İslam literatüründe imam, hem namazda ve hem de namaz dışında topluma din-dünya işlerinde yol gösteren,  mürşid ve önder demektir. Geleneğimizde bu işleri yürüten kimselere iyiliklerin hizmetkârları anlamına “hademe-i hayrat” denir. Bu bağlamda din hizmetleri gönüllüsü,  salt caminin içiyle yetinmemeli, geniş yelpazeli din hizmetlerini caminin dışındaki insanlara da götürmelidir. Cami dışı din hizmetleri arasında şunlar sayılabilir: Hastalara ilaç,  fakirlere odun-kömür temin etmek,   sokakta engellilerin sorunlarıyla yakından ilgilenmek, talebelere sahip çıkmak,  huzursuz ailelerin arasını bulmak,  düğün-dernek salonlarında ahlak konulu konuşmalar yapmak ve çevreye duyarsız olanların öğretmeni olmak. Başkalarına muhtaç olmadan bütün bu sosyal aktivitelere öncülük yapan din görevlilerimizin yaşam standartları da yükseltilmelidir.

Mihrapta hizmet verecek olan imamlarımız her yönüyle örnek kişiler olmalıdır. Mihrap hizmetlerinde bulunacak imamlar mürşit makamında oldukları için üstün niteliklerle donanmalıdırlar.  Özellikle selâtin camilerin ve büyük şehirlerde ulu camilerin imamet görevini ifa edeceklerin seçiminde azami itina ve titizlik gösterilmelidir. Örneğin,   imamlar,  sesi gür ve güzel, kıraat ve tecvidi düzgün, bilgili, giyim-kuşam ve temizliğe özen gösteren, vakur bir duruş sergileyen vasıflardaki ehil kimseler arasından seçilmelidir. İmamlarımız,  iş vakitlerinin dışındaki namazların sonunda ahlak ve sosyal konulara dair ayetlerden oluşan bir aşır-ı şerif okumalıdırlar. Sadece bu ayetler metin olarak okunmamalı, arkasından mutlaka meali verilmeli ve kısa bir açıklaması yapılmalıdır. Böylece cemaatin Kur’an kültürü artmış olur.

Maalesef bugün camilerimiz, gerek farklı insanların bireylerin ve gerekse hayır kurumlarının yardım istediği mekânlar haline gelmiştir. Buranın manevi havasından istifadeyle, mü’minlerde potansiyel halde bulunan paylaşma duyguları fiili hale gelmektedir. Aynı zamanda camide verilen din eğitimiyle beslenen cemaatin merhamet ve şefkat duyguları daha çok gelişmektedir. Bütün bunlara rağmen, caminin manevi şahsiyetini korumada din gönüllülerimiz,  cami içinde veya cami kapısında dilenmeyi engellemelidirler. Bu konuda müftülüklerimiz yardımcı olmalıdır.  İlla da kişi ve kurumlara yardım edilecekse varlıklı cami cemaati üyeleri, yoksul olan kişiye iş bulmalı, kuruma da özel olarak destek çıkmalıdır.

Din görevlilerimiz, toplumsal sorumlulukları gereği, barışın da temsilcileridir. Mahallesine hâkim olmalı,  mahallede olup biten sosyal ve ahlak içerikli problemlere karşı çözüm odaklı duyarlılık göstermelidir. İcabında,  cemaatine gelen ya da gelemeyen semtindeki zengin ve yoksul Müslümanların bir listesini çıkarıp birbirleriyle tanıştırmalıdır. Camiden kopmadan cami dışı din hizmetleri içerisine giren bu sosyal hizmet, ferdi olarak yapılan nafile ibadet sevabının kat kat fevkindedir. Bu alanda yapacağı hizmet,  asr-ı saadette ensar-muhacir arasında gerçekleştirilmiş olan muâhât projesinin günümüzde yenilenmesidir.  Bu tür girişimler, hiç kuşkusuz toplumun birlikteliğine hizmet edecektir.

Tekrar 24 saat görev yapan din görevlilerimizin haftasını tebrik ediyor, hepsine en içten sevgi, başarı ve Yüce Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İnsaf 5 ay önce

Dini haberin kötüleye kötüleye bitiremediği kişiler kur an okuma ve okutma işini öyle güzel yapıyorlar ki. ..hazreti Allah bu nimet i diyanet e de nasip eylesin

Avatar
yorum 5 ay önce

tarihten edindiğim ve yaşamış olduğum tecrübeye göre söylemek gerekiyorsa neyi artırırsanız artırın sorunu çözemeyeceksiniz... tespiti yanlış yapıyorsunuz... sorun sizin kafanızda onu değiştirmedikçe çözüm hayal benden söylemesi boşuna yorulmayın....

Avatar
religion man 5 ay önce

syn prof dr ramazan altıntaş , bu saydıklarınız belirli bölgelerde zaten yapılıyor ve yapılabilir, ancak sela okunduğu zaman seladan ezandan kurandan rahatsız olan insan görünümlü varlıkların yaşadığı trakya izmir vs gibi yerlerde bunlar kusura bakmayın ama yapılamaz. yapılması durumunda imam ve müezzinler sadece saldırıya uğramakla kalmaz mahkeme mahkeme gezerler ...yandı gülüm keten helva .....saygılar

Avatar
Başmüezzin 5 ay önce

Sayın hocam din adamının bunları yapabilmesi için başta devlet nezdinde iadei iadei itibr yapılması lazım.Din görevlisini basit devlet memuru kafasıyla yorumlayan bir sistemle din görevlisi başarılı olamaz.başta din adamının toplumda değer yargısı değiştirilmeli.

banner205