Milletimiz zorlu süreçlerden geçiyor. 15 temmuzda  asil duruşunu  birkez daha gösteren bu aziz millet;  bizlere ve tüm dünyaya  vatan, millet, bayrak için en üst düzeyde nasıl fedakarlık edileceğini bize gösterdi. Tankların önüne yatarak, göğsünü hain kurşunlarına siper ederek “ben milletim ben buradayım. hainlere, kandan beslenen terör yuvalarına , Fetöcülere, PKK lılara, ihanet sarmalının içinde olan sütü bozuklara Ceddimin kanlarıyla suladığı bu topraklarda yer yok.” Diyerek bu ülkenin kurumlarına da bir mesaj veriyordu aynı zamanda. 

Sadece şahıslar değil, her kurum , geçmişiyle ve bu günüyle  yüzleşmeli, tek millet ,tek bayrak, , tek vatan, tek devlet misakında birleşmelidir.Yeryüzünde millet olarak, ümmet olarak kalabilmenin ve mazlum toplumlara rehber olabilmenin yegane şartı budur.

Elbette tektipçilik, tek düşünce etrafında toplanma  ve bunu toplumlara dayatma düşünülemez. Ancak  düşüncede ve irfan geleneğindeki bu çeşitliliğin koordinasyonunun, organizasyon yapısının, düşünce sisteminin dayandığı ilkelerin, sokağa toplumsal yapıya yansıyan yönlerinin ve en önemlisi neslin maddi ve manevi gelişmesindeki etki ve tezahürlerinin  Devlet tarafından iyi analiz edilmesi, son derece dinamik olan bu alanla ilgili gerekli adımların hızla atılması gereklidir.Fetö hainlerinin ülkemize yaptıkları şerefsizce kalkışmanın neticesinde ortaya çıkan tablo bu alanda şeffaf ve stratejik bir bir çalışmanın kurumlarca yapılmasını zorunlu kılıyor.

Hakikat şu ki; sadece iyi ilişkiler, bizden size zarar gelmez anlayışı, biz vatanımızın ve milletimizin yanındayız  deklarasyonları bu açıklamları yapanlar açısından mevzuya bakıldığında memnuniyet verici, rahatlatıcı ve duruşunu  göstermek anlamında son derce değerli olmakla beraber FETÖ hainlerinin yaptıkları şerefsiz kalkışmadan sonra  bu tür açıklamalara ihtiyaç duyulması Kamuoyunda toplum zihninde diğer cemaatlerle de bu tür sorunlar yaşanır mı?

Endişelerinin giderilmesine yönelik olduğu da anlaşılıyor.

İşte bu bağlamda Devletin kurumları nasıl bir pozisyon almalıdır.  Yeterince denetleyemediği,  bu yapıların herbirinin kendi yöntem ve tecrübeleriyle eğitim ve öğretim faaliyetlerine devan ettiği,  kendi organizasyonlarını kurduğu ;  şehir, bölge  yapılanmalarıyla sorumlu, müdür, gibi ünvanlarla hiyerarşik yapılanmalara gidildiği, sivil toplum olmanın en temel göstergesi olan dernekleşmelere giderek tüm bu çalışmaları yasal zemin üzerinde gerçekleştirdikleri  teslim edilmesi gereken bir haktır.

Asıl problem  ülkemizde cemaatlerin bu anlamdaki yapılanmaları değil, bu konuda gerekli koordinasyon, düzenleme, üst düzeyde bir mutabakat zemini oluşmaksızın.  Alt yönecileri uygulamak zorunda oldukları işlevselliğini yitirmiş yönetmeliklerle; cemaat yapılarının yöneticieriarasında liman lastiğine çeviren, bu manada taşrayı dinlemeyen, sorun çıktığında sorun çıkarmayacak yönetici getirerek sorunu çözmeye çalışan (sorunu halının altına süpüren) üst düzey bürokrasimizle ilgilidir.
 
 
Bir kurum olarak Diyanet İşleri Başkanlığımızla ilgili  somut bir örnek veriyorum.

08.10.2014 yılında kurum içi personele yönelik Kur’an Kursu öğreticiliği için 300 kişi alınmıştır. Öncesinde çoğu  İmam Hatip, Müezzin Kayyım olan bu arkadaşlardan bir kısmı kazandıkları Kur’an kursu öğreticiliğinden feragat edip farklı nedenlerle eski görevlerinde kalmıştır.

Kur’an kursu öğreticiliğini kazanıp bu görevi layıkıyla yapmak isteyip  Kapısında Diyanet İşleri Bakanlığı..... Kur’an Kursu tabelası asılı olmasına rağmen( farklı yapı ve cemaatlere ait olan) her türlü sorumluluğuyla Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilen bu kurslara tayini çıkan ve oradaki görevlerine başlamadan eski görev yerlerine dönen kaç arkadaşımız var? Ne olduda bu arkadaşlar çok istedikleri Kur’an kursu öğreticiliği görevini bırakıp eski görevlerine döndüler. 

Verdikleri feragat dilekçelerinde yazdıkları gerekçeler hariç bu arkadaşlarımızla bu karalarındaki etkenler konuşuldu mu?

15 temmuz'dan sona artık böyle gitmez.  Her kurum gibi Diyanet işleri Başkanlığımız gerekli mevzuat düzenlemelerini yapıp  ülkemizde kendisine din hizmetleri ve eğitimi için tahsis edilmiş alanlara mülkiyeti kime ait olursa olsun sahip çıkmalıdır. Kendi yetkilerine kendi alanına sahip çıkarak bu millete bir adım önde her daim hizmet etmelidir.



 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
garip 4 ay önce

ben bu tür kurslardan birinin ismini yazayım belki yetkililer önlemini alırlar. yozgat merkezde imran kız kuran kursu. geçmiş tarihlerde bir öğrenci göndermek istemiştim. müftülükteki arkadaşlara sordum ben buraya bir öğrenci göndersem dedim. cevap orası bize ait gibi gözüküyor ancak bizim değil dediler. yani tabela bizim gerisi hikaye. mesele bu. biz biliyoruzki bu tür yerlere kendi adamlarını getiriyorlar onlardan değilseniz oralarda görev yapamazsınız. bildiğim tek şey var kardeşim bu tür oluşumlara yani cemaatmiş mematmış yok kardeşim yok tek yol kuran ve sünnet gerisi teferruat kapat gitsin yoksa kurşun olup kafamıza yağıyorlar

Avatar
Ali 4 ay önce

Onlar haricinde şu anda k.k.ö olan arkadaşlar üzerinde iş bilmez müftü ve şube müdürlerinin baskısı sonucu görevini yapamaz hale gelen hocalar var bu konuda incelenmeli kanaatimce

Avatar
... 4 ay önce

Bu ülkede mesela Arapça dersini sıradan bir belediye kursu, bir halk eğitim merkezi bile verebiliyorken DİB hala bu hususta bir mesafe kat edememiştir. Olması gereken bu ülkede özel teşebbüs kuran kurslarının açılmasına imkan tanımak ve DİB' nin da bunlari denetlemesini sağlamaktır.

Avatar
Hafız enes 4 ay önce

Selâmün aleyküm sayın admin kurum içi naklen k.k.o sınavı iptal oldumu olmadiysa sınav ne zaman olacak bilgilendirirseniz çok mutlu olucaz ALLAH RAZI OLSUN

Avatar
Yahya 4 ay önce

Maaşlarını diyanetten alıyolar çocuğumuzu okutacak hafız yapacak kız kuran kursu bulamıyoz.

Avatar
... 4 ay önce

Bugün anlaşılmıştır ki Fetö terör örgütü birtakım kati laik ve yasakci zihniyetten ötürü maalesef gelişmiş ve büyümüstur. Olması gereken İslami faaliyetlerin açık şeffaf bir şekilde yapılmasına imkan tanımak ve bunun denetimini DİB'nin değerli hocalarina yaptirmaktır

Avatar
Recep Yüksel 4 ay önce

Hakkı bey yine konuya girmiş ama kibar lığını bozmamış geçmişteki yazılarında olduğu gibi.Arif olan az sözden çok şey anlar anlamında ama yazdığı diğer yazıları iyi irdelenmiyor demekki.
Bidefa diyanet kuran kurslarını,hafızlık kursların,yaz kuran kurslarını ele alıp baştan incelemeli ve yeniden program yapmalı milli eğitim gibi buralarda facia.İyi şayler olmuyormu oluyor tabi mesela samsun canikte var gittiğim için biliyorum en azından küçük çocuklar için kurana geçen küçük çocuklar için yapılan etkinlik ve müftü beyin katılımı özel ilgi göstermesi vs şimdilerde DİB camisinde uygulamaya konulan güzel uygulama ama umarım aşırılığa kaçılmaz oturakta namaz misali. DİB levhası altındaki kurslar meselesi özellikle irdelenmeli. İHL lileri hala sevmeyen ihtişamlı yurtları olan ama haddime değil lakin etrafımızdan gördüğümüz kadarıyla çoğu İHL lilerin eline eline su dökemeyecek öğrencilerin olduğu ihtişamlı yurtlar ve enişte nerde onlar orda zikzak bol. Ya YENİ ASYA cılar; Partiye deccal derler ama demokrat partiye oy verirler, Cumhurbaşkanımız Reis e deccal derler ama menfaat için ses çıkarmazlar. OHAL kapsamında kararname ile bir vakıf kurulup tüm Bediuzzaman ın eserlerinin telif hakkı o vakfa verilip aynı zamanda o vakıf bediuzzaman ın hayali olan doğudaki ünüversiteyide kursun ana geliride bu eserler den olsun. Tabi bu eserler DİB dini yayınlar kurulu veya bağımsız bir kurul tarafından incelensin sonra da basılsın. DİB acilen cemaat devlet ilişkileri ve cemaat cemiye vs nin asli vazife ve sınırları konusunda seminer, sempozyum, acık oturum,pavel her neise objektif bir çalışma münazara ilmi sunum ortamı sunmalı,üniversiteler doktora tezi konusu olarak ele almalı ve bu havuzda toplanan bilgiler veriler işığında yol haritası belirlenmeli. Var olan değerleri yok etme değil(ki bu durum tehlikeli sonuçlar doğurur) devlet millet için nasıl verimli kılınabilir olmalıdır.

Avatar
Aeo 4 ay önce

kkö ler ve imamlar hatta müftüler fetöcü olurken. Biz ne derine düştük. Önce diyanet baştan yenilenmeli .şu ayrılıkcılar şu mezhepsizler diyanetten hemen temizlenmeli.