Yüce dinimizin temel müesseselerinin en başta geleni hiç şüphesiz ki, cami ve mescidlerdir. Cami ve mescidler,Cenâb-ı Allah’ın yeryüzündeki evi konumunda olan Kâbe’nin şubeleridir.
 
Mescid, “Allah’a secde edilen yer” demektir. Cami ise; toplayan, bir araya getiren manasına gelir. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde cami yerine mescid kelimesi kullanılmıştır. Ancak halk arasında mahallelerdeki küçük ibadet yerlerine mescid, daha büyük olanlarına ise cami denilmektedir. Hadis-i şeriflerde cami ve mescidler,“Cennet bahçesi”(Tirmizî, Deavât, 82) ve “Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri” (Müslim,Mesâcid, 288)olarak nitelendirilmiştir.
 
Camiler mü’minleri Allah’ın birliği etrafında toplayan; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının olgunlaşmasını sağlayan İslam’ın kutsal ibadet mekanlarıdır. Dil, renk, ırk ve kültür farkı gözetilmeksizin milyonlarca insan, her gün camilere gider ve omuz omuza saf tutar, ibadet eder ve huzur bulurlar.
 
Camiler; İslam tarihi boyunca sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlık için önemli hizmetler görmüş; insanlara barış, huzur ve güven telkin etmiş;  asırlarca ilim, bilim ve ilerlemenin mektebi, birlik ve beraberliğin merkezi olmuştur.Dinimizde icra ettikleri önemli fonksiyonlar nedeniyle bu güzide müesseselerin inşasına, maddî ve manevî imarlarına büyük önem verilmiş;Kur’an-ı Kerim’deve hadis-i şeriflerde mescidleri imar edenler övülmüştür.(Bkz. Tevbe, 9/18; Buharî, Salat, 65; Müslim, Mesâcid, 24)
 
Mescidlerin imar edilmesi demek; hem mescidlerininşası, bakımı, onarımı, temiz tutulması; hem de içerisinde ibadet edilmesi, aslî fonksiyonlarının yerine getirilmesi demektedir. Camileri imar etmenin en iyi yolu bu kutsal mekanları cemaatsiz bırakmamaktır.Camilerin süsü içinde namaz kılan cemaattir. Camiler ne kadar bakımlı olursa olsun, içerisinde ibadet eden cemaat yoksa imar edilmiş sayılmaz. Bu maksatla beş vakit namazın camilerde kılınmasını teşvik eden Peygamber Efendimiz (s.a.s.), cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Riyâzü’s-Sâlihin, C. 2, H. No. 1068)
 
İslam ve Gençlik
Yüce Allah’ın en güzel surette yarattığı insanın en verimli olduğu dönem gençlik çağıdır. İnsan hayatı; çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık gibi belli başlı dört devreden oluşur. Bu devrelerden gençlik, Yüce Allah’ın bizlere bahşettiği en büyük nimetlerden biridir. Bu nedenle kıymeti iyi bilinmelidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) gençlik nimetinin önemine dikkatimizi çekerek: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil; ihtiyarlamadan önce gençliğinin, ölüm gelmeden önce hayatının, hasta olmadan önce sağlığının, meşguliyetten önce boş vaktinin, yoksulluğa düşmeden önce zenginliğinin kıymetini bil”(Müslim, İmare, 46) buyurur.
 
Gençliğin değerinin bilinmesi, her türlü kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, Allah’a karşı olan kulluk görevlerini yerine getirmek, ailesi ve ülkesine karşı sorumlulukları yerine getirmekle mümkün olur. Hem dünya, hem de ahiret mutluluğunu kazanmak isteyen gençler,  ömrünün en verimli çağını oyun, eğlence gibi boş ve faydasız şeylerle heba etmemeli, bu fırsatın bir gün elden gideceğini düşünerek kendisi, ailesi ve milleti için hayırlı ve faydalı şeyler yaparak en iyi şekilde değerlendirmelidir. İşte o zaman gençliğin değeri ve önemi bilinmiş olur.
 
İnsanoğlu, gençlik döneminin de hayatının da geçici olduğunu unutmamalıdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim bu gerçeği bize şöyle haber veriyor: “Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.” (Hadîd, 57/20)Bundan dolayı hayatın en verimli çağı olan gençlik dönemi ibadetlerle, hayırlı işlerle değerlendirilmelidir.
 
Kıyamette sorguya çekileceğimiz konulardan biri de hayatımızın en önemli devresi olan gençlik dönemidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), insanın kıyamet gününde ömrünü nerede tükettiğinden ve gençliğini nerede yıprattığından hesaba çekileceğinihaber vermiştir.(Tirmizî, Sıfâtü’l-Kıyâme, 1)Bundan dolayı hesap günü gelmeden evvel gençlik nimeti en iyi şekilde değerlendirilmelidir.
 
Hz. Peygamber  (s.a.s.)’in pek çok hadis-i şerifinde inançlı gençliğe verilen büyük önem açıkça görülmektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde, Yüce Allah’ın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, arşın gölgesinde gölgelendirilecek yedi sınıf insan arasında “Rabbi’ne ibadet ederek yetişen gençleri”de zikretmiştir. (Buharî, Ezan, 36)
 
Aynı hadiste üçüncü sırada zikredilen “kalbi mescidlere bağlı kimse” ifadesi ise, genel olmakla beraber cami ve mescitlere gönülden bağlı gençleri de kapsamaktadır. Peygamber Efendimizin bu müjdesi gençlerimizi hayra, iyiliğe, güzelliğe ve Allah’a ibadete teşvik eden manevî bir güç olmaktadır.
 
Diğer taraftan camiye ve cemaate devam eden bir gencin “dindar genç”olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Mescidlere devam etmeyi alışkanlık haline getiren bir adamı gördüğünüz zaman, onun gerçek mü’min olduğuna şahitlik ediniz. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” (Tevbe, 9/18)  [Tirmizî, İman, 8, Tefsîrusûre, 9]
 
Cami ve Gençlik
Camiler, zengin-fakir, amir-memur, işçi-işveren, çocuk, genç-yaşlı demeden toplumun her kesiminden insanın aynı safta omuz omuza, gönül gönüle bir araya gelerek kaynaştıkları,birlik ve beraberliğimizin en güzel şekilde gerçekleştiği mukaddes mekanlardır.Buralarda bir araya gelen Müslümanlar sadece ibadet etmekle kalmazlar, tanışıp kaynaşırlar, birbirlerinden haberdar olurlar. Camilerimizde namaz kılınır, dualar yapılır, Kur’an okunur, vaaz ve nasihatler edilir, dini bilgiler öğretilir, kalplere Allah, Peygamber, vatan, millet ve insan sevgisi yerleştirilir.
 
            Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin camilere devam etmelerini, camilerle ilgilenmelerini son derece önemsiyoruz.  Bunun için gençlerimizibüyüklerimizin “ağaç yaşken eğilir” dediği gibi yaşları daha fazla ilerlemeden güzel davranışlara ve ibadetlere alıştırmalı, onları cami ve cemaatle tanıştırmalıyız. Hepimiz biliriz ki, genç yaşlarda edinilen alışkanlıklar insan hayatında daha etkili ve kalıcı olmaktadır.Bizlere düşen görev; Allah’ın mescitlerini ve camileri cemaatsiz bırakmamaktır. Özellikle yarının büyüğü olacak çocuklarımızın ve gençlerimizin camiye gitmeleri, cemaate katılmaları ve camilerle ilgilenmeleri sağlanmalıdır.
 
Genç neslimize camileri sevdirmeli ve onların camilere gelmelerini sağlamalıyız. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’i örnek almalı, O’nun çocuklarla ve gençlerle kurduğu sevgi ve merhamete dayalı ilişki, onları ibadetlere alıştırma ve mescidleri sevdirme metodu bizler için de örnek olmalıdır.Dinî ve millî değerlere saygılı, ulvî gayeler ve hedefler peşinde koşan bir nesil yetiştirmek istiyorsak evvela cami merkezli bir hayatı inşa etmeli, yeni yetişen genç neslimizin de cami merkezli bu hayatın manevî havasını teneffüs etmelerini temin etmeliyiz.
 
Bilindiği gibi camiler, ibadet yerleri olmanın yanında eğitim ve öğretimin yapıldığı, insanlara dinî ve ahlâkî konularda bilgilerin verildiği birer ilim ve irfan yuvalarıdır. Camiler bu fonksiyonlarına uygun olarak gençlerimize sevgi, şefkat, merhamet, ana-baba ve büyüklere saygı, doğruluk, dürüstlük, kardeşlik, birlik ve beraberlik, fedakârlık, vatan sevgisi, yiğitlik duygusu, ahde vefa, edep gibi her biri eşsiz birer güzel ahlâk prensibi ve insanî değer olan hasletleri kazandırabileceğimiz yeğane mekânlardır. Genç neslimizi camiye alıştırdığımız, onlara camiyi sevdirdiğimiz zaman onların kişiliklerini işte bu güzel hasletlerle yoğurmamız ve geleceğimizi sağlam temeller üzerine inşa etmemiz mümkün olabilecektir.
 
Hz. Peygamber (s.a.s.) çocuklara ve gençlere büyük değer vermiş, onlarla yakından ilgilenmiş ve onların cami ve mescitlerin manevî atmosferinden istifade ederek yetişmelerine özel bir önem vermiştir. Peygamber Efendimizin kişiliklerini yoğurduğu genç sahabeler saadet asrından günümüze kadar Müslüman gençler için örnek bir nesil olmuşlar ve kıyamete kadar olmaya da devam edecekledir.
 
          
Diyanet İşleri Başkanlığımız, gençler ile cami arasında sıcak ilişkiler kurulması ve genç neslin camilerin manevi havasından yeteri kadar yararlanması amacıyla, bu yıl ki “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nın gündemini“Cami ve Gençlik”olarak belirlemiştir. Bu kapsamda yapılacak etkinliklerle sevgili gençlerimizin camilerimizi daha iyi tanımaları, sevmeleri ve camiye devam etmeleri sağlanacaktır.
 
Bir milletin varlığını devam ettirebilmesi ve her alanda yükselebilmesi, her bakımdan iyi yetişmiş bir gençliğin bulunmasına bağlıdır. Gençlik bir ülkenin en büyük güvencesidir. Bunun için gençlerimizin iyi yetişmeleri hayatî önem taşımaktadır. Bunu başarabildiğimiz sürece gençlerimizi geleceğimizin huzur ve güven kaynağı olarak görebiliriz.
 
Bu duygu ve düşüncelerle; tüm Diyanet camiamızın ve din görevlilerimizin “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nı tebrik ediyor; bu haftanın ülkemiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.