30 yıl öncesinden başlayarak uzun bir dönem, PKK ile cılız bir mücadele yapıldı. “Kahrolsun PKK” demekle ya da dağda silahla mücadele etmekle PKK yok olmadı. Bu konuda çok şeyler yazıldı, araştırmalar yapıldı. Ben bu yazımda bir sentezi paylaşmak istiyorum. Eğer samimi olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğünün korunmasını istiyorsanız, ne ile karşı karşıya olduğunuzun farkına varmak için bu yazıyı okuyunuz ve insanları bilgilendirmek için lütfen paylaşınız.
 
PKK doğudaki tertemiz Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir kısmını fikirleriyle zehirleyen Stalinist, Marksist, Leninist ve Komünist ideolojiye sahip bir terör örgütüdür.
 
Birçok insanın, Kürt halkının hakları için mücadele ettiğini zannettiği Kürt milliyetçisi kılığındaki pislik, kahpe, kalleş örgüt elebaşı Abdullah Öcalan ne diyordu: "Sosyalizm yıkıldı, komünizm yıkıldı" diyenlere en iyi cevap olarak, 'tam tersine, komünizmin en güçlüsü, en doğrusu, en yücesi PKK'da gerçekleşmiştir' diyoruz". (813. kuruluş yıldönümünden)
 
Yine Öcalan’ın 1 Mayıs 1982'deki konuşması: "Ne kadar elverişsiz koşulları yaşarsa yaşasın, işçi sınıfının objektif gücüne ve onun eylem kılavuzu olan bilimine, Marksizm-Leninizm’e dayanmak zorundadır ve dikkat edilirse bizim varlık nedenimiz tümüyle bu gerçek etrafında oluşmuştur... Eğer o aşiret duvarları, o feodal çitler aşılmasaydı, modern düşünce, en devrimci düşünce olan Marksizm-Leninizm kafalarımıza oturmayacaktı."
 
''PKK, Marksizm-Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine şekillenecektir.'' (Kürdistan`da Halk Kahramanlığı, s.78)
 
''Lenin 1900'de ne ise ben de 21. yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum, reel sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşaa ediyorum.'' (Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 201)
 
“İşte proletaryanın kahramanları Marks ve Engels. İşte onun teorik, siyasal dahisi Lenin ve yine onun pratik ustaları Stalin, Ho Chı Minh ve Mao. Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal ve enternasyonalist kahraman. İnsanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran, örgütlendiren ve halk ordusu denilen orduları ortaya çıkaran bu büyük kahramanların insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür.” (K.’da Halk Kahramanlığı, İstanbul, Mart 2004, s.87)

 
Peki Lenin ne diyordu?
 
“Bizim ilgilenmekte olduğumuz olgu, silahlı mücadeledir; bu mücadele, bireyler ve küçük gruplar tarafından yürütülmektedir. Silahlı mücadele, birbirlerinden kesinkes olarak ayrılması gereken, farklı iki amaca yöneliktir; önce, bu mücadele kişilere, liderlere ve ordu ve polisteki görevlilere suikast yapmayı amaçlar, ikinci olarak, hem hükümete ait, hem de özel kişilere ait para kaynaklarına el koyar.” (Vladimir I. Lenin, 30 Eylül 1906, Proletari, Nr. 5)
 
"İlkesel olarak terörü hiç bir zaman reddetmedik ve reddedemeyiz. Terör, çarpışmanın belli bir anında, askeri güçlerin içinde bulunduğu belli bir durumda ve belirli koşullar altında kesinlikle işe yarar ve hatta zorunlu savaş yöntemlerinden biridir...." (Lenin Seçme Eserler, cilt 2, sayfa 29-30, İnter Yayınları) "Nereden Başlamalı?" (Mayıs 1901)
 
"Polisleri, askerleri, devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkarmak... Devletin hazinelerinden paraları almak... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, insanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır." (V. I. Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında, Homizuri G.P., Moskova 2005)
 
“Propagandacılar her grubu basit bomba formülleriyle donatmalılar… Gruplar derhal askeri eğitimlerine, operasyonlara katılarak başlamalılar. Bazıları bir casusun öldürülme işini veya bir polis karakolunu basma görevini üstlenmeli. Bir kısmı ise banka soymalı.” (V. I. Lenin, Collected Works, Moscow, Cilt 9 s. 346)

 
PKK'nın mantığını idrak edemeyen bazı vatandaşlarımızın "bari mübarek cuma günü yapmayın" ya da "sizi kınıyoruz" gibi zavallı izahlarına Marksistlerin bakış açısı şu şekilde:
 
“Bazı kimseler bizi zalimliğimiz sebebiyle ayıpladıkları zaman, bu kişilerin en basit Marksist prensipleri dahi nasıl unutabildiklerine hayret etmekteyiz.” (Pravda, 26 Ekim 1918)
 
Lenin'in en ünlü destekçilerinden biri olan Bolşevik Gazetesi Krasnaya'da, Lenin’in tüm Rusya'yı kana bulaması şöyle savunulur:
 
“Kalplerimizi... özgürlük için mücadele eden kana susamış savaşçılara çevireceğiz. Kalplerimizi zalimleştireceğiz; sert ve yerinden oynamaz hale gelecekler ki içine hiçbir şekil de merhamet girmeyecek, düşmanın kan denizinde yüzdüğünü gördüğünde kılı kıpırdamayacak... Hiçbir merhamet hissetmeden, hiç kaçınmadan, düşmanlarımızı yüzer yüzer öldüreceğiz. Bırakın kendi kanlarında boğulsunlar. Lenin ve Uritsky, Zinovief ve Volodarski’nin kanı için burjuvanın kanları seller gibi aksın- daha çok kan, mümkün olduğu kadar çok kan…” (1 Eylül 1918, Bolşevik Gazetesi Krasnaya)
 
Yani PKK'nın derdi kendince hakkı olan sözde Kürdistan'ı kurup mutlu ve huzurlu bir şekilde bu bölgede yaşamak değildir. PKK'nın ‘özgürlük mücadelesi’nden kastı, bölgeden başlayıp tüm dünyayı kana bulamaktır. Zalimlik, terörizmin ve Marksizm’in temelidir. Bu yüzden ayıplama ya da manevi duyguları ve vicdanı tetikleyici hiç bir izah PKK'yı etkilemez.
 
PKK’nın gizli yönlerini deşifre eden ve teröre karşı çözüm önerileri sunan Sayın Adnan Oktar bir makalesinde, Türkiye’nin en büyük sorununun, ideolojik yönden güçlü, milli değerlere sahip bir gençliğin tam anlamıyla yetiştirilememesi olduğunu belirtiyor. “Asker ve polislerimizin şehit edildiği şu günlerde bile, bir kısım gençler sadece evlenme veya okul bitirme derdine düşmekte, kendi gelecekleri üzerine planlar yapmakta, adeta terör felaketinin mahiyetinden habersiz yaşamaktadır. PKK teröristlerinin ise hiçbir zaman hedefleri okul bitirme veya evlenme olmamakta, dağda, mağaralarda, zor şartlar altında sadece sapkın ideolojileri uğruna savaşmayı seçmektedirler. Şu durumda kirli avantaj PKK’nın üzerinde olmaktadır. Bunun önlenmesi için acilen gençlerimize bir milli bilinç dersi verilmesi gerekmektedir. Bu, 5-6 ay gibi kısa bir sürede okullarda verilecek bir eğitim ile oldukça kolay bir şekilde sağlanabilir.”

“Unutulmamalıdır: Bir teröristin hayatı zordur. O, geniş imkânlarla, zenginlikle, geleceğine dair vaatlerle aldatılmamıştır. Onu terörist yapan tek sebep ona sunulan ve inandığı sapkın felsefededir. PKK, bu eğitim felsefesine her bulduğu fırsatta, eğitim kampları ve propagandalarla devam etmektedir. Türk devleti, çok hızlı davranmalı ve ideolojiye ideolojiyle cevap verecek bir sistem geliştirmelidir. Aksi takdirde PKK’nın kalıcı anlamda yok edilmesi mümkün olmayacaktır.”

Gençlerin büyük çoğunluğu amaçsızca ve adeta bir boşluk içerisinde yaşıyor. Pek çoğunun başlarındaki yöneticilerden, ülkenin savunmasından, eğitim, hukuk ve sosyal sistemlerinden haberleri dahi yok. İlköğretimden başlayarak, çocuklara eğitim hayatı boyunca Darwinizm öğretiliyor.
Küfrün, batıl da olsa bir davası varken, hak dava için elinden geleni yapmamanın vebali ağır olur. PKK'ya karşı ideolojik mücadele şarttır. “Dağdan in, yuvana dön, seni evlendirelim” demekle, kınamakla, şehitlere ağlamakla terörist ideolojisinden ve mücadelesinden vazgeçmez. Marksistler bu tarz ifadelere, bu tepkilere sadece güler.  Komünizmin geçersizliğini, kana susamışlığını ideolojik ve bilimsel olarak çökerten yazılar post edin ki mücadele işe yarasın. Terörün yok edilmesinde vesile olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol