Yüce dinimiz İslam’a göre; her insan Allah’ın kulu olması hasebiyle saygındır ve muhteremdir. Bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi birbirlerine eşittirler. Zira bütün insanlar topraktan yaratılmış olan Hz. Âdem’in evlatlarıdır. Şu hadise de İslam’ın insana verdiği değeri göstermesi bakımından ne kadar anlamlıdır: “Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bir cenaze geçerken, ona insan olduğundan dolayı, saygı duyarak ayağa kalkmış ve kendisine onun Müslüman olmadığı hatırlatıldığında ‘Ama o, bir insan’ buyurmuştur.” (Neseî, Cenaiz, 46)
 
Yine dinimize göre;  siyah-beyaz, fakir-zengin, kadın-erkek her insanın yaratılıştan gelen temel hakları bulunmaktadır. Onun doğuştan gelen bu haklarına kimse dokunamaz, bunları elinden almaya kalkamaz.
 
İslam’a göre insanlar için korunması zaruri olan beş temel hak vardır. Bunlara “zarûriyyat–ı hamse” veya “zarûriyyat–ı diniyye” de denilmektedir. Bu beş temel hak şunlardır: 1. Canın korunması, 2. Dinin korunması, 3. Aklın korunması, 4. Neslin korunması, 5. Malın korunması.
 
Çağımızda insan hakları olarak ifade edilen ve savunulan bütün haklar, aslında dinimizin güvence altına aldığı bu zarûriyyatın içinde yer almaktadır. İslam’ın getirdiği birçok yasak ve sınırlamanın temelinde ise, bu hakları koruma hedefi bulunmaktadır. Adam öldürme, zina, içki, kumar, iftira, madde bağımlılığı, gasp ve hırsızlığın yasaklanması gibi.
 
Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in 14 asır önce Veda Hutbesi’nde insanın en mukaddes değerleri olarak ilan ettiği hak ve hürriyetler, ancak 20. yüzyılda milletlerin hukuk sistemlerinde yerini almaya başlamış ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne girmiştir.
 
İslam dini, insanın şeref ve haysiyetini korumayı esas almış ve mü’minlere de en temel haklarını korumalarını tavsiye etmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde, malını, canını, dinini ve ailesini korurken ölenlerin şehit olduklarını haber vermiştir. (Tirmizî, Diyât, 22)
 
            İnsanlar için korunması zorunlu olan bu haklardan maddeler halinde kısaca bahsedelim.
 
1. Canın korunması
İnsanın en temel haklarının başında hayat hakkı gelmektedir, çünkü herkesin en değerli varlığı kendi canıdır. Can, insana Allah’ın bahşettiği bir lütuftur. Hayatı veren ve alacak olan da O’dur. (Mülk, 67/2) İslam, insanın yaşama hakkına büyük değer vermiş, onu bu hakkından mahrum etmeyi kesin bir dille yasaklamıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de haksız yere bir cana kıymak, bütün insanlığa öldürmekle eşdeğer görülmüş ve “Kim bir cana kıymayan veya yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur” (Mâide, 5/32) buyrulmuştur.
 
Yeryüzünde ilk kan akıtan kişi, kardeşini öldüren Hz. Adem’in oğlu Kabil’dir. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ifadesiyle “Kabil, haksız öldürme yolunu açan ilk insandır.” (Buhari, Diyât, 2) Habil, kendisini öldürmeye teşebbüs eden kardeşine şöyle demişti: “Yemin ederim ki, sen öldürmek için bana elini uzatsan bile, ben seni öldürmek için sana elimi kaldırmam. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. (Mâide, 5/28)
 
Habil’in, “Ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” sözü çok manidardır.  Demek oluyor ki, Allah’tan hakkıyla korkan bir kimse, asla bir başkasının canına kıyamaz, kan dökemez, kimsenin hayat hakkını elinden alamaz. Başkalarının canlarına kastedenler, kalbinde zerre miktarı Allah korkusu taşımayan, insanlıktan nasibini almamış Kabil’in dostu, zalim, gaddar ve ceberrut kimselerdir.
 
2- Dinin Korunması

Din, Hz. Adem (a.s.)’dan başlayarak her devir ve her toplumda mevcudiyetini korumuş; fıtrî ve âlem-şümûl bir kurumdur. İnsanla var olmuş ve insanoğlu var olduğu sürece kıyamete kadar varlığını sürdürecektir. İnsan her zaman yüce ve kudretli bir varlığa sığınma ihtiyacındadır. Kur’an dinin fıtrî oluşunu şu ayetle beyan etmektedir: “Sen yüzünü bir hanîf olarak dine, Allah’ın fıtratına çevir ki O, insanları bu fıtrat üzere yaratmıştır. Allah’ın fıtrat kanunu değiştirilemez.” (Rûm, 30/30) Bu yüzden yüce dinimiz, fıtratta var olan bu duygunun korunması için dinin korunmasına ayrı bir önem vermiştir. (Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz, Altınoluk Dergisi, Sayı: 243, Sh. 5)
 
(Haftaya devam edecek)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol