Kıymetli Kardeşim!
İnsan yalnız yaşasa, başkalarına katlanmak zorunda kalmasa daha iyi olmaz mı, diye düşündün mü hiç? Bu tür düşüncelerin olmuşsa, bu konu üzerinde yeniden düşünelim:

İnsanlar, Niçin Birlikte Yaşamak Zorundadır?
Birlikte yaşamak insanlar için bir mecburiyettir. Aynı güneşi, aynı dünyayı, aynı atmosferi paylaşmaktan başka çaresi yok insanoğlunun.

Daha yakından bakacak olursak şöyle diyebiliriz: Köyler, kasabalar, şehirler kurup bir arada yaşamak insan fıtratının doğal bir gereğidir.

Diğer insanlarla ilişki içinde olmadan yalnız başına yaşamak mümkün değildir. Mümkün olmayanı istemek ise mutsuzluk getirir.

Cemiyet halindeki insanlar, farkında olarak veya olmayarak birbirlerine hizmet ederler. Sanat, ticaret, ziraat gibi bir işi meslek edinen kişi, çalıştığı alanda diğer insanların ihtiyaçlarını da giderir. Böylece herkes, öncelikle kendisi ve ailesi için çalışsa bile, neticede bütün topluma hizmet etmiş olur.

Tek başına eğlenmek mümkün değildir. İnsanlar birlikte iken oynayıp kahkaha atabilirler. Yalnız kişi yeterince mutlu olamaz.

Yeterince eğlenmek ve mutlu olmak için, başkalarına ihtiyaç duyduğumuz gibi, üzüntülerimizin hafiflemesi için de başkalarına ihtiyaç duyarız. Hayatın elem ve sıkıntıları karşısında tek başına üzülmek zorunda kalmak, bir insanın uğrayabileceği en büyük sosyal haksızlıklardan olsa gerek. Yalnız başına eğlenmesi bile mümkün olmayan insanı, üzüntüleriyle baş başa bırakmak ancak manen ve ahlaken çökmüş bir cemiyete yakışır.

Şu Örneğe de Dikkat Et!
İki kişinin karşılaşması ile yapılan sporlar ferdi sporlara göre, geniş kadrolu takımlarla yapılan sporlar ise dar kadrolu takımlarla yapılan sporlara göre daha çok ilgi toplar. Örneğin iki kişi ile yapılan tenis ve güreş gibi müsabakalar, tek kişilik atletizmden; yirmi iki kişi ile oynanan futbol, on iki kişi ile oynanan basketboldan daha çok ilgi görür. Takımlardaki oyuncu sayısı arttıkça, seyirci sayısı da artar. Başarı tek kişiye ait olunca, başarı sahibine ait enaniyet hisleri ile başkalarına ait kıskançlık hislerinin birbirlerine paralel olarak artması engellenemez. Bu sebepten olsa gerek, ekiplere ait başarılar, kişilere ait başarılardan daha çok takdir edilir.

Diğer Bazı Önemli Örnekler:
İhtiyaç duyulan bilgi ve beceriler arttıkça, birlikte çalışma gereği de artmaktadır. Bir makaleyi bir kişi yazar; ancak bir gazetenin bütün yazılarını bir kişi yazamaz. Bir kitabı da bir kişi yazabilir; ama geniş çaplı bir ansiklopediyi tamamlamak için yüzlerce yazara ihtiyaç vardır. Film senaryoları birer kişiye ısmarlanır; fakat yıllar süren bir dizinin devam etmesi için üç-beş yazar işbirliği yapar. Çoğu ders kitabı bile komisyonlar tarafından kaleme alınmaktadır.
Medeniyet geliştikçe, insanların birbirlerine duydukları ihtiyaç daha da artmaktadır. Çünkü gelişen medeniyeti ayakta tutmak ve daha da ileriye götürmek için, insanların birbirlerine bugün dünden daha çok ihtiyaçları vardır.

Yararlandığımız her kolaylık, bir başka insanın emeğiyle ortaya çıkmaktadır. Yaşama düzenimizin aksamaması için fabrikalar, fırınlar, lokantalar, arabalar, uçaklar, santraller ve kitle iletişim araçları durmadan çalışmaktadır. Çalışan sadece aletler, araçlar, eşyalar değil; aynı zamanda eller, gözler, beyinler ve neticede insandır. Aleti görüp eli görmemek, eşyayı görüp insanı görmemek kör olmaya başlamanın diğer adı değildir de nedir?

Şarkı söylemek için bile gruplar oluşuyor artık. Tek başına şarkı söyleyen bile vokalist kullanmadan tutunmakta zorlanıyor. Göz dolduran saz heyetleri otuz-kırk kişiden meydana geliyor.

Şehirler giderek büyüyor; insanlar birbirlerine daha çok yakınlaşıyor. Aynı yolu, aynı caddeyi, aynı sokağı kullandıkları gibi; apartmanlaşma ile birlikte aynı asansörü, aynı merdiveni de kullanıyorlar artık.

İnanların Birlikte Yaşamaları Vazgeçilmez Bir Mecburiyettir:
İnsanlar, birlikte olmak zorundalar. Birlikte kurdukları medeniyeti, birlikte geliştirip yaşatmaktan başka çareleri yok. Eğlenmek, mutlu olmak ve üzüntülerini paylaşıp azaltmak için, birlikte olmaktan başka çıkar yolları yok.

Kısacası, insana ait olan ve insan için gereken her şeyi paylaşmak kaçınılmaz bir mecburiyet olduğu gibi; başarının, mutluluğun ve kaliteli üretimin yolu da hep bu paylaşımdan geçmektedir.

O halde birbirlerinden kaçan insanların, ne gibi haklı gerekçeleri olabilir? Fizik olarak araya üç-beş metreden fazla mesafe koymaya imkân kalmamışken, yalnızlığı tercih etmenin ve bu yanlış tercihten dolayı bencil duyguların kıskacına girmenin kime ne faydası olabilir?

Bütün şartlar insanları paylaşmaya, yardımlaşmaya ve birbirlerini sevip saymaya sevk ediyor.
O halde sen de bencillik yerine; paylaşmayı, yardımlaşmayı ve sevmeyi tercih et.

Sevgili Kardeşim! Şunu Hiç Unutma!
Birey olma şuurunu bencillikle, sahip olma hazzını ihtirasla karıştıranlar asla mutlu olamazlar.

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol