Türk Diyanet Vakıf-Sen kendini sorguladı mı?
DiNiHABERLER.COM / ANALiZ


28 ŞUBAT VE KAMU-SEN MEMURLARI SATIYOR

28 Şubat süreci Müslümanlar için zorlu günlerdi. Refah-Yol hükümetine yapılan antidemokratik baskılar herkesin gözü önünde gerçekleşiyordu. Tarihe kapkara bir leke olarak geçecek 28 Şubat kararları, 9 saatlik Milli Güvenlik Kurulu’nda rahmetli Başbakan Necmettin Erbakan’a imzalatılmak istenmişti.  
Rahmetli Erbakan imza etmekten imtina edince malum medya ve sol-sivil toplum kuruluşlarının baskısı ile darbe süreci başlamıştı. Baskılara daha fazla dayanamayan Erbakan, hükümeti ortağı Tansu Çiller’e devretmek üzere Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in makamına çıkmıştı. İşler planlandığı gibi gitmemiş Demirel, hükümeti kurma görevini sayıca irapta mahalli bile olmayan ANAP lideri Mesut Yılmaz’a vermişti. 
Her zaman olduğu gibi süreçle ilgili en ufak kınama mesajı dahi yayınlamayan MHP o günlerde darbecilerle birlik olup Refah Partisi’ne yüklenmekten geri durmuyor, Erbakan’ı beceriksizlik ve korkaklıkla itham ediyordu. 
57. Hükümeti kuran ANASOL-M’nin ortağı olan MHP her ne kadar DSP’nin yanında kuzuya dönmüşse de Kamu’da müthiş bir şekilde kadrolaşma imkanı bulmuştu. 
Tabi MHP bu kadrolaşmayı, arka bahçesi Türkiye Kamu Sen üzerinden gerçekleştiriyordu. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun da çıkması ile birlikte iktidarın ortağı MHP’den güç alan Kamu-Sen’in bürokraside hummalı bir çalışması başladı. 
Refah Partisi’nin zayıflatılması sonrası Sol partilerle el ele veren mezhepçi darbe yanlıları inançlı kadrolara zulmetmekte adeta yarış içinde idiler. Kamu Sen işte bu durumu fırsata çevirmeyi çok iyi bildi. 
KAMU SEN, “SOL’A KARŞI GÜÇ BİRLİĞİ OLMA” ÇAĞRISIYLA MEMURLARI KANDIRDI


“Temsiliyette kendilerine oy verilmemesi durumunda ortamın solculara kalacağı, diğer sağ sendikalara üye olmanın güç parçalanmasına yol açacağı bu nedenle birlik olup küfre karşı tek yumruk olunması” teziyle üye kaydında kısa sürede tüm alanlarda yetkiyi eline alan Kamu Sen’in gerçek yüzü fazla gecikmeden ortaya çıktı. 
Çoğunu ulusalcı-alisiz alevi-marksist-leninist derneklerin oluşturduğu 40'a yakın sivil örgüt, 28 Şubat sürecindeki işbirliklerini bir adım ileri götürerek cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Meclis'i baskı altında tutmak için güç birliğine gitti. 
Ulusal Birlik Hareketi Yürütme Kurulu üyeleri arasında şu isimler dikkat çekti: Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, TESK Genel Başkanı Derviş Günday, Toplumsal Düşünce Derneği Başkanı Fethi Bolayır, Hacıbektaş Yüksek Öğretim Derneği Başkanı Naki Salmanpakoğlu, Diyalog Grubu'nu temsilen eski Kültür Bakanı İstemihan Talay, Bulgaristan Türkleri Derneği Başkanı İbrahim Efendioğlu, Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı Rıza Küçükoğlu, 27 Mayıs Milli Devrim Derneği Başkanı Hüseyin Avni Güler.


  5'Lİ ÇETENİN SAĞCI AYAĞI KAMU-SEN
 
5'Lİ ÇETENİN SAĞCI AYAĞI KAMU-SEN


Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu'nun (Türk Kamu-Sen) liderliğinde oluşturulan platform, Ulusal Birlik Hareketi (UBH) adını taşıyordu. 
Hareketin genel başkanlığını darbeci Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur üstlendi. Hedef ise "Cumhurbaşkanlığı makamının Cumhuriyet'in değerlerini içine sindirememiş bir kişi tarafından işgal edilmesini önlemekti". Bu amaca ulaşmak için seçimlerin yapılacağı nisan ayına kadar miting ve gösteriler başta olmak üzere bir dizi eylem gerçekleştirilecekti.

