“Şehir ve Cami” birbiriyle ne kadar uyumlu iki kelime. Önce cami var oldu, etrafında mahalleler ve şehirler kuruldu. Çocuklar camilerin minarelerinden etrafa yayılan ezan sesleriyle büyüdüler. Camiler mahalleleri, şehirleri maneviyat katreleriyle beslediler.
 
Tarih boyunca camiler hayat oldu, tüm fonksiyonlarıyla insanlığa kapılarını hep açık tuttu. Omuz omuza saflar orada tutulur. Yaralar orada sarılır, sevinçler, kederler orada paylaşılır. Bir nevi kulluğun mücessem hale gelişidir camiler.
 
Peygamber efendimiz Medine’ye hicret ettiğinde ilk yaptığı iş mescidini inşa etmek olmuştu.
 
Kendisi (s.a.v) hayata nasıl model olmuşsa mescidi de öylece model olmuştu. Onun mescidi çarşının, şehrin ihtiyaç duyacağı donanıma sahip olmuş ve bu güne dair toplumsal sorunlara ışık tutucu fonksiyonelliğini ve proaktif duruşunu hala sergilemektedir.
 
Bugüne ışık tutması bakımından Peygamberimizin (s.a.v) SUFFA sı büyük önem arz etmektedir. Allah resulü (s.a.v) toplumun; zayıf, mesleği olmayan ticaretle uğraşmayan ihtiyaç sahibi olan bu kesimini neden hemen mescidinin yanı başında tutmuştur.
 
Bu durum SUFFA'nın altında toplanan kesime peygamber efendimizin yakın ilgisinden ve önemseyişinden başka bir şey değildi elbet.
 
Mescid-i Nebevî’nin kuzey duvarında, hurma dallarıyla bir gölgelik ve sundurma yapıldı. Buna “suffa” denildi. Burada kalan Müslümanlara da “Ashâb-ı Suffa” ismi verildi. Mescid-i Şerif’in suffasında kalan bu sahabilerin, Medine’de ne meskenleri, ne de aşiret ve akrabaları, hiçbir şeyleri yoktu. Aileden uzak, dünya meşgale ve gailesinden âzade ve tam manasıyla kanaatkar bir hayata sahip idiler. Kur’an ilmi tahsil eder, Resûl-i Ekrem Efendimizin va’z ve derslerini dinleyerek istifade ederlerdi. Ekseriya oruçlu bulunurlardı. Vakitlerini Resûl-i Kibriya’nın huzurunda geçiren bu mübarek zümre, Efendimizden hep feyz alırdı. Resûl-i Ekrem’in medresesine Allah için nefsini vakfetmiş fedakâr, ilim âşığı talebeler idiler.
 
Bu güzide sahabeler, ne ticaretle, ne bir san’atla meşgul olurlardı. Maişetleri, Resûl-i Kibriya Efendimiz ve sahabilerin zenginleri tarafından temin edilirdi. Bu hususu, suffanın baş talebelerinden biri olan Ebû Hüreyre Hazretleri, kendisinin çok hadis rivayet etmesini garipseyenlere karşı verdiği cevapla pek güzel ifade etmiştir: “Benim, fazla hadis rivayet edişim garipsenmesin! Çünkü muhacir kardeşlerimiz çarşıdaki pazardaki ticaretleriyle, ensar kardeşlerimiz de tarlalardaki bahçelerdeki ziraatleriyle meşgul bulundukları sırada, Ebû Hüreyre, Peygamberin (s.a.v.) mübarek nasihatlerini hıfzediyordu.”
 
Resûl-i Ekrem Efendimiz, birinci derecede Ashab-ı Suffanın ihtiyacını gidermeye çalışırdı. İcabında, Hâne-i Saadetlerinin ihtiyaçlarıyla ikinci derecede meşgul olurdu!
 
Bir kere Hz. Fâtıma (r.a.), el değirmeniyle un öğütmekten usandığından şikayet ederek bir hizmetçi istediğinde, Efendimiz, bu ciğerpâresine, “Kızım, sen ne söylüyorsun? Henüz, Ehl-i Suffa’nın maişetini yoluna koyamadım!” cevabını vermişti.
 
Günümüzün sıkıntı ve problemlerinin giderilmesinde mescid-i Nebevi bize yaşayan örnek olmalıdır. Ülkemizde sayıları 85.000 i bulan camilerimizin SUFFA sı olmalıdır. Eğitim ve öğrenim hayatı için evlerini şehirlerini bırakıp gelen, üniversitelere kayıt yaptıran binlerce öğrencimiz için camiler bu nebevi metodu kullanmakta daha fazla gecikmemeliler. Adına DİYANET ÖĞRENCİ EVİ diyebileceğimiz cami merkezli öğrenci evlerinin ülkemiz genelinde açılması, bu evlerin yönetimlerinin ve ihtiyaçlarının camilerimiz tarafından karşılanması, bu konuda cami cemaatinin bilinçlendirilmesi, camilerimizin   kurumsallaşmasına katkı sağlayacaktır. Bu konuda birikim ve deneyim için Ashab-ı Suffa nın detaylı incelenmesi ve SUFFA nın günümüze uyarlanmasına dair projelerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır.
 
Camilerimizin görevli ve cemaat potansiyelinden daha etkin nasıl yararlanabiliriz?
 
Camilerimizi özellikle üniversite öğrencileri için ihtiyaç odaklı bir fonksiyonelliğe nasıl ulaştırabiliriz? Bu soruları çoğaltabiliriz elbette.
 
Ancak;
 
ödeneklere dayalı bir hizmet anlayışından ödevlere dayalı bir yaklaşıma;
 
Bürokratik kalelerle örülmüş bir hizmet anlayışından Nebevi gönüle dayalı bir yaklaşıma; kavuşmakla bu bereketli sonuçlara ulaşabiliriz.
 
Peygamber(s.a.v) yöntemleriyle açacağımız “Diyanet Öğrenci Evlerimiz” şimdden hayırlı olsun.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol