Cübbeli Ahmet, Ahmet Şimşirgil'i rezil etti

Ahmet Şimşirgil "NEREDEN NEREYE GELDİK" yazısında hayali bir ilahiyatçı çocuk üzerinden tüm ilahiyatları sapık ilan etmişti. Oysa Şimşirgil'in verdiği örneğin aynısını Cübbeli Ahmet canlı yayında tekrar etmekle Şimşirgil'in ölçülerine göre dini yıkan konumuna geçmişti. İşte o yazı ve işte o video...

Cübbeli Ahmet, Ahmet Şimşirgil'i rezil etti

Ahmet Şimşirgil "NEREDEN NEREYE GELDİK" yazısında hayali bir ilahiyatçı çocuk üzerinden tüm ilahiyatları sapık ilan etmişti. Oysa Şimşirgil'in verdiği örneğin aynısını Cübbeli Ahmet canlı yayında tekrar etmekle Şimşirgil'in ölçülerine göre dini yıkan konumuna geçmişti. İşte o yazı ve işte o video...

Hacı Ali Ekber
Hacı Ali Ekber
15 Eylül 2017 Cuma 09:04
Cübbeli Ahmet, Ahmet Şimşirgil'i rezil etti
banner221

"Türkiye Gazetesi'nin sözde tarihçisi Ahmet Şimşirgil'in "Nereden Nereye Gelmiş" başlıklı yazısını hatırlayanlar var mı?" diye tabi ki sormayacağız. Çünkü bu yazı hurafecilerin pek bir hoşuna gidip kapış kapış paylaşmışlardı. 

Şeyhleri, velileri, mürşitleri, gavsleri, kutupları okul, mektep görmediği, İlahiyatçıların karşısında tutunamayıp paçaları sıvayıp kaçmak zorunda kaldıkları için İlahiyat aleyhine yazılan her yazı gibi bu yazı da pek bir hoşlarına gitmişti. 

Ahmet Şimşirgil'i Diyanet'e saldırılarında yeterince tanışmıştık. 

Utanmadan dünya çapında kabul gören, ilmi çalışmaları ortada olan Prof. Dr. Mehmet Görmez'e yalanları yetmemiş iftiraları ile saldırmıştı. 

Şimşirgil saldırdıkça haliyle nerede cahil cühela tarikat ehli hurafeci varsa tribünlerden "Oleyy! Oleyy!" deyip kendisine destek vermeye başlamıştı. 

Ne mutlu Şimşirgil'e!

Belki de Türkiye tarihinde ilk kez bir tarihçi milleti aydınlatmak yerine cahillerin arkasına düşmüş gidiyordu. 

"AHİRETTE RUHLAR TOPRAK OLACAK" DEMEK DİNİ YIKMAKTI

O günlerde galeyana gelen Şimşirgil münferid bir olay üzerinden hem de bir öğrenci üzerinden tüm ilahiyat camiasını sapık yapmıştı. Önce o yazıyı bir hatırlayalım: 

"Yıl 1982… Erzurum Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü son sınıftayım. İslami İlimler Fakültesi’nde okuyan arkadaşlar var. Bir gün sohbette son sınıf bir talebenin hocaya şöyle dediğini naklettiler:
“Hocam ben buraya, İslami İlimler Fakültesi’ne Ehl-i sünnet inancına sahip bir genç olarak geldim. Beş yılın sonunda ise buradan Ehl-i sünnet mi, Mürcie mi, Cebriye mi, Mutezile mi hak yolda, bilemeden ayrılacağım… İşte beş yılda beni getirdiğiniz nokta burası…”
Delikanlı gerçekten çarpıcı bir gerçeği ifade etmişti. Şimdi bir misal de kendimden vereceğim.
Geçtiğimiz yıl “Vakıflar Haftası” dolayısıyla bir üniversite konferans salonunda konuşma yaptım. Bu arada Müslümanın gerici, mürteci olmayıp asırlar ötesini görebilen ileri görüşlü bir kimse olduğunu ispat etmek için bir kızımıza, “yüz sene sonra nerede olacaksın” diye sordum. “Ölmüş olurum herhâlde” dedi. Bakın kızımız ne kadar ileri görüşlü dedikten sonra “Peki sonra ne olacak” dedim “Toprak olacağız” dedi. “Peki ruhun” dedim. Biraz durakladı ne desem acaba diye endişe duydu ve ardından “o da toprak olacak herhâlde” dedi. Dinleyenlerin çoğu şaşkınlıkla bakarken:
“Kızım sen kesinlikle ilahiyatta okuyorsun” dedim. “Evet” diye cevapladı…
İlahiyatçı olmayan birine sorunca o genç “sonsuz bir hayat var hocam” diye konuştu. Bu defa da dinleyenlere:
“İşte ilahiyatçı ile ilahiyatçı olmayanın farkı” diyerek başka, fakat acı bir gerçeğin altını çizmek zorunda kaldım.
Öyle anlaşılıyor ki artık “dini yıkmak” ilahiyatçıların “korumak” da matematik vs. ilim ehlinin işi olmuş gibi görünüyor…"

Şimşirgil, Müslümanlarla dalga geçer gibi Müslümanların ileri görüşlülüğünü öldükten sonra ne olacağı ile ilgili bir soru ile test ediyordu.

Hayali senaryoda görüldüğü gibi İlahiyatçı kız öldükten sonra ruhun toprak olacağını güya söylüyor. Ve İlahiyatçı olmayan başka biri de kalkıp sonsuz hayatın varlığından söz ederek Şimşirgil'den tam puanı alıyordu.

Şimşirgil, gerçek mi değil mi bu dediği olay bilinmez ama bir çocuk üzerinden tüm ilahiyatları, "dini yıkan hainler" ilan ediyor ve ilahiyatçılar dışında kalanları da "dini koruyan" ilan ediyordu. Oysa Müslüman Anadolu'da bırakın ilahiyatı herhangi bir ortaokul çocuğuna dahi sorsanız bu soruyu alacağınız cevap "ebedi alem" olur. Yani örnek ilahiyatları aşağılamak için seçilmiş özel bir örnek. Ve sözde Profesör olan Şimşirgil "Anket ve Araştırma Teknikleri Dersi" dersinde gördüğü üzere bir örnekle tüm gruba genelleme yapılamayacağını bilmeyecek kadar aptal olmamalıdır...

Şimşirgil'in amacı tabi dini korumak değil. Dini Cübbeli Ahmet gibi cahillere havale edip ilim adamlarını saf dışı bırakarak yersiz tartışmalar çıkartıp ümmeti paramparça etmek. Tabi hurafeciler burada oyuna getirildiklerini anlamaktan aciz olunca akılları sıra Şimşirgil'in büyük adam olduğunu sanıp tezahüratlarla "büyük adamsın" deyip omuzlarında daha bir şevkle taşımaya başlamışlardı. 

ŞİMŞİRGİL'İN DİNE SAHİP ÇIKMA KISTASINI TEKRAR HATIRLAYALIM

Şimşirgil'in ileri görüşlülüğünün ve dini korumanın ölçüsü ne idi? 

Öldükten sonra sonsuz hayatın bilinmesi idi.

Şimşirgil'e göre dini yıkmanın, cehaletin ölçüsü ne idi?

Öldükten sonra bedenle birlikte ruhun toprak olacağını söylemekti.

CÜBBELİ AHMET, "RUHLAR ÖLDÜKTEN SONRA TOPRAK OLACAK"

Şimdi Şimşirgil'in alim deyip göklere çıkardığı hem de çocuk olmayıp şeyhlik, velilik iddiasında bulunan ve ilahiyatçılarla sidik yarıştıran Cübbeli Ahmet isimli cahilin canlı yayında "Kitap ve peygamberden habersiz Müşriklerin beden ve ruhlarının toprak olacağı" cevabını Şimşirgil'e havale ediyoruz.

Oysa hangi din ve inançtan olursa olsun tüm insanların ruhu ile ilgili olarak gerek bu dünyada gerekse ahirette ruhların ne olacağına dair Kur'an ve Sünnette hiçbir bilgi, Peygamberimiz Hz. Muhammed(as)'e verilmiş değil. 

Hatta Peygamberimize "Ruh" hakkında soranlar için Allah, "Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir.” Ve size, (ruha ait) ilimden sadece az bir şey verildi." (İsra Suresi, 85) ayetini indiriyor.

Bu güne kadar kendini bilen ve Allah'tan korkan hiçbir alim Allah Resulü'nün önüne geçip Ruh hakkında ileri geri yorumlar yapmadı. Çünkü vahiy olmadıkça bu konuda yapılan tüm yorumların gerçekliği şüpheli olduğu kadar kişinin bu konuda yaptığı her tür yorum Allah'ın bilgisi dahilinde olan bir konu hakkında iddiada bulunmak idi. Burada Müslümana düşen gaybi bir konu olarak Ruh hakkında susmaktır.

İMAMI RABBANİ'Yİ REHBER EDİNEN CÜBBELİ, KUR'AN'A MUHALEFET ETTİ

Tabi bu konuda Kur'an'dan değil de İmamı Rabbani'den ilmini takviye eden Cübbeli, İmamı Rabbani gibi kitap ve peygamber görmeyen müşriklerin öldükten sonra toprak olacaklarını söylerken İmamı Rabbani'den bir adım daha ileri geçip ruhlarının da toprak olacağını söyledi. 

Hadi Şimşirgil'in örnek verdiği ilahiyatçı bir çocuk!

Peki Cübbeli Ahmet'e ne diyeceğiz?

Hem de Şimşirgil'e göre alim olan bir insan Cübbeli Ahmet...

Nereye el atsanız rezillik!

Ve bunlar bu rezil halleriyle bir de ehli sünnet havarisi kesiliyor milletin başına...

Dine bid'at ve hurafe karıştıran bu insanlar neden böyle biliyor musunuz?

İslam dini bunların değil. O nedenle çok rahat oturup ahkam kesiyor. Bid'at ve hurafelerle dini donatıp millete sunuyorlar. Adamlarda ne hesap verme derdi var. Ne de İslam'ın anlattığı şekilde inanma şekli... Din kendinin olmayınca insanın o dine özenmemesi gayet normal... Hele bir de tarihi Osmanlı ve Müslüman kini içlerinde alev alev yanarken...

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 15.09.2017 09:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat 2017-09-15 23:05:44

...