  5'Lİ ÇETENİN SAĞCI AYAĞI KAMU-SEN
 
Her zaman olduğu gibi Kamu Sen İslam karşıtlarıyla bir arada olmayı tercih etmiş 250 PKK-DHKP-C’liyi affeden, Ramazan günü rakısını yudumlayan, kamusal alan palavrasıyla başörtülülere kamuyu dar eden Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığından rahatsızlık duymuyor; aksine dini bütün, halkın içinden gelen, eşi başörtülü Abdullah Gül’in Cumhurbaşkanı olmasını Çankaya’nın işgali olarak görüyordu. 
Darbeci Ulusal Birlik Hareketi, Türk İslam senteziyle yola çıkarak İslamcı görüşleri bünyesine katan ve darbeden canı yanan memurların sığındığı Kamu-Sen'in genel merkezinde kamuoyuna duyuruldu. 
Platform hakkında bilgi veren darbeci Şener Eruygur, amaçlarını şöyle izah ediyordu, "Cumhuriyet'in temel değerlerinin korunması açısından cumhurbaşkanlığı makamının yaşamsal bir önemi vardır. Bu yüce makamın, Cumhuriyet'in değerlerini içine sindirememiş bir kişi tarafından işgali kabul edilemez. Bunu önlemek için platform olarak gösteriler, mitingler düzenleyeceğiz, başka demokratik yolları deneyeceğiz. Biz 4 ve 11 Kasım'da olduğu gibi laiklik gösterileri ve mitingler yaparak, cumhurbaşkanlığı konusunda yanlış adımlar atmak isteyenler olursa onları bu yanlış yollarından çevirmek üzere hareketler içinde bulunacağız." 
Şener Eruygur, Ulusal Birlik Hareketi'nin, "28 Şubat döneminde Refahyol hükümetine karşı güç birliği yapan Türk-İş, DİSK, TOBB, TİSK ve TESK'in oluşturduğu "5'li çete” olarak ün salan çetenin basın açıklamasının yapıldığı yer maalesef Kamu Sen binası olmuştu. 
Şener Eruygur’un Kamu Sen’de yaptığı açıklamalar gündeme bomba gibi düşmüştü. Tekiler çığ gibi büyümüş merkezin telefonları kilitlenmişti. Üyelerden gelen tepkiler karşısında daha fazla dayanamayan Kamu Sen darbeci çeteler içinde bulunmadığını, ayrıldığını ilan etmek durumunda kalmıştı. 
Memur, bu manzara karşısında antidemokratik yapılanmanın en güçlü ayağı Batı Çalışma Grubu’nun gönüllü uşaklığını yapan Kamu Sen’den istifa etmekte tereddüt göstermiş. Kamu Sen’i hakkını aradığı için değil darbecilerin şerrinden emin olmak için darbecilerin gölgesi altında durması gerektiğine inanarak istifa etmemişti. 
TÜRK DİYANET VAKIF SEN KENDİNİ SORGULADI MI?


Bu kara günlerde Sütçü İmamları peşine takan Diyanet Vakıf Sen ne yapmıştı?
Hiçbir şey…
Erkekler aranası MHP’nin arka bahçesinden beklenen darbecilere rest çekmesi iken aksine Diyanet Vakıf Sen aldığı desteği hoyratça kullanmış, Sütçü İmam’ı bile utandıracak şekilde Siyonistlerin milletin çocuklarına yaptığı darbeye seyirci kalmıştı. 
Diyeceğimiz o ki Diyanet Vakıf Sen Başkanı Hazım Zeki Sergi başkalarına çamur atmayı bıraksın da geçmişine baksın. Ortada utanılacak bir geçmiş varsa o da içinde yer aldığı Kamu Sen konfederasyonu’nun antidemokratik yaklaşımıdır. 


Hazım Zeki Sergi, çalışanlar Memur Sen’de mutlu ve özgür…


Memur Sen’de istifa edenlere sadece “hayırlı olsun” denilmesi bile demokratik sendikacılığın en güzel örneğidir. 
Memur Sen’den istifa edene “dönek, satıcı, ajan…” lafları edilmez. Memur Sen’de kendi üyesi olmayana müfettişler gönderilip hayat dar edilmez. Soruşturma durumunda sendika üyelerine baskı ile yalancı şahitlik yaptırılmaz. 


İş yeri temsilcileri üyelik çalışması yaparken çalışma alanını dar etmek, adam kayırmak gibi antidemokratik uygulamalardan olabildiğince uzak durur. 
Hazım Zeki Sergi, başka sendikaları eleştirinceye kadar keşke Kamu Sen ve içinde bulunduğun Diyanet Vakıf Sen hakkındaki şikayetleri dinleyip çözebilseydin bu gün yetkili sendika iken 15 binlerin altına düşmek durumunda kalmazdın. 

Varan 1: Türk Diyanet Vakfı-Sen Demokratlığa Soyundu! haberini okumak için buraya tıklayınız

Varan 2: Bu manşetleri hatırladın mı, Hazım Zeki Sergi? haberini okumak için buraya tıklayınız

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
emin yarıcı 12 ay önce

şehit cenazesinde katil başbakan diye nümayiş yapan adamın adıdır..hazım zeki

Avatar
Hacı 12 ay önce

Emin yarıcı senin gibi Hazım zeki adam gibi adam senin gibi satılmış kişi değil