Diyanet, imamların suçlanmasına sert çıktı

Almanya'da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı camilerde Türkiye’den atanan imamların geri çekilmesi tartışması sürerken, DİTİB eleştirilerin asılsız dedikodu ve iftiralardan ibaret olduğunu dile getirdi. Açıklamada, “Bu imamların aydınlattığı cemaatten ve gençlerden toplum için tehlike oluşturan radikal kişiler neredeyse hiç çıkmamaktadır” denildi.

SİSTEMATİK İFTİRA

İmanların yurtdışındaki sosyal şartlar, ihtiyaçlar dikkate alınarak eğitildiğine de işaret edilen açıklamada imamların Almanca eğitim aldığı da vurgulandı. Açıklamada son günlerde sistematik bir şekilde Almanya’daki en büyük Müslüman kuruluş olan DİTİB hakkında ve bağlı camilerde görev yapan imamlar hakkında iftira ortaya atıldığı da vurgulandı.

UYUMA KATKI SUNUYORLAR

Açıklamada, “Görev yaptıkları yerlerde Müslüman toplumu İslam konusunda aydınlatmaya çalışan İmamlar yanlış bir varsayımla başka bir ülkenin ideolojisini yansıttığı ve dil becerileri yetersiz olduğu gerekçesiyle suçlanmakta ve uyuma aykırı davrandıkları iddia edilmektedir. Oysa bugün yanlış ve tehlikeli İslam anlayışıyla gençleri savaşa ve felakete sürükleyen kişilerin çok iyi Almanca konuştukları ve hatta kökeni itibariyle Alman olduklarını unutmamak gerekir. Demek ki asıl olan konuşulan dilden önce doğru İslam algısına sahip olmak ve bunu cemaate ve gençlere doğru anlatmaktır” denildi.

“SALDIRILACAK KURUM DEĞİL”

AÇIKLAMADA şu ifadeler de yer buldu; “Şurası iyi bilinmelidir ki DİTİB, toplumun refahı için söyleyecek sözü veya projesi olmayan bazı politikacıların saldıracakları bir kurum değildir. DİTİB kamuoyunda unutulmuş bazı eski aktörlerin kendilerini hatırlatmak ve sanki DİTİB kendi mülkleriymiş gibi hakkında ileri geri konuşacakları bir kurum da değildir. DİTİB, yazacak ilginç konu bulamayan bazı gazete ve dergilerin ‘Bugün DİTİB’e saldıralım ilginç haber olur’ yaklaşımıyla gerçek olup olmadığını sorgulamadan asılsız, temelsiz, yüzeysel iddialara dayanarak saldıracakları bir kurum da değildir. DİTİB ve bağlı cemiyetler var oldukları günden beri Anayasal çerçevede ve şeffaf bir şekilde hareket etmişler, daima Kuran’a ve sünnete uygun doğru ve mutedil İslam anlayışını temsil etmişlerdir. Bunu oluşturan ve devamını sağlayan ise iyi yetişmiş ve DİTİB camilerinde görev yapan imamlardır. Tarihin her döneminde yüzeysel din anlayışına sahip olan insanlar toplum için tehlike oluşturmuş çatışmalara sebep olmuşlardır. Bu yüzeysel din anlayışı günümüzde de Suriye’de çok iyi Arapça konuşanlar tarafından, Almanya’da ise çok iyi Almanca konuşanlar tarafından aynen tehlike ve kaos oluşturmaya devam etmektedir. 


Günümüzde DİTİB ve imamlara saldırmayı marifet sayanlar, gelecekte Müslümanların dini ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağını, cemaatin memnuniyetle kabul edeceği imamları nasıl yetiştireceklerini iyi düşünmelidirler. Çünkü günümüzde Almanya’daki eğitim kurumlarının gerçek manada tam bir İslam teoloji eğitimi vererek cemaati memnun edecek mezunları yetiştirmesi için daha çok zamana ve kendini geliştirmeye ihtiyacı vardır. DİTİB en büyük Müslüman birlik olarak anayasal dini cemaat olmak için gerekli şartlara sahiptir. Alman İslam Konferansı bünyesinde çalışmalara katkı sağlamakta ve toplumsal dini ve sosyal sorumluluk gereği sığınmacılara yönelik çalışmalarda heyecanla önderlik yapmakta ve böylece sivil toplumun bir parçası olduğunu göstermektedir. Sorumluluk taşıyan herkesin DİTİB’e ve din görevlilerine saldırmanın aslında uzun vadede Almanya’nın toplumsal barışına saldırmak olduğu gerçeğini görmelidir. Bir Milliyet’e ve dine mensup olmanın sanki suç gibi algılanıp gerçekdışı argümanlarla bir kesime ya da bir dinin mensuplarına saldırmak ahlaki değildir. DİTİB ve bağlı cemiyetler geçmişte de vardı, gelecekte de var olacaktır. DİTİB, iyi yetişmiş imamlarıyla Müslüman toplumu aydınlatmaya ve yaşadıkları topluma barışçı katkı sağlamaya devam edecektir.” 




Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ibrahim 8 ay önce

diyanet sert çıkış yapacağına önce hatasını arasın yanlışlarını illegal işlerini arasın. gittiği ülkelerin hukukuna uymayıp o ülkenin hukukunu hiçe sayıp hala türkiye gibi davranması. gönderdiği bütün yurtdışı görevlileri de hala türkiye camiinde ya da müftülüğündeymiş gibi davranırsa olacağı bu.. iyi olanları da zaten ya sürgün ediyorlar ya da cezalandırıyorlar..hala ortaçağ zihniyeti