Ayşe Arman baltayı taşa vurdu
 DİNİHABERLER/ANALİZ

Ayşe Arman

Bu günkü Hürriyet Gazetesi’nde Kılıçdaroğlu’nun Aile Bakanı Sama Ramazanoğlu için ettiği seviyesiz “"Aileden sorumlu bakan zaten birilerinin önüne yatmış vaziyette o da konuşmuyor” sözlerine destek çıktı.

Aklınca Kılıçdaroğlu’nu, Reza ile Muammer Güler konuşmasında örnekle savunmaya kalkıştı.

Öncelikle belirtmek gerekir ki “Kötü, örnek değildir.”

İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKMAZ

1-Güler'in Reza'ya söylediği "önüne yatarım" sözü "korumak" anlamına da olsa “doğru bir söylem” değildir.

2-Reza ile Güler'in konuşmaları kendi aralarında gizli-özel bir konuşma idi. Burada konuşma içeriğinden ziyade asıl saygısızlılk, milletin özel hayatına bekçi olsun diye devletin güvenip görevlendirdiği Fethullahçı güvenlik görevlilerinin özel görüşmeyi sızdırmasıdır. 

Hemen hemen tüm insanlar başbaşa kaldığı anda "bip"li, kırmızı noktalı konuşmalar yaparlar. Telefonda yada başbaşa yapılan konuşmalarda duyulduğu takdirde yüzü kızarmayacak insan yoktur. Nihayetinde karşıdakine güven içerikli mahrem anlardır, özel konuşmalar. Ama 17-25 Aralikta estirilen iğrenç algı operasyonu "konuşmanın içeriğine odaklanırken, sızdırılan konuşmanın ahlaksızlığını" ikinci plana attı. Oysa özel hayatın dinlenme ve gözetlenmesine en sert tepkiyi veren Allah Resulü, "Evi gözetleyenin çıkarılan gözüne kısas olmayacağını" belirtmekle özel hayata olan saygısını ortaya koymuştur. 

3-Kılıçdaroğlu gibi aleni konuşmuş olsa Reza ve Güler öyle bir konuşma yapmayacağı muhakkak.

4-Reza ve Güler’in ki özel-gizli bir konuşma; oysa Kılıçdaroğlu’nun konuşması alenidir. Grupta konuşmaktadır ve o an tüm dünyaya canlı yayın yapılmaktadır.

5-Reza ile Güler özel konuşmakla birlikte her ikisi de erkektir. Oysa Kılıçdaroğlu, bir bayan olan Sema Ramazanoğlu’na hitaben bu konuşmayı yapmaktadır.

Evet Ayşe Arman!

Reza ve Güler; Kılıçdaroğlu ile Sema Ramazanoğlu...

Erkek ile erkek; erkek ile kadın...

Özel telefon görüşmesi; dünyaya canlı yayın yapılan grup konuşması...

İkisi birbirinden "mantık, ortam ve cinsiyet" farkı üzerine kurulu taban tabana zıt iki olaydan nasıl oldu da ahlaksızlık dışında bir benzerlik kurabildin, hayret doğrusu...

AYŞE ARMAN’LAR ZİNA, FLÖRT VE KÜRTAJI YAYMANIN DERDİNDE

Bakmayın Ayşe Armanların ahlak polisliği oynadığına…

Bunlar tecavüzü kınarken diğer taraftan yaptıkları yayınlarla tacize davetiye çıkarırlar.

Ayşe Arman'ın içinde yer aldığı laikçi koronun bu günlerde meşhur, "ÇOCUĞA TECAVÜZ İLE BÜYÜĞE TECAVÜZ AYNI DEĞİL. KIYAS ETMEYİN" sözü tam bir tuzaktır. 

İslam da yaşına bakılmaksızın her tür nikahsız ilişkinin adı zinadır.

Zina "had" kapsamında ele alınır ve Peygamberimizden başlayıp halifeliğin kaldırılmasına kadar geçen süreçte taciz-tecavüz; tarafların evli veya bekar; büyük veya küçük olmasına bağlı olarak değişen “60 sopa, recm, sürgün, anlaşmalı evlilik, cinsel aletin bir kısmının kesilmesi, hapis, ölüm…” gibi cezalarla karşılık bulmuştur. Cezalar, toplumun ahlak-şeref anlayışına paralel bir şekilde ağır veya hafif bir seyir izlediği dikkat çekmektedir.

BU LAİKÇİ ZEVATA GÖRE 18 YAŞIN ALTI İLE ÜSTÜ FARKLIDIR. 

18 yaşından büyük istediği melaneti yapabilir. Ama 18 yaşın altındaki bireyler çocuk kapsamındadır.

Tabi olaya yaşa bağlı meşruluk gayri meşruluk addedince ortaya "pornonun, flörtün, sevişmenin, kürtajın serbest olması" için yürüyen tiplerin zinayı kolaylaştırıcı giyim, konuşma, yayın ve filmleri devreye giriyor.

Haliyle 18 üstü bayana taciz ve tecavüzlere davetiye çıkarılmış oluyor.

Nikah ve aile yapısının bittiği, kuralsızlığın kural, hukuksuzluğun hukuk gördüğü bir ortam da birileri çıkıp “ben soyunsam da bana dokunmamalısın”; “benim bedenim, benim kararım” gibi absürt söylemlerle akıllarınca kural koymaya kalkmaktadır.

Hem de ünlü Psikanalizci Freud’un “en güçlü güdüler cinsellik ve saldırganlık güdüleridir” dediği melekelere karşı erkek ve kadının kendisini tutması savunulmaya kalkışılmıştır.

Tıpkı aç bir köpeğin önüne et koyup, “yeme bu eti” demek gibi bir şey…

 Simdi soru şu:

BÜYÜĞÜN BEDENİNİ, IRZ VE ŞEREFİNİ KORUYAMAYAN LAİKÇİ SİSTEM KÜÇÜĞÜN IRZ VE BEDENİNİ KORUYABİLİR Mİ?


"Bir hadiste: zina anında aklın üçte ikisi gider" buyurur Peygamberimiz. Zina anında aklının çoğu giden bir kimse, karşıdakinin küçüklüğüne büyüklüğüne bakmaz, akledemez. Düşeceği utanç verici durumu ve karşıdakine yaptığı zulmün şuuruna varamaz.  

Bu nedenle laikçi zevat, zinanın tüm yollarını açarken flört ve zinanın tercihini kadının arzusuna bırakma kanaatindedirler.

Kadın arzu ettiği ile birlikte oluyorsa sorun yok. O kadın ve o erkek çağdaş, saygılı, entel, kibar… oluyor.

Oysa İslam, kadın ve erkeğin fıtratını bildiği için kadına örtünmesini ve cilve yapmamasını; erkeğe de kadına bakmaması ve nefsi düşüncelere yol açacak türde samimi diyaloglara ve ortamlara girmemesini salık verir.

İslam, köklü çözüm ile “zinaya yaklaşmayın” der ve zinanın yollarını kapatır. 

Evliliği kolaylaştırır. Enflasyona boyun eğmeyen ekonomi modeli ortaya kor.

Boşanmayı kolaylaştırır. Aile bireylerini ve toplumu A'dan Z'ye zinaya gitmeyecek ahlak anlayışıyla donatır.

İslam ahlak sisteminde insana sunulan meşru yolların yanında bir insanın bırakın çocuğu, büyüğe tecavüz etmesi için aklını peynir ekmekle yemesi gerekir. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol