İntihar eden yarbay FETÖ'cüleri olay günü saymış

FETÖ'nün darbe girişiminde Genelkurmay'daki eylemlerle ilgili 221 kişinin yargılandığı çatı davası sanığı Kafkas, intihar eden Yarbay Yücel ile birlikte komuta katında 16 Temmuz sabahı Partigöç ve Köse'yi gördüklerini savundu.

İntihar eden yarbay FETÖ'cüleri olay günü saymış

FETÖ'nün darbe girişiminde Genelkurmay'daki eylemlerle ilgili 221 kişinin yargılandığı çatı davası sanığı Kafkas, intihar eden Yarbay Yücel ile birlikte komuta katında 16 Temmuz sabahı Partigöç ve Köse'yi gördüklerini savundu.

Raşit Tavus
Raşit Tavus
02 Kasım 2017 Perşembe 15:15
İntihar eden yarbay FETÖ'cüleri olay günü saymış
banner221

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimisırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili, aralarında sözde "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinin de yer aldığı 221 kişinin yargılandığı çatı davası sanığı eski üsteğmen Fahri Kafkas, 20 Temmuz 2016'da intihar eden Yarbay Hasan Yücel ile birlikte komuta katında 16 Temmuz sabahı Mehmet Partigöç ve eski Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse'yi gördüklerini bildirdi.

Kafkas, "Yücel'e 'Muharrem Köse'nin ne işi var?' diye sordum. O da 'Oğlum bunlar hain' dedi ve bazı isimleri saydı. Mehmet Partigöç, Muharrem Köse, Mehmet Dişli, Orhan Yıkılkan, Bünyamin Tuner, Ahmet Yıldız, Hakan Öcal ve Levent Türkkan." ifadelerini kullandı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde görülen davanın duruşmasına, sanıklar ve avukatları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanlığı ve AK Parti'nin de arasında bulunduğu müştekilerin avukatları ve bazı müştekiler katıldı.

Duruşmada önce olay tarihinde üsteğmen rütbesiyle Genelkurmay Destek Kıtaları Grup Komutanlığında Hizmet Taburu Nöbetçi Subayı olarak görev yapan Fahri Kafkas'ın savunması alındı.

İddianamede, "olay günü görüntü izleme merkezinde, darbecilerin karargahı ve kışlayı hakimiyet altına alması, komutanların derdest edilmesi ve kaçırılmaya çalışılması, darbenin içinde yer almayan bazı askerlerin vurulması ve Genelkurmay Başkanı ve diğer komutanların tahliye edilmesi olaylarını izlediği ve darbe girişiminden haberdar olduğu halde, darbecilerle birlikte hareket ettiği" kaydedilen Kafkas, nöbetinin yaklaşık bir ay öncesinden tebliğ edildiğini belirterek, nöbetinin olay gününe denk gelmesinin "tamamen tesadüf" olduğunu savundu.

Olay günü öğleden sonra dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Salih Zeki Çolak, sonrasında ise MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın karargaha geldiğini telsiz anonslarından duyduğunu, yapılan toplantılardan sonra sırayla Çolak ve Fidan'ın karargahtan çıktığını ifade eden Kafkas, kendisi gibi komuta katında görevli Destek Kıtaları personelinin, komutanların giriş ve çıkışında komuta katında görünmemek için odalarında beklediğini kaydetti.

Kafkas, şöyle devam etti:

"Yaklaşık saat 21.00'e kadar komutanın çıkışını bekledim. Zaman zaman odamdan çıkıp, çıkış güzergahının temizliğini kontrol ettim. Bu sırada Genelkurmay Başkanının emir subayı Yarbay Levent Türkkan'ın '1-A bölgesini boşaltın. Tatbikat yapılacak' dediğini telsizden duydum. Bunu duyunca durumu merak ettim, odamdan çıktım. İsa Akın'ı gördüm, durumu sordum. Yarbay Türkkan'ın emri olduğunu, 1-A bölgesinin boşaltılacağını söyledi. Ben de bunu önemli görerek, Tabur Komutanım Yarbay Hasan Yücel'e bilgi vermek için komuta katından çıktım. Silahlı ve teçhizatlı yaklaşık 25-30 kişinin 1-A bölgesinden geldiğini gördüm. Başlarında, günlük üniformalı olan, ismini sonradan öğrendiğim Albay Doğan Öztürk vardı. 'Sakin sakin bir şey yok' diyerek, komuta katına yöneldiler. Durumu birinci amirim Yarbay Hasan Yücel'e telsizden bildirdim. Bir timin koşarak 1-A kapısından geldiğini ilettim. Bana, görüntü izleme merkezine gelmemi emretti. Ben de buraya gittim.

İçeride Tabur Komutanım Hasan Yücel, yeni atanan Yarbay Deniz Aydın, Uzman Çavuş Mahmut Doğan Bilir ve Er Haluk Köme vardı. Yücel'e 'Komutanım ne oluyor?' diye sordum. 'Biz de bilmiyoruz' dedi. Bu sırada Albay Cengiz Aydın geldi. Hareketlerinden onun da durumdan habersiz olduğunu düşündüm. Komuta katını gören kameraları izlemeye başladık. İçeri giren teçhizatlı grubun komuta katına dağıldığını gördüm. Bir süre sonra Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Tuğgeneral Ertuğrul Gazi Özkürkçü'nün Genelkurmay Başkanı emir subayı odasından çıkarıldığını gördüm. Ancak nereye götürüldüğünü görmedim."

Kafkas, görüntü izleme odasında yaklaşık 300 kameranın görüntüsünün bulunduğunu, hepsini aynı anda takip etmenin mümkün olmadığını belirterek, Türkkan'ın, "Komuta katında tatbikat yapılacak demesi" nedeniyle bu kata odaklandıklarını bildirdi.

Görüntülerden bir süre sonra Kara Kuvvetleri Komutanı Çolak ile dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı emekli Orgeneral İhsan Uyar'ın ellerinin, karargaha 1-A kapısından girer girmez askerlerce bağlandığını izlediklerini ifade eden Kafkas, neler olduğunu anlamaya çalışırken, olay tarihinde tuğgeneral rütbesiyle görev yapan sanık Mehmet Partigöç'ün odaya geldiğini aktardı.

"Partigöç, Akın Öztürk ile telefonda konuştu"

Partigöç'ün, olanlara ilişkin Albay Cengiz Aydın'a, "Bir süredir duyum alıyoruz. Genelkurmay karargahına ve başkana saldırı yapılacağını öğrendik. Komutanları emniyetli bir yere tahliye edeceğiz." dediğini bildiren Kafkas, şöyle devam etti:

"Genelkurmay Başkanı'nın karargah binasından çıkış yaptığını gördüm. Herhangi bir darp, elinin, gözünün bağlandığını görmedim. Genelkurmay Başkanı'nın kendi isteğiyle tahliye edildiğini ve etrafındaki silahlı askerlerce korunduğunu düşündük. Kısa süre sonra Partigöç, beraberinde Gökhan Eski ve emir astsubayı Hasan Hüseyin Sarıtarla ile izleme odasına tekrar geldi. Partigöç, Cengiz Aydın'a 'Çok şükür komutanı tahliye ettik' dedi. Emir astsubayı Sarıtarla, elindeki telefonu Partigöç'e uzatarak, 'Akın Paşa arıyor' dedi. Mehmet Partigöç'ün Akın Öztürk ile görüştüğünü anladım. Partigöç, 'Komutanım, komutanı Akıncı'ya tahliye ettik. Siz de oraya geçebilirsiniz.' dediğini duydum."

Partigöç'ün kışlanın çevre emniyetinin alınmasını emrettiğini, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayından da takviye tabur geleceğini söylediğini ve kendilerini destek kıtaları bölgesine gönderdiğini anlatan Kafkas, pide fırını bölgesine gelince elleri bağlı askerler gördüklerini ifade etti.

Hasan Yücel'e, "Bu çocukların ellerini neden bağlamışlar? Bu nasıl tatbikat?" diye sorduğunu aktaran Kafkas, Yücel'in, "Biz önce erlerin güvenliğini alalım. Ben durumu öğreneceğim." dediğini belirtti. Askerleri koğuşlara götürdüklerini, Yücel'in emriyle ışıkları kapattıklarını ve hizmet taburu binasında beklemeye başladıklarını dile getiren Kafkas, şunları kaydetti:

"Hizmet Taburu askerlerini koğuşlarında kontrol edince saat 02.00 civarında televizyonu açtım ve TSK'da bir grubun kalkışmaya girdiğini gördüm. Bu kalkışmayı o an kimin yaptığını bilmediğim için Hasan Yücel'e telsizden nerede olduğunu sordum. Yanına gelmemi emretti. Gidince, 'Komutanım dışarıda uçaklar, helikopterler uçuyor. Kalkışma diyorlar.' dedim. Kendisi de grup komutanıyla görüşemediğini söyledi. Durumu anlayınca haber vereceğini söylemedi. Hizmet Taburu bölgesine döndüm. Burada Cengiz Aydın beni gördü, 'Muhafız Taburundan nöbetçi kimse var mı' diye sordu. Güney nizamiyedeki askerleri çevre emniyeti için Sedir 2 kapısına götürmemi söyledi. Bu benim birlik emniyet planları ve nöbetçi subay talimatları görevlerimin arasındadır. Götürdüğüm erler darbeci askerler değil, Destek Kıtalarında görev yapan erlerdir. Üzerlerinde şarjör yok, mermi vardı."

Yarbay Yücel'in gece, "komuta katında bir odada su borusunun patladığını" söylediğini ve duruma müdahale etmesini istediğini kaydeden Kafkas, Murat Can Avtan ile tankların bulunduğu caddeden geçerek, karargahta komuta katına gittiğini anlattı.

Bu sırada ÖKK'dan olduğunu düşündüğü birinin silah doğrultarak, "Siz kimsiniz? Niye geldiniz?" diye sorduğunu, patlayan su borusuna müdahale için geldiklerini söylediğini, bu kişinin "İşinizi çabuk bitirin" dediğini anlatan Kafkas, boruyla ilgili sorunu tek başlarına halledemeyeceklerini anladıktan sonra Yücel'in yanına gittiklerini, durumu izah ettiklerini, nöbetçi teknisyeni alıp, tekrar komuta katındaki patlağın olduğu döndüklerini, ellerindeki imkanlarla arızayı gideremeyeceklerini anlayınca, binanın tüm suyunu kestiklerini ifade etti.

Kafkas, ilerleyen saatlerde halen firari olan Serhat Pahsa'nın kendisini iki defa binaya su verilmesi için aradığını, kendisinin de su vermesinin mümkün olmadığını söylediğini, bu konuşmayı Hasan Yücel'e ilettiğini kaydetti.

Muharrem Köse'yi komuta katında görmüş

Sanık Kafkas, sabah saatlerinde komuta katında Mehmet Partigöç ile FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle daha önce Genelkurmay Adli Müşavirliğinden alındığını duyduğu Muharrem Köse'yi gördüklerini anlatarak, "Hasan Yücel, 'Buradan hemen çıkalım' dedi. Dışarı çıkınca 'Köse'nin komuta katında ne işi var' dediğini duydum. 'Bunlar hain dedi'." diye konuştu.

"Komuta katında su borusu patlamasa ve bu sebeple karargah binasına girmese, halen görevinin başında olacağını" öne süren Kafkas, "İlk etapta olayların tatbikat olduğunu, daha sonra Mehmet Partigöç'ün Cengiz Aydın'a, kışlaya ve komutanlara saldırı yapılacağını söylemesinden sonra kargaşanın saldırıya karşı koyma olduğunu düşündüm. Darbe girişimi olduğunu saat 02.00 sıralarında öğrendim. Silah kullanmadım. Nöbetçi subay görev ve sorumluluklarım dışında eylemim olmadı. Hayatımın hiçbir döneminde tarikatların okul ve dershanelerinde yer almadım." ifadelerini kullandı.

Şikayetçilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın'ın sorusu üzerine Kafkas, akşam saatlerinde karargahtan ayrıldıktan sonra gördüğü ÖKK personelinin tamamının ise içeri girdiğini anlattı.

Elindeki torbada erlerin cüzdanları olduğunu söyledi

Avukat Aydın, sanığa, "Fotoğraflarda, sabah saatlerinde tankların hard diskleri ezdiği görüntülerde elinizde siyah bir poşet var" dedi. Kafkas, elindekinin iki adet telsiz olduğunu iddia etti.

Dizüstü bilgisayarla fotoğrafın gösterilmesinin ardından Kafkas, ilk önce, "O ben değilim." dedi, hemen ardından, "Tamam, şimdi hatırladım. Pide fırını bölgesinde geceden askerlerin ellerini çözmüştük. Torbada askerlerin cüzdanları vardı. Hasan Yarbay 'Cüzdanları bir poşete koy, askerlere dağıtalım' demişti." diye konuştu.

Avukat Aydın'ın, "Sivil bir vatandaşın şehit edildiği yerde bir personelle beraber görünüyorsunuz." demesi üzerine Kafkas, "Barış Üsteğmen 'Bir yaralı var. Revire götürmem lazım. Çok kan kaybediyor' dedi. Onun görüntüsüdür. Bu kişiyi kimin vurulduğu konuşulmadı." ifadelerini kullandı.

Yarbay Yücel, FETÖ mensuplarını saymış

Cumhuriyet Savcısı Muhammet Ali Korkmaz'ın "Komuta katından çıkarken Muharrem Köse'yi görünce darbeyle nasıl bağ kurdun?" sorusunu yönelttiği Kafkas, şunları söyledi:

"3-4 ay önce 'Muharrem Köse'nin FETÖ/PDY şüphesi nedeniyle görev yeri değiştirildi' diye haber çıkmıştı. Hasan Yücel'e 'Muharrem Köse'nin ne işi var?' diye sordum. O da 'Oğlum bunlar hain' dedi ve bazı isimleri saydı. Mehmet Partigöç, Muharrem Köse, Mehmet Dişli, Orhan Yıkılkan, Bünyamin Tuner, Ahmet Yıldız, Hakan Öcal ve Levent Türkkan."

Sorunun ardından sanıklardan Ahmet Yıldız, Hasan Yücel'in komuta katındakileri tanıyamayacağına ilişkin sözler söyledi. Kafkas, "Hasan Yarbay herkesi çok iyi tanıyordu. O gün orada gördüklerini İkinci Başkanımıza ve Savcı Ahmet Akça'ya da anlattı. Sizin hakkınızda da birçok kez konuştuğunu gördüm." dedi.

Duruşmada Kafkas'ın ardından sanıklardan Veysel Özmen'in savunmasına geçildi.

Kaynak: AA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner274

banner273