Said Nursi'yi kendi siyasetlerine alet eden nurcular
DİNİHABERLER.COM / ANALİZ

FETÖ'nün kontrolüne giren Yeni Asya Gazetesi kendi çıkarları için Said Nursi'yi kullanmaktan da geri durmadı.

İslam'ı anlamaktan uzak oldukları yetmezmiş gibi Said Nursi'yi de kendi emellerine alet eden Yeni Asyacılar, FETÖ'yü aklamak ve iktidarı aşağılamak için her fırsatı değerlendiriyor.

İbrahim Ersoylu isimli Said Nursi'yi anlamaktan uzak din cahili yazar bu günkü köşesinde "dini siyasete, siyaseti dine alet etmek ne demek?" konulu bir yazı kaleme aldı.

Önyargılarla dolu yazı İslam'ın direktiflerine aykırı olduğu kadar örnek verdiği Said Nursi merhumunda rızai hilafına bir yazıydı.

Said Nursi'den yaptığı "siyasi tarafgirlikte olan kimsenin kendi taraftarı münafıkda olsa el üstünde tuttuğu, muhalifi mü'minde olsa düşman bildiği" sözünden yola çıkarak İbrahim Ersoylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ak Parti'ye vurmaya kalktı. 

Oysa Said Nursi'nin sakınılmasını tavsiye ettiği bu şeytani siyaset ve tarafgirlik şu an FETÖ başta olmak üzere bir çok cemaatin hastalığı. 

Kendilerinden olan münafığı bağırlarına basmak, kendilerinden olmayan mü'mini şeytan ilan etmek, sahip çıkmamak, dışlamak inhirafçı cemaatlerin en belirgin özelliği. 

Said Nursi'yi zerre kadar anlamaktan uzak İbrahim Ersoylu, yaptığı alıntılardan sonra öyle bir kıyaslama yaptı ki akıllara zarar.

Yeni Asyacı ve FETÖ zihniyetindeki cemaatlerin dine ve müslümana bakışını gösteren yoruma göre "dini siyasete, siyaseti dine alet etmeyen örnek iktidar Demokrat Parti imiş. Onlar dini siyasete alet etmeden İmam Hatipler, İlahiyatlar ve Kur'an Kursları açmışlar. Her tülü yatırımı da yapmışlar ama asla toplumu kamplaştırmamış ötekileştirmemişler."

Gören de Yeni Asyacıların İmam Hatip ve İlahiyatçılar için canının gittiğini sanacak. Ellerinden gelse milletin gözünü açıp cemaatlerine gelen himmetlerin yolunu kapadıkları için tüm imam hatip ve ilahiyatları kapatacaklarına şüphe yok. Said Nursi'nin dediği dini siyasete alet etmenin en güzel örneklerinden biri de işte İbrahim Ersoylu'nun bu yazısı. Kendini haklı çıkarma adına sevmediği, benimsemediği imam hatip ve ilahiyatları methederek imam hatipli ve imam hatipliyi seven milleti oy verdikleri iktidara karşı kışkırtmak.

Yazık ki ne yazık!

Her ne ise biz gelelim şu Demokrat Parti'ye...

Peki, sonu ne oldu Demokrat Parti'nin?

Adnan Menderes'in idamı...

Hani toplum kamplaşmamış, ötekileşmemişti!


FETÖ ve bir çok nurcunun yanıdığı nokta o ki "kendileri muarızlarınca dindar, müslüman bilinmesine rağmen deve kuşu gibi kuma gömdükleri başları ile görünen İslami gövdelerini sakladıklarını sanıp demokrat göründüklerini sanmaları..."

Adnan Menderes ve arkadaşları halkın taleplerini yerine getirdiler. Dini siyaset alet etmemek gibi bir sıkıntıları yoktu çünkü dini ciddi anlamda biliyor değillerdi. 

Dini siyasete alet etmek bilmediği ve yaşamadığı halde Süleyman Demirel gibi İslami söylemlerle ortada dolaşmaktır. Yoksa hayatının tamamını din kuşatan bir liderin gittiği yerde dinini imanını anlatmasından daha doğal ne olabilir ki? 

Şimdi Hristiyan, Komünist isimli partiler Avrupa'da yaygın...

Bunlar Hristiyanlığı ve Komünizmi siyasete alet mi etmiş oldu, bu İslam'ı anlamaktan yoksun Said Nursi istismarcısı nurculara göre...

Allah Resulü'nün her şeyi vahiyle desteklenirken Laikçiler, Kemalistler ve "korkaklığı genlerine işleyip demokrata dönüşerek dinsizlerin aleti olan nurcular" istedi diye dini bir kenara mı bırakmalıydı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam'a ve Müslümanlara zarar verdiği için bir FETÖ'ye haddini bildirdi diye kendi muhalifi mü'min olsa da dışladı, yanındaki münafıkları da dost gördü nitelemsinde bulunmak ne bahtsızlık, ne önyargı, ne büyük çirkeflik ve cahilliktir.

Yeni Asya, FETÖ ve sair cemaatlerden kaçı iktidar olsa idi Cumhurbaşkanı Erdoğan kadar tüm müslümanları kucaklardı. 

Herkes biliyor ki siz cemaatler kendiniz dışında, sizden olmayan ve ya size hizmet etmeyen her kim varsa bir bardak suyu dahi esirgerdiniz.

Ve şunu da herkes iyi biliyor ki size hizmet ettikten sonra bir PKK'lı, DHKP-C'li, Laikçi her tür zorba, muhalifiniz olan Allah dostundan evladır.


Yeni Asya ve Said Nursi'yi anlamaktan uzak yüzkarası cemaatlerin düştüğü hali ortaya koyan echel İbrahim Ersoylu'nun yüzkarası yazısı...

Dini siyasete alet etmek; Dünyevî mevki, makam, ve imkânları elde etmek gayesiyle halkın oyunu almak için dinî değerleri siyaset aracı olarak kullanmaktır.
Dindar kimlikle meydana çıkıp yönetimde kabiliyet ve istidadını ortaya koyma yerine,  dindarlık meziyetiyle siyaset yapmayı ifade eder.

Üstad Bediüzzaman’ın siyasete, yöneticiliğe bir san’at olarak baktığını görmekteyiz. San’atta maharet ve beceri ön plandadır. Maharetle dindarlığın aynı şahısta toplanmaması durumunda, san’atta salâhattan (dindarlıktan) ziyade maharetin (beceri ve kabiliyetin) tercih sebebi  olması gerektiğini ifade etmiştir.1 Ne yazık ki günümüz siyasetinde dindarlık  tercih unsuru sayılmaktadır. İşlerin başına, becerisine bakılmaksızın dindar kimlikli şahıslar getirilmektedir. Bu yüzden işler iyi gitmemektedir. Bir Hadiste “İşler ehline verilmediği zaman onların kıyametini bekleyiniz” buyrulur.

1918’de Rusya esaretinden İstanbul’a geldiğinde Bediüzzaman’a “Dinsizliği görmüyor musun? Din namına meydana çıkmak lâzım.” dediklerinde O, bunun şartları olduğunu; din adına  siyaset yapacak kişilerde muharrik vasıtanın (harekete geçirici unsurun) aşk-ı İslâmiyet ve dinî hamiyetin (gayretin) olması gerektiğini, bu durumdaki kişinin başarsız olsa dahi affedilebileceği, muharriğin siyasetçilik ve  tarafgirliğin (Taraftarlar oluşturup onları kayıran) olması durumunda o kişi muvaffak olsa da mesul olacağını söylemiştir. Bunun  nasıl anlaşılacağı sorulduğunda, “Kim fasık (günahkâr) siyasettaşını dindar muhalifine su-i zan bahanesiyle tercih etse  muharriki siyasetçiliktir, Hem umumun mukaddes malı olan dini inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle kavi bir ekseriyetle dine aleytarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise muharriki tarafgirliktir” demiştir.2

Bediüzzaman, Cumhuriyet öncesi Meşrûtiyet döneminde bazı münâfık zındıkların (dinsizlerin) siyaseti dinsizliğe âlet ettiklerini, buna mukabil bazı dindar siyasîlerin de dini siyaset-i İslâmiye’ye alet etmeye çalıştıklarına şahit olmuş, böyle yapmanın İslâmın kıymetini düşüreceğini ve büyük bir cinayet olacağını ifade etmiştir. Bu çeşit siyaset tarafgirliğinden Salih bir âlimin, siyasî görüşüne muvakıf bir münâfığı senâkârane methettiğini, görüşüne muhalif  bir salih hocayı tenkit edip günahkârlıkla itham ettiğini gören Bediüzzaman, “Euzu billahi mine’şeytani ve’siyaseh /Şeytandan ve siyasetten Allaha sığınırım” demiştir.3

