Cemaatler paranın olduğu yerde var ama..!

Karar Gazetesi yazarı Mustafa Öztürk "Tekke ve zaviyeler meselesini yeniden düşünmek" isimli köşe yazısında "Cemaatler ticaret ve bürokraside varken külfet ve hesapta toz oluyorlar" dedi. Öztürk ayrıca Cemaatlerin kontrol edilmesi gerektiğini bunu da Diyanet'in yapabileceğini dile getirdi.

Cemaatler paranın olduğu yerde var ama..!

Karar Gazetesi yazarı Mustafa Öztürk "Tekke ve zaviyeler meselesini yeniden düşünmek" isimli köşe yazısında "Cemaatler ticaret ve bürokraside varken külfet ve hesapta toz oluyorlar" dedi. Öztürk ayrıca Cemaatlerin kontrol edilmesi gerektiğini bunu da Diyanet'in yapabileceğini dile getirdi.

Raşit Tavus
Raşit Tavus
09 Eylül 2017 Cumartesi 13:24
Cemaatler paranın olduğu yerde var ama..!
banner221

Cemaatler ticaret ve bürokraside varken külfet ve hesapta toz oluyorlar

Bugün dinî cemaatler ve tarikatlar ekseninde sürdürülen hükümsüz tartışmaların ana kaynağı, bu yapıların devlet nezdinde resmen tanınmamasına rağmen devletin birçok kritik kurumunda son derece etkin olmaları, yani resmî tescilden yoksun oldukları halde ticaret, siyaset, bürokrasi gibi hemen her alanda fiilen bulunmalarıdır. Bu tuhaf durum söz konusu yapıları kayıt dışı kılmakta, kayıt dışılık statüsü ise her türlü denetimden muafiyet imkânı sağlamaktadır. Hâl böyle olunca, dinî grup ve cemaatler ticari, siyasi, bürokratik nimetlerin paylaşımında hazır bulunmakta ve fakat külfet söz konusu olduğunda yahut hesap vermeyi mucip bir hal ortaya çıktığında hiçbir cemaat resmî tescilden yoksunluğun kendilerine sağladığı avantajla hiçbir sorumluluk almamaktadır. Bunun neticesinde de zarar ve ziyan faturası her zaman devlet ve topluma çıkarılmaktadır. Nitekim FETÖ vakasında karşımıza çıkan bilanço da tam olarak budur.

1925 tarihli mezkûr kanunun yürürlüğe girmesinden bugüne kadar geçen doksan küsur yıllık zaman zarfında görüldü ki hiçbir tarikat ve cemaat devlet baskısı ve kanunî yaptırım yoluyla ilga edilemiyor. Bu olgusal gerçeklik tekke ve zaviyeler meselesini yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Daha açık söylersek, tekke ve zaviyelerin ilgasına yönelik kanuna rağmen dinî cemaatler ademe mahkûm olmak şöyle dursun, pıtrak gibi çoğaldıklarına göre bugün bu konuda yapılması gereken en makul işlerden biri, sed (kapatmak) ve men (yasaklamak) hükmünün yürürlükten kaldırılmasını ve dinî cemaatlerin devlet nezdinde resmen tescillenip tanınmasını sağlamak olsa gerektir. Çünkü bu sayede cemaatler kaçınılmaz olarak gerçek hüviyetlerini ibraz etmek suretiyle büyük ölçüde şeffaf hale gelecek, kayıt dışılık statüsünün ortadan kalkmasıyla birlikte de her türlü faaliyetleri denetlenebilecektir. Ayrıca kanuni yasağın ortadan kalkması cemaatlere yönelik merakın azalması gibi bir sonuç da verecektir. Çünkü yasağın kalkmasıyla birlikte merak sahiplerinin pek çoğu hem cemaatlerden yana meram ve muradını alacak hem de cemaat aidiyetinin artık sıradanlaştığı duygusunu yaşayacaktır. Oysa bugün herhangi bir dinî cemaate mensubiyet laik düzene karşı cihad olarak algılanmakta ve bu algı söz konusu yapılara ulvi bir anlam kazandırmaktadır.

Tarikatlar ve cemaatlerin resmen tanınması bu yapıların devlet katında kurumsal bir muhatabının bulunmasını gerektirir. Bu süreçte devlet ile cemaatler arasındaki ilişkiyi Diyanet İşleri Başkanlığı yürütebilir. Osmanlı’nın son döneminde, tekkeleri denetlemek ve idarî işlerini yürütmek maksadıyla kurulan Meclis-i Meşâyıh müessesesi bu konuda az çok fikir verebilir. Şöyle ki 1866 yılında Şeyhülislamlık makamına bağlı olarak ulema ve tarikat şeyhlerinden oluşan Meclis-i Meşâyıh kurumuyla birlikte tekkelerin yönetimi devlet tarafından önemli ölçüde kontrol ve denetim altına alınmıştır. Tekke vakıflarına ait vakfiyeleri kaydedip koruma ve bunların denetimini sağlama gibi işler bu meclis marifetiyle yürütülmüştür. Öte yandan 1918 yılında İstanbul’daki tekkeler Meclis-i Meşâyıh, taşradakiler ise müftülerin riyasetinde oluşturulan Encümen-i Meşâyıh’ın kontrolüne bırakılmıştır. Ayrıca evlâdiyet ve hilâfet usulüne bağlı olan şeyhlik vazifesi, Meclis-i Meşâyıh’ın kurulmasından sonra doğrudan meclis tarafından kontrol edilmeye başlanmıştır.

Kaynak: Karar Gazetesi

Son Güncelleme: 09.09.2017 17:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
uyanmalıyız 2017-09-09 17:09:10

ülkemizi süleymancı ve kuytulcu istilasından kim kurtaracak. ????

Misafir Avatar
şiiiiiiit 2017-09-10 00:18:20 @uyanmalıyız

süleymancılara gelene kadar daha nice sapık zihniyette cemaatler var kedicikler var.onlar dursun süleymancılar gitsin oldu canım hı hı

Beğenmedim! (5)
Avatar
ugur 2017-09-09 18:51:41

evet devlet cematların ve tarikatların para işlerini kontrol etmelidir kimse bu görevi istenemez

Avatar
Devletin şerefli hizmetkari 2017-09-09 14:07:52

Bu tarikat cemaat meselesine bunca hakaret ve iftira ediyorsunuz. Be üzerlerine geliyor sunuz. Ve karikatür yapmışsınız, takkeli sarıklı cübbeli.Bakın ben Ismailaga cemaatini biliyorum bunlar asla bu zaman kadar kamuda bürokraside yer alin çabasında hiç değiller. İnsanları çok yanıltıyorsunuz.

ADMİNİN YORUMU: UNUTTUN SANIRIM YAHUDİ MURDOCH'UN KANALI TGRT İLE EL ELE VERİP DİYANETE VE İLAHİYATLARA SALDIRDIKLARINI. YALAN VE İFTİRALARINI BİR BİR YAYINLADIK. BİZDEN ÖNCE İSMAİLAĞA ÇIKAYDI DA DESEYDİ BU ŞEREFSİZ CÜBBELİ BİZİM ADIMIZA AÇIKLAMA YAPIYOR. BİZ KATILMIYORUZ. DEMEZ.. NEDEN... MADALYONUN İKİ YÜZÜ BUNLAR. HEM CÜBBELİNİN KASETİNİ SEYRET SONRA SAVUN. BU KASET BİZDE VARSA İSMAİLAĞA CEMAATİNDE DÜNDEN VARDIR.

Avatar
fatih 2017-09-09 21:33:59

iyanet Isleri Başkanlığı ile üç dört sene önce umreye gittim. Çok da memnun kaldım. Kendini menzile bağlı olan birisi olarak tanıtan birisi umreye gideceğimi öğrenince ısrarla neden su şirketle gitmiyorsun dedi. Ben çok şaşırdım. Neredeyse umreme laf söyleyecek ti. Yazık Tarikat ve cemaat taassubu Öyle bir bagnaz noktalara vardı ki kendilerine bağlı olmayanlar işi harap. Sadece kendileri sanki kurtuluşa erdi. Kendi seyhleri muritlerinin elinden tutup cennete koyacak. Açsinlar Peygamberimizin asm ve ashabinin ra hayatlarını okusunlar. Peygamberimiz sav buyuruyor ki "Kızım Fatıma ra baban peygamber diye güvenme." Diyanet Isleri Başkanlığı Din Isleri Yüksek Kurulu kendini seyh hoca alim mursid olarak tanitanları kelam kıraat fıkıh hadis tefsir tecvid siyer sınava tabi tutsun. Kaçı geçecek. Her cemaat tarikat vakıf kendilerine uygun fetva veribiliyor. Namaz saatleri bile farklı takvimler kullanıyor. Allah feraset basiret versin. Seyhi sigara icer sigarayı mubah görürler. Halbuki sağlığa zarar veren seylerin hükmü nedir açsın ilmihalden baksınlar. Ayette "İsi ehline verin buyurulur" ehil olmasada kendi tarikatimdan olsunda ne olursa olsun diye dusunurler. Ebul vefa hz. Fatih Sultan Mehmet ile gorusmedi. Bizden etkilenirde devlet isleri aksar diye. Şimdiki seyhlerde devlet ricalini muhtemelen hic bos bırakmıyor. Adam yetistirmek gerekirken kadro ihale konusuluyor. Devlette mürid olmaz mürid olacaksa tekkeye gidecek. Devlette devletin memuru olur. Sıraĺı amirlerinden talimat alır.

Avatar
murat 2017-09-15 16:38:28

bu konular çok derin öyle iki haber yaparak ne kimseyi yolundan döndürürsünüz ne de yola sokarsınız, bırakın bu işleri de boşa zaman geçirmek yerine biraz daha yaklaştığınız ölümü düşünün.