Dün akşam İmam Hatip Liselerinin kurucusu Büyük Din adamlarından Celalettin ÖKTEM Hocamızın oğlu Prof Dr. Sadettin ÖKTEN, Önder Başkanı İbrahim SOLMAZ, Yard Doç Dr Hüseyin KORKUT’un moderatörlüğünde bir panel programında bizlerle birlikte oldular. Sadettin Hocamız, önce muhterem babasının hayatını kısaca anlattı. İmam Hatiplerin kurulması noktasında gösterdiği olağanüstü gayretleri anlattı. 28 Şubat Döneminde çekilen sıkıntılardan bahsetti. SOLMAZ da yine bu neslin bu ülkede çok zulümler görmesine rağmen, yeniden daha da güçlenerek ülkemizde büyük inkişaflar yaptığını her meslek dalında kalifiye elemanlar yetiştirildiğini anlattı. Halkın teveccühünün imama hatip Liselerine devamlı arttığını beyan etti.

Panelin sonunda ben her iki hatibe de kılçık bir soru sordum. Programda sayın valimiz, Rektör,İlahiyat Fakültesi Dekanımız,  İl Müftü Vekili sıfatıyla ben, daire amirleri ve vatandaşlar var.

Sorum şu idi:

 

Muhterem Hocalarım hürmet ederim, hoş geldiniz, bahş-ı şeref eylediniz.

“28 Şubat sürecinde İmam Hatiplerin katsayı ve muhtelif baskılar sebebiyle öğrencisi yok denecek bir sayıya inmişti. Bu ortamda o zaman çok dindar olarak bilinen bazıları sünnet-i seniyye ile mütesennin !! olmuş ağabeyler çocuklarını bir bir çekip aldılar bu okullardan. Okul idarecilerinin yalvarmalarını dikkate almadılar. Netice itibarıyla imam hatip okulları öksüz ve yetim kaldı. Zamanında canhıraş bir şekilde çalışan mechul kahramanlardan olan Celâlettin ÖKTEM ve birçok din önderinin o cihat aşkıyla ortaya koyduğu yiğit Müslüman tavrının aksine dindar geçinen o dönemin Müslümancıkları nankörlük yaptılar bu okullarımıza vefa bile göstermediler. Ama şu çalgıcı kardeşiniz, veya müzisyen kardeşiniz, o namazı bol ağabeyleri gibi çocuğunu o iki yüzlülerin aksine imam hatip lisesine kaydettirdi. Yani ben ve benim gibi bir avuç  vefakâr Müslüman okulumuza sahip çıktık. Biz o dindar ağabeyleri gibi sakalımız yoktu, onlar gibi çok nafile namaz da kılamıyorduk belki ama onlar gibi ödlek de değildik binlerce şükür olsun. Soruma gelirsek,  o dönemde çocuklarını patır patır imam hatiplerden çekip alan o korkaklar, aynı zamanda hapse atılıp çıkan veya gözaltına alınan birçok kardeşimize selam vermediği gibi kiralık ev bile vermiyorlardı. Biz de mimleniriz diye akılları çıkıyordu bu bol namazlı ağabeylerin….

 

Gelelim şimdiye, bu zamanın ödlek, korkak pısırık, bol namazlı, eli tesbihli ağabeyler şimdi nerelerde biliyor musunuz? Ya daire başkanı, ya genel müdür, ya müsteşar yardımcısı, ya müşavir, ya vali, ya paranın oluk gibi aktığı bir yerde yönetim kurulu üyesi…

Peki o zulmün zirve yaptığı dönemlerde dinine , mazlum Müslüman kardeşine, imama hatibine sahip çıkan ben ve benim gibi vefalı dâva adamları nerede,,,ya bir devlet dairesinde sıradan bir memur, ya bir fabrikada işçi, ya zülf-ü yâre dokunduğu için oradan oraya sürülen alt düzey bir kamu  çalışanı…

 

Evet bir yandan  bu yüksek idealler için hiçbir gayret göstermeden, gerçek dindar insanları hoyratça ezenlerle dolaylı olarak kol kola giren ama ne hikmetse bu riyakarlığına karşın makam ve mevkileri şimdilerde kapan dalkavuk fırsatçı ödlekler…..bir yanda da  kahrederek ölüp gitmiş birçok gerçek dindar dava adamları…

 

Sayın Hocamlarım bu münafıklara söyleyecek sözünüz var mı?

Sadettin ÖKTEM: Çalgıcı kardeşim, zor bir soru sordu, ben sözü İbrahim SOLMAZ’a bırakıyorum dedi.

İbrahim SOLMAZ: Hocam, (Akşam namazını İbrahim Başkana ve cemaate ben kıldırmıştım, beni kendisine Müftü olarak tanıştırmışlardı, dolayısıyla beni tanıdığı için bana hocam diye hitap etti, Sadettin Hoca ben kendimi çalgıcı olarak sorum esnasında tanıttığım için bana çalgıcı-sanatçı kardeşim diye hitap etti. Hatta ben de çalgıcıyım dedi. )

 

Solmaz şöyle devam etti: Hocam, siz ve sizin gibiler o yıllarda okullarımızı himaye ettiğiniz sahip çıktığınız için Allahın ve bizlerin yanında kahramansınız dedi.

Sonra Sadettin Hoca da iki cümle de ben söylemek istiyorum dedi.

 

--Maalesef tüm dünyada olduğu gibi kapitalizm herkesi esareti altına aldığı gibi Müslümanları da menfi manada etkiledi. Ben sana şunu tavsiye ediyorum çalgıcı kardeşim, bırak Ahmed’i Mehmed’i

Sen örnek bir tavır ortaya koymuşsunuz, ödülünüz Allah’ın katındadır. Dünyaperest olanların Ahirette hüsran olacağını bil. Heyecanını bu tip senin tabirinle riyakâr adamları konuşarak harcama…

 

Evet, hocamız bu cümlelerle konuşmasını tamamladığında uzun süre salon tarafından alkışlandı.

Programdan sonra da çay içme faslında Prof ÖKTEM, salonda söyleyemediğim birkaç şeyleri de burada söyleyeyim dedi. İçeride güzel bir sohbet daha oldu. Orada konuşulanlar özel olduğu için yazıya onları koymuyorum. Ama şunu söylemek isterim Hocamız gerçekten büyük bir alim, ehl-i irfan bir insan, çok değerli tesbitlerde bulundu. Dindarlıkla ilgili olarak özümüzden, tarihimizden Kuran ahkaâmından uzaklaşıldığını beyan etti. Cep telefonlarının yüzde 80 üzerinde bir oranda kötüye kullanıldığı üretime yönelik bir şey yapılmadığını, hepsinin değil ama oldukça artış gösteren örtülü kızların müsrifçe davrandıkları ve İslam nezâhetinden hızla uzaklaştıklarını genel anlamda da kendini dindar olarak adlandıran insanların yaşantılarının da sür'atle büyük bir ahlaki erozyona uğradığını söyledi.

 

Bu noktada benim vaazlarımda hep hocamın bahsettiği konuları işlediğimi görünce de kendimin de doğru yolda olduğunu müşahede ettim. Çünkü devir insanımıza abdestin farzlarının, veya yılbaşında hindi yemek günah tarzında vaazların yapılma devri olmadığını biliyordum. Hocamızla da bu durumlarda hemzemin olduğumu görünce mutlu olmuştum.

Netice-i kelam konumuza dönersek, ÖNDER Başkanı İbrahim SOLMAZ’ın bizi “Siz Mechul Kahramanlarsınız”  iltifatını ben de buradan zamanın tüm kahramanlarına armağan ediyorum

 

Zamanın 28 Şubat Zorbalarının dolaylı yandaşları, şuursuz bol namazlı tesbihçi riyakârlarının aksine

O dönemin yiğit Müslümanları belki şimdilerde makam ve mevki sahibi değilsiniz ama bilin ki

Yüceler Yücesinin katında “SİZLER MECHUL KAHRAMANLARSINIZ”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.