İbadet etmek  için bahane arayın, kaçmak için değil
DİNİHABERLER.COM / ANALİZ

Türkiyeli Müslümanların dini noktada aldığı ivmenin bir göstergesi olarak soruların artan kalitesi, tartışma programlarının ilmi hüviyet kazanması önemli bir aşama.

SORU KÜLTÜRÜ GÖSTERİR

Sorulan sorular, her ne kadar cevap bekleyen cümleler olarak merak ve meramı ifade etse de soru; soranın karakterini, ahlaki yapısını, aile, eş-dost ve kültürünü,  dost yada düşman olduğuna dair pek çok veriyi içinde barındırması yönüyle muhataba bilgi verir. 


Ramazan ayına girdiğimiz günlerde seyirci toplama konusunda reyting amaçlı programlar medyanın en büyük arzusu. 

Uçarı cevapların en üst seviyeden manşete çekilmesi her ne kadar reyting çıtasını yükseltiyorsa da konuya mevzu olan ilim erbabının da bir o kadar güvenirlilik katsayısının düştüğü göz ardı edilemez.

Televizyon ve gazete köşelerinde showmen din adamları elbette çıkacaktır. Ama ne kadar gündeme gelmek isteselerde bu tip din adamlarının pek de milletin zihin ve gönül dünyasında tutunamadığı bir gerçek.

Bu showmenlere fazla itibar etmeden özellikle Diyanet'in halka dönük yüzü olan İmam, Müezzin ve Müftülerin manevi duyguların tavan yaptığı, ruhsal yenilenmenin gerçekleştiği, uhrevi duyguların devreye girdiği Ramazan ayında kendilerine sorulan sorulara "müşfik, ikna edici, delilli ve öz..." anlatımla cevap vermesi cemaatin camiye çekilmesi için büyük bir fırsat.

İNSANLARA ÖNEMLİ OLDUKLARINI HİSSETTİRİN

Muhatabın kim ve ne olduğuna bakmaksızın Peygamberimizin sünnetine uygun olarak muhatabın anladığından emin olana kadar farklı dil ve metotlarla  sorulan sorulara cevap vermek karşıdaki insanın sevgi ve saygısını kazanmanın en güzel ve ucuz yolu olduğu kadar İslam'ı gönüllere işleminin, gönle girmenin ise tek penceresi.

Din Görevlilerinin sorular karşısında muhatabın fikriyatına şu şablonu yerleştirmesi gerekir. 

"İbadet etmek için bahane arayın, kaçmak için değil!"

Laik sistemin "iki yüzlü, kaytarmacı, savsaklamacı, tembel, hazırcı, paragöz, yarışmacı, bencil..." insan tipine bağlı olarak ibadetlerden de "kaytarmak isteyen, erteleyen, savsaklayan..." müslüman tipinde bir artış başladı. 

Bunun yanısıra hem Müslüman hem de laik yaşam tarzını bir arada götürmek için uğraş verenlerde az değil. 

Bu zihniyette olup dünya ile ahireti bir arada götürenlerin merak ve soruları, samimi müslümanlardan çok daha fazla. 

Bu tipler,"ibadeti etme, ibadetin faziletinden mahrum olmama, ihlas duygusu ile sormak..." niyetinde olsa da gelen soruların temelinde "ibadetlere karşıve gevşeklik veya millet işte görsün" mantığı sorularda asıl faktör. 

İBADET ET SONRA AYRINTILARI ÖĞREN

Din görevlilerinin gelen sorular karşısında "muhatabı bozma ve kaçırma duygusuna" kaptırmadan "teferruata boğularak ibadetleri terketmek yerine ne olursa olsun o ibadetin yapılması için bahaneler bulmaları gerektiği" şuurunu aşılamaları gerekir.

"Parmağım kanadı, başım ağrıdı, acil işim vardı, üstüm pisti, idrar sıçradı, elimde boya vardı, tırnağımda oje vardı..." gibi bahanelerin ardına sığınıp namazdan kaçmak isteyen kimselere bu tür işlerin namazı bozup bozmamasından ziyade vakit çıkmak üzere ise "elin hamurlu, tırnağın ojeli, üstün idrarlı da olsa önce namazını hele bir kıl! Sonraki vakitte zaten namazın nasıl kılınması gerektiğini öğrenecek ve tedbirini alacaksın" denilerek "ibadet yapma şuuru" verilmelidir. 

Zaten İslam'ın yapısı usul bilmeyen insanın vuslata erişemeyeceği bir din olarak ona gerekli kural ve kaideleri zamanla öğretecektir. Kitaptan, hocadan, eşten-dosttan, gazete, tv, dergiden ama bir şekilde illaki öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenir.

Allah'ın kendi yoluna ulaşmak isteyen samimi kulu, kendi yoluna en güzel şekilde ulaştıracağına dair vaadi vardır.

Ayrıntılarda boğularak ibadetleri ayrıntılara kurban etmemelidir. 

İmsak şu saatte miydi, bu saatte miydi?

İftar ezanı on dakika önce okundu yok efendim yirmi dakika geç okundu?

Acaba orucum oldu mu, olmadı mı? gibi sorularla orucun edasını gerçekleştirmekten uzaklaştıracak konulardan ziyade orucun  tutulması gerektiği hatırlatılmalı.

"Dedikodu yapıyorum, zina yapıyorum, kumar oynuyor, alkol alıyorum. Namaz kılmak doğru olur mu?" gibi sorularla gelene "Namaz kıl sonra diğer hatalardan ağır ağır zaten zamanla kurtulursun" deyip ne olursa olsun önce ibadetlerin yapılmasını daha sonra kir ve pisliklerden, kötü niyet ve düşüncelerden benliğin arındırılması gerektiği şuuru verilmeli.

ÖNCE TESLİMİYET

Unutulmamalı ki insanlar hata ve kirlerden uzaklaşarak ibadet etmezler; ibadet ederek hata ve kirlerden uzaklaşırlar. 

İnsanlar çok soru sormak ve ayrıntılarda boğularak takva sahibi olmazlar. Ancak iyi niyet, ihlas ve teslimiyetle derece alırlar.

Çok soru soranlar ibadet etmedikleri gibi ihlas sahibi de olamıyorlar.

Ama ibadet edip teslim olanlar hem ibadetlerini yapıyor hem de zamanla dini ilimlerde hızla yol alıyorlar. 







 

Kaynak: Dinihaberler.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.