiğimiz kadarıyla senedi itibariyle zayıf ile hasen arasında deveran ettiği (ki daha çok zayıf olduğu) anlaşılan bu rivayet, Ahmed b. Hanbel tarafından ihticaca salih görülerek kullanılır (43). Metni itibariyle hadis, “necm” ve “ihtidâ” kelimelerinin geçtiği “Yıldızlarla da insanlar yollarını bulurlar” (44) ayeti yanında, sahabenin yıldızlara benzetildiği sahih hadisi de (45) düşündürmektedir. 

Abdülhayy el-Leknevî (v. 1304/1886), “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, doğru yola ulaşırsınız” hadisinin anlamına dair şu bilgilere yer verir: “Ashâb ile kastedilen, Muhacir, Ensar ve diğerlerinden sabah akşam Rasûlullah’ın yanından ayrılmayan, ikamet ve yolculuk esnasında ona eşlik eden, vahyi ondan alıp öğrenen, şeriatı, ahkâmı ve âdabı ondan alan ve nâsih-mensûhu tanıyan râşid halifeler gibileridir. Yoksa onu bir veya daha çok gören kimse değil!” (46). Abdülhayy el-Leknevî’nin ifade ettiği gibi (ki, bu bilgi Hâkim et-Tirmizî’nin Nevâdiru’l-usûl’ünde aynen mevcuttur) (47) gerek ilim gerekse amel ve ahlak bakımından sahabe arasında seviye ve fazilet farkı mevcuttur. Bu durumda tebliğ metninde “Usûlcülerle aynı düşünen Abdulhayy el-Leknevî (1304/1886)’ye de burada yer vermek istiyoruz. O da örf tanımından hareketle Peygamber (s.a.v.)’le birlikte uzun bir süre yaşayan, ona yardım eden, ona indirilen nura ittiba eden dini hükümleri öğrenip yaşayan kimseye sahâbî demektedir (48) diye nakledilen bilgi yanında yukarıdaki paragrafın yer almaması, esasen bir eksiklik olarak göze çarpar.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Tahir DAYHAN

“Ashâbım yıldızlar gibidir, hadisiyle ilgili bir anekdot aktarmak istiyorum. Müslim’in Sahîhi’nde 2531 no’lu hadis-i şerif. Ebu Bürde hadisi. “Yıldızlar gökyüzünün emniyet kaynağıdır. Onlar yok olup gittikleri zaman gökyüzüne va’dolunan şeyler gelip çatar. Ben ashabım için, ashabım da ümmetim için bir emniyet kaynağıdır. Va’dolunan tehlike ve fitneler, ben gittiğim zaman ashabıma, ashabım gittiği zaman da ümmetime gelip çatar”. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu teşbihiyle sanki şunu demek istiyor: “Gökteki her bir yıldızın belli bir yörüngeye çakılı olması gibi onlar da yörüngelerinde dönerler. Kiminin ışığı kuvvetli kimininki daha zayıf olsa bile, hiçbirinin doğru yönü gösterme bakımından diğerinden farkı yoktur. Hedef bensem eğer, hangisine uysanız o sizi bana getirir/beni size götürür”.

Âcizane kanaatim, “Ashâbım yıldızlar gibidir” hadisi, bu hadisin “yuvarlanmış” hâlidir. [Yani mana ile rivayet edilmiş hali, a.n.] Hadislerin formülasyonunu savunan görüşü çağrıştırmaması için “formüle edilmiş” demiyorum bilerek. Yani bir nevi “bir başka şekilde ve yeniden” söylenmiş hâlidir. “Bu hadis, kısaca bu demektir” anlamındadır. İbnü’l-Cevzî, es-Süyûtî, Aliyyü’lKarî, Aclûnî, Şevkânî gibi Mevzû‘ât müellifi muhaddislerin “hadisin sahîh bir senedi yoksa da manası sahîhtir” dedikleri türden bir rivayet olduğu kanaatindeyim.“ (49).

