Eğitim, öğretmenlerle öğrenciler arasında geçen bir faaliyetten ibaret değildir. Eğitim alan kişi; öğretmenleri dışında ailesinden, sokaktan, medyadan, çevre koşullarından, teknolojiden, öğretim programlarından, eğitim yönetimi anlayışından etkilenir. Eğitim, hem etkilenilen unsurların çokluğu hem de her derse farklı bir öğretmenin girmesi nedeniyle kolektif bir iştir; dolayısıyla eğitim sorunları da kolektiftir.

Eğitim; sadece öğretmen ve okulların değil, bütün ülkenin ortak sorunudur. Ortak sorunlar, ortak sorumluluklar gerektirir. Bu ülkede yaşayan herkes, hem eğitim sorununun hem de eğitimle ilgili sorumluluklarının bilincinde olmalıdır.

İnsanoğlu, “beşikten mezara kadar” doğal bir eğitim süreci yaşar. O halde her insan, “iki günü eşit olanın ziyanda olduğu” anlayışıyla, bilgi ve kişisel erdemler açısından, her gün bir önceki güne göre, daha ileri bir duruma gelmelidir.
Daha iyi bir eğitim için, toplum olarak, ortak bilinç, ortak çaba ve ortak özveri içinde olmalıyız.

Eğitimin her çağda bazı sorunları olmuştur: Kâğıt icat edilmemişken kırtasiye sorunu vardı. Okullar yok iken, bilginin yaygınlaşma sorunu vardı. Eğitim zorunlu değilken, çocukların okula gönderilmeme sorunu vardı. Bu sorunlar aşılmış olmakla birlikte, çağımızın da kendine özgü sorunları vardır. Aşılan hiçbir sorun, yaşanmakta olan yeni sorunları önemsiz hale getirmez. Her sorun, yaşandığı zamanda ve kendi şartları içinde çözüme kavuşturulmalıdır.

Günümüzde yaşanan bazı eğitim sorunları şöyle sıralanabilir:

1-Bilgiye, kitaplarla değil de Google ve benzeri arama motorları üzerinden ulaşılması eğitimde verimlilik ve doğru kaynaklara ulaşmada zorluk açısından sakıncalı olmaktadır. Öğrenci, bu kolay yöntemi tercih ettiği için kitap ve kütüphane ile ilişkisini kesme durumuna gelmiştir. Arama motorları, istenen bilgilerde doğru, yanlış, güvenilir kaynak gibi ayrımlar yapamadığı için, ulaşılan bilgiler daima sağlıklı da olmamaktadır. Arama motorları, kitap ve kütüphanenin alternatifi gibi görülmemelidir.

2-Öğrencilerin verilen proje ve performans ödevlerini internet sitelerinden indirmeleri, ödevden beklenen amaçların gerçekleşmesine engel olmaktadır. Ödev yaparken araştırma tekniklerini öğrenmek gerekirken, internetten hazır ödevler indirilerek kopyalama tekniklerinin zararlarına teslim olunmaktadır. Ödev yapmak, araştırmacı olmanın, araştırmaya dayalı kitaplar yazmanın ilk adımıdır; bu bilinçle hareket edilerek hazırcı, bedavacı ve kopyacı yöntemlerden uzak durulmalıdır.

3-Öğrencilere, çalışmalarını desteklemek ve onları teknoloji ile tanıştırmak için tablet verilmiş olması çağın bir gereği olmakla beraber, bazı öğrencilerin tabletleri fotoğraf makinesi, müzik aleti ve oyuncak kutusu gibi kullanmaları eğitimin özüne aykırı düşmektedir. Öğrencilerin tabletleri hangi amaçla kullanmaları konusunda onları ikna etmenin yanı sıra, tabletlerin teknolojik olarak ders dışı kullanımlara kapalı olması da sağlanmalıdır.

4-Bilgiyi gerçek anlamda, test sınavlarından çok, klasik sınavlarla ölçüp değerlendirmek daha çok mümkündür. Sınav sisteminin test esası üzerine kurulmuş olması hem bilgiyi doğru ölçmeye hem de konuları yeterince öğrenmeye engel teşkil etmektedir. Bir sistemin kolay olduğu için değil, faydalı olduğu için tercih edilmesi esas olduğuna göre, sınavlarda ağırlıklı olarak klasik sisteme geçilmesi hedeflenmelidir.

5-Liselerdeki ortak sınavların daha verimli, adil ve güvenilir biçimde yapılaması için ya merkezi sınav sistemine geçilmesi veya her sınavın en az iki öğretmen gözcülüğünde yapılması faydalı olacaktır.

6-Eğitim-öğretim yılı boyunca ders işlenmemesi normal karşılanan zaman dilimleri olmamalıdır. Eğer bir okulda birinci dönemin başında ve sonunda ikişer hafta, ikinci dönemin başında bir hafta sonunda ise üç hafta ders işlenmemesi gelenek haline gelirse iki ay eğitimden kopuk yaşanmış olunur. Ayrıca her ortak yazılı için birer buçuk haftadan toplam dokuz hafta ve kutlamalar ile tatiller için de en az iki hafta harcandığı düşünülürse senede dört buçuk ay ders işlenmemiş olur. Eğitim kurumlarının bu durumları yaşamamaları için gerekli önlemler alınmalıdır.

7-TEOG sisteminin doğal bir sonucu olarak ortak sınavlardaki yüksek başarı dilimlerinde yer alan öğrenciler belli okullara kayıt yaptırırken, başarı dilimlerindeki son sıralarda yer alan öğrenciler de diğer okullarda toplanmaktadır. Sınavlarda başarısız olmuş öğrencileri, lise öğrenimi boyuca örnek alacakları başarılı öğrencilerden uzak tutmak, onların başarısızlığı normal görmelerine neden olabilir. Sistem gözden geçirilerek, “Hababam Sınıfı”na benzer hababam okulları oluşmasına meydan verilmemelidir.

8-Aile dizisi olarak takdim edildikleri için, ailecek izlenen bazı TV. dizileri ve filmler, insan ilişkileri açısından öğrencilerde olumsuz algılar oluşmasına neden olmaktadır. Medyanın hür olması, ahlaksızlığı normal gösterme hürriyeti şeklinde görülmemelidir. Öğrencilerin ve gençlerin film ve dizilerden olumsuz etkilenmemeleri için, film ve diziler daha senaryo aşamasında iken bir de eğitim açından incelenmelidir.

9-Bazı öğrencilerin masum kalması gereken arkadaşlık ilişkilerine amacını aşan anlamlar yüklemeleri, kendilerini sıkıntıya/bunalıma sürükleyebilmektedir. Bu konuda öğrencilere gerekli rehberlik yapılmalı, ihtiyaç duyulması halinde, karma olmayan okul sayısı arttırılmalıdır.

10-Ailelerin çocuklarına karşı olan sevgi, şefkat ve özveri duygularını, onların başarılı bir eğitim hayatı sürdürmeleri yolunda bilinçli olarak seferber etmeleri gerekmektedir. Bu gaye ile ailelerin özellikle şu hususlarda dikkatli davranmaları faydalı olacaktır:

*Çocuk, kahvaltısını evde yapmalıdır.
*Çocuk uzun süre misafirlerle birlikte oturtulmamalıdır.
*Çocuğun evde her gün üç saat ders çalışması için gerekli ortam hazırlanmalıdır.
*Çocuğun gece saat onda uyumak için yatması sağlanmalı ve hafta sonlarında uyku düzeni bozulmamalıdır.
*Çocuğun kabiliyetleri iyi tanınmalı ve meslek seçiminde yanlış yönlendirme yapılmamalıdır.
*Çocuğa hiçbir konuda kötü örnek olunmamalı ve iyi alışkanlıklar edinmesi için yardımcı olmalıdır.
*Çocuğun nerede ve kimlerle vakit geçirdiği sıkıcı ve baskıcı anlam taşımadan takip edilmelidir.

11-Öğrencilerin okullara servislerle gitmeleri, aileler için mali külfet teşkil etmektedir. Özellikle İlkokul ve Ortaokul öğrencilerinin evlerine yakın okullara gitmeleri sağlanmalıdır. Bunun için Ortaokulların, çok amaçlı ortaokullara dönüştürülmeleri bir ihtiyaçtır. Böylece aynı ortaokulda isteyen öğrenci klasik ortaokul programına, isteyen ise İmam Hatip ortaokulu programına devam etme imkanına kavuşur.

12-Meslek liselerine giden öğrenci oranının yeteri kadar yüksek olmaması devam edegelen bir sorundur. Bu okullara ilginin arttırılması için, özel sektörle de işbirliği yapılarak, eğitim programları piyasadaki çalışma şartlarına uygun hale getirilip mezunlara iş garantisi sağlanmalıdır.

13-Öğrencilerin derse hazırlıklı gelmeyerek, her derse ancak o ders işlendikten sonra çalışmaları eğitimin verimini düşüren bir sorundur. Öğrencilerin her gün işlenecek derslere bir gün önceden çalışmalarını sağlamak, onları bu konuda ikna etmek gerekmektedir.

14-Eğitim sırasında yaşanan sorunların başında, öğrencilerin anlatılan dersi dinlememeleri ve derse katılmamaları gelmektedir. Dersi sağlıklı bir şekilde dinlemek için öğrencinin aklının derste gözünün ve kulağının öğretmende olması gerektiği genellikle bilinir; anca sağlıklı dinleme için göz ile temasın/öğretmene bakmanın dinlemekten daha önemli olduğu pek bilinmez. Ders sırasında kulak ve akıl göze tabi olur, göz devreden çıkarsa akıl ile kulak da devreden çıkar. Öğrencilerin, bu hususu bilerek, dersleri sağlıklı dinlemeleri konusunda ikna edilmeleri gerekmektedir.

15-Ders yükünün ağırlığı yaşanan bir sorundur. Bu yükün dengeli bir şekilde hafifletilmesine ihtiyaç vardır.

16-Bazı Öğrencilerin yakın hedef sahibi olmadan uzak hedef sahibi olmaları, netice itibarıyla hayal kırıklıklarına sebep olacak sorunlardandır. Öğrencilere bu hususta daha çok yardımcı olunması, bilinç düzeylerine katkı sağlanması gerekmektedir.

17-Öğretmenler için şunları söylemek yararlı olur:

*Öğretmen, derse sadece bilgi açısından değil, teknolojik destek, araç-gereç ve planlama açısından da hazırlıklı olarak girmelidir. Dersi, daha çok görevlendirdiği öğrencilere anlattırarak veya akıllı tahtayı seyrettirerek işleme yerine, gerçek anlamda aktif olabilmelidir.

*Öğretmen, sevgi dağıtımında adil olmalıdır.

*Öğretmen, başka öğretmenlerin kendi çocuğuna nasıl davranmalarını istiyorsa, kendi öğrencilerine öyle davranmalıdır.

*Öğretmen, kişisel ve ailevi sorunlarını sınıfta anlatmamalı, taklit edilmeye müsait davranışlardan çekinmeli ve daima düzenli giyinmelidir.

*Öğretmen, ek iş yapmamalı ve öğrencilere para karşılığında özel kurs vermemelidir.

18-Öğrenciyi okul dışında bırakmamak asıl gaye olmakla birlikte, sınıfta kalmanın bir hayli zorlaştırıldığı ve bazı öğrencilerin bunu bir fırsat gibi algıladıkları gözden kaçırılmamalıdır.

19-Sınıf mevcutlarının, bütün gayretlere rağmen, hâlâ kalabalık olması yaşanan sorunlardandır.

20-Eğitim yöneticisi atama mevzuatının sık sık değişmesi, bu tür konuların eğitim çevrelerinde fazla tartışılmasına ve bir bakıma enerji kaybına neden olmaktadır. Eğitimin en çok konuşulan konusu, atamalar değil, eğitimin seviyesini yükseltmek için yapılması gerekenler olmalıdır. Ayrıca görevden alınan milli eğitim müdür yardımcıları ile ilçe milli eğitim müdürlerinin dolgun maaşlarla eğitim uzmanı olarak atanmaları da eğitim camiasında tartışılan konular arasındadır.

21-Öğretmenlerin aylık gelirlerinin yeterli olmaması, dolaylı bir şekilde eğitimi olumsuz etkileyebilir. Hem çalışan hem de emekli öğretmenlerin meslekleriyle ve örnek kişilikleriyle bağdaşır bir aylık gelire sahip olmaları zorunluluk arz etmektedir. Bu konuda en kapsayıcı çözüm, öğretmenlerin ek göstergelerinin 3600 TL. yapılmasıdır.

Son söz olarak şunu söyleyelim:
Her ülke için alınması gereken en önemli tedbir, sağlam bir eğitim politikasına sahip olmaktır. Geleceğimiz olan gençleri iyi eğitmeden istikbalimizi teminat altına almamız mümkün değildir. İçinde sağlam eğitim politikaları bulunmayan bütün kalkınma planlarının içi boştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.