İslâm Dini, bize hayatın tüm alanlarını kuşatan ölçüler getirmiştir. Yüce Allah, bu ölçülere uyarak yaşamamızı emretmiş ve bunu, bize bir görev olarak vermiştir. Gökler, yerler ve dağlar teklif edilen bu emaneti yüklenmekten çekinirken, insanoğlu bu emanete talip oldu. O halde insan, bütün varlığıyla bu emaneti korumaya ve üstlendiği sorumluluğu yerine getirmeye çalışmalıdır. Aksi takdirde insanlık emanetini koruyamamış ve bütün ömrünü hüsranla geçirmiş olur. Bu emanetin bizlere yüklediği mesuliyet duygusu sadece kendimizi değil, dünyaya gelmesine vesile olduğumuz çocuklarımızdan tutun toplumun bütün kesimlerini hatta bütün canlı varlıkları kapsamaktadır. Kıl beşini bil işini diyenlerden olamayız. Biz yaptıklarımızdan olduğu gibi yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızdan da mesulüz. Başıboş yaratılmış varlıklar değiliz. Etrafımızda olup bitenlere karşı bigâne kalamayız. Bu bakımdan, maddi ve manevi varlığımızın varisleri, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı ve gençlerimizi, her türlü zararlı fikir akımları ve alışkanlıklardan uzak tutmalıyız. Dünya-ahiret yol ve yolculuklarında onlara rehber ve örnek olmalıyız. Yüce Rabbimizin emri olan Kur’an-ı Kerimin ifadesi ile emr-i bil maruf nehy-i anil munker denilen iyiliklere anahtar, kötülüklere kilit olmalıyız. Bu, ayni zamanda sosyal bir görevdir. Zira etrafımızda cereyan eden müspet ve menfi olaylara karşı ilgisizlik, fert ve toplum huzurunun yok olması sonucunu doğurur. Böyle olunca da insanlar, telafisi imkânsız zararlarla karşılaşırlar. Şurası bir gerçek ki ülkemizde belli bir yaşa geldikten sonra sigara ve içki içmeyi delikanlılığın gereklerinden sayan anlayış, ulaştığı yaşam kalitesiyle tatmin olmayan ve daha fazlasını arayıp bulma isteği, arkadaş çevresi, inanç boşluğu, belli bir hedefin olmaması ve aile içi sorunlar vb. gibi nedenlerle gençlik döneminde bahsi geçen sakıncalı maddelerin kullanımı yaygınlaşmaktadır.
 
Günümüzde tüm insanlığı ve bilhassa gençliğimizi ciddi anlamda tehdit eden, onları örf ve adetlerinden koparan sigara, alkol, uyuşturucu, kumar, şiddet, batıl inanç ve zararlı akımlar, gençlerimizin ve ülkemizin geleceği ile ilgili ciddi endişelere yol açmaktadır. Son zamanlarda trafik kazaları, fuhuş, zina, boşanma, ailelerin parçalanması, şiddet, intihar olayları, satanizm gibi kişiyi ve toplumu felakete sürükleyen konular daha çok gündemi meşgul etmektedir. Yapılan araştırmalar alkol ve sigara kullananların yaşının, 8-9’e kadar düştüğünü, eroin ve uyuşturucu hap kullanan gençlerin oranın da ise gözle görülen artışın olduğunu göstermektedir. Yapılmış olan bu istatistik çalışmalar hepimizi harekete geçirmelidir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi, yardımlaşarak bu tehlikelerden korumalıyız. Aklı gideren ve insanları uyuşturan maddelerden korumak için, onlara dinî ve ahlâkî telkinlerde bulunmalıyız. Kişisel kabiliyetlerine göre, ihtiyaç duyulan mesleki bilgi ve beceri sahibi insanlar olarak yetiştirilmelerini sağlamalıyız. Yangın küçükken söndürülmelidir. Zamanında müdahale yapılmayan yangınların maddi ve manevi tahribatının fazla olacağı aşikârdır. Aynen böyle, biz babalar ve anneler zamanında çocuklarımızla konuşabilmeliyiz. Çocuklarımız sahipsiz kalmamalıdır. Bizlerle zamanı geldiğinde dertleşebilmelidirler. Onlara bu imkânı vermeliyiz. Kiminle oturup kalktıklarından yeme içmelerine kadar sormalıyız. Unutulmamalıdır ki anne baba olmak sadece dünyaya çocuk getirmek değildir. Dünyaya gelmesine sebep olduğumuz yavrularımızın üç kabı olan mide, gönül ve akıl kaplarını doldurmada onlara yol arkadaşı ve rehber olmalıyız. Kur’an-ı Kerimde insanın düşünmesi, aklını kullanması teşvik edilmiş, düşünmeyi engelleyen her şey ise yasaklanmıştır.   Bu gerçek Maide suresi 90 ve 91. ayet-i kerimelerde şöyle ifade edilmiştir: “Ey iman edenler! (Sarhoşluk veren) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlara bir son vermeyecek misiniz?” 
 
Bireysel, ailevî ve toplumsal beden ve ruh sağlığımızın öncelikle korunması, ihtiyaç anında tedavi yoluna başvurulması, hilafet göreviyle mücehhez insanoğlunun her bakımdan toplumsal görevini başarılı ve verimli bir şekilde yerine getirebilmesi için bir zorunluluktur. İslam Dini fert ve cemiyet hayatının bekası, huzur ve mutluluğu için zaruriyyat-ı diniyye olarak adlandırılan; canın, malın, neslin, aklın ve dinin muhafazasını temel ilke olarak benimsemiştir.
 
Ülkelerin ve milletlerin geleceğine şekil veren, onları madden ve manen imar eden, yaşanabilir kılan, toplumsal terakkinin mimarı gençliktir. Keza ülkelerin kalkınmışlık düzeyi de sağlıklı ve eğitimli gençlerin varlığı ve azmiyle ölçülebilir. Bunun içindir ki her millet, kendi içinde tutarlı ve kendisiyle barışık, çevresi ile uyumlu karakter ve kişilik sahibi gençler yetiştirmekle mükelleftir. Özellikle iletişim ve haberleşmede sınırların ortadan kalktığı dünyada küresel huzurun kaynağı da karakterli nesillerdir.
 
Hayatı kolaylaştıran teknik imkânların sınırsız ve ölçüsüz kullanıldığı günümüz dünyasında insanoğlu, yüzeysel dünya değerleriyle oyalanıp dururken ailenin, çevrenin ve istikbalin aktörleri olan gençlere sahip olma imkânlarını her geçen gün kaybetmektedir. Sahipsiz kalan, kalabalıklarda yalnız yaşamak zorunda olan gençlerimiz, zararlı alışkanlıklara kurban olmuştur. Bu türlü zararlı alışkanlıklar birçok yuvanın yıkılmasına, nice felaketlerin yaşanmasına, can ve mal kaybıyla sonuçlanan trafik kazalarının meydana gelmesine, gencecik hayatların sönmesine ve nihayet milli servetin yok olmasına sebebiyet vermektedir.
 
Öyleyse ne yapılmalıdır? İslam Dini, en güzel surette ve en mükemmel donanımlarla yaratılmış olan insana ve insana bahşedilen nimetlerin en büyüklerinden olan sağlığına zarar veren her türlü maddenin kullanımını yasaklamıştır. Ömür bir sermayedir ve meşru sınırlar içerisinde çalışmada, üretimde, alın terinde kullanılmalıdır. İnsan, ömrünün israfı sayılan her türlü tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. İslam, bir kişinin haksız yere öldürülmesini bütün insanlığın öldürülmesine denk tutarak can emniyetinin keyfi sebeplerle ve keyif verici maddelerle tehlikeye atılamayacağını, sonlandırılamayacağını ve pasifleştirilemeyeceğini vurgulamıştır.
 
Diğer taraftan insana bahşedilen her bir organ emanettir. Zamanı geldiğinde alındığı gibi teslim edilmelidir. Beden bütünlüğü şükür istikametinde kullanılmalıdır. İslam Dini, akli melekeyi kalıcı ya da geçici olarak işlev göremez hale getiren, muhakeme kabiliyetini körelten, zekâyı söndüren ve zihni devre dışı bırakan her çeşit uyuşturucuyu yasaklamıştır. Hazret-i Peygamber [Sallaallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz hadis-i şeriflerinde; kıyamet günü bedenin nerede ve nasıl kullanıldığı ile ilgili sorulara cevap vermeden hiç kimsenin yerinden kıpırdayamayacağını bildirerek bu konuda İslam’ın hassasiyetine vurgu yapılmıştır. Sigara, alkol ve uyuşturucu beden sağlığını tehdit etmekle kalmaz ayni zamanda malda israfa yol açarak (malı boş yere harcamak) milli ekonomiye de zarar verir. İnsana saygınlık kazandıran, onu diğer canlılardan farklı ve mümtaz kılan aklın, Kur’an’ın birçok yerinde dinamik tutulması gerektiği tembih edilmiştir.
 
Her şeyden evvel sigara, alkol, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımında bağımlılık aşamasında bulunanlar, suçlu muamelesi ile cezalandırılma cihetine gidilmemeli, tedavi edilmesi gereken hasta olarak değerlendirilmelidir. 
Bir taraftan henüz kötü alışkanlıklara bulaşmayanlarla ilgili koruyucu tedbirler alınırken diğer taraftan da bağımlı olanların tedavileri onların ve ailelerinin eğitimleri yapılarak yeniden topluma kazandırılması için çok yönlü çalışmalar yapılmalıdır. Toplumsal sorumluluğun gereği olarak fertlerin, ailelerin hatta toplumun ileri gelenlerinin bu alanda görevleri vardır. Dünya durdukça payidar olma azminde olan her devlet, geleceğini şekillendirecek nesilleri iyi yetiştirmek, onları tehlikelerden korumak ve her bakımdan dinamik tutmak ve ahlakî güzelliklerle süslemek zorundadır. 
 
Velhasıl; eğitim kurumlarında sigara, içki ve uyuşturucunun zararları uzmanlar tarafından anlatılmalıdır.
 
Sağlığın en büyük ilahi ikram olduğu öğretilmelidir. 
 
Toplumun önünde bulunan etkili ve yetkili kişiler tutum ve davranışlarıyla gençliğimize örnek olmalıdır. 
 
Meselenin dini boyutu ihmal edilmeden ilahî hükmün gereğine uyulma zorunluluğu bilinçlere aşılanmalıdır. 
 
İnternet hevesinin bağımlılığa dönüşmesine izin verilmemeli, kontrol edilmelidir.
 
Aile bireylerinin koruyucu takibi sağlanmalıdır. 
 
Kitap okuma alışkanlığı hayat tarzına dönüştürülmelidir.
 
Selam ve dualarla….
 


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.