Küçük Ümmet!


DiNiHABERLER.COM / öZEL iÇERiK


Samimiyetin kelime manası içten, saf, temiz duyguların karşılığıdır. Samimi olmak, içten pazarlıksız davranmak insana hem bu dünyada hem de öteki ahirette kazanç sağlar.

Bizler yaptığımız her işte; ibadet ederken, konuşurken, yazarken, alışveriş yaparken yani her konuda samimi hareket edersek bu bizim güvenilirliğimizi de artırır.  Niyetler samimi olursa neticeleri de sağlam ve güzel olur. Aşağıdaki resimlerde olduğu gibi...

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve çocuk... öyle güzel, öyle saf, öyle temiz bir fotoğraf ki o, defalarca bakılsa doyulmaz..  


Sevmek ve sevilmek ihtiyacında olan temiz fıtrata sahip çocuklara; temiz olanla olmayanı, güzel olanla çirkin olanı, doğal olanla yapmacık ve sahte olanı ayırt edebilmeleri için ilgimizi, alakamızı, sevgimizi vermeliyiz.

Hazreti Mevlana çocukları okşamak ve onları sevmenin şeriat padişahı ve hakikat ayının feleği olan Peygamber Efendimiz’den müslümanlara kalmış bir miras olduğunu belirtmiştir.

Peygamberlerin gönderiliş amaçlarına ve üstlendikleri sorumluluklara bakıldığında; ilahî mesajın ulaştırılmasından tutun da uyarma, müjdeleme, toplumdaki yanlışlıkları ortadan kaldırma, insanlara rehberlik etme, hislerine mağlup insanları memnun etme, nazari kaidelerin yanı sıra pratik değerleri öğretme, hayatlarına yön verme vb... birçok hususta görevler yerine getirdikleri görülecektir. Peygamberini rehber edinen toplumlar, dünya hayatındaki işlerinde ve yaşantılarında huzuru, sükûnu elde etmişler (En’am, 48); bunun aksine davranış sergileyen, peygamberini yok sayan, onun rehberliğine kulak vermeyen toplumlar ise helaklerle, yıkımlarla (Enbiyâ, 41) tarih sahnesindeki yerlerini almışlardır. Anlaşılan odur ki Allah, peygamberler göndermek suretiyle insanlara sürekli yardımda bulunmuştur.


" Sözcükler kadar etkili bir iletişim biçimi olan bu görüntüler aynı zamanda konuşulan dilinde bir ifadesidir. "



Peygamber efendimiz cocuklari cok sevip saclarini oksarmis. Bizler de peygamber efendimizin yolunda gidip çocukları seven bakan ve merhamet edip şefkat gösteren kullardan olalim. 

Çocuklarımız ve gençlerimiz kuşku yok ki, bizler için vazgeçilmez değerlerdir. Onların çok kıymetli ve değerli olması hayatlarının her aşamasında üzerlerine
titrememizi gerektirir. Çünkü nesillerimiz bizler için geleceğimizin teminatı, değerlerimizin mirasçısı ve öngördüğümüz yarınların sahipleridir.



Türkiye, yabancıların kucakladıkları çocukların mutlu olduklarına, büyüyüp serpildiklerine inanılan bir ülke. Oysa, çocukların başlarının okşanmasına izin vermeyen "uygar" ülkelerde, kimsesiz çocukların yüzde yetmişbeşi, çocuk yuvalarında değil, kendilerine ilgi, sevgi ve şefkat gösterecek ailelerin (ya da kişilerin) koruması altında yaşıyor.

 "Mehmet Görmez'in şifresiz mesajı"



Sadece bu saydıklarımız sebebiyle değil, her şeyden önce bir insan olmaları yönüyle de onlara özel bir önem vermemiz gerekir. Hele günümüz dünyasında yaşanan buhranlar, sevgi yoksunluğu içerisinde, zamanımızın tamamını onlara ayırsak yine de yetersiz gelecek gibi görünmektedir. Çünkü UPSAM ) tarafından 17 şehir merkezinde yapılan bir araştırma, durumun vahametini ortaya koymaktadır: “Sınav kaygısı, gelecek kaygısı, ailede, okulda şiddet sebebi ile gençler kendilerini anlayacak kişileri bulmakta zorlanmaktadırlar. % 72’si sigara içtiğini, % 66’sı alkol kullandığını, % 26’sı uyuşturucu kullandığını, % 65’i bir kere denediğini , % 46’sı kendisine zarar verdiğini, % 71’i okuldan kaçtığını, % 64’ü disiplin cezası aldığını ifade etmektedir. Bu sayısal durum, çocuklarımız ve gençlerimizin, “bizi anlayın, bize ilgi duyun" çığlıklarının rakamsal yansımalarıdır.





Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol