Ehli Sünnet tanımı, yıkıcı cemaatleri ayırdetmede yetersiz bir kavram

FETÖ ile birlikte cemaatler gündemdeki yerini epey bir koruyacağa benziyor. Laikçilerin baskısı altında yapılan her yanlışa müsamaha gösteren veya takiyye yaptığı düşüncesiyle görmezden gelen Müslümanların gündemi artık cemaatler.

Tabi eleştirilerin başlamasıyla birlikte millete verecek cevabı olmayan inhirafçı cemaatler, kendilerini “Ehli Sünnet ve'l-Cemaat” kamuflajıyla kendilerini gözden ırak etmenin derdine düştüler.

Zaten kimse Kur'an ve Sünnet doğrultusunda hareket eden, sorulacak her soruya cevabı olan, gelir gider politikaları şeffaf, iradeye hükmetmeyen, kaynak ve lider dikte etmeyen, ümmeti kucaklayan, ben ben diye bağırmayan cemaat ve oluşumlara bir şey demiyor.

Müslümanlar, adı farklı da olsa ümmeti kucaklayan cemaatlere bir şey demiyor. Lakin her dönemde gizliliklerini koruyan, Müslümanların toplandığı parti ve organizasyonlara çomak sokan, Müslümanların başı her belaya girdiğinde laikçiler ve dış güçlerle birlik olup avukatlığına soyunan inhirafçı cemaatlere olan tepkisi oldukça büyük.

Bu cemaatlere yapılan tepkiler karşısında “Aman fitne çıkarmayalım!” diyenlerin sorunu her zaman olduğu gibi bilgisizlik ve ilmi bir konu olan bu konuyu yine ilim ehline bırakmamaları.

İlahiyat ve Diyanet çevreleri FETÖ ve benzeri yıkıcı-himmetçi sektörel CIA destekli cemaatlerin varlığının ümmet için nasıl sorun çıkacağı konusunda bilgilerinde en ufak bir sorun yok. Lakin müdahaleye gelindiğinde “Fitne çıkarmayın! Bunlar da Ehli sünnet ve'l-cemaat” diyen çok bilmiş cahillerin bu inhirafçı cemaatlerin önüne kendilerini set etmeleri ilim ehlinin susmasına yol açıyor.

İnhirafçı cemaatlerin ehli sünnet ve'l-cemaat çatısı altında görülmesinin en büyük nedeni ise maalesef Şii-Sünni şeklinde başlayan ayrışmanın art niyetli insanlara doğurduğu geniş kullanım alanı.

Şia'ya göre Sünni olmayan en makbul Müslüman iken kendini Sünni mahallede konumlandıran bir kimseye göre de Şii olmayan veya Şia'ya karşı olan herkes en makbul Müslüman…

Oysa Kur'an üstünlüğü, Müslümanların ortaya koyduğu siyasi perspektife göre değil takvaya bağlamıştır. Kur'an, Peygamberimizden Müslümanların siyasi çekişmelerinden kaynaklanan Şii ve Sünni şeklinde bir tanımlamadan ziyade Mü'min'den münafıklığa uzanan ana ve ara formları ortaya koyarak insanların kendini ve başkalarını buna göre konumlandırmaları gerektiğini vaz eder.

Allah indinde sünni üstünlüğü veya haklılığının ötesinde “takva” ve müttakilerin tanımlandığı Kur'an ve Kur'an'a aykırı düşmeyen sahih sünnetin gerekleri üstünlük olarak yegâne ayırdedici özelliktir.

Oysa az dikkat edilecek olursa Şii-Sünni şeklinde yapılan ama takvanın ayırdedici özelliğinin gözardı edildiği tasnif, Müslümanlar için en büyük tuzak ve münafıklara yer açan bir olgu olduğu görülecektir. Bu bakış açısından dolayıdır ki İslam'a savaş açmış nice parti ve liderler, şia'dan ve gavurdan daha şii ve gavur olmalarına rağmen ehlisünnet mahallesinde oturdukları için Müslüman kabuledilerek kendilerine ciddi bir tavır alınamadı.

