I
Merak, insanı bilgiye götüren unsurların başında gelir.

İnsan bir şeyi seviyor ve istiyorsa ona kavuşmak ve sahip olmak ister. Bir şeyi umursamıyorsa ona karşı ilgisiz olur.
Bilmediğini merak eden kişi, onu nerede bulabileceğini de merak eder.

Peki, bilmediklerin nerededir.

Bilmediklerin kitaplarda, sözlüklerde, ansiklopedilerde ve öğretmenlerdedir.

Acaba sen, bilmediklerini merak ediyor musun?

Bunu tespit etmek çok kolay... Bir gazete, bir dergi veya bir kitap okuyorsun. Çok geçmeden okumakta olduğun cümlede bilmediğin bir kelimeye rastladın. Önemsemeden geçer misin; yoksa hemen sözlüğü açıp o kelimenin anlamını öğrenmeyi mi tercih edersin? Eğer bilmediklerini merak eden birisiysen, hemen sözlüğü açar o kelimeyi öğrenirsin.

Bu, kendini test etmen için sadece bir örnek. Her teneffüs, bir sonraki derste neler anlatılacağını düşünüp merak eder misin, yoksa böyle şeyleri hiç önemsemez misin?

Oysa asıl merak, dersten en az bir gün önce başlamalı. Yarın işlenecek bütün derslere sırayla çalışıp öğretmenlerin anlatacakları konulara önceden hazırlanmalısın. Böyle davranırsan dersi derste öğrenmekle kalmaz, konuyu öğretmenle birlikte işlersin. Yani aktif durumda bulunursun. Derse hazırlıksız gidersen pasif durumda olmaktan başka çaren kalmaz.

Merak edilen şey kolay öğrenilir, zor unutulur. Merak edilmeyen şey zor öğrenilir, kolay unutulur.

Bilgiyi merak eden öğrenci, ya dersle ilgili bir şeyler anlatmak veya dersin anlamadığı bölümlerini sormak için sınıf içinde söz alır. Merakını derse yoğunlaştıramayan öğrenci ise, ya ders dışı bir şeyler anlatmak veya bir arkadaşını şikâyet etmek için söz ister.

Bilmediklerini merak eden öğrencinin sözlüğü, kolay bakabilmesi için sürekli çalışma masasının üzerinde bulunur. Sık sık baktığı için en çok yıpranan kitabı sözlüğüdür. Meraksız öğrencinin sözlüğü ya hiç yoktur veya sözlüğünü nereye koyduğunu unutmuştur.

Meraklı öğrenci, ulaşabileceği kitaplara birer servet, birer hazine gözüyle bakar. Kendine yakın bir yerde, yararlı bir kitap dururken, onu okumadan duramaz.

Bilmediklerini merak eden öğrenci, bulunduğu ortamlarda hep bilgiden söz açar. Bu tür konuların konuşulmasından zevk alır.

Konunun önemini yeterince anladığını düşünüyorum.

O halde bilmediklerini merak et. Onları bilme konusunda kuvvetli bir isteğe sahip ol.

Bilgi neredeyse ona doğru git. Sen bilgiye doğru gidersen o da sana doğru gelir.

Bunun örneği, aynanın karşısında duran bir insandır: Aynanın karşısındaki kişi, aynaya doğru bir adım atarsa, aynadaki görüntüsüne iki adım yaklaşmış olur. Çünkü kendisi ileriye doğru bir adım atarken, aynadaki görüntüsü de kendisine doğru bir adım atar.

Bilgiyi merak etmemenin yani ona uzak durmanın örneği de aynanın önünde duran adamdan farklı değildir:  Adam, geriye doğru bir adım atarsa, kendi görüntüsünden iki adım uzaklaşmış olur. Çünkü kendisi bir adım geriye giderken, görüntüsü de bir adım geri gitmiştir.

Bu konuda daha fazla söze gerek yok.

Bilmediklerini merak et.

Öğrenmen gereken bilgilere ilgi duy.

Sen bilgiye ilgi duyarsan, bilgi de sana ilgi duyar.
 
           II
 
Önemsenmeyen şeyler akılda kalmaz. Bir bilginin zihnimize sağlam bir şekilde yerleşip kolayca unutulmaması için önemsenmesi gerekir.

Bu, her konuda böyledir. Önemsediğimiz bir kişinin adını ve yüzünü kolay kolay unutmayız. Önemsemediğimiz bir insanı hatırlayabilmek içinse, o insanla defalarca tanışmamız gerekir.

Bizden istenen bir şeyi önemsemişsek, onu hiç unutmadan zamanında yerine getiririz. Yok, eğer önemsememişsek; aynı şey, bizden daha çok istenecek demektir.

Bu durum aile içinde de böyledir. Aile reisi, kendisinden alması istenen şeyleri önemseyerek dinlemişse, akşam eve geldiğinde beklenen her şeyi aldığı görülür. Önemsemeden dinlemişse, o şeylerin alınması için isteklerin birkaç gün tekrarlanması gerekir.

Net olarak anlaşılıyor ki, bir şeyi öğrenmek ve akılda tutmak için, o şeyi önemsemek zorundayız.

Bir şeyi önemsemek içinse, önemli olduğuna inanmak gerekir.

Okulda, her yıl bir sürü ders gösteriliyor. Başarılı bir öğrenci olmanın yolu, bütün bu derslerden başarılı olmaktan geçer. Başarılı olmak için, bütün dersleri önemsemek, önemsemek için de hepsinin önemine inanmak icap eder.
O halde bütün derslerin önemli olduğuna kendimizi inandırmamız gerekiyor. Peki, bütün dersler önemli midir?
Evet, bütün dersler önemlidir. Bunu ispatlamak hiç de zor değil.

Konuya, şu açıdan bakmalısın:

Bütün bu derslerden başarılı olamazsam “takdir belgesi” alır mıyım? Diploma notum yüksek olur mu? Seviye tespit sınavlarında ilkler arasına girer miyim? Son olarak, üniversite sınavında istediğim başarıyı elde eder miyim?
Cevap: Elbette hayır…

O halde, görülen bütün derslerin önemli, hem de çok önemli olduğu net olarak anlaşılıyor. Üniversite sınavında sana hiç lazım olmayacak bir ders bile, diploma notunu etkiler. Demek oluyor ki yerine göre hepsi önemli.

“Falan ders veya konu bana hayatta hiç lazım olmaz, öyleyse önemsiz.” gibi şeyler düşünme.

İyi bir üniversitenin, iyi bir bölümüne girmek sana hayatta lazım olur mu, olmaz mı? Elbette lazım olur. Konuyu bu mantıkla değerlendir.

Bu mantıkla değerlendirdiğinde ortaya şu sonuç çıkar: Bütün dersler önemlidir.

O halde bütün derslerin önemine inan ve bütün dersleri önemse.

Bunu yaparsan, başarının önünde duran çok önemli engellerden birini daha yıkmış olursun.
 
           III
 
Kendine önem ver. İleride önemli görevlerde bulunacağını, topluma yararlı olacağını düşün.
Kendini önemsersen beynin daha çok çalışır, hafıza gücün artar; bir başka deyişle bellek verimin yükselir.
Kendini önemsiz sayarsan beynin de ona göre davranıp senin düşüncelerine uyum sağlar.

“Yaratılmışların en şereflisi” olan insan, çok önemli bir varlıktır. Akıl, konuşma, hayal gücü, sevgi, nefret, irade, planlama yeteneği ve vicdan gibi bir takım donanımlara sahip olan bir varlığın ne kadar önemli olduğu bilinen bir gerçektir. Önemli olan bir varlık ise, doğal olarak, bir takım konularda yetkili, sorumlu ve görevli olur. Her insanın yetki ve sorumluluklarını bilip kendine düşen görevleri yerine getirmesi gerekir. Bunun için de, önemli bir varlık olduğunun bilincine varmalıdır.

Bütün insanlar önemlidir. Fakat herkes öncelikle kendinden sorumludur. Bu konuda, sorumluluğunun bilincinde olmayanları değil, bütün görevlerini en mükemmel şekilde yerine getirenleri örnek al. Zaman zaman alanında en üstün başarıya ulaşan kimselerin biyografilerini oku. Böylece başarıya ulaşanların hangi zorlukları nasıl yendiklerini ve kendilerine biçtikleri misyonu nasıl önemsediklerini öğren.

Kendini önemse. Kendin için bir misyon belirle. “Ben, şu alanda başarılı olacak, toplum için şu hizmetleri yerine getireceğim.” diye kendini görevlendir.

Sen, kendini önemser ve önemli görevlere layık görürsen, beynin de seni önemser. “Sahibim, kendisini çok önemli görev ve hizmetlere hazırlıyor, o halde ben de yeterince faal olup ona yardımcı olmalıyım.” der. Böylece bellek gücünle senin aranda başarılı olma konusunda tam bir uyum meydana gelir. Öğrenmeye çalıştığın şeyler, beynin tarafından reddedilmez, bilakis hemen kabul görür. Çünkü beynin, kendini önemseyip büyük hizmetlere hazırladığını bildiği için, zaten o bilgileri almaya hazırdır. Yani işin çok kolaylaşmış demektir.

Eğer kendini önemsemez, ileride önemli görevler yapman gerektiğini düşünmezsen, yukarıdakinin aksine, işini zorlaştırmış olursun. Sen elbette böyle yapmazsın, ama yapacaklar çıkar. Böyle bir öğrencinin durumunu

İnceleyelim:

“Kötü örnek” olarak incelememiz gereken öğrenci şöyle düşünüyor:

“Okula gitme konusunda istekli değilim. Ailemin baskısı olmazsa gitmem. Okuyarak gitmek istediğim bir yer yok. Okumadan da hayatımı kazanabilirim.”

Veya şöyle düşünüyor:

“Falan akrabamız hiç okumadığı halde zengin oldu.”
Ya da şu düşünceler geçiyor aklından:
“Babam çok zengin... Benim zaten ekonomik garantim var. Bu kadar okumama ne gerek var?”

Veya şöyle düşünüyor:

“Ben, kısa yoldan hayata atılmak istiyorum. Öyle çok önemli görevler yapmam da şart değil. En yüksek idealim bizim mahallenin kahvesinde garson olmak.”

İşte bu düşüncelerden birine sahip olan kimsenin bellek verimi kendiliğinden azalır; hayata bakışı bu şekilde olduktan sonra, ders çalışsa bile kolay kolay başarılı olmaz, okudukları zihniyle bütünleşmez. Çünkü beyin ile irade daima uyum içindedir.

Kendini önemsersen, beynin de seni önemser.

Kendini önemsemezsen, beynin de seni önemsemez.

Şimdi kendine sor: “Ben, önemli bir kişi miyim, yoksa hiçbir misyonu olmayan sıradan biri mi?”

Cevabın belli:

Elbette kendini önemsiyorsun. Hayattan bir takım beklentilerin var. Beklentilerine çalışarak ulaşacaksın. Önemli işler yapacak, başarılı hizmetlerde bulunacaksın. Çünkü sen, önemli bir kişisin.

Artık bellek verimin daha güçlü... Hafızan daha kusursuz...

Kitaplardaki ve öğretmenlerdeki bilgileri almaya daha çok hazırsın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol