İmam, Çölaşan'ın Kimyasını Bozdu!
Çölaşan, imamın verdiği dersi unutamıyor. 

Aklını fikrini ve zihniyetini karamsar işlerle yoğunlaştıran mız mız Çölaşan, imamdan aldığı dersi hiç unutamıyor. Çölaşan'a verilen bu ders yıllarca hafızalardan hiç silinmeyecek.

"o… çocuğu" yani Osmanlı Çocuğuna takıntı yapan Çölaşan, kendisine hakaret yapıldığı iddiası ile önce savcılığa sonra da Diyanet'e imam hakkında şikayette bulundu. Ucu acık olan cümle Emin'in sinir sistemlerini yerle bir ederken diğer yandan da Diyanet'e eleştirilerde bulundu. Çölaşan'ın unuttuğu bir şey var. Türkiye'de o tabiri kullanmak isteyen milyonlarca kişi var sadece imam değil!

İmamın mahkemede yalan söylediğini iddia eden çölaşan! 28 Şubat darbesine herkes şahitken mahkeme huzuruna çıktığınızda askeri, savcısı, polisi, gazetecisi ve patronu... bilimum laikçiler neden darbe yapmak gibi bir niyetiniz olmadığını söyleyip inkar ettiniz. sizin de mi basiretiniz bağlandı yoksa.

-İşte o haber-

Sevgili okuyucularım, geçen yıl 10 Kasım günü idi. Burada Atatürk tarafından İsmet Paşa'ya yazılmış olan ilginç bir mektuba yer vermiştim.

Cumhuriyet'in ilanının hemen ertesinde, 30 Ekim 1923 günü yazılan bu mektup “Sevgili Paşam, Cumhuriyet'in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın…

Ben sana şimdi acıklı olan genel durumumuzu özetleyeceğim. Bize geri, borçlu ve hastalıklı bir vatan kaldı…” diye başlıyor ve şöyle devam ediyordu:
“…Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun ” diye bitiyordu.
Muhteşem bir mektuptu. (Tamamını okumak isteyenler 10 Kasım 2015 tarihli yazıma bakabilir.)

* * *

Aynı gün elimize bir adamın facebook sayfasındaki sözleri geçti.
Adam Atatürk'e sorular sorup hakaretler yağdırıyordu:
“Müslüman isen hilafeti (halifeliği) niçin yıktın?
Ezanı neden yasakladın?
Neden soyağacın çıkarılamıyor?
Kuran harflerini neden yasakladın?
Azerbaycan'ı neden Ruslara sattın?
Latife Hanım senden niye ayrıldı?
Tüm devrimlerin neden İslam'a aykırı?
Osmanlı ecdadı yine dünyaya hükümdar olacak…”

* * *

Adam bununla da yetinmemiş, hakaret etme sırası bu kez bana gelmişti!..
Yukarıda sözünü ettiğim yazımın altına şu notu koymuştu:
“Vay O. çocuğu vay. Senin Bizans artığı bir pislik olduğunu zaten biliyorduk.”
Hiç utanıp sıkılmadan o. çocuğu diyebilen şahıs aslında benim ölmüş anama sövüyordu.

* * *

Kimliği, ne iş yaptığı hemen ortaya çıktı. Bu şahıs Diyanet'e bağlı kadrolu bir imamdı.
Görevini Ankara'nın Çankaya semtindeki SGK Camii'nde sürdürüyor, insanlara namaz kıldırıyor ve Müslümanlığı öğretiyordu!
Adı Elvan Bal olan bu imamı Diyanet'e şikayet ettik.
Konuyu burada defalarca yazdım, belki anımsayacaksınız…Ancak Diyanet ses vermiyordu.
Onun üzerine imamı savcılığa şikayet ettik ve hakkında ceza davası açıldı.
Bu aşamada Diyanet'in de soruşturma açtığını (çok şükür !) öğrenebildik.
Kendisine kınama cezası verilmesine, camisinin değiştirilmesine karar verilmiş.
Adreslerine baktık, evine uzak olan camiden alınıp en yakın olan camiye verilmiş.
Başka bir deyişle imam ödüllendirilmiş!
Mesajlarında herhangi bir partinin lehine ve aleyhine bir şey yazılı olmadığından daha fazla bir ceza verilmesine gerek görülmemiş!

* * *

Davamızın ilk duruşması Ankara'da 4. Asliye Ceza Mahkemesinde ekim ayında yapılacak.
Ancak daha önce Facebook sayfasında aslanlar gibi kükreyip Atatürk'e hakaretler yağdıran Elvan Bal isimli imam bu kez yumuşamış (!) ve savunmasında şöyle diyor:
“Benim Atatürk'le hiçbir problemim yoktur!”
İyi ki yokmuş, çok memnun olduk ve rahatladık!
Sonra devam ediyor, hakaretleri niçin paylaştığını anlatıyor:
“Bu yazıları niçin paylaştığıma halâ anlam verebilmiş değilim. Basiretimin bağlandığını düşünüyorum!..”
Basiretinin nasıl bağlandığını herhalde mahkemede açıklayacaktır!

* * *

Benim için şöyle demişti ya!..
“Bu yazıyı okuduktan sonra şöyle dedim. Vay o. çocuğu vay, senin Bizans artığı bir pislik olduğunu zaten biliyorduk.”
Acaba niçin “O. çocuğu” demiş, savunmasında onu da kendince anlatıyor.
“O. çocuğu” sözlerini meğer biz yanlış anlamışız!
İmam savunmasında şöyle diyor:
“Bu yorumda kastettiğim ‘Vay Osmanlı çocuğu vay'dır. Emin Çölaşan'a kesinlikle hiçbir hakaret kastım yoktur.”

* * *

Sevgili okuyucularım, şimdi Ankara'nın göbeğinde Diyanet'in maaşlı devlet memuru olan bir imam düşünün.
Atatürk'e açıktan hakaretler ediyor, sonra da şikayet konusu olunca basiretinin bağlandığını iddia ediyor.
Bana “O. çocuğu” diye sövüyor, bunu orospu çocuğu değil “Osmanlı çocuğu” olarak kullandığını iddia ediyor.
Bu adam cemaate namaz kıldırıyor, dinimizi anlatıyor falan filan!
Üstelik devlet memuru…
Diyanet'in verdiği bir kınama, bir de yer değiştirme cezası! Böyle cezaya can kurban.
Evine uzak olan camiden alınıyor, evine en yakın camilerden birine atanıyor.
Arkadaşın Türkçesi de esnek…
O. çocuğu'nu Osmanlı çocuğu yapınca işin içinden sıyrılacağını düşünüyor.
Zeki ve uyanık biri!
Basireti arada sırada bağlanıyor olsa da sorun değil.
Günümüzde dinimizi temsil edenler arasında (ne yazık ki) böyleleri de var.

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ıspartalı 5 ay önce

Sıra imamlara gelmiş.pes uğraşacak okadar şey varken.imam sana mı soru sorduda zırt alıyorsun. Cevapveriyorsun senin müslümanlara yaptığın hakaretler nolacak.hafızanımı kaybettin ben hiç unutmuyorum. Unutmayacağım

Avatar
hikmet sarıtaş 5 ay önce

geç çölü aşmayı gökçeğin anka parkında şaşan şaşkın şaşan evet benim mihraba öncü olarak geçirdiğim arkadaşım iyi tesbit yerinde bir edebi şekilde duygu ve düşüncelerini söylemiş aynen sen tam bir çocuksun ömrün bizim kanattan maddi ve manevi yemedik şamar kalmadı budala tavuğa döndün hala şamar evladı olduğundanmı yoksa iyce aşındığındanmı varıp varıp sürtünüyon yine belli abonesi oldun o çocuk gibi