'Dalgalanma ile dengeler birbirlerini kontrol etti'

İslam’ın güncellenmesi tartışmasında sular duruldu. Tahmin edilen dalgalanma yaşandı ve bitti. Peki bu dalgalanmanın etkisiyle çözüme dair gelişmeler yaşandı mı? Hayır. Peki neler oldu?

'Dalgalanma ile dengeler birbirlerini kontrol etti'

İslam’ın güncellenmesi tartışmasında sular duruldu. Tahmin edilen dalgalanma yaşandı ve bitti. Peki bu dalgalanmanın etkisiyle çözüme dair gelişmeler yaşandı mı? Hayır. Peki neler oldu?

21 Mart 2018 Çarşamba 14:28
'Dalgalanma ile dengeler birbirlerini kontrol etti'

Yazar Mehmet Tekelioğlu yazısında da belirttiği gibi çeşitli İlahiyat fakülteleri açıklamalar yaptılar. Diyanet bazı açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığından açıklamalar yapıldı.

Bunların anlamı ne?

Dalgalanma ile dengeler birbirlerini kontrol ettiler.

Bütün denge merkezleri hallerinden memnun oldukları için çözüme dair bir sonuç çıkmadı.

Çözüm tabirini kullanıyorum. Çünkü sorun var.

Örneklerle açmak gerekirse.

Aynı zamanda denge merkezleri de olan bazı kurum ve yapılara göz atalım.

İlahiyat fakülteleri, Diyanet, Cumhurbaşkanlığı, Tarikatlar ve dini gruplar, İmam hatipler.

Bu denge merkezleri kelimenin tam manasıyla İslam’ı anlamaya çalışıp ve anlayıp, yaşanan hayata ve geleceğe taşıma derdindeler mi?

Esas soru budur.

Tek tek ele alalım.

İlahiyat fakülteleri:

Gerekli olan müfredatların olmaması sebebiyle bu fakültelerdeki öğrenciler matematikten, fizikten, kimyadan, antropolojiden, biyolojiden kısacası fen bilimlerinden bihaberdir.

Bazı hukuk ve ekonomi dersleri de zaten seçmelidir. Böyle olunca da, klasik İslam anlayışı aktarılmaya devam eder gider.

Bütün şehirler olmasa bile büyük şehirlerin ilahiyat fakülteleri bulundukları şehirlerde ne kadar aktif durumdadırlar.

İzmir’i ele alalım. İki tane ilahiyat fakültesi mevcut. Bu fakülteler İzmir’de bir dinamizm oluşturabilmişler midir?

İlgili oldukları (yukarıda ifade ettiğim bilim dalları) fakültelerle ‘düşünce kuruluşu’ oluşturmuşlar mıdır?

İlgili oldukları (yukarıdaki bilim dallarına ilave olarak Felsefe, dinihaber.com Sosyoloji, Psikoloji, Sanat vb) bilim dallarının fakültelerindeki öğrencilerle ortak çalıştaylar düzenleyerek İzmir halkına alternatif dini söylem çalışmaları sunmuşlar mıdır?

İzmir’in Alsancak, Mithatpaşa, Karşıyaka, Balçova, Narlıdere, Çeşme gibi yerlerinde bürolar açarak ücretsiz danışmanlık hizmeti sunmuşlar mıdır?

Bu saydıklarım yapılması gerekenlerden sadece birkaçı.

Diyanet:
Bireysel bazı başarılı görevliler haricinde acaba diyanet personeli topluma artı değer olarak neler vermektedir.

Bulundukları şehirlerde çalışma yapan dini grup ve tarikatlerle ne tür bir çalışma içindedirler.

‘Halkın ihtiyaçları için biz varken, neden insanlarımız böyle dini gruplara tenezzül etmektedir’ sorusu ve derdi ile çalışmalar yaparak, vatandaşlarımızı bilinçlendirme adına hangi uzun soluklu projelere imza atmışlardır.

(Zaten bu yapılmış olsaydı fetö gibi bir olayı yaşamazdık).

Cumhurbaşkanlığı:

Siyasi açıdan yanlış anlaşılmalara sebep olacağı için bu maddeyi geçiyorum.

Tarikatlar ve Dini gruplar:

Dini sohbet, zikir, birlikte coşma ve karşılıklı methiyeler söyleme haricinde ne gibi çalışmalar yapmaktadırlar?

İslam’ı daha iyi anladıklarını iddia eden bu kuruluşlar bulundukları şehirlerde hangi İslami yapıyı ve kuruluşu oluşturmuşlardır?

Ekonomi alanında faaliyet gösterenler vardır. Acaba bunların kaç tanesi İslam’ın ekonomik doktrinlerini araştırıp, uygulama gayretindedirler?

Şöyle örnek vereyim: Ticarethanelere sahip olan dini grupların ve tarikatların hangisi çalışanlarına ücretsiz kalacak evler, kendi içlerinde geçerli olan alternatif para birimi, bulundukları şehirdeki inançlı-inançsız evsiz- fakirlere aşevleri ve oteller inşa etmişlerdir? (Zerre kadar menfaat beklemeden)

Ticarethanelere sahip olan dini gruplar ve tarikatlar acaba bu işyerlerinde kapitalist sistem ne istiyorsa ona göre mi davranmaktadırlar yoksa İslami çalışma sistemini mi oluşturarak, uygulamaktadırlar?

Bir örnek vereyim de, durumun vehametini daha iyi anlayın:

Almanya’da faaliyet gösteren camiler (Diyanet, Milli Görüş, Süleymancılar vb) kurdukları camileri banka kredisi ile yani FAİZLE satın alıyorlarsa, biz hangi İslami dertlenmeden bahsedebiliriz ki…

İmam Hatipler:

Bu liseler bulundukları şehirlerde ilahiyat fakülteleri ile uzun soluklu çalışmaların içinde midirler? Evet, bu olmaz. Çünkü iki kurum da farklı İslam’dan bahsediyorlar.

İHL’lerde görev yapan meslek dersleri öğretmenleri acaba ne ölçekte, öğrencilerinin hayatlarında karşılaştıkları sorunlara çözümler aramaktadırlar? Hayatın içinde oluşan sorunlara çözümler bulmada zorluk çeken öğrencileri için yeni müfredat arayışı içinde oluyorlar mı?

Acıdır ki; bunlar olmuyor. İfade ettiğim gibi bireysel olarak bazı başarılı çalışmalar mutlaka var. Ama yeterli ve sistemli değil.

‘Müslümanlar gerçekten çözüm arayışındalar mı?’ sorumu cevaplayayım. Hayır değiller.

Çünkü şekilciliğin hakim olduğu, günü kurtarma düşüncesi olan, dünyayı sen mi kurtaracaksın mantığıyla yoğurulmuş bir müslümanlık yaşanmakta.

Geriye doğru neden olmadığını ele almakta fayda var.

İHL’lerdeki meslek dersleri öğretmenleri idealizmi, dava için çalışmayı 80’li-90’lı yıllardaki örneklerde gördüler. ‘Derse girer çıkarım, maaşımı alırım’ düşüncesi her alana sirayet etmiş durumda.

Tarikatlar ve Dini Gruplar ise kendilerine para kaynağı olan üyelerin derdindeler. Üyelerinin sayısının fazlalığıyla gövde gösterisi yapmak ve güç haline gelmek temel amaçları.

Diyanet ise çeşitli görevleri üstleniyormuş gibi yaparak hem devletle hem hükümetle dengeleri korumanın derdinde.

Diyanet’te görev yapan bazı ilahiyat fakülteleri hocaları da, görevleri esnasında aynı dengeleri gözetip, görevleri sona erdikten sonra da, günah çıkarır şekilde çeşitli kitaplar kaleme alarak kalplerini tatmin ediyorlar.

İlahiyat fakülteleri ise tamamen akademik kariyer yarışının yaşandığı mekanlar. Bunun için de zaten rota belli. Yurtiçi ve yurtdışı yayınlar, makale çevirileri, basılmış yayınlar (kitap, dergi ve gazete makaleleri) ve bir bu kadar da önemli olan üst kadrodaki profesörlerle arayı sıkı tutma gibi politik çalışmalar.

Velev ki; öğretim görevlisi olan kişiler farklı çalışma yapmak isteseler, ilk başta fakültedeki diğer öğretim elemanlarının tepkileri ya da alaycı davranışları (dünyayı sen mi kurtaracaksın) ile karşı karşıya gelirler.

Peki çözüm nedir.

Çözüm hayatın içinde. Hayat daha da zorladıkça müslümanlar düşünmeye başlayacaklar. Sıkıntılar arttıkça sorular da artacak. Demeçler çoğalacak.

Allah müslümanları çözümler bulmaya zorlayacak.

Bize düşen görev: Bu zorluklar daha da çoğalmadan oturup-düşünmek, çözümler aramaya başlamak.

Çözüm bulabilmenin ilk şartı sorunları doğru okumak ve anlamaktır.

Sevgi ve Bilgiyle kalın.
 

Kaynak: ocakmedya.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.