Diyanet'i biz açtık diyen Kemal Kılıçdaroğlu!
Gerçekler gerçekten Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi mi?
İşte bazı örnekler…


Abdülhamit Han’ı tahttan indirmesinin hemen akabinde 4,5 milyon km2 olan topraklarımızı 17 yılda 750 bin km2’ye düşüren ittihat ve terakki partisinin yıkımı toprakları dağıtmakla kalmadı. 


Estirdiği ulusalcı Türkçülük rüzgarıyla barış ve huzurun simgesi Osmanlı topraklarını kardeş kanına bulayan CHP’lilerin atası ittihatçılardı.  


Cumhuriyetin kurulması sonrası CHP’nin ilk yaptığı iş mekteplerden din dersini kaldırmaktı. 


Bunu halifeliğin kaldırılması ve halifenin sürgün edilmesi izledi. Yerine İslam’a hizmet değil Müslümanları kontrol altında tutmak için Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. 


Bu çalışmaları camilerin kapatılması, ahıra çevrilmesi, par ve pavyona dönüştürme ve ezanın Türkçeleştirilmesi izledi.  


Öyle bir an geldi ki Süleymaniye camiinde namaz kıldıracak imam dahi bulunamadı. Halkın dine olan teveccühü ve Demokrat partinin kazanması sonrası ilk kez günümüzdeki anlamıyla imam hatip okulları 1952'de açıldı. 


Ve bu gün Kılıçdaroğlu İmam Hatipleri biz açtık deyip sahipleniyor.


Kılıçdaroğlu ile aynı zihniyette olan şu CHP’lilerin sözlerinden sonra CHP’nin İmam Hatip açması bir tarafa bir kaşık suyu Müslümanlara vermesi bile lütuf olarak görülebilir. 


Refik Ahmet Sevengil: “Allah'ı da, Sultan'la birlikte tahtından indirdik. Bizim mâbedlerimiz fabrikalardır.”

Osman Nuri Çerman: "Sen takıl peşine de baldırı çıplak Arabın / Korkma gir kanına hikmetin aşkın şarabın.”

Yine Osman Nuri Çerman “Türkün Dini Kemalizmdir” diye bir kampanya başlatmıştı,  “Dinde Reform” isimli bir de dergi çıkarıyordu. Çerman'a göre, sadece ezan Türkçeleştirmekle kalmamalı, namazın şekli, vakitleri yeniden düzenlemeli, camilerin de yapısı yeniden düzenlenerek halkevlerinin kontrolüne verilmeli idi. Bu projeye göre, Kur’an'dan ahkâm ayetleri çıkarılacak, yerine Nutuk'tan parçalar eklenecekti. 


Mustafa Kemal’in en yakın arkadaşlarından Falih Rıfkı Atay: "Cehennemim var diye / Kurum etme ey Tanrım / Bağrımdaki ateşle / Seni bile yakarım" diye ukalalık ediyordu. 

Falih Rıfkı Atay: “İslâmiyet denince benim aklıma çorap kokusu gelir.” 

1946 yılı içinde, TBMM kürsüsünde konuşan Başbakan Şükrü Saraçoğlu: “Din zehirdir. Türkiye'den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene daha lazım.”

Türkiye’de din telakkisinin vatandaşların teninden içeri nüfuz etmediğini söyleyen Recep Peker’in gerçek kutsalın din değil cumhuriyet inkilabı olduğu kanaatini taşıdığını, laiklik politikasının temelini ise dinden bahsetmemenin oluşturduğu görüşünde idi. 


Peker, Kemalizmin ideolojisini yapmaya çalıştığı Ülkü Dergisi’nde Atatürk’ün Büyük Nutuk’unun Türkün yeni mukaddes kitabı, Halkevleri’nin de bu inancın mabedleri olduğu fikrini savunuyordu. 

Mustafa Kemal: İptidai (ilkel) insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kaim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular (yasaklar) yaratmıştır. (Medeni Bilgiler kitabı el yazıları) 


Mustafa Kemal: Masum ve cahil insanları, yüzlerce ALLAH'A taptırmak veya ALLAH'LARI muayyen gruplarda toplamak ve en nihayet bir ALLAH kabul ettirmek, siyasetin doğurduğu neticelerdir. (Türk Tarihinin Ana hatları kitabı veya 2000'e Doğru dergisi 22- 28 Şubat 1987 yayınlanmış el yazıları) 

Mustafa Kemal: Evet Karabekir, Arap oğlunun yavelerini (saçmalıklarını) Türk oğullarına öğretmek için Kur’ân’ı Türkçeye çevirttireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler… 

Mustafa Kemal: ''Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum.[Andrew Mango - Atatürk] 

Mustafa Kemal: Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu davranışın anlam ve işareti nedir? Efendiler, medeni bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu ilkel duruma girer mi? Bu durum milleti çok gülünç gösteren bir görüntüdür. Derhal düzeltilmesi gereklidir. [Hâkimiyet-i Milliye:01.09.1925 - Kastamonu’da İkinci Konuşma] 

Mustafa Kemal: Dini ve Namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar!. Böyle Kimselerle ülkeyi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce insanların din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu yapanlarla kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz! Kalkınma bu şekilde kolay ve çabuk olur! 

Dinî ve ahlâkî inkılâp yapmadan önce bir şey yapmak mümkün değildir. Bunu da ancak bu prensibi kabul edebilecek genç unsurlarla yapabiliriz 

Mustafa Kemal: Yaşam, herhangi bir doğa dışı etkenin karışması olmaksızın dünya üzerinde doğal ve zorunlu bir kimya ve fizik seyri sonucudur. [1930 Afet inan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler s. 267] 

CHP'li Adalet Bakanı ve Mustafa Kemal’in en yakın arkadaşlarından Mahmut Esat Bozkurt: "Devlet idaresindeki kaba sofuların elindeki dine kutsallık tanımak, bana göre Afrika zencilerinin çömlek ve taş parçalarına tapmalarından fazla bir anlam ifade etmez. Birinci olayla ikinci olay arasındaki fark, ilki kuruntuya dayanan bir inanç, ikincisi de bir toprak parçasına güvenmekten ibarettir. Türk medeni kanunu yürürlüğe girdiği gün, milletimiz on dört asırdır kendini çeviren sakat ve karışık inançlardan kurtulmuş olacaktır." 

Mim Kemâl Öke: "Umduğun değilse Tanrın ey beşer / Gönül tercih eder yoğu vara" 

Orhan Seyfi Orhon: "İnsanız en şerefli mahlûkuz / Deyip de pek fazla / Övünmek haksız / Atamız elma çaldı cennetten / Biz o hırsızın çocuklarıyız." 

Ne örümcek, ne yosun, Ne mucize, ne fusun; Kabe Arabin olsun, Çankaya bize yeter! (Kemalettin Kamu - CHP Milletvekili ) 

Samsun Milletvekili Ruşeni (Barkın) taa 1926′da “yeni din”in adını koymuştur: 
“Milliyetçilik…” 
“Din Yok, Milliyet Var” başlıklı yazısında şöyle demiştir: 
“Bizim kutsal kitabımız, bilgiyi esirgeyen, varlığı taşıyan, mutluluğu kucaklayan, Türklüğü yükselten ve bütün Türkleri birleştiren ‘milliyetçiliğimizdir.”
“O halde felsefemizde din kelimesinin tam karşılığı ulusalcılıktır. 
“Hangi ulus ölürken Azrail’i tepelemiştir. Dünyada Türk olmak kadar onur mu var? Ve Türk olmak kadar ‘din’ mi var?” 

Yaşar Nabi de yeni inanç sistemine “yeni minare” ile “yeni ezan” icat ederek katkıda bulunmuştur: 
“Motorların şarkısı olsun yeni bestemiz/ 
“Yeni din ezanları, minareler yerine/ 
“Bulutlara püsküren bacalarda okunsun.” 

CHP'li diğer bir vekil Celal Nuri İleri'nin derdi ise başkaydı: İleri gazetesindeki köşesinde şöyle yazıyordu : "İnsan hayvandan ayrılınca bir nevi maymun ailesiydi. İlk atalarımız şüphesiz ormanların içinde sürü halinde serseriyane dolaşıyorlardı." "İslâm'la mahvoluruz" 

CHP'nin 15. Yıl için bastırdığı İstanbul Cumhuriyet Matbaası'nda bastırılan Şeref Kitabından bir şiir: 
Selanik'ten yükseldi ilahların bir eşi 
Doğuşu ile kararttı sanki gökte güneşi 
Bütün millet bir olup sarılmalı silaha 
Kurtulmak kurtarmakta hacet yoktu Allah'a 

Ey gökteki melekler, siz de göklerden inin 
Yılda bir borcumuzdur cumhuriyete tapmak 

Tevfik Rüştü Aras: Ben kanaatimi millet kürsüsünden de haykırırım. Kimseden korkmam. Teşkilât-ı Esâsiyemizde dinimiz apaçık yazılmalıdır. 


Tevfik Rüştü Bey, hangi kanaati haykıracak, hangi dini yazdıracaksın? Hıristiyanlığı mı? 


Mahmut Esat Bozkurt: Evet Hıristiyanlığı... Çünkü İslâmlık terakkiye manidir. Bu dinle yürünmez, mahvoluruz ve bize de kimse ehemmiyet vermez. 

 

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.