3-Aklın Korunması
İnsan, Yüce Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. Bu kutsal görev için Allah insana akıl nimeti vermiştir. Akıl, Allah’a kulluk ile mükellef olmanın şartıdır. Akıl, kişinin dinî hükümler açısından olduğu gibi kanunlar açısından da sorumlu olmasının şartı kabul edilmektedir. Çünkü akıl doğruyu, iyi ve güzeli bulmanın aracıdır. İnsanın Allah’a karşı iyi bir kul olabilmesi; kendisine, ailesine ve topluma karşı görevlerini hakkıyla yerine getirebilmesi için akıl sağlığının korunması büyük önem arzetmektedir.
 
Kur’an’da akıl nimetinin önemine ve insanın aklını kullanmasına vurgu yapılmaktadır. Yüce Allah Kur’an’da, kainatın yaratılışını, hayatın düzen ve ahenk içinde işleyişini, insana sunulan nimetleri gözler önüne koyduktan sonra, “Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En’âm, 6/32), “Hâla akıl erdiremiyor musunuz?” (Yâsîn, 36/62), “Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Mü’minûn, 23/80), “Hâlâ düşünmeyecek misiniz” (Sâffât, 37/138), “Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır” (Nahl, 16/12) gibi ifadeler kullanarak insanı aklını kullanmaya ve düşünmeye sevk etmektedir.
 
Akıllı olmak, düşünerek hareket etmek,  doğru karar vermek, iyi, güzel ve yararlı işler yapmak için gereklidir. Akleden insan faydalı olan ile zararlı olanı anlar,  iyi, güzel ve doğru olanı tercih eder. Yine aklını kullanan, düşünebilen insan, bütün kâinatı ve içindekileri yoktan var edip yaratan, yaşatan, öldüren ve dirilten Allah’a itaat etmenin gereğini, O’na isyan etmenin ebedî hüsrana götüreceğini anlar ve ona göre davranır.
                                                                                                   
Bundan dolayıdır ki, dinimiz kişinin aklını kullanmasına engel teşkil eden, akıl sağlığını bozan her şeyden korumak için bir takım kurallar getirmiş, yasaklar koymuştur. Mesela aklın korunması için içki, uyuşturucu ve madde kullanımının haram kılınması gibi.
 
4- Neslin Korunması
Dünya hayatının huzuru ve mutluluğu neslin korunmasına ve devamına bağlıdır. Bu nedenle dinimiz bizlere neslin devamı ve korunması sorumluluğunu yüklemektedir. Neslin devamı, üreme ve çoğalma ile mümkündür, bunun tek yolu da evliliktir.  Bundan dolayı Kur’an’da “İçinizdeki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden sâlih olanları evlendirin” ayetiyle bekârların evlendirilmesi emredilmiştir. (Nur, 24/32)
 
Hayırlı, salih nesiller usulüne uygun şekilde kurulan, mutlu, huzurlu aile yuvalarında yetişir. Evliliğin gayelerinden biri de neslin çoğalmasını ve devamını sağlamaktır. Nitekim Kur’an’da buna işaret edilmiştir. (Nisâ, 4/1) Hz. Peygamber (s.a.s.) de; “Evleniniz, çoğalınız. Ben kıyamette diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm” (Aclûnî, I, 318, Hadis no: 1021) buyurmuştur.
 
Diğer yandan neslin yanlış düşünce ve inançlardan, zararlı ve kötü alışkanlıklardan korunması için iyi yetiştirilmesi gerekmektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin millî ve dinî değerlerine bağlı, güzel ahlâklı bireyler olarak yetiştirilip hayata hazırlanması başta anne babalar olmak üzere tüm toplumun üzerine düşen önemli bir görevdir.
 
5- Malın Korunması
Mal-mülk sahibi olmak, insanın hayatını devamı ettirebilmesi için bir ihtiyaçtır. Kur’an’ın ifadesiyle mallarımız bizler için bir geçim kaynağı ve dayanaktır.  (Nisâ, 4/5) Aynı zamanda mallar ve evlatlar birer imtihan vesilesidir ve bu durum kişinin büyük mükâfat kazanmasına vesiledir. (Enfâl, 8/28; Tegâbun, 64/15) Halk arasında ise malın insan için önemi “Mal canın yongasıdır” diye ifade edilmektedir.
 
Dinimizde herkesin meşru yollardan mal ve servet edinmesi bir hak olarak görülmüş ve insanların malı da canı gibi korunmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) Vedâ Haccı hutbesinde insanların, canları gibi mallarının da muhteremdir olduğunu ve tecavüzden korunduğunu bildirmiştir. (İbn Mâce, Menâsik,76) Bir hadis-i şerifte de malını korurken öldürülen kimse şehit kabul edilmiştir. (Tirmizî, Diyât, 22)
 
Sonuç olarak diyebiliriz ki; bütün ilâhî dinlerin gayesi insanlığın huzur ve mutluluğudur. Yüce dinimiz İslam,  insanların huzur ve mutluluğunun sağlanması için bu beş temel hakkın korunmasını bir nevi “olmazsa olmazlar” anlamına gelen “zarûriyyât-ı diniye” olarak kabul etmiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.