Gaflete kapılıp unutarak ya da yanılarak hata yapmaya yatkın yaratılıştayız. İmtihan gereği Allah bizi bir zaaftan yaratmış. Hepimiz nefsimizin bencil tutkuları, söz dinlemez hevesleri yüzünden, şu ya da bu şekilde, az veya çok, Allah’ın sınırlarını aşıp, günah bataklığına düşebiliyoruz.

Allah, yaptığımız hataları da hayırla yaratır. Geriye dönsek, aynı hatalara yeniden düşeriz. Her hatada çıkarılması gereken bir ders vardır, hayra dönüşecektir; aksini düşünmek kendine zulmetmektir.
 
İmanî zafiyet sebebiyle insan yanılarak, işlediği günahı küçük görebilir. “Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız” (Nisa Suresi, 31) ayeti gereği büyük günaha düşmemek için, küçük günahtan da kaçınmalı. Bu da Allah’ın dilemesiyle, güçlü bir imanla gerçekleşebilir.
 
Bediüzzaman, “İnkâr etmemek başkadır, imân etmek bütün bütün başkadır” diyor. “Çünkü, kâinatta hiçbir şuur sahibi, kâinatın bütün atomları kadar şahitleri bulunan Allah’ı inkâr edemez. Etse, bütün kâinat onu yalanlayacağı için susar, ilgisiz kalır. Fakat Allah’a imân etmek, Kur’ân-ı Azimüşşanın ders verdiği gibi, O Hâlıkı, sıfatlarıyla, isimleriyle, bütün kâinatın şehadetine dayanarak kalben tasdik etmekle olur. Aynı zamanda elçileriyle gönderdiği emirleri tanımak, günah ve emre muhalefet ettiği zaman, kalben tevbe ve nedamet etmek iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir.”
Bediüzzaman, şeytanın sözcüsü olan nefsin insanda açtığı yaraları şöyle ifade ediyor:
“Şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de, yüz tevil ile tevil ettirir. “Tarafgirlikle bakan hiçbir kusuru göremez.” sırrıyla, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için, ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur.” Nefis avukat gibi kendini savunur. Ortaya kusursuz bir nefis çıkar. Halbuki baştan aşağıya kusurlarla doludur.”

Üstad delil olarak da Hz. Yusuf(as)’ın Kur’an’daki sözlerini ilave ediyor:
Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir." (Yusuf Suresi, 53)
Yaşadığımız ahir zamanın en büyük dehşeti, büyük günahların da küçük görülmesi yüzünden günahların sel gibi akmasıdır hatta çığ gibi büyümesidir. İnsanın sürekli kötülüğe yönlendiren nefsi, insanın ne aklını, ne kalbini ne de vicdanını işitmiyor.

Rabbimiz, zaman’ın fitneleri ve belâları sebebiyle haddi aşarak günah bataklıklarında debelenmekten sakındırsın bizleri. Bildiğimiz, bilmediğimiz hatta kimsenin de bilmediği tüm kötülüklerimizi ve günahlarımızı örtsün, iyiliklere çevirsin. Umutlarımızı gerçekleştirsin…

(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.