Diyanet'ten acil eylem planı!
Yüsra YİĞİT / Ankara / Dinihaberler.com

On bir ayın sultanı, gönüllerin refahı Ramazan-ı Şerif ayını geride bırakmanın hüznünü henüz içimizden atamamışken ve geleceği özlemle beklenen sevgiliyi beklercesine seneye kavuşmayı dilerken bazı acı gerçekleri de artık dile getirmenin sanırım zamanı gedi de geçiyor.

 
Dinihaberler.com ailesi olarak Ramazan ayı boyunca ülke genelinde çeşitli araştırmalarda bulunduk. Tebdil-i mekanda ferahlık vardır düsturuyla kısa bir seyahate çıktık ve memleketin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine giderek gözlemlerde bulunduk.
 
Sonuç olarak istedik ki gittiğimiz gördüğümüz her yerde aynı coşku, aynı heyecan ve mutlulukla yaşanıyor(!) Ramazan coşkusu. Maalesef her zaman ki gibi gerçekler acıydı ve sonuçlar bizleri gerçekten çok üzdü. Özellikle Trakya bölgesi, Edirne, Çanakkale, Ege ve Akdeniz Bölgelerinin turistik kıyı yerlerinin neredeyse tümü, Doğu Anadolu illerinin büyük çoğunluğu gibi birçok yerde bizleri çok acı sürprizler bekliyordu. İç Anadolu illerinde; bırakın oruçlu olmayı, oruç değilken dahi edebinden arkasını dönüp ağzını saklayarak su içen analarımıza inat, caddelerde sokaklarda utanmadan sıkılmadan nispet yaparcasına ayyuka çıkmış bir yeme-içme ki görmeyin gitsin. Geldiği söylenen Ramazan-ı Şerifi yalnızca cami mahyalarındaki yazılardan anlaşılan bu yerlerde nedir bu vurdumduymazlık?
 
Yanlış anlaşılmasın kimsenin ibadetine lafımız yok herkes özgürdür ve dilediği gibi yaşar. Ancak canımızı acıtan Diyanet'in TÜİK tarafından yaptırmış olduğu ve resmi bir önem taşıyan anket sonuçlarına göre halkın %83'ü ''oruç tutuyorum'' derken bunca insan neden oruçtan ve Ramazan ayından bihaber yaşıyor. Biz mi anlatamıyoruz, onlar mı anlamıyor, yoksa anlıyorlar da işlerine mi gelmiyor?
 
Birileri fırsattan istifade özellikle bu bölgelerde yakaladıkları dini açığı kapatmak adına bedava İncil dağıtıp hristiyanlığın ne kadar yüce bir din olduğunu bu hassas beyinlere işlerken, bizler acaba üzerimize düşeni tam olarak yapabiliyor muyuz?
 
Ülkenin genelini bir vücut olarak düşünürsek; her bir bölge bir organ her il, ilçe ve köylerde bu organları besleyen damarlardır. Bu damarlardan herhangi birinde bir tıkanıklık meydana geldiği zaman kanı taşıyamaz ve organ tam olarak görevini yapamaz. Damar tıkanır gangren olur ve önce organ sonra da tüm vücut kaybedilir. Bu vatanın her bir köşesi bu vücudun bir parçasıdır ve bizler de hiçbir organın gangren olmasına göz göre göre asla izin vermeyiz. 
 
Çalışmalar yapıldı muayene edildi, teşhis konuldu o halde nedir tedavi yöntemleri?
 
İlk sırada şüphesiz ki eğitim geliyor. Dini anlamda bilinç düzeyinin bariz şekilde eksik olduğu gözlemlenen sorunlu bölgelerde muhtemeldir ki büyük sıkıntılar var. Bu eksikliği giderecek olanlar da elbette ki çok değerli din görevlileridir. Öncelikle bu bölgelerde varolan personel açığının kapatılması ve yapılacağı söylenen atamaların acilen sayılarının artırılması ve bu bölgelerde imam, kuran kursu öğreticisi ve vaiz atamalarına fazlasıyla ağırlık verilmesi aşikardır.
 
Sorunlu bölgelerde görevli il ve ilçe müftülerimizin yeni projeler üretmesi ve tüm personeliyle bu projeleri hayata geçirmesi gerekmektedir. Hizmet verdiği halkın nabzını yakından tutmayı başarmalı ve halka da nabzına göre şerbet vermeyi bilmelidir. Hizmeti veren ve hizmeti alan aynı dili(!) konuşmuyorsa verilen emekten de olumlu bir sonuç beklenemez. Yalnızca müftülerimiz değil, bu davada dinin isimsiz neferleri imamlar, vaizler ve kuran kursu öğreticileri de üzerlerine düşenin ötesinde her fırsatta ve her ortamda oluşturulacak bu projelere ve eğitime destek olmalıdırlar. ''Hoca camide''(!) diyen zihniyete inat; çarşıda, pazarda hatta altın günlerinde fırsat bu fırsat denilmeli ve güzel dinimiz o güzel gönüllü insanların gönüllerine yerleştirilmelidir. 
 
Ne garip tevafuktur(!) ki yapılan Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları ile bizim yapmış olduğumuz araştırma sonuçlarında fire verilen bölgeler birbiriyle örtüşüyor. Acaba gerçekten bir tevafuk mu, yoksa acı bir gerçek mi?
 
Hasta belli, hastalık belli, doktorlar belli. Bu derdin devasının sahipleri siz din gönüllülleri; elbette ki esas cevaplar sizlerde o halde ''SERBEST KÜRSÜ'' açılmıştır. Bu konu hakkındaki görüş ve önerilerinizi merakla bekliyoruz. Söz bir kez daha sizlerde... Yorumlarınızı bekliyoruz...
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gülnaz Genç 2 yıl önce

"Emri bil ma'ruf nehyi anil münker" layıkıyla nasıl yapıldığı biz hocalar tarafından bilinseydi, müslümanlar bu halde olmazdı.Bu mesele içimi acıtan en büyük yara

Avatar
Yakışıklı İmam 2 yıl önce

Bu alanda bütün diyanet görevlilri canla başla çalışmalıdır. Teşhis çok doğru ve yerinde bir yazı. Aslanda bizim utanç kaynağımızdır.

Avatar
M. Arif Yüksel 2 yıl önce

Ülkemizde görülen dini bilgi ve şuur eksikliğinin azaltılması için önerilerim:
1-İl ve ilçe müftülüklerimiz sosyal içerikli projelere ağırlık vermeli, bütün faaliyetler, projelendirilerek yürütülmelidir.
2-Müftülüklerde görevliler, Peygamberimizin davet metodu konulu seminerler verilmelidir.
3-Kız Kuran kursu olmayan yerleşim yeri kalmamalı, D grubu Kuran Kursu açma şartları daha da kolaylaştırılmalıdır.
4-Her camide yetişkinlere ve çocuk ve gençlere yönelik Kur'an Öğretimi ve Dini Bilgiler kursu açılmalı, kurs açılması için gerekli görülen sayı aşağı çekilmelidir.
5-Bir caminin üç aydan daha uzun süre münhal kalmaması için daha sık personel alımı yapılmalı, en azından naklen giden veya emekli olanların yerine de vekil imam ataması yapılabilmesi için yasal düzenleme yapılmalıdır.
6-Din hizmetinde performansı yüksel olan personel ödüllendirilmeli, böylece personelin daha çok çalışması teşvik edilmelidir.

Avatar
anadolu51 2 yıl önce

anadolunun acil eylem planı ilahiyatçılar imamlık da kalmıyor sebeb açık merkezi yer istiyor.çözüm ilahiyatçıları merkezde görevlendirmek gerekiyor.ama belli bir camide değil.... diyanet dahasını merak ederse çözüm önerisi sunabiliriz.ezber anlayışından vazgeçip uygulama yaşama ve yaşatma anlayışını hakim kılmalıyız.vaizlik sitemi acil değişmeli.bayan kuran kursu öğretmen atamaları ve sınıflandırma yeniden yapılandırılmalı.daha az ücret daha çok kuran kursu anlayışına geçmeliyiz.

Avatar
müezzin 2 yıl önce

imam cemaatten sonra namaza gelir sabah namazına haftada iki üç defa gelir dernek heyeti kendi akrabası olur bundan dolayıda mahalleli namaza katılım sağlamıyor hem imamlık hem müezzinlik yapıyoruz imam önder olacak cemaatten önce gelecek

Avatar
fahri 2 yıl önce

Ülkemizde imam ve k.kursu öğreticisi açığı oldukça fazla.bizler elimizde güncel yeterlilik ve KPSS i olan kişileriz.ve yeterliliklerimiz 15 ekimde iptal oluyor ama hiç alım yok boş yer çok.kuran öğrenmek kuranı yaşamak isteyen onca insan var.madem herkes yeterlilik ve kpssi olan fahri ve vekillerin aramasına karşı en azından mülakatta çağırın bi alım daha yapın ve kimsenin vebaline gitmeyin.oysa biz fahri ve vekillerin hem güncel yeterliliği hem de KPSS lerimiz mevcut.diyanet iptal ettiği için atamamız yapılmıyo

Avatar
mevlana diyarı 2 yıl önce

tesbitleriniz yerinde insanların içindeki dünya sevgisi ve nefsi emmarenin cüzlerinden olan tamah duyguları sonucu yapılan faizli muameleler rızka haram karışmasını saglamış ve artık insanlara nasihat karetmez olmuş veya tebligde bulundugun insan senden çok biliyor fakat nefsine güç yetiremiyor fakirin görüşü memlektimizde artık yasaklar kalkıyor tasavvufun önündeki engeller kalkarsa inşallah kalkar o zaman camilerde sohbet zikir halakaları oluşursa gerek imamlarda gerek cematlerde bir arınma başlayacaktır ve imanın tadını alan insanlarla cemaat imam top yepkün emri bil maruf hareketi başlar ve başarı yakalanabilir toplumda dini hassasiyet artacagına inanıyorum yani DÜNYA İSLAMA MUHTAÇ İSLAM(devletin denetledigi)TASAVVUFA MUHTAÇ

Avatar
Bunyamin tastan 2 yıl önce

Ben Kur'an kursu öğreticisiyim taşrada çalışıyorum okuma yazma kursları dahi actım belge ler verdim ancak diyanet bayanlara erkek hoca Kur'an ÖGRETEMEZ diye gorevimizi yapamaz hale getiriyor oysa toplumun yüzde 60 Kur'an bilmiyor bırakın proje üretmeyi mevcut görevlinin gorevini engelliyor Rabb'imize hesabımızı hepimiz vereceğiz arkadaşların tesbitlerine katılmamla beraber ekleme yapmak istedim