banner222

CHP Türkiyesi'nde hainler her tarafı tutmuş
banner221

Avrupa’da bulunan FETÖ’cülere karşı devletin ve sivil vatandaşların duyarlılık gösterip çalışma yapması HDP’li Tunceli Milletvekili Alican Önlü’yü rahatsız etti. 

FETÖ’cülerle ilgili yapılan çalışmaları amacından saptıran Alican Önlü, Avrupa’da yapılan çalışmaları Ak Parti karşıtlarının fişlendiği şekliyle yorumlarken adeta Ak Partililer dışında herkesin terörist olduğunu ima etmesi dikkat çekti.

Bir devletin teröristlere karşı tedbir alması en doğal hakkı iken Önlü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu unutup Haçlı Alman vekili gibi davranıp MİT’in ve devletin yanında olan Sivil Toplum Örgütlerinin çalışmalarını eleştirdi. Eleştirmekle de yetinmeyip MiT’in Avrupa’da ne iş yaptığını sordu. 

Haçlı Avrupa’nın Türkiye’de bulunan ajanlarına bu güne kadar tek laf etmeyen Önlü, bazı sivil kuruluşlara özellikle Almanya’dan yapılan yıllık 9 milyon AVRO’yu bulan yardımları ise görmezden geldi. 

Vekili olduğu Türkiye Cumhuriyetini Alman ve Avusturya vekillerinin iddiaları karşısında savunması gereken Önlü, ihanet boyutunda soru önergesi ile devletin MİT’inin Avrupa’da ne iş tuttuğunu sorgularken devletin yanında olan sivil toplum örgütlerini de köşeye sıkıştırma gayreti güttü.

İşte ihanet dolu o soru önergesi:

HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Avrupa ülkelerindeki Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı kimi imamların casusluk-ajanlık yaptıkları iddialarına ait meclise sual önergesi verdi. HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Başbakan Binalı Yıldırım’ın cevap vermesi istemiyle sual önergesi verdi. Önergede, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Avrupa ülkelerindeki temsilcilerine gönderdiği evrakta 11-14 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 9. Avrasya İslam Şuarasına sunulmak üzere rapor istediğini belirtmişti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Avrupa ülkelerindeki temsilcilerinden gelen raporları Melis’teki Darbe Komisyonu’na sunması üzerine, bu temsilcilerin, Avrupa ülkelerinde ki tüm AKP muhaliflerine yönelik istihbarat faaliyeti yürüttüğünü ortaya çıktığını söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığınca, Avrupa ülkelerinde görevlendirilen bir takım imamların bu ülkelerdeki tüm AKP muhaliflerine yönelik istihbarat topladığı ve Ankara’ya rapor ettiği iddiaları öncelikle Aralık ayında Hollanda’da gündeme gelmiş ve meclise taşınmıştı. Hemen peşinden da Almanya meclisi ve kamuoyunda Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne bağlı camilerde görev yapan bazı imamların istihbarat topladığı ve Ankara’ya gönderdiği iddiası Alman kamuoyunda ve meclisinde geniş bulunmuştu. 02 Şubat’da da Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Reisicumhur Erdoğan arasında yapılan müzakere sonrası tertip eden ortak medya izahında Merkel, Almanya’da diyanete bağlı görev yapan imamların bazı kişiler ile ilgili Ankara’yı bilgilendirmesine reaksiyon göstermiş ve “Mesela DİTİB nezdinde çalışan imamlar. Bu imamların bazı kişiler hakkında bilgi toplaması Alman hukuk devletine ters bir şey, demokratik sistemde olmamalı” ikazında bulunmuştu. Yeniden Almanya Anayasayı Savunma Örgütü Başkanı Hans-GeorgMaassen şu ifadeleri kullanmıştı. “Bir taraftan Türkiye’deki gelişmelerden büyük kaygı duyuyoruz. Diğer yandan, Türk azınlığa veyahut Türk orijinli Alman yurttaşlarına yönelik nüfuz etme operasyonları olduğu görülen faaliyetlerden endişeliyiz. Almanya’da, Alman çıkarlarına karşı istihbarat faaliyeti niteliğinde operasyonların yürütülmesi gibi bir vaziyeti kabul edemeyiz. Bu yüzden Türkiye gibi NATO bağlaşığımız mevzubahis olsa da buna karşı dururuz.” Federal Savcılığın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Almanya’da görevlendirilen bu imamlar ile ilgili yürüttüğü tahkikat sürerken, ile ilgili tahkikat açılan bir takım imamların Türkiye’ye geri döndükleri haberleri medyaya yansımıştı. Son olarak “casus imamlara” ait bir izah da Avusturya’dan geldi. Avusturya Yeşiller Partisi Milletvekili ve Güvenlik Sözcüsü Peter Pilztarafından açıklananraporda “MİT, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Avusturya Türk İslam Birliği-ATIB, Avrupa-Türk Demokratlar Birliği-UETD ve MÜSİAD Avusturya gibi kuruluşlar aracılığı ile Avusturya’da yaşayan AKP muhaliflerini rapor edip merkeze bildiriyor. Hükümet her sene düzenli olarak 20 ila 30 milyon Euro bütçeyle bu oluşuma destek oluyor. MİT, Avusturya’da 200 ajan barındırıyor. Cumhurbaşkanlığıyla irtibatlı olarak çalışan bu casuslar, buradaki muhalifleri dolaysız olarak Ankara’ya bildiriyor”şeklindeki ifadeler bulundu. HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü bunlara ait Başbakan Binalı Yıldırım’a cevaplaması istemiyle şu sualleri sordu: Avrupa ülkelerinde Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı kaç imam ile ilgili casusluk-ajanlık yaptıkları iddiası ile tahkikat açılmıştır? Avusturya Yeşiller Partisi Milletvekili ve Güvenlik sözcüsü Peter Pilz’in izah etmiş olduğu raporda MİT‘in Avusturya’da 200’e yakın ajan barındırdığını öne sürülmüştür. Bu veriler doğru mudur? Yeniden Peter Pilz’in sunmuş olduğu raporda Türk İslam Birliğinin, ATİB, Avrupa Türk Demokratlar Birliği, UETD ve MÜSİAD Avusturya, gibi kuruluşlar aracılığıyla Avusturya’da yaşayan AKP muhaliflerini rapor ettiği öne sürülüyor. Bu iddialar doğru mudur? Hükümetin her yıl düzenli olarak 20 ile 30 milyon Euro bütçeyle bu oluşuma destek olduğu iddiaları doğru ise, hükümet bu bütçeyi hangi kaynaktan aktarmaktadır? Diyanet İşleri Başkanlığı’nca casusluk-ajanlık yaptığı öne sürülen kaç imamın Avrupa ülkelerinde ki görevi sonlandırılmıştır? Bu imamlardan kaçı Türkiye’ye geri çekilmiştir? Ve şuanda ki görevleri nedir? İmamlık görevi isimi altında casusluk–ajanlık yaptığı öne sürülen bu kişilerin vermiş olduğu istihbarat neticesi ne tür faaliyetler yürütülmektedir? Hollanda, Almanya ve Avusturya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin imamlar hakkında yaptıkları casusluk ve ajanlık iddiaları doğru mudur? Doğru ise Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı din görevlilerinin istihbarat alanında kullanılmasının adli ve legal desteği nedir? Söz konusu iddialar göz önüne alındığında imamların “ajan”, muhtarların “ihbarcı”, esnafların “savcı-yargıç, adalet sağlayanlar” olarak görülmesi, toplum arasında derin kutuplaştırma, ayrıştırma, ayrılma yaratmayacak mıdır? İmamların casusluk, ajanlık faaliyetlerinde bulundukları iddiaları gerçek ise, bu faaliyet bulundukları ülkelerin iç hukukuna müdahale değil midir? Bahsi geçen casusluk iddiasına ait hükümetiniz tarafından rastgele bir resmi açıklama yapılmış mıdır?

HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Avrupa ülkelerindeki Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı kimi imamların casusluk-ajanlık yaptıkları iddialarına ait meclise sual önergesi verdi.

HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Başbakan Binalı Yıldırım’ın cevap vermesi istemiyle sual önergesi verdi.

Önergede,  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Avrupa ülkelerindeki temsilcilerine gönderdiği evrakta 11-14 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 9. Avrasya İslam Şuarasına sunulmak üzere rapor istediğini belirtmişti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Avrupa ülkelerindeki temsilcilerinden gelen raporları Melis’teki Darbe Komisyonu’na sunması üzerine, bu temsilcilerin, Avrupa ülkelerinde ki tüm AKP muhaliflerine yönelik istihbarat faaliyeti yürüttüğünü ortaya çıktığını söyledi.

Diyanet İşleri Başkanlığınca, Avrupa ülkelerinde görevlendirilen bir takım imamların bu ülkelerdeki tüm AKP muhaliflerine yönelik istihbarat topladığı ve Ankara’ya rapor ettiği iddiaları öncelikle Aralık ayında Hollanda’da gündeme gelmiş ve meclise taşınmıştı. Hemen peşinden da Almanya meclisi ve kamuoyunda Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne bağlı camilerde görev yapan bazı imamların istihbarat topladığı ve Ankara’ya gönderdiği iddiası Alman kamuoyunda ve meclisinde geniş bulunmuştu.

02 Şubat’da da Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Reisicumhur Erdoğan arasında yapılan müzakere sonrası tertip eden ortak medya izahında Merkel, Almanya’da diyanete bağlı görev yapan imamların bazı kişiler ile ilgili Ankara’yı bilgilendirmesine reaksiyon göstermiş ve “Mesela DİTİB nezdinde çalışan imamlar. Bu imamların bazı kişiler hakkında bilgi toplaması Alman hukuk devletine ters bir şey, demokratik sistemde olmamalı” ikazında bulunmuştu.

Yeniden Almanya Anayasayı Savunma Örgütü Başkanı Hans-GeorgMaassen şu ifadeleri kullanmıştı.

“Bir taraftan Türkiye’deki gelişmelerden büyük kaygı duyuyoruz. Diğer yandan, Türk azınlığa veyahut Türk orijinli Alman yurttaşlarına yönelik nüfuz etme operasyonları olduğu görülen faaliyetlerden endişeliyiz. Almanya’da, Alman çıkarlarına karşı istihbarat faaliyeti niteliğinde operasyonların yürütülmesi gibi bir vaziyeti kabul edemeyiz. Bu yüzden Türkiye gibi NATO bağlaşığımız mevzubahis olsa da buna karşı dururuz.”

Federal Savcılığın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Almanya’da görevlendirilen bu imamlar ile ilgili yürüttüğü tahkikat sürerken, ile ilgili tahkikat açılan bir takım imamların Türkiye’ye geri döndükleri haberleri medyaya yansımıştı.

Son olarak “casus imamlara” ait bir izah da Avusturya’dan geldi.

Avusturya Yeşiller Partisi Milletvekili ve Güvenlik Sözcüsü Peter Pilztarafından açıklananraporda “MİT, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Avusturya Türk İslam Birliği-ATIB, Avrupa-Türk Demokratlar Birliği-UETD ve MÜSİAD Avusturya gibi kuruluşlar aracılığı ile Avusturya’da yaşayan AKP muhaliflerini rapor edip merkeze bildiriyor. Hükümet her sene düzenli olarak 20 ila 30 milyon Euro bütçeyle bu oluşuma destek oluyor. MİT, Avusturya’da 200 ajan barındırıyor. Cumhurbaşkanlığıyla irtibatlı olarak çalışan bu casuslar, buradaki muhalifleri dolaysız olarak Ankara’ya bildiriyor”şeklindeki ifadeler bulundu.

HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü bunlara ait Başbakan Binalı Yıldırım’a cevaplaması istemiyle şu sualleri sordu:

Avrupa ülkelerinde Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı kaç imam ile ilgili casusluk-ajanlık yaptıkları iddiası ile tahkikat açılmıştır?
Avusturya Yeşiller Partisi Milletvekili ve Güvenlik sözcüsü Peter Pilz’in izah etmiş olduğu raporda MİT‘in Avusturya’da 200’e yakın ajan barındırdığını öne sürülmüştür. Bu veriler doğru mudur?

Yeniden Peter Pilz’in sunmuş olduğu raporda Türk İslam Birliğinin, ATİB, Avrupa Türk Demokratlar Birliği, UETD ve MÜSİAD Avusturya, gibi kuruluşlar aracılığıyla Avusturya’da yaşayan AKP muhaliflerini rapor ettiği öne sürülüyor. Bu iddialar doğru mudur?

Hükümetin her yıl düzenli olarak 20 ile 30 milyon Euro bütçeyle bu oluşuma destek olduğu iddiaları doğru ise, hükümet bu bütçeyi hangi kaynaktan aktarmaktadır?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nca casusluk-ajanlık yaptığı öne sürülen kaç imamın Avrupa ülkelerinde ki görevi sonlandırılmıştır? Bu imamlardan kaçı Türkiye’ye geri çekilmiştir? Ve şuanda ki görevleri nedir?

İmamlık görevi isimi altında casusluk–ajanlık yaptığı öne sürülen bu kişilerin vermiş olduğu istihbarat neticesi ne tür faaliyetler yürütülmektedir?
Hollanda, Almanya ve Avusturya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin imamlar hakkında yaptıkları casusluk ve ajanlık iddiaları doğru mudur? Doğru ise Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı din görevlilerinin istihbarat alanında kullanılmasının adli ve legal desteği nedir?

Söz konusu iddialar göz önüne alındığında imamların “ajan”, muhtarların “ihbarcı”, esnafların “savcı-yargıç, adalet sağlayanlar” olarak görülmesi, toplum arasında derin kutuplaştırma, ayrıştırma, ayrılma yaratmayacak mıdır?

İmamların casusluk, ajanlık faaliyetlerinde bulundukları iddiaları gerçek ise, bu faaliyet bulundukları ülkelerin iç hukukuna müdahale değil midir?
Bahsi geçen casusluk iddiasına ait hükümetiniz tarafından rastgele bir resmi açıklama yapılmış mıdır?

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner220