Milli Mücadelede direnişin merkezi Medreseler
DİNİHABERLER.COM / ANALİZ

 İmam-Hatip Ortaokulları ile Diyanet’in 4-6 yaş arası çocuklara yönelik çalışmalarında halkın yükselen teveccühü laikçileri oldukça rahatsız etti.

Her zaman olduğu gibi ezberledikleri tipik cümleleri, papağan gibi sıralamaya başladılar.

Cumhuriyetin kazanımları bir bir ortadan kaldırılıyor”

“Tevhid-i Tedrisat’ın içi boşaltılıyor”

Medreseleri de açın da olsun bitsin bari..." 
yollu ilkokul çocuklarına ezberletilen cinsten, sıradan, kof, ceviz kabuğunu doldurmayan cümlelerle tepkilerini dile getirmeye başladılar. 

Koskoca profesörler ve yazarlar bile bu koroya katılmış, toplasanız yüz cümle etmez laflarla hala bu milleti aptal yerine koymaktan vazgeçmiyorlar.

Görende Cumhuriyetin kazanımlarının, medreselerin yerine icat ettikleri ‘Halkevleri’nde yetişen toplumun değerlerinden kopuk, ahlak ve edep yoksunu gençlerle kazanıldığını' sanacak… 


Medreselere dil uzatarak, kendini aydın sanan bu fikir yoksunu kimselerin, “Medreselerde fizik, kimya, matematik gibi pozitif bilimlerin ders olarak gösterilmediği aksine sadece din eğitimi verildiği” hezeyanları cehaletlerini ve 1919 öncesi tarihe olan ön yargılarını ortaya koymaktadır. 



MEDRESELER OLMASAYDI ATATÜRK DEVRİM BİLE YAPAMAZDI


Çanakkale’de olduğu gibi birilerinin hoşuna gitmese de Milli Mücadele, Medreselerde yetişen halk tarafından yapıldı.

İlk direniş ve düşmana karşı teşkilatlanmalar da medreseler ve onların lideri konumunda olan şeyhlerle başladı.

İlk meclis’in kurulması ve 1923’te cumhuriyetin ilanına kadar Mustafa Kemal’in yanında da Şeyhler, Müftüler ve Mollalar vardı. 





  

İslam tarihinde eğitim, Abbasiler ve Büyük Selçuklular dönemindeki medreselerle başlar.

Bu dönemler, İslam’la bilimin iç içe olduğu ve geliştiği dönemlerdir. Bağdat başta olmak üzere birçok vilayette kurulan Nizamiye Medreseleri’nde Gazali, ibn-i Heysem, ibn-i Rüşt, Biruni gibi pek çok alim yetişmiştir. 

Unutulmasın ki Avrupa'da Rönösans hareketlerinin başlangıcı Endülüs Emevi Devleti Medreselerinde okuyan Avrupalı bilim adamlarıdır. 

Yine Avrupa'da Hristiyan dininde başlayan Reform hareketlerinin nedeni Haçlı Seferleri sonucunda Ortadoğu Medreselerinde eğitim alan papazlardır. 



Belki ‘alim’ deyince bu zavallıların gözünde bir değer ifade etmiyor olabilir ama biz onların anladığı dil ile afadelim. Çağdaş tanımıyla ‘bilim insanları’ yetiştirilmiştir Medreselerde… 



OSMANLI ALTIN DEVRİNİ MEDRESELERE BORÇLUDUR


Osmanlı, bu dönemlerin mirası üzerine yükselmiş fakat bu dönemi fazla geliştiremeyerek mirasyedi konumunda kalmıştır.

Buna rağmen Orhan Gazi’nin 1330 yılında İznik’te açtığı Orhan Gazi Medresesi ile başlayan eğitim yatırımları, 1451 yılına gelindiğinde İstanbul’da yoğunluklu olmak üzere 82 Medrese ile eğitim yatırımları devam etmiştir.

Bu Medreselerde Tıp, Eczacılık, Mimarlık, Matematik, Mantık, Belağat, Akaid, Tefsir, Hadis gibi birçok dersler okutulmaktaydı. 


Süleymaniye, Fatih, Çifteminare, Gök, Karatay, Sırça Medreseleri gibi pek çok Medrese halen ayakta ve ziyaretçilerin akınına uğramaktadır.



Ulu orta Medreseleri aşağılayan pek çağdaş Medrese düşmanlarının ülkeye gelen turistlere gösterecek bir tane Cumhuriyet kazanımı eğitim kurumu bulunmamaktadır.


Dönemi itibariyle hayal edin de görün medeniyeti ve ileri görüşlülüğü ki tek katlı toprak evlerin arasında yükselen, muhteşem eğitim kurumlarıdır, medreseler… 


Bu günün üniversitelerini veya Ar-Ge faaliyetlerini örnek deyip sakın vermesinler!...

Çünkü her varlık kendi dönemiyle kıyas edilir. Hangi üniversitemiz dünyadaki üniversitelerden ileridedir. Bunu da geçin! Başka ülkelerde ki eğitim kurumlarından ileride kurumlarınız olsa bile çağın gereği olarak her yerde olanın, sizde de olması farklılık değildir. 

Oysa aşağıladıkları o Medreseler, İslam ülkelerinin her tarafına yayılmış durumda iken dünya da bunun karşılığı olan bir tane eğitim kurumu bile yoktur. 

LAİKÇİLERİN KASTETTİĞİ ANLAMDA MEDRESELERİN İLK ORTAYA ÇIKIŞI


Okumadan, kendilerine sunulan her bilgiyi doğru kabul edip, kendini aydın sananların yanıldığı nokta şurasıdır ki, orta ve yüksek öğrenim kurumu olarak görev yapan Medreseler, Tanzimat dönemi’nde Meslek Okullarının açılması üzerine sadece din eğitiminin verilmeye başlandığı kurumlara dönüşür.

Tanzimat’tan sonra medreseler, bu günün Kur’an Kursları veya yerel cemaatlerin faaliyetlerin yapıldığı kurumlar (Tekke) olarak varlıklarını devam ettirirler.


Sadece din eğitimi verilmesine rağmen ‘edep’ merkezli verilen eğitim sayesindedir ki medreseler; Osmanlı’nın dağılma sürecinde toplum, Bizans’ın yıkılışındaki ahlaksızlıklara sahne olmamıştır.

Devlet otoritesinin sıfırlandığı bir dönemde halkın birlik ve beraberliğini sağlayan en önemli etken; bu günün laikçilerinin beğenmediği, o günün medreseleridir. 



CUMHURİYETİN TERÖR KAZANIMLARINI DA GÖRMEK LAZIM


Ağızlarını açtıklarında her daim toplum menfaatine olan bir kaç örnekten yola çıkarak Cumhuriyet kazanımlarından dem vuranlar Cumhuriyet sonrası ortaya çıkan kutuplaşma, terör ve mezhepçiliği de kazanım olarak sayacaklar mıdır?

‘Cumhuriyetin kazanımları yok ediliyor’ derken neyin yok olduğunu da anlamakta insan zorlanıyor.

Konu, ‘din’ olunca cumhuriyetin kazanımlarından dem vuranlar, cumhuriyetle var olan Kürt meselesinin getirdiği 40 bin küsur ölü, 500 milyar dolarlık boşa giden bütçe, yüz binlerce ailenin evinden köyünden sürülmesi acaba neyin kazancı olsa gerektir.



Katı laikçi uygulamanın başladığı, 28 Şubat’ın devamı 2002’de 95.323 olan boşanan aile sayısının 2011’de 120.217’ye çıkması neyin kazanımıdır?


Ya yılda yapılan 1 miyon 300 bin kürtaj…

Sağlık bir tarafa, gebelikle biten zinanın sonucu kürtaj bu kadar ise gebe kalınmadan yapılan zina sayısını varın siz tahmin edin!...


1995’te işlenen suçlar 229.513 iken 2006’da 785.510’a yükselmesi de Cumhuriyetin kazanımları arasında saymamız mı gerekiyor? 



Ortadaki cayırtılara bakılırsa ahlaksızlık ve toplumsal çöküntü zirve de ise ‘laiklik’ garantide, dibe vurmuşsa ‘laiklik’ elden gitmiş oluyor.
 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.