banner222

Dünya Müslümanlarına kafa tutan, “hukuk özgürlük” dersi vermeye kalkan Batak Batının süper güçleri(!) yine bugünlerde, “hukuk özgürlük” diyerek insanlık dersi vermeye, göz boyamaya devam ede dursun, kendi kirliliklerini, vahşet ve kıyımlarını ört bas etmek için yalan tarih yaza dursun, bir gün Alem-i İslam onların kanlı geçmişlerini yüzlerine vurup hesap soracaktır. 

Avrupa Birliği üst perdeden Türkiye’ye baka dursun, asıl onları rahatsız edenErdoğan’nın onların kim olduğunu her fırsatta vurgulamasıdır. 

Avrupa medeniyetinin insan kemikleri üzerine kurduğu despot vahşi  saltanatının temellerini vahşi tarihini anlatmak  için kütüphaneler dolusu kitap yazılır, biz sadece kısa bir hatırlatma yapalım:

Batıda hangi ülke gelişip güçlendiyse muhakkak başka bölgeleri sömürerek güçlenmiştir. Denizlerin haydut, hırsız, vahşi hakimi Portekizler;  acımasız Hollandalılar, ardından sömürge sırasını eline alan Fransızlar ve hepsini aratacak kadar acımasız olan İngilizler, Amerikalılar… Kendi topraklarının doksan katı sömürge toprağı elde edip sonra dünyaya hukuk dersi vermeye kalkan Avrupa’nın kirli iğrenç geçmişi… 

Ve elan devam eden, kıyımları…  Dünyadaki yeraltı yerüstü kaynaklarını elde etmek için hertürlü oyuna, hileye kıyıma başvuran Avrupa’nın, ülkemin içişlerine karışması yeni değildir, onlara istediklerini altın tepside sunmayan bütün yöneticilere karşı tavır almışlardır,  günümüzde olduğu gibi her zaman terörü kışkırtmış, ırkçılığı desteklemişlerdir. Yine bu gün o çok dillendirdikleri demokrasiye saldıranların tutuklandığı için ve ülkeyi bölme hayali kuran gazeteleri kapatıldı diye bize insanlık dersi vermeye kalkması trajı komik bir durumdur. 

Batı oyununu açık oynamaz hep sinsi palanlarla hareket eder. Algı operasyonları ile zihinleri kirletir. Osmanlının altın çağını yaşadığı kendilerinin sefalet ve fecaat içinde yamyamca yaşadıkları ortaçağı bize “Karanlık Çağ” diye dayatır, Müslümanları vahşi gösterme çabaları eskiden günümüze sürgüt devam eder de, neden kimse Avrupa’nın  korkunçtarhini onların yüzüne vurmaz? 

Pek çok konuda islamalemini suçlayan kaşının üstünde gözün var bahanesi ile İslam ülkelerine savaş açan “Hasta Avrupa”, kendi kirini karşısındakine sürme çabasındadır mesela kölelik: İslam’da kölelik meselesini konuşurken sanki kölelik sistemini İslam getirmiş gibi lanse eden ders kitaplarına artık şu açıkça yazılmalıdır:

İslam, cahiliye toplumunda kız çocuklarını öldürmeyi kesin ve net yasaklamıştır, aynı onun gibi içki ve köleliğide yasaklamıştır lakin içki ve kölelik sosyal bir mesele olduğu için tedrici yol izlemiştir.Mesela, bir hata edene kefaret olarak “köle azat etmeyi” telkin etmiştir, köle azat etmenin sevabından bahsederek bu sistemi yavaş yavaş kaldırmıştır. Ama o çok hamiyetperver geçinen batı,  özelinde Avrupa köleliği daha düne kadar meri kılmıştır. Bindört yüz yıl önce köleliği kaldıran İslam, ondokuzuncu yüzyılda köleliği kaldıran Avrupa, ama gelin görünki, ne hikmetse kölelik İslamla bir anılır olmuştur! Kölelikle ilgili İlk kanunlar İngiltere’de ve ABD’de 19. yüzyılın ilk çeyreğinde, 1807 yılında çıkarılmış, daha sonra diğer Avrupa devletleri onları izlemişti. Avrupa'da İngiltere'den sonra köleliği ilk kaldıran Osmanlı İmparatorluğu'dur. Osmanlı'da kölelik, Sultan Abdülmecid döneminde 1847’de bir fermanla yasaklanmıştır. 1926’da Milletler Cemiyeti bütün dünyada köleliği yasaklamış, daha sonra Birleşmiş Milletler de bu hükmü teyid etmiştir. Osmanlı’da kölelik  Avrupa’daki gibi değildi. Osmanlı, köleleri alır, eğitir insanlık onur ve haysiyetine göre davranırdı, şimdinin paralı işçisinden çok da farklı değildi hatta ünlü tarihçi Enver Ziya Karal’ın yazdığı pek çok paşa kölelikten gelmedir. Mesela Karal, II. Mahmut’un sadrazamı Hüsrev paşanın köle olduğunu yazar. Evet Osmanlı kölelerine özel eğitim verir, muallimler tutar, paşalığa kadar yükseltirdi,  Avrupa kölelerine hayvan muamelesi yaparken… 
Bir de kadın hakları meselesi var yine sinsi Avrupa bu konuda sanki çok hakkaniyetliymiş gibi kendini kabul ettirse de, aslında “vahşi batı” kadınıda harcamış ona gereken değeri çok geç iade etmiştir. Bizim “medeni kanunu” aldığımız cumhuriyetin kurulma döneminde hayranı olduğumuz İsviçre, Fransa, bizden çok sonra kadına seçme seçilme hakkı vermiştir. 

1914-36 döneminde aralarında ABD (1920), Büyük Britanya (1918 ve 1928), Sovyetler Birliği (1917), Birmanya (bugün Myanmar; 1922), Ekvador (1929) hayranı olduğumuz bazı ülkleri hatırlayalım: Fransa, İtalya, Romanya, Yugoslavya ve Çin de.  II. Dünya Savaşı'ndan   sonra kadına seçme seçilme hakkı verdi. 1971'de İsviçre'de, kadınlara federal seçimlerde ve çoğu kanton seçiminde oy kullanma hakkı verildi. Biz bu ülkelerden kanun alıp kendi değerlerimize ve insanlığa şerefini iade eden İslam gibi bir dinin kurallarına,  yaratanın kanunlarına sırtımızı döndük. Tarihi de kanunları da çarpık olan Avrupa’ya yüzümüzü döndük, o gün bu gündür hem toprağımızı hem kimliğimizi kaybettik. 

Koskoca  Kara kıtayı yok eden bu günün Avrupa’sının övündüğü tarihi inşaa eden dedelerinin yaptıklarını okurken kan ve sapkınlık okumaktan midemizin bulandığı çok olmuştur.  Bizim ülkemizde Osmanlı kötülenir, padişahların devletin bekası için kendi evlatlarını öldürdükleri anlatılır da, kendi annesini öldürmek için planlar yapan NÖRON anlatılmaz, atı ile evlenen  sapıkKral Caligulalar anlatılmaz, kanunlarını insan kanı ile yazan Atinalı Dragonlar anlatılmaz, ekmek çalan meyve çalanların ölüm cezasına çarptırıldığı Helen kanunları hiç anlatılmaz, bilakis  Helen/Yunan tarihi “Demokrasinin beşiği” diye anılır. 

Biz kendi tarihimizi dahi batılı kaynaklardan öğrenir kendi geçmişimizle kendi kimliğimizle düşman olursak asıl düşmanın tarihini kimliğini tanımaya fırsatımız olamaz.

Sapık krallarını kahraman gibi lanse etmeye çalışan dayatma uydurma tarihlerini saçma hikayelerle yazan Avrupa, korsanlarını da kaşif gibi anlatmıştır. Bize coğrafya  kaşifiymiş gibi anlattıkları Vasco De Gama, Macellan gibi kaşif dedikleri insanların aslında deniz korsanları olduklarını tüm tarihçiler bilirler. 1502 de Vasco De Gama 21 gemilik 800 askerle Arap gemilerini yağmalamak için yola çıkmıştı gemileri yağmalayıp buldukları gemiyi yağmaladıktan sonra kim varsa kesip denize atıyorlardı. 

Hele Hindistanı ele geçiren İngilizlerin kıyımları… Hindistan’a güç yetiremeyecekleri bölgelerde papalarını götürüyor papalar Hinduca öğreniyor ardından Hristiyanlaştırma başlıyordu. Batının zengin Hindistan’nın altını iştahlarını kabartıyordu. Bu uğurda binlerce cana kıyacaklardı. İstediklerini vermeyen bütün ülkeleri kan gölüne çevireceklerdi. 
Belçika Kongo'da  1890 Yıllarında 10 milyon kişinin Kendilerine karşı İslam adına Savaşamasın diye ellerini bileklerine kadar kesti ölümüne sebep oldu.


Belçikadan yüzyıllar önce, Portekizliler sömürge yapacakları Afrika kıtasına “barış götürdüler” (!)  koskoca bir kıtayı kemiklerden oluşan tepelere, köyleri kan gölüne çevirerek başladılar. Kongo kralını vaftiz etmek en kutsal görevleriydi! 1492 de Portekizliler Kongo’yu kıyıma uğrata dursunlar, İspanyolların yaptığı kıyım onlardan geri kalır yanı yoktu, 1501’de zenci köle ticareti yapan İspanyollar Kızılderileride katlettikleri için tarlalarda çalışacak insan ihtiyaç duymuş bunu da Afrika kıtasındaki insanları gemilerle hayvan taşıdıkları kafeslerle teknelerle taşıyarak yapmıştı. Mesela Hispaniola 300 bin kişi yaşıyordu 100 bin kişiyi öldürmüş diğerlerin ya esir edilmiş ya kaybolmuş şehirde bir iki yıl sonra sadece 300 bin kişiden 500 kalmıştı. 

Yüzlerce köyü yok etmiş milyonlarla ifade edilecek insan kıyımı yapmıştı mesela: Angola’da 1. 300 bin köle yine Amerika’da tarlalarda çalıştırmak için hayvan vagonlarında taşınmıştı. 

İtaatkar saygılı Afrika yerlilerini hem katlettiler hem köleleştirdiler ardından da onları yamyam kendilerini modern insan olarak insanlığa lanse ettiler. 

Sonra Fransa’nın sömürge politikalarını sayfalarca yazmak gerek, İngilizlerin Hindistan’daki altınları  elde etmek için Hindistan’ı yıllarca nasıl sömürdükleri,  kireç kuyularına attıkları yüzlerce insanı, sırf köleleştirmek için nasıl vahşet uyguladıklarını hatırlatmak gerek. 

Onların uzak geçmişi kirli değil yakın geçmişi ve bu günü de kirli, nerede kavga ve kıyım varsa orada bu güçlerin çıkar çatışması ve bu uğurda gerek gizli gerek açık savaşı vardır. Fransız İhtilali dünyayı kasıp kavurmuş ülkeleri bölmüştür, bugün ülkemde Güneydoğuda kan akıyorsa IRKÇLIĞI dünyaya dayatan bu ihtilal sebebiyledir. 

Bu gün bize hukuk dersi vermeye kalkışan Avrupa’nın kirli, vahşi sömürge tarihini yazmaya devam edeceğim.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erdem 4 ay önce

Tarihini bilmeyen geçmişine sahip çıkmayan birinin yarını diye İstiklal ve istikbal de olamaz.tarih demek dost demektir düşman demektir

banner220