'Sen kim Maturidilik hakkında yazmak kim?'

Yeni Şafak Gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan "Gerçek şu ki..." yazısında Maturidiliği, Hanefiliği, Sünniliği tekellerine almış geri kafalı yobazlara verdi veriştirdi. İşte o yazı..

'Sen kim Maturidilik hakkında yazmak kim?'

Yeni Şafak Gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan "Gerçek şu ki..." yazısında Maturidiliği, Hanefiliği, Sünniliği tekellerine almış geri kafalı yobazlara verdi veriştirdi. İşte o yazı..

Raşit Tavus
Raşit Tavus
20 Eylül 2017 Çarşamba 09:46
'Sen kim Maturidilik hakkında yazmak kim?'
banner221

Gerçek şu ki, Türkiye’de herhangi bir konuda itirazı olan, herhangi bir eleştirisi olan herkes tuhaf, berbat bir düzleme mahkum edilmektedir.

Hemen her gün bunun bir örneğini görüyor, yaşıyoruz. Bu tuhaf düzlem yakında ‘herhangi bir fikri olan herkes’ kümesine kadar ilerleyecektir. Korkum budur. Niçin? Anlatayım. Belki okudunuz, Maturidilik çerçevesinde iki yazı yayınladım bu köşede. Her iki yazıda da bu konuda yazı yazmanın aslında haddim olmadığını, bunu bir zorunluluk olarak gördüğüm için yazdığımı sarahaten belirttim. Elbette hatalı, yanlış, isabetsiz görüşlerimin olabileceğini de... Kaldı ki bu sadece Maturidilik meselesinde değil, sorumluluk alarak yazdığımız, söylediğimiz, dile getirdiğimiz her şeyde böyledir. İnsan dediğin hata yapar. Ancak herhangi biri herhangi bir konuda fikir beyan ediyor diye idama mahkum edilir mi yahu?Sen kim Maturidilik hakkında yazmak kim?’ cümlesini sindirebilirim elbette, ama yahu ‘İmam Maturudi’nin iki kitabını, onun hakkında yazılmış üç beş araştırma kitabını okuyarak yazı yazma cüretini kendinde nasıl bulursun?’ cümlesi nasıl bir cümledir. Bir konu hakkında fikir beyan etmek için kitap okumanın yetmediğini düşünmek nasıl bir zihinsel sapmadır? Aslında biliyorum ne demek istediğini böylelerinin. Aslında diyorlar ki ‘benim şeyhim, hocam, alimim, bilmem kimim dururken ve onlar Maturidiliği, Hanefiliği, Sünniliği tekellerine almışken sen kim köpeksin de bu konuda fikir beyan edersin?’ Bu çölleşme, bu sakat bakış bizi bitirecektir. Tedirginim çok. 

Gerçek şu ki, Türkiye’de büyük ve kötü bir moda haline gelen ‘İslamcılık eleştirileri’ni kahkahalar eşliğinde izliyorum. Hayatını Abduh’un, Seyyid Kutub’un, Mevdudi’nin ve daha bilmem kimlerin sapık olduğunu ispata adamış, Müslümanlara sürekli sağcılık ve nostalji pompalayan, darbeci askerlerden aldığı bütçeyle yayıncılık yapan, Amerikan filosunu memlekete buyur etme sektöründe çalışmış, yazdıklarına yaşına hürmeten sustuğumuz sünnetçi şapkalı amcayı falan geçtim. Başka koca koca adamlardan söz ediyorum. Daha ciddiye alınabilir adamlardan. Yahu, 1980’lerde bile dolaşımdan kalkmış İslamcılık eleştirileri ile bugünün, 2017 yılının İslamcılığı eleştirilir mi? Biraz gelişim gerekmez mi? Bugünün İslamcılarının iddialarını, tezlerini, açmazlarını düşünmek, bunlar üzerine kafa yormak gerekmez mi? Bakın size birkaç ipucu vereyim. İslamcıların STK’cılıkla, bilhassa diğer tüm iddialarını dışarıda bırakan STK’cılık anlayışıyla imtihanına çalışın biraz. Niçin tüm dünyada İslamcılığın -tıpkı Sosyalizm gibi- artık kurucu metin üretemediğine kafa yorun. İslamcıların örgütlenme modellerinin niçin giderek -yine tıpkı Sosyalistler gibi- ‘klik’ halinde gerçekleştiğini düşünün. Yerlilik, modernizm, sekülarizm, servet kullanımı falan gibi eleştirilerle geldiğinizde sadece komik oluyorsunuz. Mesele ciddi, komikliğin lüzumu var mı?

Kaynak: Yeni Şafak

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.