FETÖ'nün 17 Aralıktan önce konuşlandığı kesim malum Sünni mahalle idi. 17-25 Aralık darbe girişimine rağmen FETÖ birçoklarınca Sünni mahallenin masumu idi. Hatta iktidarla hesabı olan bazı cemaatler, FETÖ üzerinden iktidarı, “cemaat düşmanlığı yapmak ve cemaatleri ortadan kaldırma amacında olduğu” gibi suçlamalar ile FETÖ savunuculuğuna girişmişlerdi. 

Ehli Sünnet mahallesinde hem de Sünni olan FETÖ'nün bariz özelliklerini sıralamak gerekirse; 15 Temmuz darbe girişimine kadar FETÖ'cülerin “liderleri olan Fetullah'ı masum görme, Fetullah ve taraftarlarının tek kurtulan taife olduğuna inanç, hasımlarını delalet ile itham etme, kayıtsız lidere itaat, ayet ve hadisleri cemaat kültü içinde tevil etme, rüyalarla amel etme, Müslümanlara karşı intikam hırsı ile hareket etme, Müslümanlara karşı kafirlerle işbirliği yapma, mehdiyet inancı, gizlilik, takiyye, gizlenme adına şer'i delil olmamasına rağmen ibadetleri askıya alma” ve saire…

Peki, bunların tamamı aynı şekliyle Şia'da da varken FETÖ nasıl Ehli Sünnet Ve'l Cemaat veya Sünni mahallenin bir sakini olabildi bu güne kadar. 

15 Temmuz'dan sonra bu gerçekler yine ters yüz edildi. Özellikle İslam alanında ilmi yetersizliği tavan yapan Yusuf Kaplan'ın başlattığı “15 Temmuz'un ikinci darbesi cemaatlere saldırıdır. Ehli Sünnet'in kalesi cemaatlerdir” safsatası ile bir başlayan tartışmada FETÖvari bazı cemaatler bir anda kendini ehlisünnet zırhı altında korumaya alıverdi. 

FETÖ 15 Temmuz'dan sonra ehlisünnet mahallesinden atıldığı gibi Şii mahalleye de yerleştirilemedi. Resmen hain, mürtet ve kafir ilan edildi. 

Şimdi soru şu:

“FETÖ'nün Şia ile ortak birçok yönü olmasına rağmen ehlisünnetin kalelerinden biri olarak görüldüğü bir yerde aynı özellikleri taşıyan birçok cemaat nasıl oluyor da ehlisünnetin kalesi oluyor?”

Bu gerçekleri dile getirmek nasıl fitnecilik oluyor?

Ehlisünnet mahallesinde yuvalanmış Müslümanları kandıran bu teşekküllerin kirli yüzünü göstermek, Şia'dan bir farkının olmadığını söylemek neden olmayan birliği bozan eleştiri oluyor?

Ehli sünnet deyip Sünni mahalleye yerleşmiş ama Şia'dan farkı olmayan, FETÖ gibi serseri mayınlar gibi patlayacak yada patlatılacak günü bekleyen cemaatleri deşifre etmek nasıl fitnecilik oluyor?

Müslüman bir birey veya grup, Kur'an ve sahih sünnete uygun iş ve davranışlarda bulunuyorsa sorgulamak ve sorgulanmaktan korkmamalıdır.

Eline geçirdiği imkanları kutsallaştırıp sahip olduğu maddi ve manevi varlıkları, Kur'an ve sünnete eşitleyip savunma durumuna girmemelidir.

Müslümanların ehlisünnet gibi geniş bir tanımlama ile kendi mahallelerindeki ayrık otlarını koruma altına alan tanımlamalardan ziyade daha farklı ve ayırdedici söylemler geliştirmeleri mecburiyeti vardır.

Seyit Mehmet Deniz


 

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Acizane 3 ay önce

bunu bilmek ve anlamak için kahin olmaya gerek yok. sıradaki tehlike süleymancılar,akabinde ise ismailağa ve menzil cemaatidir. dergahımıza girerken aklını, beynini dışarıda bırak diyen bu zevatın arkasına takılan güruh yarın bir gün saldır deyince saldıracak, vur deyince vuracak, yık deyince yıkacaktır. onca vatandaşımızı bu hainler yüzünden kaybettik. şehadetlerinin bir anlamı olması için özellikle bu 3 yapıya karşı çok uyanık olunmalı.

Misafir Avatar
mide bulandıran yapılanmalar 3 ay önce @Acizane

ehli sünnetin neresinde caminin yanıbaşında ümmetten ayrı olarak cuma namazı kılmak var... ehli sünnetin neresinde diyanetin adıyla para ve yardım toplayıp süleymancılık yapmak var.. ehli sünnetin neresinde sırf süleymancı olmadığı için diğer personele ayrımcılık yapmak var....daha sayayım mı....

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
tespit güzel 3 ay önce @Acizane

aynen katılıyorum...özellikle süleymancıların mescidi dırarları yerle bir edilmeli.

Beğenmedim! (1)
Avatar
imam 3 ay önce

En buyuk tehlike ilahiyat lardaki icazetsiz proflar yetiştirdikleri talebeler hadis inkarcisi yalan diyemezsiniz modernist kafa lar adem babasi dedesi nenesi yakinda negi bulacaklar haşa kuran tarihseldir vs. Allah bu dini muhafaza edecektir.önemli olan siz hangi taraftasiniz.

Avatar
adım smit 3 ay önce

gerçekler güzel ifade edilmiş. bugün ismailağa ve menzil artı Süleymancılar kendilerini korkmadan sorgulamaları gerekir. açık yüreklilikle bizde fetö nün kullandığı bu kavramları kullanıyoruz buyurun sorgulayalım demeleri gerekir. aksi halde gelecek adına umutlu olmak çok zor.

Misafir Avatar
adnan 3 ay önce @adım smit

hadi sen sorgula. doğru ise sende katılacak mısın.

Beğenmedim! (1)
Avatar
YAUZSULTANSELİM 3 ay önce

şia ehlisünnet osmanlı diyarında kendini meşrulştırmanın temelini atıyor yemezler bre gafiller yavuz sultan selim köprüsü akilli olun takiyyeciler her sinsi adiminizdan haberimiz var demektir. cemaatlerin hiçbir istisna ve ayiklamaya gitmeden isimlerini kirletip silmeye çalişki takiyyecilere yer açilsin bu memlekette Allah bunu nasip eytmeyecek

Avatar
Nacizane 3 ay önce

Bu fetö nun ehli sünnet olmadıgı dinler arası diyalogdaki soylemleri nedeni ile yırmı kusur sene pnce aoylendi amasiz iktidarnıza dokununca anladınız

Avatar
Aciz bir kul 3 ay önce

Bi elin beş parmağı bile bir değilken bütün cemaatleri aynı kefeye koymak ne kadar sağlıklı bi davranıştır ? Allah akıl vermiş, kullanmanızı tavsiye ederim. Bu yaptığınız cemaatleri hedefe almak değil, ehli sünnet vel cemaat mezhebini hedefe almak. Ne yaptığınızın ne yapmaya çalıştığınızın kisacasi her seyin farkindayiz.

Avatar
Samatyalı 3 ay önce

15 temmuz darbe girişiminde yer alan subayların çoğu fetöcü değil akparti ve tayyib beyin düşmanıydı. fetöcülerle işbirliği içerisinde hükümeti ve tayyip beyin şahsını hedef almışlardı. 15 temmuzda direnişte bulunanlar ise darbeye ve darbecilere karşı direnişte bulundular. çanakkalede şehit olan onca insan nasıl ki laik devlet için şehit olmadıysa 15 temmuz şehitleri de cemaatler yok edilsin diye şehit olmadı. mustafa islamoğlu ve modernist diğer tüm akımların karşısında tek engel bu ülkedeki cemaatlerdir. o nedenle saldırıyor ve 15 temmuzu onlara karşı kullanıyorlar. malisef cemaatlerde de din ve gelenekle alakasız birçok uygulama olması ekmeklerine yağ sürüyor. bu gün ilçenin birinde bir genç çıksa ben arapça öğrenmek istiyorum dese diyanetin hangi kurumu nerede öğretecek?bizim mahallede genç hocaya geldi kurna dersi için az bekleyin kasımda ders açacağız o zaman başlarız dedi. yani kasımda para verecekler ya o zaman imamın istediği saatte olursa öğrenebilecekler.