Âlimlerin Mahmud Efendi Hakkındaki Sözleri

ÂLİMLERİN KENDİSİ HAKKINDAKİ SÖZLERİ

Mahmud Efendi Hazretleri'nin şeyhi, son dört padişahın huzur hocası, dört mezhebin müftüsü ve Meşîhat-ı İslamiyye'de heyet-i te'lîfiyye reisi olan Ali Haydar Efendi Hazretleri Kendi yerine bıraktığı Mahmud Efendi Hazretleri hakkında: "(İlahî koruma sayesinde) Henüz Mahmud'umun sol tarafına bir seyyie (günah) yazılmamıştır. Mahmud'umun eli Benim elimdir.

Bende ne varsa Mahmud'uma verdim. O'nu sevmeyen âhirette Beni göremez."
buyururlardı.

Ali Haydar Efendi'den ve Zâhid el-Kevserî'den mücaz olan büyük âlim Emin Saraç Hocaefendi, Mahmud Efendi Hazretleri'ni sıkça ziyaret eder ve çeşitli vesilelerle: "Ali Haydar Efendi Hazretleri'nin murâdını Mahmud Efendi hayata geçirmiştir, çünkü Ali Haydar Efendi'nin tek arzusu ilmin yayılması ve (sakal, cübbe-şalvar ve çarşaf gibi) islam şiârının canlanmasıydı" derdi.

Mahmud Efendi Hazretleri'nin zâhirî ilimdeki üstadı Hacı Dursun Fevzi Efendi: " Mahmud Efendi Hazretleri'nin arkasında namaz kılan, İmam-ı Âzam Efendimizin ardında kılmış gibidir" derdi .

Kendisi evvelki meşayıhtan icazetli bir şeyh olduğu halde ilk önce Ali Haydar Efendi Hazretleri'ne intisab edip O'nun halifesi olmuş, daha sonra Mahmud Efendi Hazretleri'ne intisab ederek O'nun yüce makamını itiraf etmiştir.

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'nin yedinci torunu ve Medîne-i Münevvere'deki Mazharî Ribâtı'nın son şeyhi olan Muhammed Mazhar el-Fârûkî Hazretleri, Mahmud Efendi Hazretleri'ni İstanbul'da ziyaret etmiş ve:

"Ben âlemleri gezdim, bu asırda Mahmud Efendi gibi şerîat ve tarîkatı birlikte yaşayan bir zat görmedim" demiştir.

İslam âleminin en büyük âlimlerinden ve Ehl-i Sünnet'in en büyük müdâfîlerinden olan Büyük Kutub Allâme Seyyid Muhammed Alevî el-Mâlikî (Rahimehullâh) Mahmud Efendi Hazretleri'ni İstanbul'daki dergâhında birkaç defa ziyaret etmiş, vefatından önce on gün kadar Kendisinin misafiri olmuş ve:

"Dünyada birçok cemaatler gördüm. Kimisi ilme önem verip tasavvufu zâyi etmiş, kimi de tasavvufa ihtimam gösterip ilmi zâyi etmişlerdir, ama Mahmud Efendi ve cemaati ilimle ameli, şerîatla tarîkatı birlikte yaşayıp-yaşatan müstesna cemaatlerdendir.

Bu kadar kalabalık müridi olup da kendisini öne çıkarmayan ve son derece tevâzû sahibi olan bir zat mutlaka evliyâullâhın kutuplarından biri olması gerekir, zira bu makam normal bir velîde tahakkuk etmez"
demiştir.

2009 senesinin yaz aylarında vâki olan Şâm-ı Şerîf ziyaretinde akdedilen ulemâ ve meşâyih meclisinde Allâme Muhammed Sa?îd Ramazan el-Bûtî bu mevzûya işaret edip Mahmud Efendi'ye "Türkiye'deki sırrı siz muhafaza ettiniz" demişti.

Yine 2009 yılının Aralık ayında Mahmud Efendi'yi ziyarete gelen Büyük Muhaddis Allâme Muhammed Avvâme, bir sohbet esnasında etrafında toplanan on bin kadar talebeyi gördüğünde Hazreti Ali Efendimiz'in (Kerremellahu Vechehû) Kûfe'ye gelişinde İbni Mes?ûd (Radıyallâhu Anh)'ın talebelerinin O'nu karşılamaya çıkışlarını zikrederek Hazreti Ali (Kerremellahu Vechehû)nun İbni Mes?ûd (Radıyallâhu Anh) hakkındaki;

"Allâh İbni Mes?ûd'a rahmet etsin. Gerçekten bu beldeleri ilim doldurmuş" sözünü nakledip akabinde;

"Allâh Mahmud Efendi'ye merhamet etsin. Gerçekten bu beldeleri ilim doldurmuş" demişti.

Mahmud Efendi Hazretleri'nin ilim, amel ve ihlastaki yüksek mertebesine daha birçok âlim değinmiştir ki, Büyük Muhaddis merhum Abdulfettâh Ebû Ğudde kendisini mescidinde ziyaret edip hürmetlerini arz etmiştir.

Medîne-i Münevvere'nin kutuplarından olup dünyadaki bütün velilerin meclisinde toplandığı Muhammed Zekeriya el-Buhârî Hazretleri rüyasında Rasûlüllâh (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)'i görmüş, Kâinatın Efendisi'nin hemen ardında da Mahmud Efendi Hazretleri'ni, ayağını Rasûlüllâh (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)'in mübarek ayağını kaldırdığı yere koyarken görmüş, bunun üzerine Mahmud Efendi Hazretleri'ne: "Ben Buhara'da Seyr-u Sulûkümü tamamlayamadım, siz bana tamamlattırır mısınız? diye ricada bulunmuş. Efendi Hazretleri de: "Siz manen tamamlamışsınız" diyerek tevazu göstermiştir.

Şâm-ı Şerîf'in fukahâsından Abdurrezzak Halebî Hazretleri Mahmud Efendi Hazretleri'nin en büyük âşıklarından olup talebelerine daima onu tanıtmaya çalışmıştır.

Son devrin Hanefi fukahâsının en büyüklerinden olan Merhum Edîb Kellâs Hazretleri yüz yaşına yaklaşmış iken ellerde taşınarak Şâm-ı Şerîf ziyaretlerinde Efendi Hazretleri'ni ziyarete gelmiş ve onun hakkında: "Kalbimin sevgilisi"diye ihtiramda bulunmuştur.

Türkiye meşâyıhının ulularından, Kelâmî Dergâhı Postnişîni Ali Haydar Efendi Hazretleri'nin âhiretliği olan Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Mahmud Efendi Hazretleri'ni mescidinde ziyaret ederek O'nun yüce makamını tasdik etmiştir.

Gümüşhânevî kolunun önde gelen meşâyıhından Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri, Mahmud Efendi Hazretleri'ni sürekli ziyarete gelmiş ve cenazesinin yıkanmasını ve namazının kıldırılmasını kendisine vasiyet etmiştir.

Hicri 15.Asrın Müceddidi Olarak İlan Edilmesi

Hindistan-Hayderabad Al Mahad Ul Aaali Ali İslami Üniversitesi ve Marifet Derneği tarafından İstanbul WOW otelde düzenlenen ve 2 gün süren Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu, Mahmut USTAOSMANOĞLU Efendi Hazretlerine "İslam'a Üstün Hizmet Ödülü" verilmesi ile sona erdi. 42 ülkeden ve tamamı Ehli sünnet olan 350 alim ve 6 bin kişinin iştirakiyle gerçekleştirilen sempozyum, büyük ilgi gördü.

Muhammed Avvame, Yusuf El-Kardavi (Video kaydıyla) ve Faruk Hamade gibi seçkin alimler konuşma yaptı.

Ödül töreni ise meşhur kurra Abdussamed Abdülbasit`in oğlu Yasir Abdüssamed`in Kur`an-i Kerim tilavetiyle başladı.Ardından ödül komitesi başkanı Halid Seyfullah Rahmani, Şeyh Erşed Medeni, Cübbeli Ahmet Hoca, Şeyh Üsâme Rifai ve Muhittin Muhammed Avvame birer konuşma yaptılar.

42 ülkeden yaklaşık 350 alimin hazır bulunduğu merasimde Lübnan-Akkar müftüsü büyük alim Usame Er-Rifai hazretleri yaptığı duygulu konuşmasının sonunda; Allah-u Te'âlâ ilmi ve dini âlimler vasıtasıyla devam ettirmektedir.Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Selem): " Allâh-u Te'âlâ her yüz senenin başında bu ümmet için din işini yenileyecek birisini gönderecektir."

(Herhangi bir tarihte dine hizmet eden bir kişiye müceddid ünvânı verilemez.Ancak bu vasıf yüzyılın başında hayatta ve hizmette bulunan birine nasib olur.) Şu anda biz hicri takvime göre 15.asrın, miladi takvime göre de 21.asrın başında bulunmaktayız.

İşte bu münasebetle hüsnü zan, bilakis araştırma neticesinde ve gerçeğe uygun olarak ifade ediyorum ki: Üstadımız Hazrat-ü Mevlânâ eş-Şeyh Mahmud en-Nakşibendî el Müceddidî el-Halidî Efendi Hazretlerin de:"Ümmetin diriliş ve tecdid yani yenileme vasıflarının toplandığını görüyorum".Hal ile kal yani söyledikleriyle yaşadıkları arasını cem etme münasebetiyle ki, "O"gerçekten böyledir.15.asrın başında bu ümmetin dinini yenilen şahsiyet bu zat olmalıdır. Diyerek: Mahmud Efendi Hazretlerini Hicri 15.Asrın Müceddidi ilan etti.

Müceddid yenileyici demektir. Bununla her yüz senede bir, dini yenilemekle manen vazifelendirilen büyük İslam alimleri kasd edilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde, "Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek hir müceddid gönderecektir" buyurmuştur. (Ebu Davud, Melahim, 1)

Büyük İslam alimlerinden İmam Celaleddin Suyutî, müceddidlik hakkında bir eser yazmış ve zamanına (miladi 1400'lü yıllara) kadar geçen müceddidleri kendi kanaatine göre şöyle sıralamıştır:

Ömer b. Abdulaziz
İmam Şâfiî
İmam Ebu'l-Hasan el-Eş'arî
İmam İsferainî
İmam Gazalî
Fahruddîn Razî
Takyuddin İbnu Dakîki'l-Iyd
İmam Bulkînî
İmam Suyutî, dokuzuncu müceddidin kendisi olduğunu ümit ettiğini söyler.

Bunların çoğu hakkında farklı görüşler vardır. Suyuti'den sonraki asırlarda müceddid olarak meşhur olan isimler ise şunlardır:

İmam-ı Rabbanî
Şah Veliyyullah Dehlevî
Mevlana Halid-i Bağdadî

Kısaca Müceddidler İslâm dînini kuvvetlendiren, bid'atleri yâni İslâm dinine sokulmak istenen hurâfeleri söküp atan ve sünnetleri ortaya çıkaran âlimlerdir. Sünen-i Ebî Dâvûd'da zikredilen bir hadîs-i şerîfte;

"Her yüz senede bir müceddid zâhir olur (ortaya çıkar). Ümmetimin işlerini yeniler." buyrulmuştur. İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî'nin beyânına göre;

"Bu ümmet, ümmetlerin en iyisi olduğu ve bu ümmetin Peygamberi, peygamberlerin sonuncusu olduğu için, bunların âlimlerine, İsrâiloğullarının peygamberlerinin mertebesi verilmiştir. Peygamberlerin vazîfeleri, bu âlimlere yaptırılmaktadır. Bunun için, her yüz sene başında, bu ümmetin âlimleri arasından bir müceddîd seçilir. Hele bin sene geçince, geçmiş ümmetlerde bir Ulül-azm Nebi (veya resûl) gönderildiği ve onun işi bir nebîye (her yüz senede bir gönderilen peygambere) bırakılmadığı gibi, bu ümmette de, tam bilgili bir âlim seçilir. Bu zât, geçmiş ümmetlerdeki ülül-azm Resullerin işini yapar."

Müceddîd-i elf-i sânî, hicrî ikinci bin yılın yenileyicisi İmâm-ı Rabbânî hazretleri için kullanılan bir tâbirdir. Muhammed Hâşim-i Keşmî'nin ifâde ettiğine göre, İmâm-ı Rabbânî hazretlerine ilk defâ, müceddîd-i elf-i sânî ismini veren, zamânının en büyük âlimlerinden Abdülhakîm-i Siyâlkûtî'dir.

Abdullah-ı Dehlevî demiştir ki:

"Sultanlar içinde Ömer bin Abdülazîz, din bilgilerinde İmâm-ı Şâfiî, tasavvufta Mârûf-i Kerhî, esrâr (sırlar, gizli şeyler) bilgilerinde İmâm Gazâlî, feyz vermekte ve kerâmetler göstermekte Abdülkâdir-i Geylânî, hadîs ilminde Celâlüddîn-i Süyûtî, tarîkat, hakîkat ve akâid inceliklerini açıklamakta ve kalplere akıtmakta İmâm-ı Rabbânî Müceddîd-i elf-i sânî Ahmed Fârûkî Serhendî, müceddîd idiler."


Grup sayfamız İçin  



DEVAM EDECEK....

Mahmut Ustaosmanoğlu'nun hayatı ve tarikata intisabı için 
İsmailağa Camii  
Mahmud Efendi Hazretleri'nin ilme verdiği önem 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ferhat111 2 yıl önce

ALLAH (CC) O BÜYÜK VELİYİ HERTÜRLÜ KÖTÜLÜKLERDEN KORUSUN.ŞAYET İNSAN YANINA GİDİNCE GERÇEKLER ANLAŞILIYOR.BİR KERE YÜZÜNE BAKMAK BİLE NEKADAR BÜYÜK BİR ALİM OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.FEYİZ VERİYOR İNSANA

Avatar
Ma si Va 2 yıl önce

Hz.Allah (c.c) yer yüzünde ne kadar sahte müceddid varsa kahreylesin. Müceddid ve veli olmadığı halde şeyhlerini öyle ilan edenleri de, edilip ses çıkarmayanları da iki dünya da helak eylesin! Alakaları olmadığı halde o büyük İslâm Müceddidlerinin devamıymış gibi kendilerini sıraya koyanları da, koyduranları da mahfeylesin ! Şeyherini yüveltip kendilerine dünya mevki makam şan şöhret sağlayanları iki dünyada sürüm sürüm süründürsün ! Şeyhlerinin manevi kimliğini aslında bilmeden sırf birileri öyle dedi diye inanıp başkalarına satanları da ıslah eylesin ! Amin demekten korkanları da iki dünyada aciz eylesin ! Amin.

Avatar
Yusuf Tekin 2 yıl önce

Allah razı olsun

Avatar
halil 2 yıl önce

Allahu teala böyle alimlerin kıymetini bilmeyi nasip etsin

Avatar
ömer dursun 2 yıl önce

bu ne meddahlık yav allah aşkına.bi tapmadığınız kaldı.daha günah yazılmamış vay bee.bunu sana bildiren nedir? dememişmiydi şehid olan oğlunun cennete gittiğini söyleyen anneye allah rasulü.

Avatar
furkan 2 yıl önce

kardeşler selamunaleyküm bu konuda mevlana c.r imam rabbani a.geylani ve halidi badadi nin müceddidlikleri konusunda tereddüt yoktur . bediüzzaman hazretleride mevlana halidi badadiden hicri tam 100 yıl sonra gelmişitir.ve ayrıca mevlana celaleddin benim hocamdır demiş mana aleminde irtibatta olduklarını bildirmiştir. ve kendisine müceddidlik mehdilik konuları sorulduğunda kendinin bu makama layık olmadığını söylemiştir . (zaten birisi ben mehdiyim müceddidim diyorsa onda fazla şey aramayın değildir) ama eserlerinde ---hızır (as)ın i yanına biris gelerek ben hızırı görmek istiyorum deyince hızır as ın taşı ufalayıp bak hızır boyle yapar deyip cocuğun tamam gorursem dikkat ederim demesi gibi --- taşı ufalamıştır ipucu vermiştir . yani ben asırların son müceddidiyim mi desin? bir ispat da şöyledir . şeyh bedreddin bediüzzamanın şam ulemasının ısrarı üzerine şam emevi camiinde verdiği hutbeden sonra: artık bu islam ilimlerinde sondur daha kimse bu nu geçemez demesi.

Avatar
MahiR 2 yıl önce

Memleket şeyh, veli, kutup, müceddid, gavs dolu. Hiç biriyle konuşamıyoruz. Hiç birine soru soramıyoruz. Hepsini saklıyorlar. Arada böyle kameraya çıkarıyorlar o kadar. Ya bi getirin şu adamları soralım kendilerine sizi kim gavs yaptı, kutup yaptı, mürşidi kamil yaptı, hele bi desinler ! Hele bir kaç soru soralım dünyadan haberleri var mı yok mu ? Hele bakalım kendileri dinden haber mi bi haber mi ? Bi saklamayın şunları ! Efendi hz leri buyurdu gavsımız buyurdu abimizi büyüğümüz buyurdu ! Söyleyenide inananıda demiş adam.

Avatar
adem 2 yıl önce

rabbim sizin gibi
kutlu insanları ülkemizden eksik etmesin