Yukarıdaki ifadelerden anlıyoruz ki, dini siyasete âlet eden şahıslar tarafgirlikle hareket ederler; kendi yandaşlarını münafık olsalar dahi onlara hüsn-ü zan ederler. Muhalifleri salâhat mertebesinde dahi olsalar, onlara su-i zan ederler. Geçmişte ve günümüzde bunun örneklerini çokça gördük ve görmekteyiz. Geçmişte bu anlayıştaki siyasîler “Bize oy vermeyenler patates dinindendir” demişlerdi. Günümüzdekiler de, “ Bize muhalif olanlar şer cephesini temsil ediyor” diyerek muhalifleri ne kadar iyi insanlar da olsalar onlara fena gözle bakmaktadırlar.

Geçmişe dönüp baktığımız zaman Demokrat idarelerin, tek partinin perişan bir hale getirdiği ülkeyi barajlar, köprüler, fabrikalar, yollarla süslediklerini görüyoruz. Üretimi ön plana alarak halkın refah standardını yükselttiler. Diğer taraftan Ezanı aslına çevirerek onu hürriyetine kavuşturdular. Ülke çapında İmam Hatip Okulları, Kur’ân Kursları, İlahiyat Fakültelerini yaygınlaştırarak maneviyata büyük hizmet yaptılar. Onlar bu güzel hizmetleri yaparken, dinî değerleri asla siyaset malzemesi yapmadılar. Bu hizmetleri sessizce, ilân etmeden ifa ettiler. Toplumu kamplaştırmadılar, ötekileştirme yapmadılar.   

Sözün Özü: Ülkemizin maddî ve manevî ilerlemesi, kalkınması ve huzura kavuşması, geçmişte olduğu gibi siyaseti dine alet ve hizmetkâr yapan, Batı standartlarında bir Demokrasiyi ülkede tesis etmeyi hedefleyen gerçek Demokrat güçlerin iktidara gelmeleriyle mümkün olabilir. Hadiseler, Demokrat olmayan, baskıcı, ötekileştirici, dini siyasete âlet eden siyasî kadrolarla olmayacağını göstermiştir.




 

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Admin cevap verir misiniz 7 ay önce

Toplumu ifsad edecek asparagas haber İslamiyet ile ortusmez. Kaldı ki Yeni Yeni Asya grubu yayın evi Nur cemaatin i temsil etmiyor. BEDİÜZZAMAN ORADA Kİ KASTI FARKLI . ONU ANLAMAK İÇİN İYİ OKUMAK LAZIM. EFENDİMİZ ve KURAN İYİ ANALİZ EDİLMEDİĞİ İÇİN ŞİALIK HARİCİLİK ORTAYA ÇIKTI. YENİ ASYA NİN BÖYLE BİR BAŞLIĞI ATMANIZ NE KADAR ABES VE HIKMETSIZ İSE SİZİN CEMAAT ONGURUNUZ BİR OKADAR ABES.

Avatar
Halil Doğru 7 ay önce

i̇slam tarihinde başta dört müctehid olmak üzere gerçek din alimleri doğru islamı ve islama layık doğruluğu yaşamak ve anlatmak için kendi dönemlerindeki dindar siyasîlerden de uzak durmuşlar, onların kontrolüne girmeyi ret etmişlerdir. i̇mam azam halife mansur'un kontrolünde bir kadı olmayı ret ettiği için zindana atılmış, işkence altında vefat etmiştir. din görevlileri etkili din mücahitleri olmalrı için imam azamın izinde gitmeleri gerekir. yalan ve aldatma ile yürüyen siyasetin bataklığında çırpınan zulüm ve yanlış yapan siyasilerin meddahı olan din görevlileri topluma doğru islamı anlatamazlar. i̇brahim ersoylu doğru ve hakkı söyliyor. gerçekler acıdır. yukarıdaki haberi yapanlar fanatik siyaset meraklısı olan kişilerdir.i̇slamın edebinden pek nasipleri yok gibi görünüyor. selamlar..

Avatar
Abdullah ADIGÜZEL 7 ay önce

said nursi'yi tüm kitaplarını detaylı bir şekilde okuyp, inceleyen, detaylarını ararştırarak yazı kaleme alan kişi mi daha iyi anlamış olur, yoksa yüzeyden kitaplarına bakarak konuşan ve yazı kaleme alan kişi mi? yeni asya gazetesi said nursinin görüş ve düşüncelerini neşretmek maksadıyla yayına başlamış ve devam eden bir yayın organıdır.. ibrahim ersoylu da ilahiyat fakültesini bitirerek, suriye de ayrıca arapça eğitim yapmış ehliyetli bir kalemdir. dolayısıyla işi ehline vermemiz ve bırakmamız gerekirse dini haberler sitesi bu konunun uzmanı olmadığı açıktır. iyi bilmediği bir konuda yazan kişiyi dinlemek ise ayete terstir. bir insanı sevmek(cumhurbaşkanını) onun hatalarını görmeye engel teşkil etmemelidir. Allah tarafgirane değil de doğruların peşinde koşanlardan eylesin cümlemizi.yeni asya fethullah güleni dün de eleştırıyordu. bügün de eleştiriyor. ama düşmanca değil, hatalı olma cihetiyle, hatalarını söylüyor.dini haberler de tarafgirane davranmamalı ve yazmamalı. doğru yazmalı

Misafir Avatar
abdullah adıgüzel'e 7 ay önce @Abdullah ADIGÜZEL

bu yorumu yapan adam senin övdüğün ilahiyatçı ibrahim ersoylu ilahiyatçıya bin bastığı yazıdan belli oluyor. aşşağilik adam, cemaatçi̇den hoca mi olur, cemaatçi̇den i̇lahi̇yatçi mi çikar. ne dersen de bunlar kendilerini kur'ana uydurmaz aldıkları bilgiyle birlikte kur'an'ı kendi cemaatlerine uydururlar

Beğenmedim! (2)
Avatar
Ali Yılmaz 7 ay önce

Bu konu sizi ilgilendiriyor mu????

Avatar
hasan 7 ay önce

yıllardır tanırız demirelin epey uşaklığını yaptlar onu desteklemek uğruna islama ve müslümanlara hizmet için yola çıkan merhum erbakan ve izinden gidenlere söylemedik ve yazmadıkları kalmadı.şimdi ise rant uğruna alışkanlıklarına devam edecekler.....

Misafir Avatar
hoca 7 ay önce @hasan

derdi rant olanlar niçin hükümetle ters düşsün arkadaş? hükümetle kolkola oluverip, kendilerine her kapı açılır, böyle sıkıntılar, ötekileştirilmeler ve hakaretlere maruz kalmalar olmazdı... bu noktayı iyi düşün derim.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ali 7 ay önce

Bunlarla nurcular farklı bunlar hep demirel ve zihniyeti yolunda gitmiş dolayısıyla iflah da olmamışlar çok da kaale alınmaya değmez boş işler bediuzzamanin ortaya koyduğu hakikatler ortada uzun lafın kısası bunların dümenleri dışarda

Avatar
Mesut 7 ay önce

Echel diye tanımladığınız İbrahim ERSOYLU Arapça ilimlere vakıf ve fetva vermeye yetkili alim bir zattır. Bilmediğiniz tanımadığınız birinin hakkında gıybet yapma Hakkı müminlere yakışmadığı gibi vebaldir büyük günahtır. Bediüzzaman ı anlamadan siyasi tarafgirlikle müminleri zemmetmek echeliyetin son sınırıdır. Orada yazılan herşey delillidir ve kaynağı bellidir. Yazıklar olsun mümin kardeşinin etini çiğ yeme teşebbüsünde bulunan ve aşağılık bir iş olan gıybeti istimal eden zavallılara.

Avatar
kemal 7 ay önce

güzel bir konu işlemişsiniz, ama sadece yazdığınız cemaatler değil. nurcu adı altında bir çok cemaat ve kolları gayet iyi kullanıyo said nursiyi.