Yazık ki TSK, yıllarca bu komutanlarca idare edildi
DİNİHABERLER.COM / ANALİZ

CHP Milletvekili Barış Yarkadaş'ın sitesi Gerçek Gündem'den  Naim Babüroğlu, "26. Genelkurmay Başkanı: “İmam Hatip okullarının kapatılması yanlıştı” başlıklı bir yazı kalame aldı. 

Yazıyı kaleme alan EMEKLİ BİR TUĞGENERAL.

Manisa’da tugay komutanı olarak görev yaptığı dönemde ildeki akademisyenleri, okulları, yurtları ve dershaneleri “irticacı” diye fişlediği belgelerle ortaya çıkan ve EMASYA planı için istihbarat raporu hazırlatan emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu.

Başörtülü anneleri mezuniyet törenine almayıp tel örgüler dışında tutan Naim Babüroğlu.

Eğitimciliğinden sonra emekli sonrası Naim Babüroğlu yazarlık yapıp toplum mühendisliğine soyundu. 




Koskoca Tuğgeneral ne yakın tarihten haberdar ne ülke üstünde dönen oyunlardan...

Ne dosttan ne de düşmandan haberdar.


İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanlığı'ndan emekli bir paşa olması solun elini kolunu bağlayan en büyük engel. 

Biliyorlar ki bu fikir Başbuğ'un ötesinde artık ordunun da görüşü.

Takke düştü, kel göründü.

İmam Hatiplerin milli varlığa barışık ama İmam Hatip düşmanlarının ülkenin, ordunun ve milli varlığın düşmanı olduğu, İsrail ve batının borazancılığını yaptığı gün gibi ortaya çıktı. 

Tam İmam Hatiplere vurmaya başladıkları bir anda Başbuğ'un bu açıklamalarına pek bir içerlemiş olmalılar ki Cumhuriyet gazetesi ile solhaber'den sonra bu defa da Gerçek Gündem Başbuğa vurmaya kalkıştı. 

Başbuğ'u kendi mahallelerinden gördükleri en azından kaçırmak istemedikleri için nezaketi elden bırakmasalar da yazının her tarafı cehalet örneği...

Umarız Başbuğ bu fikir sefaleti içindeki İsrail ve batını çıkarlarını kendi ülke çıkarlarından üstün tutan, kendi milletini ve kendi devletinin okullarını aşağılayan batı hayranlarının art niyetini görmüştür. 

Babüroğlu'nun yazısını hep birlikte yazıyı irdeleyelim...

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, Almanya'nın Köln kentinde, Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu’nun düzenlediği toplantıda: “3 Mart 1924, Tevhid-i Tedrisat Kanununun 4. maddesi diyor ki, 'Yüksek din adamlarını yetiştirmek üzere İlahiyat Fakültesi, imam ve hatip yetiştirmek içinse mektepler açılacaktır.' Özellikle küçük yerlerde, köylerde, kasabalarda halk din adamlarının söylediklerine çok itibar eder. O zaman bunu yetiştireceksiniz. Peki, ne olmuş Kanun çıkıyor ve 1924'de imam hatip mektepleri açılıyor. Maalesef 1932 yılında imam hatip okulları kapatılıyor. Neden İşte Şeyh Sait isyanı var; isyanlar var. Tamam. Bunu neden olarak kabul edebiliriz. Bu okulların kapatılmasına öğrenci sayısının düşük olmasını mazeret olarak gösterenler var ki, belki de Cumhuriyet tarihinde yapılmış en yanlış noktalardan bir tanesi. Bakın aynı zamanda 1924'te İlahiyat Fakültesi açılıyor. O da kapatılacak bir müddet sonra. Kaba çizgileriyle söylersek 30 ile 50 arasında Türkiye'de din adamı yetiştiren okul yok. Ne oluyor o zaman, işte bu adamlar çıkıyor. Cemaatler, bilmem neler, onların yetiştirdiği adamlar çıkıyor…”(1) diye konuştu.

BAŞBUĞ BU ÜLKENİN MECLİS BAŞKANINA DESTEK OLUYOR OYSA SOL, İSRAİL'E DESTEK

Sayın Başbuğ’un bu konuşmasından 19 gün önce, TBMM Başkanı’nın Cumhuriyet’i kuran kadro için “dinden uzaklaştılar” sözleri basına yansımıştı. “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır. Dindar anayasa olmalıdır” diyen TBMM Başkanı’nın, 2014 yılında Eskişehir’de yaptığı bir konuşmada, şunları söylediği yazıldı: “Cumhuriyet’i kuran kadro pozitivistti… Ayeti reddederler… Pozitivizm Cumhuriyet’i kuranların ideolojisi oldu, dinden uzaklaştılar.”(2) 26. Genelkurmay Başkanı’nın, İmam Hatip okullarının 1932’de kapatıldığı yönündeki sözleri iyi niyetle söylenmiş de olsa, kendilerini haklı çıkardığı gerekçesiyle TBMM Başkanı gibi düşünenleri oldukça sevindirecektir.
Sayın Komutan, İmam Hatip okullarının 1930’da kapatılmasının bir sonucu olarak cemaatlerin ortaya çıktığını söylüyor. 1930’larda Cumhuriyet’i kuran kadronun lideri Atatürk’tü. Yani sorumluluk, ister istemez Atatürk’e uzanıyor. Oysa Cumhuriyet Tarihi incelendiğinde, İmam Hatip okullarının sayısı artıkça, cemaatlerin çoğaldığı; bu okulların artışına paralel olarak, Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve laikliğe karşı eylemlerde tırmanış olduğu ortaya çıkar. 

İMAM HATİP OKULLARI CHP'NİN "BU OKULLARDA CUMHURİYETÇİ DİN ADAMI YETİŞMİYOR" DEYİP DİNDEN, İMANDAN YOKSUN ÖĞRETMENLERİN ATANMASI SONRASI VELİLERİN ÖĞRENCİ GÖNDERMEMESİ ÜZERİNE ÖĞRENCİ YOKLUĞUNDAN KAPATILDI

1924’te Atatürk tarafından ilk açıldığında, 29 İmam Hatip okulunda 2258 öğrenci, 300’den fazla öğretmen vardır. Okulların sayıları, 1924-1925’te 26’ya, 1925-1926’da 20’ye, 1926-1927’de 2’ye düşmüştür. Öğrenci yetersizliği nedeniyle, 1931-1932 yılından sonra İmam Hatip okulu açılmamıştır. Bunun yanında, Cumhuriyet’in ilk Kur’an kursu bizzat Atatürk’ün emriyle, İstanbul Süleymaniye Camii’nde açılmıştır. 1930-1933 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı açılan “Hafız ve Kur’an Kursu”nda öğrenci sayısı 1950 yılına kadar giderek artmıştır. Çocukların temel din eğitimi için 1929’dan itibaren ilkokulların 3, 4 ve 5. sınıflarında din dersleri eğitimi verilmiştir. Atatürk, 1929 yılında, Muallim Abdülbaki Gölpınarlı’ya “Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri” adlı bir kitap yazdırmış bu kitabı ilkokulların 3. sınıfından itibaren okutmuştur.(3) Yani, Atatürk ve Cumhuriyet’i kuran kadro, din eğitimine önem vermiş ve bu konuda titiz davranmışlardır. Yani, İmam Hatip okullarının öğrenci yetersizliğinden dolayı açılmaması din derslerini engellememiştir.

ELMALILI'YA TEFSİR YAZMASINI RİCA EDEN VE BUHARİ TERCÜMESİNİ YAPTIRAN KOMİSYONUN İÇİNDE ATATÜRK'ÜN ESAMİSİ BİLE GEÇMİYOR

Atatürk, dinin anlaşılmasını sağlamak için, İslam dininin ana kaynağı Kur’an-ı Kerim’i Elmalılı Hamdi Yazır gibi bir üstada tercüme ve tefsir ettirmiş; ayrıca en güvenilir hadis kaynaklarından biri olan Buhari Hadislerini Türkçeye çevirtmiştir. Yani aslında, Atatürk, din konusunda samimidir ve İslam dinine büyük katkıları olmuş bir liderdir. Keşke, Sayın Genelkurmay Başkanı, Atatürk’ün din alanındaki hizmetlerini söyleseydi.

BU GÜNE KADAR İMAM HATİPLERDEN TERÖRİST YETİŞMEDİĞİ GİBİ POLİS ASKER TAŞLAYAN ÖĞRENCİ DE ÇIKMADI Kİ SIBYAN MEMLEKETİNDEN ÇIKAN ÖĞRENCİ TÜRKİYE'Yİ FELAKETE SÜRÜKLESİN

Günümüzde ne yapılıyor? Sıbyan mekteplerini kaldıran Cumhuriyet ile hesaplaşma devam ederken, Osmanlı Devleti döneminde bile dört olan dini eğitim yaşı, üçe kadar indirildi. Sayın Komutan, keşke, Milli Eğitim Bakanlığı yerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sorumluluğuna devredilen bu eğitimin, yeni bir nesil yaratma amacı taşıdığını ve bunun Türkiye’yi bir felakete sürükleyeceğini de söyleseydi. 

İSLAM ÜLKELERİNDE BİLİMDEN UZAK İNSAN YETİŞMESİ, İSLAM'IN GEREĞİ DEĞİL İSRAİL-BATI PROJESİDİR

114 yıldır verilen Nobel Bilim Ödülleri incelendiğinde; 1 Pakistan, 1 Mısır ve 1 Türk bilim insanı Aziz Sancar (2015) olmak üzere, toplam üç Müslüman’ın bilim ödülü aldığı ortaya çıkar. Fakat bu ödülü alanların tümünün, Batı ülkelerinin eğitim olanaklarından yararlandıkları görülür. Bu tablo, dünyanın en zengin enerji ve petrol kaynaklarına sahip olan Arap ülkelerinin, bilim insanı yetiştiremedikleri gerçeğini yansıtır. Dünyada yaşayan 1 milyar 574 milyon Müslümanın yalnızca %1’i kadar nüfusa sahip olan Museviler, 100’ün üzerinde Nobel Bilim Ödüllü insan yetiştirmiştir. Türk bilim adamı Aziz Sancar: “Ben bu Nobel ödülünü Atatürk ve Cumhuriyet sayesinde aldım.” diyerek, aslında Atatürk Türkiye’sinin, diğer Müslüman ülkelerden ayıran çağdaş niteliğini belirtmişti. Sayın Genelkurmay Başkanı, keşke Cumhuriyet dönemi eğitim sisteminin, laiklik sayesinde Nobel ödüllü bilim adamı yetiştirdiğini; akıl ve bilimden yoksun dini eğitimle, ancak çağdaşlaşmaya engel olan cehaletin yaygınlaştığını dillendirmiş olsaydı.

DARBECİDE OLSA HERKES BİLİYOR Kİ SOLDAN NE ADAM ÇIKAR NE DE ÜLKEYE BİR FAYDA DOKUNUR. HERKES BİLİYOR Kİ BİLİNÇLİ DİNDAR İNSAN HERKESE OLDUĞU KADAR ÜLKESİNE DE FAYDALIDIR

Beşinci Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 1968 yılında şunları söylüyordu: “Bugünkü okullarda yetişen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz, laik okullara karşı imam-hatip okullarını bir seçenek olarak düşünüyoruz. Devletin kilit yerlerine yerleştireceğimiz kişileri, bu okullarda yetiştireceğiz.” Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren de şöyle demişti: “İmam-Hatip okullarında iyi eğitim veriliyor. O çocuklardan zarar gelmez. Türkiye laikliği dinsizlik olarak anlamış, yanlış uygulamalar yapmıştır. 1930’lardaki laiklik anlayışını yanlış olarak görüyorum.”(4)

NOAM CHOMSKY BİLE SOLDAN BİR CACIK OLMAYACAĞINI BİLİYOR AMA BİLMEDİĞİ BİR ŞEY VAR; MÜSLÜMAN ASLA ALLAH'IN DIŞINDA HELE ALLAH'A DÜŞMAN GAYRİ MÜSLİM ÖNÜNDE EĞİLMEZ VE BORAZANCILIĞINI YAPMAZ. ABD'NİN AMACI FETÖ TİPİ MÜSLÜMANLARDI AMA O PROJEDE ELİNDE PATLADI

ABD’li Profesör Noam Chomsky, ABD’nin Ortadoğu’ya vermek istedikleri yeni biçimi, 1983’te yayımlanan “Kader Üçgeni” adlı kitabında kaleme aldı. Kitapta, Kudüs Amerikan Girişimcilik Enstitüsünün raporuna yer verdi. Bu raporda şu bilgiler vardı: “Ortadoğu’da ulusalcılık ve ulusal kimlik yok edilmeli, bunun için de Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır. Böylece, bölgede Batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sistemlerin çarkları rahatlıkla işleyecektir. ABD için en tehlikeli düşman ve tehdit, bağımsızlık tehdididir…”(5) 

GRAHAM FULLER BİLE ANLADI KEMALİZMİN BİR PROJE OLDUĞUNU LAKİN CHP KENDİLERİNİN BİR İNGİLİZ PROJESİ OLDUĞUNU HALA ANLAYAMADI

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Ortadoğu Direktörü Graham Fuller, 1990’da şunları söylemişti: “Kemalizm bitti. Dünyadaki bütün liderler gibi o da sonsuza dek yaşayacak bir ürün veremedi. Oysa İncil ve Kur’an hala veriyor. Bu nedenle, kendisine entelektüel güven duyan Türkiye, İslam’ın günlük yaşamdaki yerini almasını yeniden düşünmelidir.”(6) İşte bu yüzden, Türkiye, istikrarlı ve kararlı adımlarla Pakistanlaşmaya doğru hızla yol alırken, gelecek kuşaklara sadece acı ve gözyaşı vaat ediyor… Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i yok sayarak… Hem de, toprak bütünlüğünü tehlikeye atarak…


Barış Yarkadaş'ın fikirden yoksun, bilimden uzak yazarları bu ise CHP'nin tabanını tahmin etmek güç olmasa gerek...

 

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol