17-25 Aralıkta haşhaşi isimlendirmesiyle tespit edilen 250 yıllık İngiliz hilesi, 15 Temmuz ve sonrasındaki itiraflarla ilk kez deşifre oldu.

Müslüman halk arasında yaygın olarak haçlı batının ayak oyunlarının simgesi haline gelen en ünlü ajan, Lawrence'tır. Lawrence,  Arap Ayaklanmaları, Sina ve Filistin Cephesi'nde Osmanlıyı hayal kırıklığına uğratması ile ünlenen bir diplomat askerdi.

Aslında Lawrence'ın ünü dünyada yayılırken dikkat çekici bir şekilde arka plan perdeleniyordu. Millet, Lawrencelar ararken haçlı batı, Müslümanı Müslüman ile vuran taktiklerini çoktan geliştirmiş, halkı istediği yönde kanalize ediyordu.

Lawrencelar milletin önüne sürülürken Lawrenceların görevini üstlenen Fetullahlar gözden kaçırılıyordu.

Osmanlı, 250 yıllık savaşlar esnasında haklı olarak eğitim ve sosyal hayata müdahale etme, halkı haçlı hileleri karşısında şuurlandırmakta epey gecikti, ihmal etti ya da yeni hileler karşısında tedbir alamadı.

Özellikle Arap ve Anadolu'da Osmanlının yıkılışında düşmanla iş birliği yapan yıkıcı cemaatlerin varlığı inkâr edilemez.

Allah, Kur'an'da defaaten bu konuda uyarılarını yapmış, Allah Resulü ikaz etmişse de Kur'an ve Sünnetten bilinçli bir şekilde uzaklaştırılan Müslümanlar kendi bünyelerine giren bu düşmanı tanımada çok geciktiler.

Gerçeği, hakikatin(Kur'an ve Sünnet'in) ölçüsüyle tanıması gereken Müslümanlar; hakikati, kendi ellerine tutuşturulan gerçeğin terazisiyle tartmaya kalkışınca olan oldu. Müslümanlar kendilerine hakiki dini anlatanları dahi, "mealci, hadisçi, gelenek düşmanı, Kur'ancı..." deyip kovalamaya başladı.

Hakikat ile şekillenmesi gereken Müslümanlar, ellerine haçlı batının ülkeyi emanet ettiği CHP'nin çarpık eğitim politikalarıyla yanlış şekillendikleri yetmezmiş gibi bir de hakikati şekillendirmeye kalkıştılar.

Tam da İngiliz valisi CHP'nin istediği gibi parça parça olup dergahına, tekkesine, vakfına, derneğine çekilen Müslümanlar Allah'a kul olacakken liderlerinin kulu olup çıktılar. Birbirleriyle bir araya gelemedikleri için birbirlerine ayna görevi de yapamayınca olduğu gibi kirlenip piyasaya döküldüler.

Siyaseti terkettikten sonra gözden ırak kalan cemaatler, arka planda dünyalık mal devşirmeye başladı. Büyük yurtları, okulları, dershaneleri, aş evleri, yurt dışı şubeleri oldu. Ama bir tane İslam filozofu, felsefecisi, psikoloğu, sosyoloğu, edebiyatçısı yetiştiremediler. 

Artık Müslümanların sahip oldukları tüm bilgi ve kaynakları gözden geçirme zamanıdır.
Herkes Fetullahçılara bakıp kendi haline şükrederken içinde bulundukları grubun Fetullah'ı destekleyen haçlı batının bir başka oyununun uzantısı olup olmadığından şüphe etmek zorundadır.

Fetullah'ın cemaat yapılanmasında var olan ama İslam'ın özünde olmayan, “gizlilik, tek lidere dayalı din anlayışı, cemaatsel kitap ve anlatımlara açık dışardan gelebilecek tüm etkilere kapalı, cemaat içi evliliklerin teşvik edildiği, özel yaşamın kontrol altında tutulduğu, geleneksel sünnet anlayışının tabulaştırıldığı, ehlisünnet müdafi…” görünen tüm cemaatler Fetullahçıdır.

Haçlı desteklidir.

Ümmeti parçalamak için beslenen özel bir cemaattir.

Ümmeti kucaklamayan lider, Müslümanların zaaflarından faydalanan nefsinin esiri bir liderdir.

Bu tür cemaatlerin en büyük özelliği dikkat edilirse “Müminlerin kardeş olduğu” ayetine rağmen Müslüman düşmanlığı üzerine inşa ettikleri cemaat faaliyetidir.

Maalesef ümmetin birliği için Türkiye'de uğraşan cemaat sayısı bir elin beş parmağını geçmiyor.
Ümmetçilikten bireyselliğe uzanan bu yapılar, bilerek ya da bilmeyerek haçlı batının çıkarlarına hizmet ediyor.

Allah'ın kardeşlik projesine rağmen altın nesil, öncü nesil, ahlaklı nesil, milliyetçi nesil adı altında kendi cemaatleri dışında tüm cemaatleri dışlayan oluşumların İslam ile alakası olmadığını artık millet görmelidir.

Fetullahçı örgütlenme, Allah'ın bu millete bir uyarısı ve işaretidir.

Bu örgüt ve yapılanma şeklinin olduğu gibi ortaya çıkması, Allah'ın millete bahşettiği bir sahtekar şablonudur.

Adı farklı olmakla birlikte bu şablona uyan veya bu şablonun varlığına hizmet eden tüm parti, kurum ve kuruluşları Müslümanlar tespit etmek ve gerekli tedbirleri almakla mükelleftir.

Müslümanlar ümmeti kutuplaştıran, ehlisünnet müdafiliğine soyunan, yeni fikirlere karşı savaş açan bu oluşumlara kulak asmaksızın bir an önce Kur'an ve sahih sünnetle zihin dünyalarını donatmak ve güçlendirmek mecburiyetindedirler.

Olanlar, uyanmakta olan bir topluma Allah'ın sunduğu birer fırsattır. Bu fırsatları değerlendirdiğimiz oranda yeni fırsatlar sunulacağına şüphe yok. 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullah Uymaz 4 ay önce

kendi cemaatinden birini gördüğünde bizim ıhvandan diyenler de aynı yolun yolcularıdır.
enam süresi, 159 - şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. onların işi ancak Allah'a kalmıştır. sonra (o), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
rum süresi, 30 - hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah'ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. işte bu dosdoğru dindir. fakat insanların çoğu bilmezler.
rum süresi, (31-32) Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, o'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.
bakara,165 - insanlar arasında Allah'ı bırakıp da o'na ortak koşanlar vardır. onları, Allah'ı severcesine severler.