İslâm Kültür ve Medeniyetinin sembolü camilerimiz, büyük önemi hâiz olmaları itibariyle 1986 yılından beri özel bir hafta içindeki etkinliklerle kutlanmakta, misyonu farklı veçhelerden halkımıza sunulmaktadır. Bu yıl 'Cami, Şehir ve Medeniyet' bu haftanın ana teması olarak işlenecektir.

Camiler, Allah'ın anıldığı mekânlar oldukları için inşâ edenleri insanlar olsa da Allah'a aittirler. O'na nispetle anılmaları gerekir.[1] Müminleri camilerin imârına sevkeden asıl unsur gönüllerindeki iman gücüdür. O nedenle oralarda ondan başkasının adına yer vermek, İslâm'ın tevhid ilkesine ters düşer.[2] Camiler, birey ve toplum hayatında tevhid ilkesine uygun yer buldukları ölçüde, toplumsal birliği ve vahdeti gerçekleştirebilirler.[3]

Camiler, müminleri birleştiren en önemli mekanlardır. Kâbe, insanları Allah'a kulluk etrafında birleştiren en eski mabettir.[4] Allah Resûlü (sav), Medîne'ye hicret ettiğinde yaptığı ilk iş, inşâ edilecek mescidin yerini belirlemek olmuştur. Hatta hicret esnasında müslümanlar Kuba mevkiinde ve Rânuna Vadisi'nde; Medine'nin ilk müslümanı Esad b. Zürâre de hicretten önce Medîne'de mescid yaparak camiin müslüman hayatındaki yerini ve önemini göstermişlerdir.

Cami, sosyal hayatın merkezini, şehrin mîmârisini ve uygarlığın manevi dinamiklerini derinden etkilemiş ve onlara yön vermiş, dinin sembolü olmuştur. Hz. Peygamber (sav), hicret yurdunun Yesrib olan adını Medîne olarak değiştirmiş, şehri ve medeniyeti İslâm'la buluşturmuş, kısa zamanda bütün dünyanın inanç köklerini derinden etkileyen İslâm düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Zira cami bireyin inanç dünyasını, içtimai münasebetlerini, kulluğunu, sorumluluk anlayışını değiştirmiş, onlara etik bilinç kazandırmış, adalet ve hakkaniyet hassasiyeti aşılamış, bilginin kaynağı hakkındaki algıyı değiştirmiş, yakın ve uzak çevreyle olan münasebetlere ölçü getirmiştir. Nitekim inşasında bizzat Hz. Peygamber (sav)'in de fiilî olarak çalıştığı Mescid-i Nebevî, bireyin ve toplumun muhtaç olduğu bütün işlerin yürütüldüğü yer olmuş, ilk nesil müslümanları burada sahâbe olmuştur.

Camiler, müminlerin kardeşliklerini doğrudan hissedip yaşadıkları özel mekanlardır. Camide, yan yana kılınan namaz, bütün farklılıkları İslâm'ın eşitlik ve kardeşlik çizgisinde bir araya getirmektedir. Vakit namazlarını camide kılma zorunluluğunun sebebi de budur. Camilerin imar edilmesi görevi ancak bu şekilde yerine getirilebilir.

'Kalbi mescitlere bağlı olan kimseler'in mükâfatla müjdelenmesi, namazları camide kılma ve İslâm’ın değerlerine bağlı kalma zorunluluğuna işaret etmektedir. Çünkü İslâm'ın öngördüğü şehir, hukûkun egemen olduğu, insan haklarına dayalı, özgürlüklerin, güven ve huzurun hayat bulduğu, toplumla ve çevreyle münasebetlerin hassasiyetle yürütüldüğü yerdir. Hicretin ardından Hz. Peygamber (sav)'in, oluşturduğu cami odaklı şehir, sonraki dönemlerde kurulmaya başlayan ve günümüze kadar devam eden rûhu olan şehirleri doğurmuştur. Şehri değerli kılan, şehrin kuruluş felsefesidir. İnsan hayatındaki mühim değerler, onun yaşam alanında varsa bir anlam ifade eder. Erdemli kişilerin oluşturduğu toplum, medeniyet inşâsı üzerine şehir kurar. Yaşam alanlarını cami kültürüyle besler. Öyle ki, bir yerleşim yerinin resmini çizen çocuk, camiyi resmin tam orta yerine yerleştirerek kendi tasavvurunda camiin önemini ortaya koyar. İşte bu tasavvur, ferdi ve toplumu temizleyen, şehrin kalbi durumundaki cami kültürüdür. Bu temizliğe bütün bireyler cami cemaati olarak muhtaçtır.

Camiler mimariye, imar planına şehrin yapısına, nüfus yoğunluğuna uygun yapılmalı; camilerin işlevselliği gereği kadın, çocuk, engelli, yaşlı bireylere de din hizmet sunulmalıdır. Bu hizmeti veren cami görevlileri, camilerin kültür merkezi hüviyetlerini muhâfaza etmede önemli bir görevi ifâ etmektedir.

Bu vesileyle 'Camiler ve Din Görevlileri Haftası', ülkemiz, milletimiz, İslâm dünyasına hayırlar getirmesini, dirlik ve birliğimiz ile kardeşliğimize vesile olmasını Yüce Allah'tan niyâz ediyorum. Mevlâ memleketimizi âfetten, düşman istilâsından muhâfaza buyursun. İhanet şebekelerine fırsat vermesin. Şehitlerimize, vefat eden din görevlilerine ve geçmişlerimize rahmet eylesin, hayatta olanlara sağlık afiyet lütfeylesin. Amin!

[1] 9/Tevbe, 17, 18

[2] 72/Cin, 18

[3] 3/Al-i İmran, 103

[4] 3/Ali İmran, 96

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.