Yrd. Doç. Dr. Ebubekir SİFİL

“Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz” rivayetinin uydurma olduğu söylenmiş ise de, doğrusu onun “uydurma” değil, “zayıf” bir hadis olduğudur. Abdulfettah Ebu Gudde merhum Fethu Babi’l İnaye’ye yazdığı ta’likler meyanında bu rivayet üzerinde durmuş ve uydurma olmadığı sonucuna varmıştır (50).

Dr. Halil İbrahim Kutlay da "Ümmetimin ihtilafı rahmettir" hadisi üzerinde dururken bu rivayeti ve yakın lafızlarla nakledilen bir varyantı değerlendirmeye almış ve her ikisinin de" cidden zayıf" olduğu kanaatine varmıştır (51).

Îbnu'l-Mülakkın el-Bedru'l-Münîr’de (IX, 585 vd.) ve Ibn Hacer et-Telhîsu'l- Habır’de IV, 350-1) bu hadisin rivayet yollarını zikretmiş ve zaaflarını sıralamıştır.

el-Beyhakî, el-İ'tikâd ve’l-Hidâye'de (437 vd.) bu rivayetin anlamının Ebû Musa el-Eş'arî (r.a) tarafından rivayet edilen "Yıldızlar semanın emniyetidir; yıldızlar gittiği (kıyamet kopup da söndükleri zaman) zaman gök ehline va'dedilen şey gelir. Ben ashabım için bir emniyetim. Ben gidince ashabıma va‘dolunan şey gelir. Ashabım da ümmetimin emniyetidir. Onlar gidince de ümmetime va'dolunan gelir" (Müslim, "Fedâilu's-Sahâbe", 207) hadisi tarafından kısmen de olsa teyit edildiğini belirtir. İbn Hacer onun bu tesbitini kısmen destekler ve şöyle der "el-Beyhakî doğru söylemiştir. Bu hadis, münhasıran Sahabe'nin yıldızlara benzetilmesinin doğru olduğunu göstermektedir. Ancak Ebû Mûsa (r.a) hadisi Sahabe'ye uyma konusunda açık bir teyit ihtiva etmemektedir."

İbni Hacer’in el-Emâlî'l-Mutlaka’daki (60-1) tavrı daha açıktır. Orada "Ashabımın ümmetim içindeki durumu, yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz" hadisini zikrettikten sonra şöyle der "Bu hadisi ed-Dârekutnî Kitâbul-Fedâil'de Abdullah b. Kâmil'in Abdullah b. Ravh'dan nakli olarak aktarmıştır. (...) İbn Abdilberr de bu rivayeti ed-Darekutni’nin senediyle tahriç etmiş ve "Bu rivayet delil olarak kullanılamaz. Çünkü (senedindeki) el-Hâris b. Ğusayn meçhul bir ravidir" demiştir. (Bkz. İbn Abdilberr, Câmi'u Beyâni’l-İlm ve Fadlih, II, 925.)

"Ben derim ki: İbn Hibbân bu zatı es-Sikât'da zikretmiş (Bkz. es-Sikât, VIII, 181) ve Hüseyin b. Ali el-Cu’fl ondan rivayette bulunmuştur" demiştir.

"Bu durumda bu zattan (biri Hüseyin b. A li el-Cu'fî, diğeri de İbn Abdilberr'in zikrettiği senedde yer alan Sellâm b. Süleyman olmak üzere) iki kişi rivayette bulunmuş olmaktadır. Dolayısıyla böyle bir ravi hakkında "meçhuldür" denmez. (el-Hâris b. Ğusayn'dan rivayette bulunanlar sadece İbn Hacer’in zikrettiği iki kişi değildir. ed-Dârekutnî el-Mü'telif ve'l-Muhtelif te (IV, 1778) bu zattan "Sellâm b. Süleyman, Yahya b. Ya'lâ el-Eslemî ve daha başkalarının" rivayette bulunduğunu söyler. Bu durumda bu zattan isimleri tasrih edilmiş olarak rivayette bulunanların sayısı en az üç olmaktadır.)

"Evet bu rivayeti ondan aktaran Sellâm b. Süleyman hakkında Ebû Hatim, "Kuvvetli değildir", Ibn Adiyy ve el-Ukaylî, "Münkeru,l-hadis"tir" demişlerdir; (ancak) en-Nesâî, el-Kuna’da (bkz. el-Mizzî, Tehzîbu 'l-Kemâl, XII, 287) bazı hocalarından onun güvenilir biri olduğunu söylediğini nakletmiştir."

Ibn Hacer bu eserinde böyle derken, Muvâfakatu'l-Hubri'l-Haber'de (1,146) el-Hâris b. Ğusayn hakkındaki cehalet iddiasını önemsemeyip, bu rivayetin esas zaafının (afetinin) Sellâm b. Süleyman olduğunu söylemesi şaşırtıcıdır. Oysa Ibn Adiyy onun bütün hadislerinin güzel/hasen olduğunu, ancak kendisine mütabaat eden kimse bulunmadığını söylemiştir. (Bkz. el- Kâmil, IV, 328) Oysa el-Hâris b. Ğusayn'dan rivayette kendisine en az iki kişinin mütabaat ettiğini yukarıda görmüştük.


Şüphesiz Allah (cc) en doğruyu bilendir.

Ebu Taha bin Mahmud
  11 Safer 1438
(11 Kasım 2016)


Kaynaklar:
1. İmam Ahmed b. Hanbel (Ölüm: 241 hc.)’in bu görüşü İbn-i Emir-il Hacc’ın “Et-Takrir-u Vet-Tahbir” kitabında, İbn-i Kudâme’nin “El-Müntahab” kitabında, yine Et-Teysir kitabında C.3, S.243 ve Silsilet-ül Ehâdis-iz Zaifet-i Vel-Mevzua, kitabında C.1, s.79 da nakledilmiştir.
2. Hâfız Ebu İbrâhim-il Muznî (Ölüm: 264 hc.)^nin bu görüşü Câmi-u Beyân-il İlm (İbn-i Abd-il Birr), C.2, s.89-90. da nakledilmiştir.
3. Hâfız Ebu Bekr-il Bezzâr (Ölüm: 292 hc.)’ın bu görüşü Câmi-u Beyân-il İlm (İbn-i Abd-il Birr), C.2, S.90, İ’lâm-ül Muvakkıin, C.2, s.223, El-Bahr-ül Muhit (Ebu Hayyan-il Endülüsî), C.5, s.528. da nakledilmiştir.
4. İbn-ül Kattân -Hâfız Ebu Ahmed Abdullah b.Adiyy- (Ölüm: 365 hc.) bu görüşünü, zayıf râvîler hakkında yazdığı “El-Kâmil” adlı kitabında, Cafer b. Abd-ül Vâhid-il Hâşimî-il Kadî ve Hamzat-ün Nasibî’nin hal tercemesi bölümünde zikretmiştir.
5. Hâfız Ebu-l Hasan Dârekutnî (Ölüm: 385 hc.) ‘nin bu görüşü Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf (ibn-i Hacer Askalânî), C.2, s.628. da nakledilmiştir.
6. Hâfız İbn-i Hazm -Ebu Muhammed Ali b. Ahmed- (Ölüm: 456 hc.)’ın bu görüşü El-Bahr-ül Muhit, C.5, s.528, Silsilet-ül Ehâdis-iz Zaifet-i Vel-Mevzua, kitabında C.1, s.78. de nakledilmiştir.
7. Hâfız Beyhakî -Ebubekr Ahmed b. Hüseyin b. Ali b. Abdullah- (Ölüm: 457 hc.)’nin bu görüşü Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf (ibn-i Hacer Askalânî), C.2, s.628. de nakledilmiştir.
8. Hâfız Ebu Ömer İbn-i Abd-il Birr (Ölüm: 463 hc.) bu görüşünü Câmi-u Beyân-il İlm (İbn-i Abd-il Birr), C.2, s.90-91. de zikretmiştir.
9. Hâfız İbn-i Esâkir -Ebu-l Kâsım Ali b. Hibetullah- (Ölüm: 571 hc.)’in bu görüşü Feyz-ül Kadîr-i Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (El-Mennâvî), C.4, s.76. da nakledilmiştir.
10. Hâfız Abdurrahman Ebu-l Ferac İbn-il Cevzî (Ölüm: 597 hc.) bu görüşünü “El-İlel-ül Mütenâhiye Fil-Ehâdis-il Vâhiye” isimli kitabında zikretmiştir. Bkz: Feyz-ül Kadir-i Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr, C.4, s.76.
11. Ebekât-ül Envâr kitabının nakline göre Hâfız İbn-i Dihye –Ebu-l Hattab Ömer b. Hasan- (Ölüm: 633 hc.) ‘nin bu görüşü “Ta’lik-u Tahric-i Ehâdis-i Minhâc-il Beyzâvî” kitabında zikredilmiştir.
12. İmam Esir-üd Din Ebu Hayyân-il Endülüsî (Ölüm: 745 hc.)’nin bu görüşünü El-Bahr-ül Muhit (Ebu Hayyân-il Endülüsî), C.5, s.527-8. de zikretmiştir.
13. Hafız Şemsüddin Ebu Abdillah ez-Zehebî (Ölüm: 748 hc.) bu görüşünü Mizan-ül İ’tidâl (Zehebî), C.1, s.413, C.2, s.102. de zikretmiştir.
14. Ahmed İbn-i Abdülkadir Tâcuddin İbn-i Mektum Ebu Muhammed-il Kaysî (Ölüm: 749 hc.)’nin bu görüşü Ed-Dürr-ül Lakît Min-el Bahr-il Muhît, (Bahr-ül Muhit’in hamişinde basılmıştır), C.5, s.527. de nakledilmiştir.
15. Şemsüddin İbn-i Kayyim-il Cevziyye (Ölüm: 751 hc.)’nin bu görüşü İ’lâm-ül Muvakkıîn, C.2, s.223. de nakledilmiştir.
16. Hâfız Zeynüddin Abdurrahim b. Hüseyn-il İrâkî (Olüm: 806 hc.)’nin bu görüşü, İbn-i Adiyy’in “El-Kâmil” kitabında, Hamza b. Ebi Hamza Nasîbî’nin hal tercemesinde, Beyhakî’nin “El-Medhal” kitabında, “Tahric-u Ehâdis-il Minhâc” kitabından naklen Ebekât-ül Envâr kitabında nakledilmiştir.
17. Hafız Şehabüddin İbn-i Hacer-il Askalânî ( Ölüm: 852 hc.)’nin bu görüşü Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf (Keşşaf tefsirinin hamişinde basılmıştır), C.2, s.628. de nakledilmiştir.
18. Kemâlüddin Muhammed İbn-il Hemmâm-il Hanefî (Ölüm: 861 hc.)’nin bu görüşü Et-Tahrir (Emir Padişah-il Hüseynî’nin şerhiyle), C.3, s.243. de nakledilmiştir.
19. İbn-u Emir-il Hâc -Şemsüddin Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Hasan- (Ölüm: 879 hc.)’ın bu görüşü Etakrir-u Vet-Tahbîr Fi-Şerh-it Tahrîr; bak: Et-Teysir-u Fi-Şerh-it Tahrir, C.3, s.243-244. de nakledilmiştir.
20. Hâfız Şemsuddin Ebulhayr Muhammed b. Abdurrahman Es-Sahavî (Ölüm: 902 hc.)’nin bu görüşü El-Mekâsid-ül Hasenet-u Fi-Beyân-i Kesirin Min-el Ehâdis-il Müşteheret-i Ale-l Elsine, s.26-27. de zikredilmiştir.
21. Kemâlüddin Ebu-l Meâlî Muhammed b. Emir Nâsıruddin Muhammed b. Ebî Bekr b. Ali b. Ebî Şerif-il Makdisî-iş Şâfiî (Ölüm: 906 hc.)’nin bu görüşü Feyz-ül Kadir Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (Mennâvî), C.4, s.76. da nakledilmiştir.
22. Hâfız Celâlüddin-is Suyûtî eş-Şâfiî (Ölüm: 911 hc.) bu görüşünü Feyz-ül Kadir Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (Mennâvî), C.4, s.76. da zikretmiştir.
23. Şeyh Aliyy-ül Muttaki-l Hindî (Ölüm: 975 hc.)’nin bu görüşü Kenz-ül Ummâl, C.6, s.133. de zikredilmiştir.
24. Şeyh Aliyy-ül Kâriyy-ül Mekkî (Ölüm: 1014 hc.)’nin bu görüşü El-Mirqât-u Fi-Şerh-il Mişkât, C.5, s.523. de zikredilmiştir.
25. El-Mennâviyy-üş Şâfiî -Abdürrauf b. Tâc-ül Ârifin b. Ali b. Zeynülâbidin- (Ölüm: 1029 hc.)’nin bu görüşü Feyz-ül Kadir Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (Mennâvî), C.4, s.76. da zikredilmiştir.
26. Şeyh Şehâbüddin-il Hafâcî-il Hanefî -Ahmed b. Muhammed b. Ömer (Ölüm: 1096 hc.)’nin bu görüşü Nesim-ur Rıyâz Fi-Şerh-i Şifâ-il Kâzî İyâz, C.4, s.423-4. de zikredilmiştir.
27. Kâzî Muhibbullah-il Behârî-il Hindî (Ölüm: 1119 hc.)’nin bu görüşü Müsellem-us Subût, C.2, s.241.
28. Kâzî Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Abdullah-iş Şevkânî (Ölüm: 1250 hc.)’nin bu görüşü İrşâd-ül Fuhûl, s.83. de zikredilmiştir.
29. Sadık Muhammed Hasan Hân (Ölüm: 1307 hc.) bu görüşünü Hüsn-ül Ma’mûl Min İlm-il Usûl, s.56. da zikretmiştir.
30. Bu konuda şu kaynaklara bakılabilir: El-Muğnî en Haml-il Esfâr-i Fil-Esfâr (İhya-ül Ulum’un Hamişinde basılmıştır), C.1,S.34, Tezkiret-ül Mevzûât, S.90-91, Silsilet-ü Ehadis-iz Zaifet-i Vel-Mevzûa, C.1, S.76-78.
31. İrşâd-ül Fuhûl, S.83. Feyz-ül Kadir, C.4, S.76.
32. Buhâri’nin ve Nesâî’nin “Ez-Zuafâ” (Zayıf Râvîler) isimli kitaplarında, İbn-i Cevzî’nin “El-Mevzuât” kitabında, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl” ve “El-Kâşif” kitaplarında, Ebu Hayyân’ın “El-Bahr-ül Muhît” kitabında ve diğer rical kitaplarının çoğunda, bu râvînin ismi bölümüne bakılabilir.
33. Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf, (Keşşâf’ tefsirinin hamişinde basılmıştır), C.2, S.628.
34. Silsilet-ül Ehâdis, C.1, S.78.
35. a.g.e.
36. Câmi-ül Beyân, C.2, S.90-91, İ’lâm-ül Muvakkıîn, C.2, S.223.
37. Bu konuda İbn-i Cevzî’nin “El-Mevzûât”ına, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidal” ve “El-Muğnî”sine, İbn-i Hacer’in “Lisân-ül Mizân”ına ve Muhammed b. Tahir’in “Kanun-ül Mevzûât”ına ve diğer ricâl kitaplarına mürâcaât edilebilir.
38. Bu görüşler için şu kaynaklara bakılabilir: Nesâî ve Buhârî’nin “Ez-Zuafâ” isimli kitaplarına, İbn-i Cevzî’nin “El-Mevuât” kitabına, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl” ve “El-Kâşif” kitabına …
39. Bu görüşler için Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl” ve “El Muğnî” kitaplarına ve İbn-i Hacer Askalânî’nin “Tehzib-üt Tehzib” kitabına bakılabilir.
40. Bu konuda İbn-i Hacerin “Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf” ve “Lisânül Mizân” kitaplarına, Zehebî’nin “Elmuğnî” ve “Mizân-ül İ’tidâl” kitaplarına ve Suyûtî’nin “El-Liâl-il Masnûa” isimli eserine başvurabilirsiniz.
41. Lisân-ül Mizân, C.2, S.21-23.
42. İslâm Medeniyetinin Kurucu Nesli SAHÂBE –Sahâbe Kimliği ve Algısı– İslâmî İlimler Araştırma Vakfı Tartışmalı İlmî Toplantılar Dizisi: 73. İstanbul 2013, s. 421-3.
43. İbn Teymiyye, el-Müstedrek alâ Mecmû-ı fetâvâ Şeyhı’l-İslâm, II, 122’den naklen Leknevî, Tuhfetü’l-ahyâr, s. 62-63, Ebû Gudde’nin notu. İbn Abdilberr'e göre, hadisin senedinde geçen el-Hâris b. Gusn meçhuldür. Ancak İbn Hacer (bkz. el-Emali el-Mutlaka (thk. Hamdi es-Selefi), hadis no: 87, Beyrut 1995), İbn Hibbân’ın onu Sikât’ında zikrettiğini ve meçhul denilemeyeceğini söyler. 
44. Nahl 16/16. 
45. Müslim, Fedâilü’s-sahabe, 207. 
46. Leknevî, a.g.e., s. 63. 
47. Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-usûl, III, 62, Beyrut 1992. O, nücûm ve kevâkib arasındaki farkı göz önünde bulundurarak bu noktaya işaret eder.
48. Leknevî Abdulhayy, Tuhfetu’l-Ahyâr bi İhyâi Sünneti Seyyidi’l-Ebrâr, Beyrût, 1992, s. 63.
49. İslâm Medeniyetinin Kurucu Nesli SAHÂBE –Sahâbe Kimliği ve Algısı– İslâmî İlimler Araştırma Vakfı Tartışmalı İlmî Toplantılar Dizisi: 73. İstanbul 2013, s. 431.
50. Aliyyü'l-Kari', Fethu Babi’l İnaye, I, 13. Abdulfettah Ebu Gudde tahkiki.
51. Halil İbrahim KUTLAY, “Keşfü’l-gummeh bi-takhrîc-i hadîsi “İhtilâfu ümmeti Rahmeh” (Arapça), Hadis Tetkikleri Dergisi (HTD), II/1, 2004, s. 81-104.
52. İbn Hacer, el-Emâli'l-Mutlaka, 59 vd.




 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
MİKAİL MİRAL 1 hafta önce

Hadislerin tahlile tabi tutulması kadar tabii bir şey yoktur. Her tahlil bir ictihaddır, dolayısıyla kabul ve redde açık demektir. Hadislerin çoğunun mana ile rivayet edildiği pek çok hadis âlimi tarafından ifade edilmektedir. BÜ tahlilde de görüldüğü gibi mezkur hadis hakkında en kötü değerlendirme zayıf olduğu şeklindedir. Zayıf Hadis ile Mevzu Hadisi bir gören bir yaklaşım kesinlikle yanlış, köksüz ve artniyetten niyetli bir yaklaşımdır. Hülasa en kötü Zayıf denilebilecek bir Hadisi sanki uydurma imiş gibi lanse edip dikkat çekmeye çalışmak hem de bunu ilmilik zaviyesinden sunmaya çalışma kınanmayı gerektiren kötü bir durumdur. Allah ıslah eylesin ne diyelim.

Misafir Avatar
Alparslan 7 gün önce @MİKAİL MİRAL

hülasa en kötü zayıf denilebilecek bir hadisi sanki uydurma imiş gibi lanse edip dikkat çekmeye çalışmak hem de bunu ilmilik zaviyesinden sunmaya çalışma kınanmayı gerektiren kötü bir durumdur. demek bir görevlimize aptal ve cahil diyerek hakaret ve hatta işten atma ile terbiye etmek acaba hangi islam ahlakı ile bağdaşıyor.

Beğenmedim! (3)
Misafir Avatar
SELAM 1 hafta önce @MİKAİL MİRAL

sana da selam olsun mi̇kai̇l kardeş. maşaAllah i̇lmi̇ni̇ konuşturmuşsun. anlaşilan vai̇zsi̇n. rabbi̇m seni̇ di̇nleyenlere dünya ve ahi̇ret saadeti̇ versi̇n. lütfen fazla deri̇n mevzulara gi̇rme. yakma bu ümmeti̇ lütfen yakma.

Beğenmedim! (5)
Misafir Avatar
DİYANETİN DİKKATİNE 1 hafta önce @MİKAİL MİRAL

bu mikail miral denen vaazınızın cahilliğini görün ve bunun elinden vaazlığı da görevi de alın. şu yazının girişinde admin ne güzel ifade etmiş herşeyi. bu mikail denen cahil ise hadisçilere ders verircesine aptal aptal açıklama yapıyor. ey diyanet gör personelinin cehaletini de ona göre eğitim kurslarında eğitim ver. bu yazıda bir hadis karşısında alimlerin tutumu anlatıyor. sizin bu mikail denen vaaz ise ictihat kapısını kapatırcasına herşeyin tenkide karşı çıkıp geleneksel yapıyı kutsuyor. bu adamı görevden atın artık

Beğenmedim! (9)
Avatar
hace 1 hafta önce

Guzel kardesim sadece bu hadisin zayif rivayet halkasini vermişsin bu hadis sahih rivayet halkasida var hadis sahih dir zayif bile degil cevamiul kelimeen bakin göreceksiniz ...

Misafir Avatar
hace hazretleri 7 gün önce @hace

zayıf diyen tüm alimler burada iken sahih diyen alimler nerede onu merak ettim. keşke sende bu hadis sahih diyenlerin görüşlerini yazıversen de görebilsek kaynağını. adam zaten tüm hadis alimlerinin görüşlerini buraya çıkarmış görmüyor musun? yoksa marstan alim mi ithal edeceksin

Beğenmedim! (2)
Misafir Avatar
alparslan 7 gün önce @hace

ve hatta zayıf olan bölümleri dikkat çekmek için siyah punta içerisine alınmış.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
SELAM 1 hafta önce @hace

tamam kardeş bu hadi̇s sahi̇h. sen müsteri̇h ol. bak sen sahi̇h dedi̇n bi̇z de kabul etti̇k i̇nandik i̇man etti̇k. saki̇n ol si̇ni̇rlenme oldu mu
dua edeli̇m de peygamberi̇mi̇ze i̇fti̇ra edenlerden olmayalim.

Beğenmedim! (5)
Avatar
memur 5 gün önce

ne kadar uğraşılsa da yazıdan bile hadis olduğu anlaşılıyor. sahabe konusunda zoru olanlara buradan ekmek çıkmaz boşuna uğraşmayın

Avatar
Ibn abdeeen 6 gün önce

Yani sunu anlatmak istiyorum bu hadis zayif bile olsa manasinda itikada inanca bir sikintisi yok buna bukadar tahlil yapmak israftan ote degil bunun yerine safer ayinin belali ay olmasini tahlil etmesi daha ise yarar bi tahlil olurdu vesselam